• olm keyif alın lan keyif alın. keyif almak, mutlu olmak, coşkumu paylaşmak için bu sözlüğe giriyorum. takım şiir gibi bir ilk yarı oynamış hala 10,2,11,35 numaralı oyunculara sadece çemkirmeye yazan bir kitle var ve gerçekten eleştiri falan değil bildiğin irin kusuyorlar. bu mantıksızlığa anlam verememeyi de çok isterdim lakin ülkenin genel haleti ruhiyesi bu...

    ilk yarısı itibariyle çok iyi oynadığımız bir maç oluyor. 6-7 olurdu. yeni stoper de iç saha maçı performansı olarak gayet iyi, darısı deplasmana.
  • ilginç bir maçtı, her anlamda ilginç. bir yandan oynanan futbolla birlikte zevk duydum, bir yandan da şaşkınlığa uğradım. zira maçta, birkaç hafta önce yazdığım (bkz: galatasaray futbol takımı/#2574779) galatasaray futbol takımıyla alakalı yazımın birebir uygulamasını gördüm. maçtan sonra kaideyi taciz eden istisna ile konuştuğumuzda o da aynı şeyi söyledi, sanırım izleniyoruz. *

    neyse, uzatmadan maça geçeyim.

    1- ankaragücü çok zayıf olduğundan değil, biz çok iyi oynadığımızdan farklı kazandık

    zamanında ortaya attığım ''başarı normalleşmesi'' kavramının yansımalarından biridir bu durum. olumsuz giden süreçlerde şartlar insan gözünde ağırlaştırılır, her şey zor gözükür. olumlulardaysa tam tersi tüm koşullar uygundur, başarı normaldir, başarı olması gereken kolay bir sonuçtur. maç özelinde de aynısı geçerli. ankaragücü galatasaray'ı zorlasaydı veya puan alsaydı rakibin direçli, zor bir rakip olduğundan bahsedilecekken, ortaya çıkan farklı tablo karşısında birdenbire ligin düşmesi kesin takımı ilan edildiler. halbuki ankaragücü söylendiği kadar zayıf bir rakip değildi, daha lig başlamadan ifade ettiğim gibi, oldukça diri oyunculardan kurulu, tehllikeli bir rakipti. ancak sahadaki güçlü oyun yapımızla galibiyeti kolay göstermeyi başardık. hatta o kadar iyi oynadık ki rakip küme düştü! hatırlarsanız geçtiğimiz sezonun ilk 7-8 haftasında da bu algı vardı. kazanıp kaybetmekten de öte, sahada o kadar güçlü bir oyun oynuyor, o kadar rakibi eziyorduk ki maç tek farkla da bitse ''rakip küme düşer'' algısı oluşuyordu. şimdi yine, bir güçlü galatasaray performansında rakip küme düşürüldü. hayır, rakip anormal güçsüz değildi, biz çok iyiyidik.

    2- pas hızı, oyun hızı, build up

    burada, yukarıda bahsettiğim önceki yazımın pas ve oyun hızıyla ilgili bir bölümünü alıntılayacağım: ''oynanan futbolun, göze hoş gelirliğini etkileyen en önemli unsurlarından biri pas-oyun hızı. takım pas trafiğini hızlı mı yapıyor yavaş mı? birim sürede rakip kaleye kaç metre yaklaşılabiliyor? ve, ağırlıklı pas alanı sahanın hangi aralığında? tüm bunlar iyi futbol, kötü futbol ayrımını sağlıyor. geçen seneye gidelim. top kendi sahamızda son yıllarda hiç olmadığı kadar az kalıyordu, nitekim daha hızlı hücuma çıkan, daha dikine giden, stoperler arası pas trafiğini asgariye çekmiş bir takım izliyorduk. temel felsefemiz de bunun üzerineydi. bir tutarlılık vardı. topu hızlı çevir, dikine git, mümkün olan en kısa sürede rakip kaleye ulaş, topu kaybettiğinde de şok baskıyla rakibini hataya zorla ve topu yeniden al. bu sezona baktığımızdaysa hem bu tutarlılığı hem de yukarıda bahsettiğim göze hoş gelirliği kaybettiğimizi görüyoruz. ve şimdi bir soru. geçen seneyle bu seneki özellikle iç saha maçlarımız olmak üzere genel olarak rakiplerimizi karşılaştıralım. geçen sene mi bize karşı daha çok kapanıyorlardı yoksa bu sene mi daha çok kapanıyorlar? cevap? geçen sene. neden? çünkü topu kaybettiğinde dothraki ordusu gibi saldıran, topu kazandığında da ok gibi hücuma fırlayan galatasaray'dan korkuyorlardı. biz bunlarla zaten zor baş ediyoruz bir de geride boş yakalanırsak bizi telef ederler diyorlardı. onun için de hiç yoksa kapanayım da bir puan alayım felsefesiyle başlayıp, katlanarak artan galatasaray baskısına dayanamayıp golü yiyerek bayrak sallıyorlardı. şimdi? rakibi davul zurnayla karşılamadığı kalan bir galatasaray orta sahası, hepsi birbirinden hantal ve çaylak futbolcular. bunları yakalamışken bastıralım diyorlar. onlar bastırdıkça biz hata yapıyoruz, nihayetinde golü yiyip dağılıyoruz. yani artık adamları korkutamıyoruz oyun yapımızla. mıy mıy mıy bir futbol. paslar yavaş. top mariano-ozan-serdar-nagatomo arasında dönüp duruyor, hiçbir mesafe kat edilmiyor...''

    fatih hocanın devre arasında takımın hastalığına dair ilk tespiti pas-oyun hızı olmuş. zaten belli ki bu teşhise verdiği önem nedeni ile de çat diye gidip marcao'yu aldırmış. teşhis doğru, tedavi doğru. stopere marcao gibi birini koyarak arka bölgedeki yavaşlığı çözdü. build up setlerini işler hale getirip, artan bireysel hızla beraber savunmayı öne çıkarma imkanı buldu. tabi burada artı katan sadece marcao değişikliği değildi. marcao'nun yanında da değişiklik yaşandı. martin linnes.

    nagatomo'yu yetersiz bulduğumu her fırsatta söylüyorum, keza ömer bayram konusuna girmeye gerek bile duymuyorum. bu oyuncular gerek fiziksel durum, gerek hantallık ve gerek sprint kapasiteleri ile fatih hocanın ve taraftarın istediği futbola hiç ama hiç uymuyorlar. linnes gibi ciğersiz, zeki, sprinter bir bek ile sol tarafın aktive edileceği belliydi. hem önde hem arkada takıma kattığı hız da cabası oldu. marcao ile beraber tek paslarla rakibi delip geçtiler, rakip orta sahayı oyundan düşürdüler. bu hızlı oyun karşısında rakip geriye dönüşlerde gecikti ve onyekuru-sinan geniş alan buldular. bu bölümü ilk sıraya koymamın nedeni farklı sonuçtaki esas faktör olduğunu düşünmemdir. takım bugün kazandıysa, bu devre arasında yapılan ''planlı'' hız çalışmalarındandır. ve yine unutulmasın, önceki yazımda söylediğim gibi sahadaki futbolun göze hoş gelirliğini etkileyen en önemli unsur oyun ve pas hızıdır.

    https://resmim.net/f/GeGxvi.png https://resmim.net/f/r5tFuU.png
    https://resmim.net/f/T5Qa1k.png https://resmim.net/f/0yzs48.png
    : 28 saniye gibi kısa bir süre içinde oyun kurulup atak olgunlaştırıldı. bir başka maçta, iç sahadaki çaykur rizespor karşılaşmasındaysa yaklaşık aynı süre sonunda top savunmamız arasında gevelenmekle meşguldü. birinde top muslera'da yani kale seviyemizdeyken, birinde ise rakip yarı sahada hücum evresinde: https://resmim.net/f/KUVbyo.png aradaki mantalite farkı dağlar kadar.

    3- 635 pas

    takım, toplamda 635 pasla (bkz: 1 mayıs 2017 bursaspor galatasaray maçı)ndan bu yana en çok pas yaptığı maçını oynadı. ki o maçın dışında benim elimdeki verilerde, ankaragücü karşısında yapılan 635 pastan daha fazlasının yapıldığı maç yok yakın dönemde. * hele ki elimizde istasyon oyuncu olmadığını ve forvetsiz maça çıktığımızı düşünürsek bu küçük rekoru gerçekleştirmenin ne denli zor olduğunu anlayabiliriz. fatih hoca, hızlı oyunla pası birleştirerek adeta gövde gösterisi yaptı bu maçta. daha iyisini yapabilen varsa, buyursun ben burdayım dercesine bir hareketti. üstelik bu uğurda kendi felsefesinden de ödün verdi. sisteminin artık lig standartlarında işlemediğini görmüş olacak ki farklı bir sisteme geçmeyi, daha hareketli bir düzene geçmeyi deniyor. ilerideki dönemde bu maçtan tek farkı, yeterli transferler yapılırsa hoca bunu çift forvetle uygulayacak. https://resmim.net/f/158uMz.png

    bir pas notu: takım bu maçta tam 204 ileri pas yaptı. yüksek ihtimalle tarihin bu alandaki en yüksek istatistiğidir. müthiş bir şey. geçen sezon fatih hocanın olduğu süreçte toplam 320 pasla tamamladığımız maçlar da dikkate alınırsa doğaüstü bir tablo diyebiliriz. neredeyse daha önceki maçların tamamında yaptığımız pas kadar, sadece ''ileriye'' pas yapmışız. hoca rekorları parçalamış.

    4- artan fizik güç, kompakt futbol

    hocanın kafasındaki mantalitenin 4-4-2'li, kompakt futbol olduğunu daha da öncelikle olması gerektiğini söylemiştim. hoca da forvet yokluğunda, elinden gelenin maksimumunu yaparak kompakt futbol üzerine takımı çalıştırmış. yeni kondisynerimizin gelişiyle artan fizik güçle beraber de gerçekten ortaya nispeten diri, beraber oynayan bir galatasaray çıktığını söyleyebiliriz.

    https://resmim.net/f/gpv6ua.png : savunmada takım halinde baskı.
    https://resmim.net/f/VLRXkK.png https://resmim.net/f/iOgSQK.png
    https://resmim.net/f/CSN9EE.png https://resmim.net/f/Oz5Ai5.png
    https://resmim.net/f/Q8EmD1.png https://resmim.net/f/67cDvj.png : hücuma çıkarken takım halinde, organize hücumla.

    5- rakip ceza sahasındaki etkinlik

    https://resmim.net/f/Oz5Ai5.png : özellikle burada, duran top vs bir durum olmadığı halde rakip ceza sahası içinde 6 galatasaraylı futbolcu var. ve sadece bir pozisyonda değil, hemen hemen her hücumda. örneğin ndiaye rakip ceza sahasına pek giren bir oyuncu değildi, bu maçta defalarca girdi. aynı şekilde marcao, linnes, mariano, fernando tarafından da delici toplu bindirmelerle rakip ceza sahası deyim yerindeyse taciz edildi. ceza sahası içindeki sayısal çokluğun bir artısı da kenar ortalardaki verimi arttırması oldu. linnes ve mariano gibi ''aman aman ortacı'' olmayan futbolcular dahi skora katkıda bulunabildi.

    6- her şeyin formasyon olmadığı görüldü

    maalesef, türk insanında böyle bir yanılgı var. takım bir maça 3-5-2 ile çıkıp kazanınca birileri çıkıp, ''bakın gördünüz mü 3-5-2 oynadık kazandık'' diyor. ertesi hafta aynı formasyonla rezalet bir futbol oynayıp puan kaybedildiğinde de başkaları yerden yere vuruyor. başka zaman geliyor 4-2-3-1 ile kazanılıyor, bu sefer yine bir kısım çıkıp ''4-4-2'ci tayfa nerde ya uahaha'' falan cümlelerle şova girişiyor. ya da aynı şekilde 4-4-2 ile kazanıldığında bu sefer de 4-4-2 oynamamız gerektiği konuşuluyor. halbuki dilimde tüy bitti söylemekten ama, sen takım olarak futbolun diğer unsurlarını hakkıyla uygulamazsan sahaya nasıl dizildiğinin ne önemi var? takım boyunu abartırsan, oyun hızında yavaş kalırsan, oyun kurma setlerine çalışmazsan, parselizasyonu ayarlayamazsan bir gün 3-5-2 ile kaybedersin, bir gün 4-2-3-1 ile, bir gün 4-4-2 ile. bırakalım artık şu sevdayı. bırakalım artık hiçbir şey konuşmadan sadece formasyon üzerinden yorum yapmayı. bırakalım, bugünden yarına formasyon değiştirerek takımın ivmesini değiştirebileceğimiz algısını. ha elbette ki futbolda daha iyi formasyonlar vardır. bunun temeli de kafandaki felsefeye uyumu ve saha parselizasyonudur. mesela 4-4-2 diğer formasyonlara göre adaptasyon ve parselizasyonda çok çok daha üstündür. keza günümüz futbolunda dinamik-hareketli futbola en yatkın olanıdır. ama yukarıda saydığım unsurlar yerine getirilmediğinde hiçbir önemi de yoktur.

    bunu neden söylüyorum, galatasaray ankaragücü karşısında bu sezon daha önce çok sıkıntı çektiği formasyonla büyük, şaşalı bir galibiyet aldı. daha önce kezlerce rezil olduğu formasyonla bu sefer gövde gösterisi yaptı. daha önce 4-1-4-1 yaramıza ilaç olamazken şimdi farklı galibiyette mevcut olan formasyondu. çünkü diğer futbolun diğer unsurları başarıyla uygulandı. 635 pas yapıldı, rekor sürelerde gole gidildi, hızlı oyun kuruldu, sert oynandı, takım kompakttı. böyle olunca da ortaya güzel bir skor çıktı. yukarıdakiler yapılmamış olsaydı yine kötü sonuç çıkacaktı. yani taraftar olarak bu takıntıdan vazgeçip, temele inmemiz gerektiğini, futbolda daha önemli şeyler olduğunu ve futbolun birçok parametrenin bütünü olduğunu anlamamız gerekiyor. tekrar ediyorum, formasyon konuşacaksak, -ki konuşulmalı- bir sistem dahilinde, bütünün bir parçası halinde konuşmalıyız.

    7- benjamin tetteh transferi

    bir de böyle bir gündem oluştu. 7,5 milyon euro eder mi etmez mi tartışması... valla bana sorarsanız, bu mali durumda kıçına roket taksalar yine 7,5 milyon euro vermem kimseye. ama şunu söyleyeyim statik oynamayacaksak, bu maçtaki mantaliteyle sistemle devam edeceksek 15 milyon euro bile edebilir. zira tam bu futbolun oyuncusu. hareketli, fizikli, istasyon. öndeki press gücüyle rakip savunmayı anasından doğduğuna pişman edebilir, ki arkasında da ndiaye-belhanda gibi ciğersiz orta sahalar olacak. hele ki yanında bir forvetle daha oynarsa, rakiplere arena'da ''hükmen mağlubiyet'' kovalatabilir. yani bu sistemde o paraları hayli hayli çıkartır. ha takım kötüyse, statikse, eskisi gibi oynayacaksa küfür kıyametle sene sonunda yollarlar diye düşünüyorum. ama tekrar ediyorum, böyle oynayacaksak ki oynayacağız gibi duruyor, tam bizim aradığımız forvet.

    işimiz kolay değil, şampiyonluk şarkıları için önümüzdeki art arda iki deplasmanımızı görmek gerekecek. oradan kayıpsız çıkarsak 22. şampiyonluğun geleceğini düşünüyorum. ha forvet transferi? elbette artık bir zahmet bu transfer döneminde yapılacağını hesaba katarak yorumda bulunuyorum. 2019-2020 sezonu galatasaray'ı çok ilginç olacak...
  • güzel bir galibiyetle ayrılmak çok çok keyifli oldu. şimdi arkamıza yaslanıp, diğer maçları bekleme zamanı. oyun olarak skora yansıyandan daha farklı bir oyun oynadık. iki takım arasında hissedilir seviyede fark ortaya çıktı. bizim açımızdan bu sezon* hücum adına en iyi işleri, en doğru işleri yaptığımız maç oldu diyebiliriz. sadece bir kaç tercih hatası yaptık hücumda, yoksa tarihi bir skor da gelebilirdi.

    fernando muslera
    kalesine gelen çok pozisyon olmadığı için, çok yorumlama şansımız bulunmamakta, sadece ikinci yarıda bir kornerde bakary kone'nin kafa vuruşunu, doğru yer tutması ve topun da üzerine gelmesiyle kurtardı. genel olarak iyi yer tuttu, oyunu çabuk kurdu.

    martin linnes
    rakip hücum olarak çok bir şey göstermediği için, savunma katkısını çok yorumlayamayız, ama bir kaç pozisyonda savunmanın kaymalarına güzel uyum gösterdi. kademelere de genel olarak doğru giriyor. performansı standart bir linnes performansıydı.

    maicon pereira roque
    yanında sol stoper olunca, daha bir öz güvenli oynadı. rakibin hücum gücü düşüktü, fakat genel olarak iyi yer tuttu ve müdehalelerinde başarılıydı. sol ayaklı bir stoperin gelmesi gerçekten savunmamıza iyi gelmiş durumda.

    marcos do nascimento teixeira marcao
    bu maç kıstas değil ama bu çocukta iş var. top kontrolü bir stopere göre iyi seviyede, ayaklarına hakim, hücuma çıkışlarda paniklemiyor, ne yaptığını bilen bir görüntü içerisinde. hava toplarında iyiydi, sadece bir kere arkaya sektirdi onda da faulle kesti atağı. ilk maçı olduğunu da düşünürsek, sanki bir yıldır takımlaymış gibi oynadı, sırıtmadı. daha ciddi maçlarda da kendisini görmek lazım, ama iyi bir stoper izlenimi vermekte gerçekten.

    performans videosu;
    https://mobile.twitter.com/.../1086689881039011841

    mariano ferreira filho
    maçın adamı. hem savunmada, hem de özellikle hücumda, kusursuz oynadı. çoğu pası oyun kurma amaçlı ve dikine olmasına rağmen, %92 isabet oranı yakaladı, 1 asist, 3 isabetli orta, 5 gollük pas istatistiklerini yakaladı. bunda rakibin kanatları kullanamaması da etkili oldu, rahatça çıkabildi hücuma, ama aynı nedenden dolayı da kapalı bir kanada karşı oynadı, ve bunu açmanın yolu ver kaçlar, ikili oyunlar, çabuk paslaşmalardı. bunu da belhanda ve feghouli ile iyi başardı.

    performans videosu;
    https://mobile.twitter.com/.../1086698162574839808

    fernando reges
    ilk yarı tutuk başladı, müdehale başarısızlıkları ve top kontrolünde zorlanması dikkat çekti. oyun açıldıkça o da toparladı, ilk yarının ilerleyen bölümünde, kendini stoperlerin arasından çıkardı ve yavaş yavaş etkili olmaya başladı, bunda marcao'nun oyun kurabilmesinin de etkisi oldu. ikinci yarı ise rakibin de ortasahası düşünce, daha rahat hareket alanı buldu, daha iyi oynadı ve nitekim topu kapıp asistini yaptı.

    papa alioune ndiaye
    genel olarak iyi bir maç çıkarttı. topla dönüp, ilerleyince oldukça etkili bir oyuncu. bir gol bir asist yaptı ki ikisi de muazzamdı gerçekten. bir pozisyonda rakibi gereksiz yere arkadan çekti, hakem sarı kartına başvurmadı. bazen bu tarz gereksiz hareketleri olmakta, durduk yere kart görmekte. buna dikkat etmesi lazım, çünkü kendisi sarı karttan sonra, direnci çok düşen bir oyuncu ve ortasahamızın onun direncine ihtiyacı var.

    younes belhanda
    maça hırslı ve etkili başladı, üçgenlerde yer aldı, dikine oynadı. 16. dakikada sarı kart gördü ve ilk yarının sonuna kadar defansif olarak rölantiye aldı kendisini. hücum olarak çok efektif olabildi topla buluştuğu zamanlarda. ikinci yarı ise etkinliği baya azaldı. pas hataları başladı ve konsantrasyon kaybı yaşadı. bir iki pozisyonda basit pasları atamadı. ama bunda maçın rehaveti, istediklerini yapamama ve kart görmüş olması da etkili oldu. bir pozisyonda şut atamadı, diğerinde kötü vurdu, son pozisyonda da direğe takıldı.

    sofiane feghouli
    ilk yarı iyi bir maç çıkardı. gerçekten çok özel bir oyuncu hücumda. pasları çok ince, oyun görüşü ligin en iyisi. mariano ve belhanda ile iyi anlaşıyor. takıma forvetler de katılınca çok çok daha etkili olacaktır. ikinci yarı maçın temposu düşmesiyle, kendisi de ağır ağır oyundan düştü. yine de iyi bir maç çıkarttı.

    henry onyekuru
    pozisyona giriryor, golü kovalıyor, gol atıyor. kendisi de belirtti, solda çok daha etkili oynuyor. ara ara çok güzel dripling yapıyor, bazen çok hoş çalım atıyor. fakat karar vermede bazen sıkıntılar yaşadığı da gerçek. bir iki pozisyonda güzel bindiren sol bekleri ödüllendirmek yerine topu çekip ceza sahasına yönelmeyi tercih etti. bazen gereksiz çalımı zorluyor, bazen de boş arkadaşı varken şut deniyor. bunlara da dikkat etse, çok çok üst bir oyuncu olabilir. iyi bir maç çıkarttı, nitekim hattrickini de yaptı.

    sinan gümüş
    maçın içerisine girdiği zaman etkili oluyor, duvar olabiliyor, top sürebiliyor, şut atabiliyor. sorun şu ki, oyunun içerisine az giriyor. daha önce de belirttim kendisi tek forvet oynayamaz gibi duruyor, kanatta da olmuyor, kendisi çift forvette, ikinci forvet olarak oynayabilir fikrime göre ya da sonradan oyuna alınıp ortalığı karıştırması beklenebilir. tabi ki imkanlar dahilinde şu anda tek forvet oynamakta. goller, ortasahaya geldiği pozisyonlar, defans arkası bir kaç koşusu ve top sürdüğü pozisyonlar oldu. ortalama bir maç çıkardı ama galatasaray santrfor performansı bu değil.

    emre taşdemir
    takımla ilk maçı olduğu anlaşılıyordu. biraz heyecanlı olduğu belliydi. iyi bir hücum bek olabilecek potansiyeli olduğunu biliyoruz. maçta da genel olarak bindirdi sol taraftan. fakat bu maç çok kıstas değil ve kendisinin de zamana ihtiyacı var. umarım adapte olur ve iyi bir seviyeye ulaşır.

    yunus akgün
    hala çok çekingen. maç 5 0, artık al topu git, dripling dene, sağa çek şutu zorla. fakat genç kardeşimiz daha çok topa basıp geriye dönüyor. biraz daha cesaretini toplasa daha etkili olacak. bir de kendisi sol kanatta rahat değil, sağ kanat olarak daha iyi performans vereceğini düşünüyorum. ayrıca bir şutunu kaleci çıkardı, devamında ndiaye golü attı. bunları daha fazla denemeli, orayı daha çok zorlamalı.

    gökay güney
    çok değerlendirebileceğimiz süreyi alamadı. bir pozisyonda güzel müdehale yaptı, bir de şut girişimi oldu. daha çok süre alması ve gelişmesi gerekiyor. kendisi için güzel bir gelecek dilerim.
  • leş gibi hastayım, işe gidemedim cuma günü. takımın yarısını sattık yarısını kadro dışı bıraktık. 6 aydır bir forvet getiremedik. çok kabız bir akşam bizi bekliyor. umrumda mı? değil.

    tt arenada her zamanki yerimizde olacağımız maç. 22’yi isteyen herkesin bugün stadda olması gerekiyor, bahane mahane yok.
  • yönetimin ''nasıl olsa bir şekilde kazanırız, zaten ankaragücü de karışık hâlde'' diye düşünüp transferleri ağırdan aldığı maç.

    fakat en son böyle küçümsediğimiz bir rize maçını 2-0'dan 2-2'ye getirip puan kaybetmiştik. cumartesi akşamı da aynı şey olursa, yönetim tribünde bu kez patlamaya hazır 35 bin bombanın olduğunun umarım farkındadır.
  • hala bir çok kategoride bilet bulmamnın mümkün olduğu maç. taraftararımızın şunu unutmaması lazım transferler olur olmaz ancak şampiyon olmamız için öncelikle iç saha maçlarımızı kazanmamız gerekiyor. bu noktada da biz taraftarlara önemli bir rol düşüyor.

    bir çok taraftar transferler gelmediği hatta gelenler olmasını beklerken gidenler olduğu için tepkili. eğer bu nedenle maça gelmiyorlarsa lütfen bu kişiler transferler yapılınca da bir zahmet gelmesin.

    formayı giyenler için değil, forma için tribünlere gelenlerin maçı olacaktır.

    inandık biz sizlere

    #kon2antra2yoın
  • tıpkı 27 ağustos 2018 galatasaray alanyaspor maçı gibi 6-0 bitti ve dilerim aynı maç gibi kimseyi yanılmaz.

    bu takıma 2 forvet lazım.

    bunun dışında fikstürde şu maçın bu haftaya gelmesi büyük şans.

    dilerim bu maçtaki iyi görüntümüz sadece rakibin kötülüğüyle alakali değildir.

    özellikle fizik kondisyonumuz...

    çok şükür kazasız belasız atlattık.

    6 golden çok, gol yemememiz mutlu etti.

    inşallah şu havayla göztepe ve alanya deplasmanlarından gerekli skorları da alırız.
  • sıkıntı yaşamadan kazanmamız gereken maçtır. karşımızda oyuncuları saha içine konsantre olamayan bir takım olacak. satılan ve kadro dışı bırakılan oyunculardan geri kalanlar oyuncularımızın rahatlıkla bu maçı kazanması gerekir. zaten iç sahada oynayacak olmamız da büyük bir avantaj. galibiyetten başka bir beklentim yok bu maçtan. ister forvet transferi bu maça yetişsin ister yetişmesin. karşımızda küme düşme olasılığı çok yüksek olan dağılmış bir takım var. ciddiyeti elden bırakmaz ve maça konsantrasyonumuz en üst seviyede çıkarsak galibiyet kaçınılmaz olacaktır.

    inandık biz sizlere

    #kon2antra2yon