• 47
    üzerinden 20 sene geçmiş olan maç. ertesi sabah yaşanan ahmet taner kışlalı cinayeti ile ülkenin gündemi değişse de hem camiada hem de futbol kamuoyunda çok ciddi eleştiriler yükselmişti fatih terim'e karşı. sezon sonu uefa kupasının kalkmasını geçtim, kalan 2 maçın da kazanılıp uefa kupası bileti alınacağını bile birileri ima etse o günlede çok ciddi tepki çekerdi. 3 yıldır ligi domine eden, avrupa'da bir önceki sezon statü kurbanı olup 2. tur kapısından dönen galatasaray'ın başarılarına şans bile diyenler vardı o dönemin futbol basınında.

    ancak o akşamdan sonra başlayan 5 aylık serüvende avrupa'da maç kaybetmeyen, hatta sadece 2 beraberlik alan bir galatasaray vardı. milan ve borussia dortmund gibi birkaç yıl öncenin şampiyonlarını, leeds united gibi gelecek sezon şampiyonlar ligini de domine edecek bir dönemin en forma takımını, mallorca gibi ciddi bir gizli şampiyon adayını ve tabi ki arsenal'ı evire çevire yenmişti o takım.

    bu entrynin bir gün sona girilme sebebi ise entrynin başında da belirttiğim ahmet taner kışlalı suikastinin yıldönümü olmasıdır. yakalanan şüpheliler sokağın ortasındaki arabaya nasıl farkedilmeden bomba koydukları sorusuna "galatasaray maçının başlamasını bekledik, herkes maçı izlerken ortalık boşalınca bombayı yerleştirdik" şeklinde cevap verdikleri gazetelerde yazılmıştı o dönem...

    şimdilerin "terör örgütü", o dönemin yükselen yıldızı olan yapılanmayı açık yüreklilikle eleştiren ve kurcalayan ve bunu o dönemki konjüktür gereği(!) canıyla ödeyen bir aydını da bu şekilde ilgi alanımıza sokup anmış olalım...
  • 48
    saat 15:30 gibi yeni açık baca dibinde yerimizi almıştık. baca dibi yeni açık ile numaralı tribünün birleştiği yerdi. stadın bacası orada olduğu için adı öyle kalmıştı. kapalıya gidemeyen tayfa genellikle orada toplanır, futbolcular yumruk şov için gelirdi.
    tabii kimsenin yeri belli olmadığı için herkes istediği yere otururdu. her maç farklı insanlarla tanışma ve muhabbet etme şansımız olurdu.
    yine o gün 2 arkadaşla tanışmıştım. maç farka gidince insanlar stadı terk etmeye başladı ama biz kalıp biraz da işi makaraya vurmuştuk.
    maç sonu çıkışta 3 kasım 1999 galatasaray milan maçında buluşmak için sözleşmiştik.
    o gün aynı arkadaşlarla yine buluştuk, maç 2-1 olunca burdan dönmez diye eve gitmek için stadyumdan çıktılar. bi an bende çıkmayı düşündüm açıkcası ama çıkmadım.
    iyi ki de çıkmamışım, tarihi başarının başlangıcını canlı canlı izlemiş oldum.
    siz siz olun maç bitmeden stadı terk etmeyin:)
  • 49
    hayatımda sonucuna en çok üzüldüğüm futbol maçıdır. galatasaray adına henüz bunu geçebilen bir hüsran olmadı benim nazarımda.

    sebebi aslında çok barizdi: galatasaray farklıydı, kendi ulusal liginin fersah fersah önünde bir futbol oynuyordu ve avrupa'da başarılı bir sezon beklentisinde olmak galatasaray taraftarı için her zaman olduğu gibi o sezon da bu sefer misliyle önemliydi ki galatasaraylı olsun ya da olmasın tüm toplumun da bir beklenti içinde olduğunu maç akşamındaki atmosferden anlamak sadece (bkz: 20 ekim 1999 galatasaray chelsea maçı/#2789775) burada anlatılan anekdot sayesinde bile gayet mümkündü.

    ertesi sabah ülke gündemindeki kasvetli hava ilkokul çocuklarına nispeten daha az sirayet ettiğinden dolayı sınıftaki ilk gündem maddesi galatasaray'ın altın çağı içinde olduğumuzdan dolayı doğal olarak bu maçtı. tahmin edilebileceği üzere, malum takım taraftarı zirzopların ağır şekilde dalga geçmelerine şahit olmuştuk. lakin bu malum taraftarların sadece ilkokul çağında çocuk olanları değil yaşlı olanları bile kendi tribünlerinde avrupa'ya gittin bizi rezil ettin diye tezahürat etme cüretini kendilerinde buluyorlardı ve bu çok aptalcaydı; ancak bu kitleden beklenecek bir gerzeklikti. bu gerzeklikle yüz göz olmama sebep olduğu için galatasaray'a küsmüştüm.

    neticede geriye kalan şampiyonlar ligi grup maçlarımızı izlemeyerek başlattığım tek taraflı küslüğümü, uefa kupası'nda rakiplerimizi üst üste bindire bindire ilerleyişimiz karşısında dayanamayarak sonlandırmış oldum. tore andre flo'ya da buradan hakaretlerimi iletmeyi bir borç bilirim...

    unutmadan şunu da belirteyim: bu maçın türk futbol tarihi açısından bir başka özelliği ise; hali hazırda takım renklerinden birinin benzer olması hasebiyle (lacivert) malum embesil taraftarların proto şekilde yakınlık duyduğu chelsea fc'nin bu maç ile beraber onlar için adeta "ingiltere ve/veya avrupa'da desteklenen" takım hüviyetine kavuşmuş olmasıdır. bu maç sayesinde chelsea fc türkiye'deki sempatizan sayısını bir gecede milyonlarla ölçülebilecek sayılara çıkartmış oldu.
  • 52
    ali sami yen karşısındaki shell benzin istasyonu önünde 15 kişiye yakın arkadaş grubu buluşup toplanmıştık. saat 16:00 gibi de dalmıştık içeriye. yeni açık tribünün kapalıya yakın kısmında heyecanla bekledik maçı. 5-0 ' lık mağlubiyete rağmen maç sonu hiç bir ıslıklama ve protesto olmadı. aksine tribüne çağrıldı takım. böyle bir skor ve futbolda ilk kez protestoya rastlamadım bir galatasaraylı olarak. belki de gelecek uefa kupasının habercisiydi taraftarın bu davranışı.