2020-21 İngiltere Premier Lig 9. Hafta Karşılaşması
20:30
2 - 0
  • 17
    iki farklı oyun anlayışının çarpıştığı maç. maça geçmeden önce, iki takımın temsil ettiklerini ve izleyicilerin bu iki takımı ve hocayı nasıl tanımladıklarını ele almak gerektiğini düşünüyorum.

    jose mourinho ve bir mourinho takımı olarak tottenham ne oynayacak aşağı yukarı biliyoruz. sıkı savunma, hızlı hücumlar, özellikle 2020-2021 sezonunda kane bağlantısıyla yapılan ataklar, son'un topsuz koşularının etkin kullanımı ve topun arkasına on bir kişiyle geçmek... bunları bu sezon çok sık gördük.

    guardiola ve city ise daha farklı, tavanı kesinlikle daha çok kupaya ve başarıya yakın olan taraf. zarafet, incelik, nüansların önem teşkil ettiği planlar, dar alanda ince işler... ancak bu sezon şöyle bir problem var, öyle veya böyle onca transfere rağmen city hala "savunamıyor". guardiola geldiğinden beri bu takım bana kalırsa merih demiral kadar dahi savunma yapabilen birini alamadı. elbette guardiola'nın savunmacıdan salt savunma beklentisi yok ancak dönemsel rakibin liverpool van dijk ile oynarken, senin elinde o kalitede hiçbir savunmacı yok. laporte, stones, dias, ake bunların farklı farklı elit seviyede becerileri var. ancak bu oyunculardan hiçbiri van dijk, ramos* veya koulibaly gibi "tam paket savunmacı" değil. city'nin büyük bir savunma problemi var. dönelim takımlara ve hocalara.

    aslında maçta beklenmedik pek bir şey olmadı. lo celso'nun attığı golde bu sene çok gördüğümüz kane bağlantılı ataklardan birine şahit olduk. manchester city yine topu rakip sahaya yıktı ama rakip geriye çok iyi yerleşti. guardiola'ya karşı diğerleri diyebileceğimiz bir durum var ve çoğu zaman aynı maçı birkaç farkla izliyoruz. guardiola'nın takımı topu alıyor ve biz yerleşen savunmaya karşı takımın rakibi açma çabalarını izliyoruz. düşük/orta profilli takımlar eğer salt savunma ve kontra atak üzerine kuruluysa, bazen burada bile sert kayaya çarpmak mümkün oluyor. elit seviyeye yakın takımlar iyi savunma yaptığı zaman da böyle sonuçlarla karşılaşabiliyorsunuz. üstelik guardiola'ya karşı diğerleri dediğimizde, diğerleri arasında guardiola'ya karşı bu oyunu çok iyi oynayan iki isim var: simeone ve mourinho.

    peki oyun bize ne gösterdi?

    oyun bize şunu gösterdi, kane bağlantılı ataklarla bu sene tottenham en az 15 gol daha bulacak. kane iyi bir bitirici olduğu kadar, hemen her zaman iyi bir bağlantı oyuncusuydu da. ancak o, bu bağlantıyı mourinho gelene kadar 3. bölgeye daha yakın bölgelerde kuruyordu. biz bu role (bkz: roberto firmino) ile aşina olduk. top takımdayken bir benzerini 2019-2020 sezonunda kai havertz'den de gördük. kane'in farkı şu: kane bu saydığım oyuncuların hepsinden daha iyi bir bitirici. kane'in doğal olarak 15 ve üzeri gol atabilecek becerisi var, bağlantı oyunuyla birleşince ortaya eşsiz bir paket çıkıyor. üstelik havertz ve firmino doğrudan bir forvet oyuncusu dahi değil. firmino'yu almanya'da izleyenler hatırlayacaktır, kendisi bir ofansif orta saha oyuncusuydu.

    gol: https://streamable.com/0i0q41 *
    https://gss.gs/pmW.png
    ikinci golde çok süratli bir dörde üç atak izliyoruz. ilerideki iki oyuncu rakip on sekizin göbeğinde kaldığı için orda sahte bir üçe iki üstünlük gözüküyor.
    gol atıldığı anda ceza sahasında tottenham oyuncusundan fazla city oyuncusu var. yayda da bir futbolcu var. çoğu zaman rakip iki ön alan oyuncusuyla duruyorsa üçlü savunursunuz ve sayısal üstünlüğü elde tutarsınız. bu çoğu zaman işe yarar ancak şunu da unutmamak gerek, rakip o iki kişiye topu uzun oynamak yerine topu taşıyarak getiriyorsa, otomatik olarak üçe üç, yani adam adama eşleşmek durumunda kalacaksınız. bu atakta lo celso'dan ekstra bir koşu görüyoruz.
    çoğu hoca savunma kurgusunu "rakip takım kaç forvetle oynuyorsa bir fazlasıyla durayım" diye yapıyor ancak rakibiniz uzun oynamıyorsa bu her zaman sizi kurtaracak bir kurgu olmuyor. elbette her zaman adam adama beklemekten daha avantajlı ancak top taşıyan rakiplere karşı da bir önlem almak gerekiyor. bu noktada guardiola'nın oyuncuları kopup giden lo celso'yu gördüğü anda faul yapma opsiyonunu kullanabilirlerdi. 5. saniyede bir faul şansı yakalanıyor. ileri bir hamleyle formaya sarılma o an belki de kane'i tamamen bozabilirdi ve bu atak sarı kartla savuşturulabilirdi. buradan futbol adamlarının çıkarması gereken bir ders var: çoğu zaman rakibi bir fazla oyuncuyla bekleyerek sayısal üstünlüğü elde tutmak mümkün ancak rakip topu vurarak değil, taşıyarak geliyorsa üstünlüğünüz nötrlenir ve hızlıca b planına geçmeniz gerekiyor.

    https://streamable.com/mcgs46
    ilk golde de daha önce değindiğimiz "savunma" problemini görüyoruz. videoda gözükmese de soldan ndombele'nin pasında hareketlenen son, güzel bir bitirici vuruş yapıyor.
    https://gss.gs/ijg.png
    pas anına bakın. kane tek başına iki oyuncuyu götürüyor ve boşalttığı yere koşu atan son, golü buluyor. bu maçta iki şeye dikkat etmeniz gerekiyor: birincisi kane bağlantılı ataklara, ikincisi boşalan alanlarda son'un yapacağı koşulara. city, yediği iki golü de bu noktalardan yiyor. bahsettiğim savunma sorunu bu. ilk golde alanlar çok rahat boşalıyor, ikinci golde faul opsiyonu kullanılmadığı gibi, "geride sayısal üstünlük" fikrine çok fazla güven duyuluyor.

    https://gss.gs/fmn.png
    bu, tottenham oyuncularının ortalama pozisyon haritası.
    ortada görünen "boşluk" iki amaçla kullanıldı. birincisi, burada höjbjerg-sissoko ikilisi city'nin serbest orta sahalarını perişan etti. ikincisi o boşluk sık sık kane bağlantısı için kullanıldı ve kane'i takip eden savunmacılardan boşalan alana koşu atıldı. zaten yedi numaralı son'un pozisyonuna bakarsanız, kane'den boşalacak alanlara ne kadar yakın olduğunu görüyorsunuz. gollerden biri de bu sayede geldi.

    https://gss.gs/ctr.png *
    https://gss.gs/O0j.png *
    bahsettiğimiz "topu alıp rakip sahaya yığılan city" görüntüsü istatistiklere de yansımış. dört tottenham şutu var ve bunların sadece 1 tanesi ceza sahasından atılıyor. ancak haksızlık olmasın, son'un yaptığı vuruş da neredeyse ceza sahası içinden. çizgiden sanırım 30-40 santim uzaktaydı şutu vurduğu anda. bakın ceza sahasına bir kere girip gol yapıyorsunuz, bir kere de kıyısından vuruşla golü atıyorsunuz. öte yandan rakibinizin 22 şutu var. altı pasınızdan vurduğu da oluyor ancak gol çıkmıyor. agüero, jesus derken "acaba" diyorum. acaba neredeyse onlarca savunmacıya 40'ar, 50'şer vermek yerine sağlam bir savunmacıya 100, sağlam bir hücumcuya da 100 vermek daha mı karlı olurdu?

    benim bu maç özelinde beğendiğim şeylerden biri de tottenham cephesinde uzun topların topu bağlantı noktasına taşımak için vurulmasıydı. yani tottenham sıklıkla topu kane ile buluşturmak için vurdu. doğrudan kaleye gitmek için değil. rakibin gerideki sayısal üstünlüğünü kırmak adına çok başarılı bir hamle, bunun üzerine futbol adamları muhakkak eğilmeli. çünkü rakibe karşı bir eksik futbolcuyla atak yapmak, çoğu zaman rakibe hem adam, hem alan markajını aynı anda yapma lüksünü veriyor. iki forvet oyuncunuz varsa ve rakip üç savunmacıyla bekliyorsa, uzun vurduğunuz toplarda ikiye iki adam markajı yapmak ve kalan oyuncuyla da indirilen topları süpürmek mümkün oluyor. tottenham burada uzun topları bağlantı adına orta-uzun metrajlı vurdu sıklıkla. bağlantıyla beraber de top taşıyarak rakibin sayısal üstünlüğünü nötrleme yoluna gittiler.

    geriye sağlam yerleşen takımlar bunu beş veya altı oyuncuyla yapıyorlar. üç stoper-iki bek veya iki stoper-iki bek-bek yerine yerleşen kanatlar. bu noktada merkezden delmek zor olacağı gibi, kenar ortaları da eninde sonunda merkeze yapılacağı için, ortalar en nihayetinde kalabalığa yapılmış oluyor. merkezden delemiyorsunuz. ortalar kalabalığa gidiyor. https://gss.gs/QOG.png
    orta sayılarını ve pas sayılarını görüyorsunuz. merkezden delmek zor çünkü kalabalık söz konusu.
    orta ile topu merkezde oyuncuyla buluşturmak zor çünkü kalabalık söz konusu.
    rakip sahaya yerleşmek genellikle daha çok şans veriyor ancak ben organize çıkılan kontra ataklarda gol bulma şansının daha çok olduğunu düşünüyorum.
    bu noktada hibrit bir oyun anlayışı belirlemek gerekiyor bana kalırsa. örneğin crystal palace'a karşı kontraya çıkan değil, kontrayı savunan taraf siz oluyorsunuz. bu noktada her şeyi kilit açacak oyuncuların gününde olmasına bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. "en kapanan" takıma karşı dahi ama duran toptan, ama akan oyundan 1-2 kontra fırsatı yakalıyorsunuz. bu fırsatları iyi kurgulamak ve mümkün olduğu kadar rakibi bu noktalara itmek gerekiyor. topu aldığınız vakit topu rakip takımda patlatamıyorsanız, hızlıca kaleye gidip atak sonlandırmak gerektiğini düşünüyorum.

    maçın özeti: https://www.youtube.com/...mp;ab_channel=SSport