• 276
    0-0 oyununu geliştiren ama 1-0 oyununda hala zayıf bir galatasaray izlediğimiz maç.

    18-19 sezonunun başını hatırlarsınız. ilk yarı 1 golü zor buluyorduk. hatta bazen bulamıyorduk. ilk golü attığımız zaman ise 6'ya kadar götürebiliyorduk işi. çünkü kapanmış rakibi açmada yeterince iyi değildik. pas tempomuz yavaştı, dar alanda iyi işler yapamıyorduk ve forvetimiz yoktu. skor 1-0 olduğunda ise rakip artık daha geniş alanlar bıraktığı için rodrigues, onyekuru, sinan gibi hızlı oyuncularla farkı arttırıyorduk. eğer rakip 0-0'ı iyi tutarsa ve bir de gol atarsa bu noktadan sonra da biz dağılmaya başlıyorduk. bana kalırsa şampiyonluk rakiplerimizin çoğu şu an bu durumda.

    işte bu maçta tam tersini yaşadık. 0-0 iken savunmadan iyi çıkıp özellikle sol taraftan iyi ataklar yaptık. burada seri'nin attığı toplar çok önemliydi. 0-0 oyununda hücumda beceri sorununu çokça hissettik. özellikle ömer'in sol kanattaki defoları oyunun bu bölümünü çok etkiledi. emre'nin attığı golden sonra farkı çok daha arttırmamız gerekirdi fakat yapamadık. çünkü feghouli'nin temposu şu an çok düşük, falcao savunmanın arkasına sprint atıp pozisyona girecek oyuncu değil, ömer zaten sol kanat bile değil. jesse oyuna girdikten sonra birkaç pozisyonda seri'nin ona doğru attığı toplarla hızlı çıkabildik. skorun 1-0 olduğu bölümlerde sezon boyunca bu tip bir oyuncuya çok fazla ihtiyaç duyduk. bu maç da yine o oyuncuya ihtiyacımız olan maçlardan biriydi. onyekuru sağlam olsaydı farkı arttırabilirdik belki.
    (bu arada kendi adıma hoca neden jesse'yi daha erken oyuna almadı diyemem. çünkü son 5 dakika oyuna girdiğinde bile savruk bir hali vardı. onun kaptırdığı topa falcao müdahale etti. o pozisyonda en azından falcao ile beraber koşabilirdi.)

    maçta oynadığımız oyun iyi miydi? sezonun ilk yarısına göre iyiydi. fakat kıstas sezonun ilk yarısı olunca, herhangi bir vasat oyun bile kıyasta galip gelebilir. 1-0 oyununda dahi gelişmesi gereken çok nokta var. yine de ilk defa doğru yolda olduğumuzu hissettiren bir lig maçı izlediğimizi düşünüyorum.
  • 277
    linnes donk marcao saracchi

    lemina

    seri

    feghouli akbabuş ömer

    falcao.

    kaç metre aralıkla oynuyorlar bilemem ama böyle kopuk bir yayılma olamaz. sahaya yayılma konusunda ciddi problemler var. oyunun boyu çok uzun tutuluyor.
    tartışılacak bir çok oyuncu vardır ama feghouli’nin 90 dakika sahada kalması da garip. benim gördüğüm 70-80 küsür dakikalarda iki deparı var ki bu deparı o ana kadar hiç göremedik. bence emekten kesip sahada saklanıyor. başka açıklaması varsa ben bilmiyorum.
  • 278
    2-1 kazandığımız lig maçı. şimdi tekrarını izledim, canlı izleyememiştim. bi kere canlı izlemekle sonradan daha sakin kafayla izlemek arasında muazzam fark var onu belirteyim. maça gelirsek, inanılmaz tempo yapmışız. rakibi özellikle ilk yarı sürklase etmişiz. birçok pozisyonumuz var, ama daha da önemlisi ve güzel olanı, eğer oyuncularımız üçüncü bölgede biraz daha doğru kararlar verirse şampiyonluğun en büyük adayı oluruz. tek handikapımız hata yapma hakkımızın çok az olması. bu durum ister istemez bir stres unsuru ama bununla yaşamayı öğrenmeliyiz. zira takımı bu duruma getiren bizzat kendi oyuncularımız. önümüzdeki hafta konya deplasmanı çok çok önemli. kazanırsak hem ciddi moral olacak hem de sonraki 2 hafta görece kolay olan kayseri ve kasımpaşa maçlarıyla oyuncularımızın maç kondisyonu iyice yerine gelecek. takımın iştahı umut vericiydi. umarım böyle devam ederiz. çünkü böyle yürekten oynanınca skor ne olursa olsun seyirci de o tribünleri dolduracaktır. böylece 23. lig şampiyonluğu için gerekli sinerji ortaya çıkar. hakkımızda hayırlısı.
  • 279
    ligin ilk yarısında izlediğimiz galatasaray'a göre çok daha iyi olduğumuz ve bazı şeylerin daha iyi ve daha doğru çalıştığı muhakkak fakat rakibi sürklase ettiğimiz, birçok gol pozisyonuna girdiğimiz gibi bir durum yok. ilk yarı gol dışında net pozisyon diyebileceğimiz bir pozisyona giremedik. bunda denizlispor'un takım olarak kapanması ve kontra aramasının da etkisi var muhakkak.

    bunun dışında 2. yarıda ise 2-0'dan sonra gol yiyerek yine kalan dakikaları stres ve gerginlik içinde izledik, bu huyumuzdan yine kurtulamadığımızı görüyoruz. hatta denizlispor'un sol çaprazdan muslera ile karşı karşıya kaldığı bir pozisyon vardı ki 2-2 olması içten bile değildi.

    oyun olarak hala istediğimiz seviyede değiliz ama emre akbaba'nın oynayıp gol attığı, sol bekin yardırdığı ve belhandasız bir galatasaray'ı görmek ilerisi için umut verici.
  • 280
    iyi futbol oynamadığımız karşılamalar listesine bir tane daha ekleyelim. 2-0 dan verdiğimiz maçlar listesine de eklenebilir miydi? allah korudu. dikine gittiğimiz her atakta rakip kim olursa olsun çok zor durumda kalırken neden bu kadar fazla yan pas yapıp da rakibin yerleşmesine izin veriyoruz anlayamıyorum. tamam bu dediğim 90 dakika sürekli yapılacak bir şey değil ama öyle anlar oldu ki pas sayısı yüksek olan takım 3 puana ek 1 puan falan alıyor diye düşündüm. kaç pas yaptıysak %70 inden fazlası güvenli bölgede sağdan sola, soldan sağa yapıldı.

    takımımızda pek bir değişiklik görmememe rağmen ligin 2. yarısına motive olmuş, o şampiyonluğu isteyen, sonrasında 4. 5. şampiyonluğunda peşi sıra geleceğini adeta gören bir tribün vardı. özellikle doğu üst... uzun zamandır görmediğim bayraklar, takım sahaya çıktığında atılan kağıtlar ve sahaya çıktığımızda çalan marşımız.

    (bkz: 2019-2020 sezonu şampiyonu galatasaray)
  • 282
    takımın geçmişe göre çok daha iyi olduğunu kanıtlayan maçtır. yeterli mi? kesinlikle değil. deplasmanlarda hala bu oyun ile sıkıntı yaşarız. ayrıca maç eksiği olan oyuncularımızın tam anlamıyla hazır olmayışı da oyunumuzu etkiledi. her şeye rağmen daha hareketli oynayışımız ve defanstan pas ile çıkarken daha az sorun yaşamamız, ileri uçta üretkenlik de sevindiriciydi. onyekuru ve jesse'nin takıma eklenmesi ile çok daha farklı şeyler izleyebiliriz. takımın iyi yolda olduğunu düşünüyorum. ancak skoru koruma, topu rakip sahada tutarak oyunu soğutma gibi konularda daha iyi olmalıyız. iki farkı yakalasak bile aklımızda hep bir acabalar oluyor.