• 2
    etkisini gün geçtikçe daha çok hissedeceğimiz kötü ekonomik durum..

    arkadaşlar çok zor bir döneme giriyoruz. sadece galatasaray açısından değil, hepimiz, tüm ülke açısından çok zor bir süreç başlıyor..

    nedenleri, yapılan hatalar hepimizin malumu.. onu anlatmak yerine naçizhane bu işin içinde olan biri olarak kendi adımıza bir şeyler söylemek istiyorum..

    türk telekom arena'nın dış cephesi için yazdığım entryde belirttiğim gibi.. en büyük firmalar %30 civarı, kobiler %40 lar civarı faizlerle kredi almaya başladı.. yani 100 tl para kullanmak için bankaya anaparayı geri ödemek dışında 1 yılda 40 tl faiz ödemek gerekiyor.. vergisi, ücreti hariç.. bunun dışında girdiler döviz cinsinden olduğu için tüm maliyetler artıyor..

    bu doğrultuda, kullandığınız herşeye zam gelmeye başlayacak, başladı.. firmalar mevcudiyetlerini korumak için işten çıkarmalara başlayacak.. maliyetlerini yönetemeyen firmalar batmaktan kurtulamayacak..

    herkesin kendi ekonomik durumu farklı.. az etkilenen de olacak çok etkilenen de.. ama bence şu sıra aşağıdaki durumlara dikkat edersek herkesin kendi yararına olacaktır.

    - gereksiz her türlü masraftan kaçınmak gerek.. evinizdeki tv, elinizdeki cep telefonu işinizi görüyorsa, onu kullanmaya devam etmek lazım

    - önceden planlamadıysanız ve parasını kenara koymadıysanız, ve acil bir durum yoksa, kredi kullanarak arabanızı yenilemeyin..

    - ev almayı planlıyorsanız, ev bedelinin %30'undan fazla kredi kullanmayın.. konut kredileri aylık %2,00 faize geldi.. 60 ay 100 bin tl kredi alırsanız, 5 yıl sonunda masraflar hariç yaklaşık 72.000 tl faiz ödersiniz.

    - fiyat anlamında çok büyük fırsat yoksa, yatırım için ev almayın.. bu faizlerle ev fiyatları artmayacaktır.. hele krediyle hiç almayın..

    - evinize bir bakın gereksiz neler var.. sizin hiç kullanmadığınız gereksiz olan bir şey başkasının ihtiyacı olabilir.. onları letgo vb bir yerde satmaya çalışın.. ne kadar nakit kalınırsa o kadar iyi..

    ahkam kesmek gibi algılanmasın lütfen.. bunlar günümüzün gerçeği.. umarım bir gün atlatırız.
  • 3
    damadın bakan yapılmasının etkisi vardır. yani illa yapacaksan spor bakanı yap, çevre şehircilik yap, o da olmadı turizm falan yap. ekonomi iş bilmeyene teslim edilmez. sadece yaptığı ya da yapmadığı icraatlerden olabilecek bir durum değil bu tabiki. ancak ben dış ülkeden bir yatırımcı olsam ekonomi bakanının cumhurbaşkanının damadı olduğunu gördüğüm anda o ülkeye yatırım yapmam.
    tanım: alvaro negredo’nun net maaşını 10 ağustos itibariyle yıllık 30 milyon tlye yaklaşmasına sebep olan kriz.
  • 5
    nihayet dillendirdik mi...

    bir matematikçi olarak polya'nın 1945 yılında ortaya koyduğu problem çözme metotlarından biraz bahsetmek istiyorum. önce problemi tanımlamak gerekiyor. yani doğru teşhis çok önemli. ortada bir sorun varsa bu sorunu hiçbir politikaya meze yapmadan ortaya koymak gerekiyor. psikolojide ise buna yüzleşme deniyor.

    bu noktada biz ne yaptık? dış güçler dedik, güçlenmemizi istemiyorlar dedik, cehape zihniyeti dedik, hayır canım olur mu ekonomimiz çok iyi dedik, gezi dedik, fetö dedik, papaz dedik. ekonomi bir bilimdir değerli arkadaşlar. görüldüğü gibi bilime kafa tutarsan papaz o pilavı yemez. önce problemi belirleyeceksin ve onunla yüzleşeceksin. yan yollara saparak, her şeyi siyaset malzemesi yaparak bu işi yürütemezsin. 16 yıldır bu ülkeyi yönetenler olarak "tek günahsız biziz" politikasıyla hele...
    her gün ekonomimiz çok iyi haberleri yaptırdığınız kanallarınıza söyleyin, bunun adı "ekonomik krizdir"!

    problemi tanımladık mı? tamam. şimdi polya der ki problemi tanımladıktan sonra çözüm planı tasarla. işte bu noktada her problemin yapısına göre etkin yöntemler devreye girmelidir. burada geçmiş örneklere bakmak da stratejilerden biridir polya'ya göre. bu ülke çok ekonomik kriz gördü. ha bu kadar milliyetçilik pompalanan başka kriz gördük mü emin değilim ama. neyse. ekonomik kriz gerçeğini kabullendikten sonra ekonominin bir bilim olduğu gerçeğini de kabullenmek gerekmekte elbette. papaz siyasetiyle çözmeye çalışırsan yine çuvallarız zira. bu noktada huzur, denge, dış siyaset uzmanları, ekonomistler ve planlama devreye giriyor. milliyetçilik naraları atarak safları sıklaştırma ve oyları muhafaza etme politikasının aksine...

    daha sonra planı uygulama aşaması ve geriye dönüp bakma aşaması var. biz hele buralara gelelim de...

    iktidarı çok sevenler, seve seve cumhurbaşkanlarına oy verenler... sizin dışınızda kimse bu memleketi sevmiyormuş gibi davranmasanız mı artık. ekonomik kriz olsun da sizin oy verdiğiniz insana sallayalım diye hazır kıta bekliyoruz psikolojisine girdikçe, gerçeklerden uzaklaşmaya devam edeceksiniz. aman açık vermeyelim kafasıyla bu memleket idare edilmez. bütün rakamları şişirilmiş, gerçeklikten uzak bir hayat yaşar gidersiniz...

    bakın kimse 15 kat daha değersiz vatandaş olmak istemez. bir örnekle açıklayayım. bir avrupalıya göre 7-8 kat paramızın değersizliği x2 vergiler ile beraber 15 kat daha fazla emek harcamalıyım ki avrupalının aldığı ürünü alabileyim. aynı işi yapan biri türkiyeli biri alman iki insan düşünün. türkiyeli 5 bin lira, alman 5 bin euro alıyor. buradan 7-8 katı koydu mu. almak istediğin mercedes'e senin devletin daha kapıdan girerken x2 vergi koyuyor. bir de buradan 2 kat koydu mu. türkiyeli vatandaş alman vatandaştan 15 kat daha değersiz olmuş oluyor.

    ekonomi; insan haklarından, özgürlüklerden, yaşam kalitesinden bağımsız ilerlemez değerli arkadaşlar. yani ekonomi 15 kat geridesin diyorsa sen tüm insani değerlerinle almandan 15 kat daha geridesindir.

    böyle bir zulmü sizin partinize oy vermeyenler de dahil kimse istemez.

    saygılarımla,

    not: bu yazıyı bir alman yazsa daha rahat örnekler vererek 15 kat daha uzatabilir yazıyı. ben alelacele az örnekleme ile, aman az olsun da okunsun diye düşünerek anca bu kadar yazıyorum. okuma ve okuduğunu anlama oranı da 15 kat çünkü...
  • 6
    ülke insanının alternatif iktisadi sistemlere yönelmediği sürece içinden çıkamayacağı krizdir. hala ve ısrarla "yabancı yatırımcı" diye bağıran muhalifler görüyorum. hala ithal ikamecilik talep ediliyor. hakikaten çok acayip.

    e abi bu dediğinizi mevcut siyasal iktidar zaten yapmadı mı? ülkedeki neredeyse bütün üretim araçlarını yabancı tekellere peşkeş çekip ülkede üretilen tüm artı değeri yabancıların ceplerine koymadı mı? artık sömürecek pek de bir şey kalmadığı için paralarını alıp gitmiyorlar mı? bunların hepsini ülkece yaşamadık mı? hayır bunu söyleyen insanlar bir de üzerine sosyal demokrat olduklarını söylüyorlar. mustafa kemal bunları mı yaptı? niye liberal zırvalarıyla ilgilenmek yerine gerçek hayata odaklanmıyorsunuz?

    niye aynı şeylerin tekrarlanmasını istiyorsunuz? bundan çıkarınız mı var yoksa zekanız mı kısıtlı?