• 230
    tekniği, taktiği geçtim, bu maç 0-1 bitseydi kimse şaşırmayacaktı sanırım.

    ilk 45 dk.da 3 oyuncun sakatlanıp çıkmış, hoca sakatliktan cika donk'u alma riskini alamıyor, sakatlansa yerine oyuncu alamayacagimizdan son tercih olan selçuk oyuna giriyor.

    kotu oynayan hicbir kimseyi değiştirme, taktik değişiklik yapma şansım kalmıyor.

    yani bundan kötüsü 2.yarida muslera'nin sakatlanması ya da 10 kişi kalmamız olurdu allah korusun.

    tüm bu şartlarda bir de maç 0-1 olmuş, bitik takım iyiden iyiye paniğe gecmis.

    bir şekilde 1-1'den sonra 2. gol için baskıyı da kurduk golü de bulabilirdik ama zaten 2-1 kazansak şampiyonluğu bu hafta ilan ederdik. en azından psikolojik olarak.

    ali palabiyik ise 33.dk.da penaltımızı vermedi ama maca niye atandığını 1-1'den sonra gösterdi.

    en az 6-7 dk uzaması gereken maçta 5 dk uzatma verip 1 tane korner uydurup 1 de yalandan sarı kart ile az 2-3 dk.sini çaldığı maçı bir de 94.50'de bitirdi.

    ben yine de bu 1 puanla şampiyon olacağımıza inanıyorum. 2 sene önce olsa bu maç 0-1, 1-2, 0-2 biterdi.

    kimse karamsar olmasin. yeter ki devre arasına kadar kendimizi buralarda tutalım.

    (bkz: hedef 22)

    sen şampiyon olacaksın!
  • 235
    manchester city ile berabere kaldıkları maçtan sonra liverpool teknik direktörü jürgen kloop, avrupa uluslar ligi maçları ile ilgili şöyle bir açıklama yapmıştı:

    "çocuklar şimdi maalesef gidip uluslar ligi maçları yapacaklar. uluslar ligi dünyanın en saçma turnuvası. umarım sağlıklı bir şekilde geri dönerler. premier lig ve şampiyonlar liginde onlara ihtiyacımız var."

    evet, çok haklıydı alman hoca, uluslar ligi bizim için de oldukça saçma bir turnuva ve onun topçularını bilemiyorum ama şampiyonlar liginde ve türkiye süper liginde kendilerine oldukça ihtiyacımız olan galatasaray'lılar milli takımlarından fena halde "hasarlı" döndüler florya'ya... sakatı da vardı, yorgunu da vardı, üzgünü de vardı...

    buna rağmen fatih terim bir kumar oynayarak sakat olduğu söylenen garry rodrigues'i, belhanda'yı ve yorgun olan feghouli'yi saha sürdü de, daha ilk devre bitmeden başta serdar aziz olmak üzere, feghouli ve fernando sakatlanarak kenara gelmek zorunda kalıverdi...
    brezilyalı orta saha oyuncusu ayağındaki topu taca atarken ilk aklıma gelen "ya muslera'ya bir şey olursa kaleye kim geçecek acaba?" oldu da, bereket kötünün felaketi gerçekleşip zihnimdeki senaryo gerçekleşmedi. yine de soralım, böyle bir durum olursa kaleye kim geçer? benim tercihim maicon, ya sizin?

    sakatlıklar fatih terim'in ikinci yarıdaki hamle şanslarını elinden aldı almasına da, bu oyuncular çıkana kadar galatasaray da hiç yoktu sahada. bursaspor teknik heyeti ev sahibini iyi analiz etmiş ve rakip sahada baskı yaparak topla oyun kurmalarını engellemişti. biraz n'diaye çabalıyordu karşı kaleye gitmeye de, onun da tek başına yapacakları sınırlıydı. öte yandan "bay vurdumduymaz" belhanda yine her zamanki rahatlığı içinde sahada gezinmesin mi... kötüydü galatasaray da ilk tehlikeli atak ömer'in uzaktan şutunda ev sahibinden gelmişti. mevkidaşı roberto carlos gibi rakip savunmanın uzaklaştıramadığı topa gelişine sağlam çaktı ömer ama top son anda dışarı falso aldı.. bursaspor da devre biterken chedjou ile gole çok yaklaştı ama muslera geçmiş sezonlarda yediği gollerden ders almıştı, artık arka direğe de "bekçi" koymakta ve bu gece mariano o görevi başarıyla yerine getirdi, çizgiden topu çıkardı...

    devre bitmeden galatasaray teknik heyetinin idmanlarda boş durmadığı, takımı duran toplarda çeşitli "aksiyonlar" için çalıştırdığını gördük. aslında şampiyonlar liginde porto deplasmanında da buna benzer bir serbest vuruş organizasyonu yapmıştı galatasaray, bu gece de belhanda ve sinan herkesin orta yapmasını beklediği bir vakitte paslaşarak sinan'ı ceza sahası içinde topla buluşturdular da, genç oyuncunun vuruşunda okan iyi yer tutmuştu...

    soyunma odasında fatih terim takımı kendine has olarak "gazlamış" olacak ki ilk devreden farklı bir oyun vardı sahada. beraberliği istemeyen, galibiyeti arzulayan sarı-kırmızılılar oyunu daha çok deplasman takımın sahasına yığdılar ama "ince pas" yapacak "kadife ayaklar"; uzaktan şut atacak "güçlü" oyuncuları yoktu... hatta 47. dakikada belhanda ceza sahası dışından bir şut atmaya yeltendi de, ağlanacak halimize "kahkalarala güldüm" top "tıngır mıngır" okan'ın eldivenleriyle kucaklaşırken.

    dün wesley sneijder'in o bölgeden volkan demirel'i sağlı sollu yere yatırışının "sene-yi devriyesi"ydi, o golleri anımsadım, bir kez daha "saydım hatırını" dursun özbek'in... bira göbeği yapmış sneijder, bu belhanda kadar oynamaz mıydı?

    ilk devre kaleyi ıskalayan ömer bayram, belhanda'nın nadir ortaya çıktığı bir anda verdiği pasta da iki adımdan yine üç direğin dışına yolladı topu... sol kanatta çok mücadele etti genç ömer ama eski maçlarda olduğu gibi bu akşam da yaptığı ortalar ya dışarı ya da rakibe gitti. iyi niyetli bir çocuk, her şeyden öte galatasaray'lı bir çocuk ömer, avrupa'da alt yapı almış, o edindiği spor kültürü ile hatalarını görüp, idman dışında da "ekstra" yaparak eksik yanlarını düzeltecektir...

    sonraki dakikalarda sazı eline alan bursaspor oldu, özellikle yusuf erdoğan'ın yerine lima'nın oyuna girmesiyle misafir ekip muslera'nın kalesinde tehlikeler yarattı, bir keresinde ozan son anda kornere çeldi, bir diğerinde yardımcı hakem ofsayt kaldırdı da üçüncü de ali palabıyık penaltıyı işaret etti. topun başına geçen aytaç'ın vuruşunu muslera kurtardı lakin dönen top yine bursasporlu oyuncunun önüne düşünce uruguaylı kalecinin artık yapacağı bir şey yoktu.

    bursaspor'un penaltı kazandığı pozisyonda lima'yı düşüren ozan'dı ama tüm takım rakip sahadayken topu kaptıran ismi tahmin edebildiniz değil mi? lokomotif moskova maçında n'diaye'nin ilk sarı kartı gördüğü pozisyonda yaptığı gibi, yine ayağındaki topu ezdi ve savunmanın eksik adamla yakalanmasına neden oldu belhanda...

    fatih terim oyuna kulübeden oyuncu alarak müdahale edemeyince, saha içi değişiklikler yaptı ve kanada yolladığı belhanda'nın aslında 10 numara değil de 11 numara olduğunu gördük. adam sanki zincirlerinden kopmuş gibi 15 dakika bir top oynadı, bir asist yaptı eren'e ve beraberlik golünü attırdı, penaltıdan bir adım dışarda faul kazandırdı da n'diaye'nin şutunda okan yine başarılıydı... belhandaseverlere bu 15 dakika yetecek artacaktır, başlanacaktır yine güzellemeler de galatasaray'ın ocak ayında transfer sezonunda yapacağı en hayırlı transfer belhanda'yı birilerine "satmak" olacaktır.

    taraftarın gazı, belhanda'nın galatasaray'a top oynamak için geldiğini hatırladığı bir 20 dakikalık oyunla mağlubiyetten gelerek puan tablosuna yazılan bir puan kazanç olarak gözükse de sene sonunda "ak koyun kara koyun" ortaya çıkacaktır... umarım eren'in kafasını muslera'nın dediği gibi "bizi şampiyon yapan 1 puan" olarak anarız...

    kaynak ve maç fotoğrafları:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...ray1-1bursaspor.html
  • 236
    takımın bir aklı şampiyonlar ligindeyken, takım forvetsizken, uefa incelemesi meselesi camianın havasını bozmuşken, bir sürü oyuncu milli takımlardan yorgun dönmüşken ve ilk yarıdan üç değişiklik hakkı da zorunlu olarak kullanılmışken beraberlik sonrası enseyi karartmamak lazım. yanlış anlaşılmasın, içeride alınan beraberliğe sevinmiyorum. ama bırakalım da takımın puan kaybetme kredisi böyle bolca bahanesi olan bir maçta olsun.
  • 238
    sonucuna üzüldüğüm ancak asla umutsuzluğa kapılmadığım maçtır. senin hiç hesapta yokken durduk yere ilk yarıda 3 çok önemli oyuncun sakatlanıyor ve değişiklik hakkını 45 dakika içinde bir anda doldurmak zorunda kalıyorsun. yerine giren oyuncular yedeklerin olduğu için vasatlar tabi ki. karşında hiç de fena oynamayan, 2018-19 sezonunun sürpriz takımlarından ve daha da kötüsü seni müthiş analiz etmiş bir bursa var ve sana evinde adeta deplasmanı yaşatıyorlar, üzerine 3 as oyununu kaybetmişken iyice debeleniyorsun.

    sezon başında yönetim ne bir stoper, ne bir forvet bulabilmiş bu takıma. hocanın elinde kereste ve kalas varken ve bunları yontacak marangoz makinaları yokken adam bu malzemelerden kendi imkanlarıyla çabalayarak 3 oda 1 salon oturma takımı yapmaya uğraşıyor.

    ben takıma inanıyorum. bugün çokça pozisyon da bulduk, atabilirdik ancak atamadık canımız sağolsun. çok da pozisyon verdik, bunu da takımın yaşadığı 3 sakatlıktan sonraki dağılmaya ve moral bozukluğuna bağlıyorum. yene de bilirdik, yenile de bilirdik ama bu eksiklerle dolu kadroyla yenilmemeyi başarmamız bence çok çok önemli birşey.

    ozan'a bakış açım kesinlikle değişmedi çünkü bu çocuk daha 18 yaşında. böyle hatalarla olgunlaşacak, tecrübe kazanacak.

    mariano bu takımın as beki olamaz artık, geçmiş olsun. penaltıda ozan'dan daha fazla suç kendisinin. korkarım iyi bir yedek o bundan sonra.

    eren ise fırsatını bulduğunda ayağına, kafasına gelen topu kaleye sokmaya devam ediyor. ilginç ama verimli bir forvet bu sene. devam eder inşallah bu çizgide.

    kedinin o penaltıyı kurtaracağını hepimiz ilginç bir telepatiyle tahmin ettik, ama adamın önüne doğru çelmese iyiydi. neyse onun da canı sağolsun. canımızdır her daim.

    ömer bayram vasattı. yedek bek olmaya devam edecek görünüşe bakılırsa. maç içi tercihleri çok kötüydü ve hücumda çok panikti. defansta da eli ayağına dolandı.

    belhanda ise son 25 dk için konuşursak takımın en iyisiydi diyebilirim. bunu her maç 90 dk'ya yaysa açık ara liderdik, porto'ya da koymuştuk şimdi. gevşek herif.

    rodri beynini kaldırdığı raftan indirmemekte ısrarlı. bugün yaptığı top kayıplarının haddi hesabı yoktu. ilerde de bencillik veya saçma sapan tercihler yaptı. hoca böyle giderse en kritik cl maçında bile kızağa çekmesini bilir kendisini. aklını başına almalı bir an önce.

    girdinin sonuna gelirken diyeceğim odur ki, bu takım sezon sonu şampiyon olduğunda bu yolda aldığımız en kritik puanlardan biri bu maçtan aldığımız 1 puan olacak. bu 1 puanın bize şampiyonlukta katkısı büyük olacak.

    *

    (bkz: in imparator we trust)
  • 239
    bazen beraberliğin iyi sonuç olduğu maçlar olur, bu da onlardan biriydi.

    açıkcası maç başlamadan önce rahat kazanırız diye bekliyordum çünkü hakikaten bursaspor'da hiçbir şey yok. yani dün de hiçbir şey oynamadılar fakat hem tribünün hem de takımın üstündeki ölü toprağını görünce ve ilk 40 dakikada üç sakatlık yaşayınca 1 puan bana çok kötü gelmiyor. geriye düştükten sonra tek atımlık bir reaksiyon gösterip beraberliği yakalamak önemliydi.

    bu maç için hocaya bir şey diyemiyorum. ideal kadro çıktı sahaya fakat sakatlıklar hocaya hamle şansı da bırakmadı.

    maçın en kötüsü kesinlikle taraftardı. takım kötüydü evet ama taraftar daha kötüydü. doğu 417'deyim ben. eski açık ve doğu 417-416 hariç topluca ses çıkan gruplar olmadı maalesef. yeni açık koca doksan dakikayı uyuyarak geçirdi. numaralı tribün zaten genelde öyle. deplasman tribününün sesini bastırmak için götümüz yırtıldı. hatta bir ara ilk yarıydı, arkadaşlarla birbirimize bakıp ulan bu maçı alırsa taraftar alır ama taraftar takımdan daha kötü bugün dedik. hakikaten tribün olarak da kötüydük dün.

    yalnız bir konuya daha değinmek istiyorum. koskoca galatasaray takımında maç boyu küfür ettiğim/iz belhanda ve ndiaye dışında bir tane adam sorumluluk almak istemedi. herkes rakibin arkasına saklandı. o kadar sorumluluk almak istemiyordu ki takım, önü boş olan maicon, topu her defasında ozan kabak'a attı. selçuk falan hep ozan'a döndü. hakikaten üzüldüm.

    neyse, iş kazası diyelim. unarım sakatlar bizi uzun süre yalnız bırakmaz.
  • 240
    elle tutabileceğimiz; bir tek iç saha performansımız vardı. o da mükemmeldi yani. şimdi o da olmadı. bakalım önümüzdeki süreç ne getirecek.
    bahanemiz de hazır. milli ara, sakat oyuncu, oynayanlar istekli değillerdi, kırmızı görmeseydik varyaa, konsantrasyonumuz eksikti, forvetimiz yok, defansimiz eksik... ve daha niceleri. haklilik payi kesinlekle var ama artık can sıkmaya başladı bu bahaneler. milyon euroları aliyorsaniz çözüm bu-la-cak-sı-nız.
  • 241
    çok ama çok üzülerek söylüyorum ki gerek sözlükte gerek twitter' da yapılan yorumlara ve eski yönetici burak elmas ' ın eleştirilerine bakacak olursak hiç kimse maçı stad içerisinde izlememiş. tv başında yada kaçak yollarla yayını izleyip ahkam kesiyor ve millet yaptığı eleştirilere ağır ithamlarda bulunuyorsunuz. oynanan bu karşılaşmada ömer olsun ozan olsun hiç bir futbolcuya yuhalama veya ıslıklama diye bir şey olmamıştır. aksini kim söylüyorsa yalan söylüyordur. hangi futbolcu yaparsa yapsın yapılan pas hatasından sonra stadda her zaman çıkan uğultu yine çıkmıştır ve bundan sonraki maçlarda çıkmaya devam edecektir. kimse kusura bakmasın ama taraftar ne robottur ne kukladır ve duyguları ile hareket eder.

    ömer ıslıklandı yuhalandı, ozan ıslıklandı yuhalandı diye yazan çizenler net maçı stadda izlemeyenler ve işkembeden sallayanlardır.
  • 242
    ömer ve ozan'ı yuhalayan taraftarlar harbi kafasızdır. iki oyuncu da galatasaray takımında yeni yeni süre almaya çalışıyorlar. biri yeni transfer, diğeri daha 18 yaşında. hayır ne bekliyorsunuz arkadaşım? neymar ve mbappe falan mı bekliyorsunuz? geldiği gibi lap diye takıma oturacaklar ve takır tukur top oynayacaklar. buna evet diyenler varya siz gidin manchester city, psg falan tutun kardeşim. biz neredeyiz siz neredesiniz? yemin ediyorum çıldırmamak için limitlerdeyim. olayın ciddiyetini kavrayın kardeşim. olayın ciddiyetini kavrayın. takımın maç içinde psikolojisini düşüren böyle hareketler yapacaksanız schalke maçına falan da gitmeyin. hadi bursa maçı telafi edilir de schalke maçının telafisi yok. hele sizin gibi ukala, laubali, şımarık taraftarlara hiç ihtiyacı yok galatasaray'ın.

    edit: stadda bu yapıldı, yapılmadı deniyor. ben bunu bilmem. ama ben şunu bilirim. benim için hocanın lafı senettir. hoca dediyse stadda bu yapılmış demektir, çünkü hoca bunu duymasa kesinlikle söylemez, bu rahatsızlığını dile getirmezdi.

    https://twitter.com/.../1053568367989325825
    https://twitter.com/.../1053567006316863488
    https://twitter.com/.../1053568623502131200
    https://twitter.com/.../1053572426595028992
  • 243
    iç sahada kaybedilen her puanın panzehiri, olmayacak bir deplasmandan 3 puan çıkarmaktır.
    sanırım hiç kimse şu ana kadar ki deplasman galibiyetlerimiz olan;
    10 ağustos 2018 ankaragücü galatasaray maçı ve
    6 ekim 2018 antalyaspor galatasaray maçlarını olmayacak 3 puan olarak görmüyordur.
    o halde yakın zamanda zor bir deplasmandan 3 puan bekliyorum takımdan...