• 523
    son yıllardaki avrupa hezimetlerimize bir yenisini eklediğimiz, zerre top oynamayıp bireysel çabayla bir golü zar zor attığımız maç. sorumlusu yönetiminden hocasında, hocasından futbolcusuna herkestir. seçimden önce 10 günde transferleri bitireceğiz diyen fakat yapamayan burak elmas yönetimi, takımı hiç ama hiç hazırlamamış olan fatih hoca ve saçma sapan bireysel hatalar yapan tüm futbolcular sorumludur. bu kadar da fark yenmemeliydi. yazık oldu.
  • 525
    transfer yapmayarak zaten baştan elenmek için çıktığımızı düşündüğüm maç ki öylede oldu.

    oynanan şey futbol değildi bizim açımızdan.

    sağ bek yok, sol bek yok, sağ açık yok, sol açık yol, orta saha yok, forvet yok.

    bir ara tv 8 gidince ilk yarıyı yabancı bir kanaldan izledim hele birde türk spiker olmayınca cidden ortada top oynanmadığını anlıyorsun.

    alpaslan öztürk nasıl 11 çıkıyor hala anlayamıyorum. koca galatasaray kulübü bu 11 le sahaya çıkmamalıydı.

    birde kerem aktürkoğlu büyük hayal kırıklığıydı. kendisini onyekuruya tercih edenlere selam olsun.
  • 527
    fatih terim'e değil, burak elmas'a yazar bu maç. açıkçası son iki senedir fatih terim'i elindeki oyunculara rağmen oynattığı kötü oyun için çok eleştirdim fakat bu maç için cidden bir şey diyemiyorum. şunu neden oynatmadin ya da bunu neden burada oynattın diyemiyorum.

    iki takım arasındaki kalite farkı o kadar bariz ki gerçekten üzüntü verici. bu bir de daha ön elemedeki kalite farkı. gruplardaki farkı konuşmak daha istemiyorum.

    sağ bek yok. orta sahada yokluktan arda oynuyor, sağ ön yok. sol bek istemediğimiz ömer. hakikatten çok çok çok yetersiz bir takım. rakibin sol ve sağ ön oyuncularına bakıyorsun bir de bizim sağ ve sol önde oynayan yunus - kerem ikilisine. ilk yarıdaki rakibin orta sahası bizim orta sahayı sırtında taşıdı, çoluk çocuk muamelesi yaptı resmen.

    bu galatasaray kadrosuna bugün guardiola'yi getir, belki 5 yemezdi ama en azından 3 yerdi.

    göreve geleli bir ay olup hala bu seviyede oynayacak oyuncu transfer edemeyen burak elmas yönetimi umarım bu maçı izleyip biraz utanmışlardır. bu takımın 5 adet ilk on bir oyuncusuna ihtiyacı var bu seviye için.
  • 528
    avrupa'da rezil olduğumuz bir karşılaşma daha.

    4-2-4 ile çöken psv'ye karşı neden 5'li oynamamamız gerektiğini defalarca dile getirmiştim.

    (bkz: #3202967)
    (bkz: #3204941)

    dakika 1'den başlayıp maç bitene kadar da gol hediye ettik rakibe.

    bu takıma kalite katmamız gerektiğini de dile getirmiştim.
    ghezzal hala bizi tercih ediyorsa düşünmeden yarın almalıyız.
    gedson fikrini değiştirmediyse onu da almalıyız.
    keza berkan kutlu için de geçerli bu dediklerim.
    halil dervişoğlu da çok kritik durumda, safkan sahte 9.
    paramız kalırsa stanciu'yu da almak lazım.

    almadığınız yardımcı antrenörleri de başınıza çalın.
    taktiksel olarak, zihinsel olarak uçurum var avrupa ile aramızda.
    özür dilemekle kapanacak bir fark değil bu.

    takımdan gönderilmesi gereken adamlara da mobbing mi yapıyorsunuz, el altından para mı veriyorsunuz ne yapıyorsanız yapın ve vedalaşalım.

    takıma takviye gelene kadar, başka da bir şey söylemek istemiyorum.
  • 529
    rövanşına pek bir şey bırakmayan maç. 20'li yaşlarının sonunda avrupa kupası tecrübesi tatmış oyuncular dışında pek bir kazanımımız yok. kaldı ki onlar da bu edinimlerini geleceğe taşıyacak bir durumda değiller. yeniden yapılanma yetmez, devrim yapmak zorundayız. yenileceksek de fark yiyeceksek de bu seviyeyi sonraki yıllarda bizi taşıyacak olanlar deneyimlemeli.
  • 531
    bu maçta çok net gördüğümüz 3 husus vardır.

    1- önde baskı yapabilen her takım galatasarayı yener.
    2- burak elmasın projeleri falan hikaye. hazır topçular, sponsor vs.
    3- geçen seneki fatih hocanın derin yalnızlığının sebebi ilk sözleşmeyi tl üzerinden yapması. euro ile yapınca x 2 oldu ve yalnızlıktan kurtuldu.

    psv nin ilk dakikalardan itibaren yaptığı ölümcül baskı sonuç getirdi ve musleranın asistiyle golü buldular. devamında her baskı sonucu defansımızdan uzaklaştırılan topla rakip atak tazeledi. bu maçta bir kez daha anladık ki, marcao - luyindama ikilisi, serdar - maicon ikilisinden kötü.
  • 533
    oldukça üzücü sonuç diyecek başka kelime yok. daha önce yazdığım entry koyarak referans verdiğim için bu entry'm silinmesin ama 1 ay önce zaten psv geçme şansımızın %10 olduğunu söylemiştim takip edenler hatırlayacaktır.

    kafamda tam olarak bu tarz bir maç döndü desem yalan olmaz ama bu skor hiç kafamın içinde oynanmadı açıkçası. 5 golün 4'ü bireysel zaten iki tanesini muslera siz zahmet etmeyin ben hemen kendi kaleme atıyorum dedi. momo'nun orta sahadan geriye kafa vurarak gol falan yedik. gözlerim çok fazla bireysel hatadan kanadı resmen.

    muslera, emre kılınç, luyindama, alpaslan, ömer, babel, arda günün berbatlarıydı geri kalanlarda kötülerdi zaten.

    çok eksiğiz psv %80 hazır bir takım üzerine roger gibi bir gegenpress hocasının fizikli tempolu takımı karşısında bitikleri oynadık. benim istediğim ve fatih hocanın en iyi işleri yaptığı futbol mantelitesi psv'nin bugün bizi dövdüğü futboldu. belki biraz aklı başına gelmiştir çünkü bu oynamaya çalıştığımız futbolu biz iki yıldır oynayamadık gelecekte de oynayamayacağız gibi duruyor.

    son olarak dün luyindamayla ilgili bu adama sakatlık öncesi 13 verdiler satamadık şimdi 4-5'e gitmesi yazık olacak psv maçlarını izleyip karar vermek lazım demiştim. bugün 4-5'e satmamak bize yazık olacakmış onu anladım o yüzden hızlıca sözlü teklifler yazılıya döküldüğü zaman satın gitsin.
  • 535
    çok sıkıntılı maç, çok.

    canım yandı. bu can yanığıyla olabildiğince sakinleşerek birkaç şey yazacağım. duygusallıktan mümkün mertebe uzaklaşarak...

    birincisi maça çıkışımız itibariyle "hele bir şu maç geçsin" fikri varmış gibi fatih terim'in. savunma yapıp mümkün olan en az zararla buradan çıkmak istiyormuşuz gibi. gol atabilme ihtimalimiz maçın başında, oyuncu tercihlerinden çok oyun kurgusu itibariyle neredeyse yok. gördük ki gol yeme ihtimalimiz, 5 gol -6'yı yedik mi bilmiyorum- yemiş olmamızdan bağımsız olarak çok. üç stoperle oynamanın daha iyi savunma anlamına gelmediğini yeniden gördük. ki bence dörtlüye döndüğümüzde daha iyi savunma yaptık. çünkü ona alışkınız takım olarak, oyuncu profilleri olarak. üçlüye pek hazırlanmamışız ya da hazır olamamışız.

    üçlü oynarken defans çizgisini altılıyorsanız ve buna rağmen top kenarlara iniyor ve rakip buralardan tehlike yaratıyorsa çok kritik bir yerde hata yapmışsınız demektir. ya da stoperleriniz o kısa mesafede sırtlarını dönmek (yüzlerini kendi kalesine) zorunda kalıyorsa...

    bunun haricinde öyle bireysel hatalardan gol yedik ve mücadele eksikliği çektik gibi basit nedenlere indirgenemeyecek bir maç oldu savunma anlamında. tüm maç boyunca, rakibimiz psv futbolun çok basit gerçeklerini uyguladı. sürekli bu basitlikleri zorladı. ve sonuç aldı. aslında ilk sonuç idealden uzak, sürpriz/baskın etkisiyle açıklanabilecek bir şey. normalde kalecinin üzerinde iki futbolcu baskıda kalmak istemeyeceğiniz bir şeydir. peki bu gol oyunu bozdu mu? eh-işte. goldür sonuçta. ama ne psv oynadığı oyunda bir değişikliğe gitti ne de biz. çok da bir olayı yoktu golün oyuna etki olarak...

    psv'nin yaptığı basit futbol doğrularından bahsetmiştim. neydi bunlar: mesela, ilk olarak zone 14 denen ceza yayının hemen önündeki alana oyuncu soktu. sokmakla kalmadı, oyuncularını burada topla buluşturdu. bu toplar neredeyse her zaman kalemize şut ve tehdit olarak geri döndü. kanatlar ceza sahasına çapraz koşu yaptı, zone-14'deki futbolcu hemen her zaman tek topla vesaire bu oyuncuları buldu. hem zone-14'ü hem de half-space'i savunamadığınızda böyle oluyor.

    not: gol aksiyomlarının büyük çoğunluğu zone-14'den gerçekleşir, üstelik 8 saniye içinde gerçekleşir. top buraya iner, hiç duraksamadan ilgili yerlere aktarılır. mesela başka ilginç bir istatistik yapılan asistlerin 3’te 2’si half-space yapılıyor. şimdi bu istatistiklere göre bu maçı tekrar izleyin. yediğimiz gollere, yediğimiz pozisyonlara bu gözle tekrar bakın. aslında bizim için bireysel hatalarla yediğimiz gollerden ibaret olmadığını göreceksiniz.

    rakibin bizim dip çizgimizde nerede topla oynadığına bakın mesela.

    sahaya yayılım ve sahanın neresinde savunma yapacağımız konusunda ise ayrı bir eksiğimiz var. bu çok büyük bir problem. eğer siz -yerleşik savunmadayken hem de- orta saha kanadında savunma yapıyorsanız sıkıntı vardır. orayı savunmanın neredeyse hiçbir mantığı yok. üstelik bu sizin ekstra efor sarf etmenize neden oluyor. 2 kat olarak... birincisi rakibin ideal olmayan bir yerde savunuyorsunuz, ikincisi asıl savunmanız gereken yere geri dönmek zorunda kalıyorsunuz. zamanında dönemediğinizde ise malum tehlike oluyor.

    buraya kadar hiçbir şekilde oyuncu tercihleriyle alakalı yorum yapmadım. dolayısıyla transferle ilgili bir konu değil anlattıklarım. bu oyuncular da sizin oyuncunuz. ve bu oyuncuların da bazı belli başlı şeyleri bilmesi gerekir, bu konularda antrene edilmesi gerekir. nerelerin savunmasında daha dikkatli olunması gerektiğini, nerelerde boşuna enerji harcamaması gerektiğini bilmeleri gerekir. zaten görüyoruz, fizik kalite olarak da yeterli değiliz. haliyle üstüne yanlış efor da eklenince yamuluyoruz.

    oyuncu tercihleriyle, transfer gecikmeleriyle işim yok anlayacağınız.

    ama allah aşkına! arda turan nasıl 60 dakika sahada kalabiliyor? bunu şuradan söylüyorum. arda turan sahada yoktu. hiç yoktu. soso'nun en azından futbol oynayabildiğine kendi gözlerimizle şahit olduk. top aldı, top dağıttı, oyun kurmaya çalıştı, baskı yaptı vesaire... gözümüzün önündeydi. durum buyken soso yerinee arda turan tercihi, hadi tercihi geçelim "geçliği" anlaşılır gibi değil.

    bu takımın transferler olsa bile çok işi var. transferle türkiye ligi'ni belki kotarırsınız ama avrupa hayali boşuna kurmayın, kurdurmayın bir zahmet.

    çünkü ortada doğru yapılan neredeyse hiçbir şey yok.
  • 537
    oyun anlamında ezildigimiz bir başka avrupa kupası maçı. yakın zamanda oynadigimiz benfica karşılaşmalarında modern futboldan inanilmaz uzak bir çizgide olduğumuzu gostermistik. o maç özelinde yaptığım tüm yorum ve değerlendirmeler psv maçı için de geçerli zira takımımızın modern futbol karşısındaki aciziyeti tamamen ayni seviyede.

    bugünku karşılasmada yediğimiz ikinci golde, sol kanatta yapamadığımız kademe ve bıraktığımiz boşluk sayesinde rakibin iki oyuncusu aynı hizada koşu atabildiler. ne sekidika'nin kullanamadığı taç atışı ne de muslera'nin hatalari... sahsim adına en büyük komedi 2. gol öncesi aşırı amatorlugumuz sonucunda oluşan pozisyondur.

    geçen senelerde benfica maçlarınin ardından da soylemistim: transferlerle birlikte takımın siyah ve beyaz gibi değişeceğine inanan varsa büyük hayal kırıklığına uğrayacak. 2000'lerin başında transferler oyuna doğrudan etki edebiliyorlardi. günümüzde tempolu oyunu temel alan oyun sistemleri on planda.

    turkiye cumhuriyeti sınırlarında bir futbol devrimi gerçekleşecekse, bu devrim tabii ki galatasaray ile olacaktır. umuyorum ki bu devrim daha fazla rotarlanmadan, yakın bir gelecekte gerçekleşebilir.

    edit: imla
  • 538
    (bkz: #3205289)

    alman hoca takımının, türk hocanın takımını fiziksel olarak ezeceğini düşünüyordum. ne yazık ki oldu.

    pres yapamamanın, rakibe direnç gösterememenin, omuz omuza giderken kendini yere bırakmanın, topa sahip olmazken bile sürekli az koşmanın, oyuncuyla, oyuncu kalitesiyle, zeminle, hava durumuyla ilgisi yok. sorun tamamen antrenmanda.

    psv'yi beklediğimden kötü buldum. oyuncu kalitesi bizden iyi. daha iyi oynamalarını da beklerdim. adamlar zorlanmadan fark attı. şampiyonlar ligine kalabileceklerini düşünmüyorum. bununla beraber sezonun ilk maçında bizi fizik olarak ezmeleri kabul edilemez.
  • 539
    35 gündür hazırlanılan maç. şaka gibi. inanamıyorum. ben bir müzik enstrümanı çalmaya çalışsam 35 günde bir şarkı icra ederim en azından. enstrümanım istediği kadar amatör olsun, 35 günde bir şarkı icra ederim.
    normal transfer neyse de yardımcılar bile eksik be kardeşim o da mı zor? 3.5 senedir takımın başında olan hocamız bir 3 sene daha istiyor. bilmem kaç milyon eurolar 29-30 yaşlarındaki adama veriliyor, verilmeyi düşünülüyor.
    tempolu takım diyorsun, 2-2-6 oynuyor, kontra presi iyi yapan adamlar diyorsun, orta alanda arda ile çıkıyorsun. emre taşdemir o kadar geride herhalde ki orijin mevkisinde başka adam yokken bile o değil ömer oynuyor, o zaman niye sözleşme yenilendi?
    hadi hepsini geçin, son 10 gün öncesine kadar herkes ölü taklidi yaparken; 10 gündür de psv zaten büyük, takım değeri bizimkinin 4-5 katı falan diyerek mağlubiyeti kabullenerek çıktı bu takım? galatasaray böyle olabilir mi?
    hadi onları da geçin, ya hocam 2011 yılında geldiğinde alt yapı vs konuşulurken, o dönem 10 yaşında olan herhangi bir futbolcu şu an ne yapıyor? sekidika'dan daha iyi bir bek çıkaramamamız ne demek? nasıl bir başarı bu? bravo.
  • 540
    girenin çıkanı arattığı maç.
    fatih hocaya saygı çerçevesinde yapılan eleştirilerin bir çoğuna saygı duyuyorum ama kadro seçimleri konusunda haklı çıkanı görmedim henüz.

    maç içinde hem diziliş hem futbolcu isimleri üzerinden neredeyse tüm istekleri denedi, her değişimi bir öncesini arattı.

    muslera dahil (ki ben bu kadar kötü muslera izlemedim) takım çok kötüydü.

    (bkz: fatih terim/#2999028)
    zamanında böyle bir yazı yazmıştım, fikrim hala değişmedi.
  • 541
    futbolda kısa vadeli günü kurtarmaya yönelik anlayışın galatasaray'da iflas ettiğini gösteren maç olmuştur kanımca. herkes fatih terim ve sahaya sürdüğü kadroya ateş püskürdü buna ben de dahil. çünkü hepimiz duygularımızla yaklaşıyoruz seviyor seviniyor ve üzülüyoruz. galatasaray sevgisi hepimizin kalbinde taşıdığı bir duygu. buna hiç şüphe yok. bu sevgiyi mantık ve realiteyle harmanlandırmak hepimiz için elzemdir.maç öncesi ve esnasında başkan burak elmas ve fatih terim'in uzun vadeli hedef koyma ve daha geniş bir zaman dilimi içerisinde planlama üzerine ifadeleri kulaklarımda çınladı durdu. ama buna rağmen alınan ağır mağlubiyet beni de hem üzdü hem de öfkelendirdi. ancak sahada iki şey vardı farkettiğim.birincisi galatasaray futbol takımının niçin tamamen revize edilmesi gerektiğini gördüm. rakibimizin ortaya koyduğu akıcı futbol ve farklı galibiyet de ihtiyaç duyulan söz konusu dönüşümün bizi nerelere getirebileceği. fatih hocamıza kızdık ettik. ama maç öncesi ve sonrası açıklamalarındaki duygudan uzak realist tavır ve farklı mağlubiyeti serinkanlı bir üslupla yorumlaması hocanın eriştiği bir farkındalığa işaret ediyor.tıpkı avrupalı hocalar gibi sonrasında neler yapması gerektiğine odaklanmış ve bu doğrultuda hareket edeceği izlenimini aldım.bu demek değildir ki yarından sonra herşey güllük gülistanlık olacak muhteşem oynamaya başlayacağız yediğimiz farkın fazlasını atacagız. sadece belli bir doğrultuda hareket edeceğiz ve doğru olan neyse onu yapmaya çalışacağız.hepimiz biliyoruz ki fatih hocanın galatasaray'da kredisi çoktur.ve umut ediyorum ki bu kredisini olumlu kullanıp futbol takımını rayına oturtacaktır.bunu yapabilecek bilgi birikimi ve tecrübe onda mevcut.
  • 542
    sonucunda zaten düşük olan umudumuzu rövanş maçına taşımayı bile çok gördüler bize. yenilmek gram umrumda değil lakin çift maçlı turda oynuyorsanız 3-1 yenilmek ile 5-1 yenilmek arasında büyük fark var.

    maç öncesi takımı iyi analiz ettik, ön alan baskısı yapan, hızlı ve tempolu oynayan dinamik bir takım dedik psv için ki bunu fatih terim basın toplantısında da söyledi. emre kılınç'ın orta sahada rakibe ikram edip yediğimiz gol bu maça nasıl çalışmadığımızın ve boşvermişliğimizin kanıtı. bireysel hatalar bu kadar çok oluyorsa ben sistemin veya sahadaki dizilişin oyuncuları buna ittiğini düşünürüm.

    türkiye'nin en büyüğü, avrupa kupası sahibi, taraftarı futbolu bu kadar iyi bilen bir takımın modern futboldan bu kadar uzaklaşmış olmasını, koca 90 dakikayı doğru ve organize bir oyun oynayamadan bitirmesini ben kabullenemiyorum.

    öyle kötü halde ve kaliteden yoksun haldeyiz ki önde gelen 5-6 ligin hiçbir takımını çift maç sonunda geçebiliriz hissi yok bende. bu inançsızlığa sebep olan kim varsa çıksın şampiyonlar ligi sahnesine ilk 90 dakikada havlu atmamızın hesabını versin.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!