• 334
    galatasaray tribünleri için turnusol kağıdıdır bundan 20 sene evvel 20 ekim 1999'da ali sami yen'de chelsea'ye karşı alınan 5-0lık mağlubiyet. şampiyonlar ligi gruplarında oynuyordu galatasaray ve ingiltere'de mavi-beyazlı ekibe 1-0 yenilirken, taffarel'i de kaybetmişti. buna rağmen fatih terim takımına güveniyordu grubun dördüncü maçında ama yedek kaleci mehmet bölükbaşı'nın "acemiliği", galatasaraylı savunmacıların "kötü gününde" olması beklenmeyen sonucu getirmişti. vialli'nin çalıştırdığı chelsea ilk devreyi 1-0 önde kapatmış, ikinci yarının başında fark üçe çıkmıştı... o yıllarda takım yuhlamaları ve ıslıklamalar yoktu ama tribün boşaltıyordu "seyirciler"... ve 78. dakika galatasaray dördüncü golü kalesinde gördükten sonra koskoca ali sami yen'de bir tek kapalının ortası ve yeni açık tribünün numaralıya yakın tarafı kalmıştı takımını destekleyen...
    "başın öne eğilmesin aldırma cim bom aldırma
    en büyük sen değil misin aldırma cim bom aldırma
    sendeki bu büyük taraftar bir gün ağlar bir gün coşar
    seni bu sesler oyalar aldırma cim bom aldırma" diye tezahüratlarını sürdürürken "harbi" galatasaray taraftarı, rakip 5. golü atmamış gibi, onlar daha coşkulu haykırıyordu takıma olan bağlıklarını...

    aradan 20 yıl geçmiş ama o gün hala dün gibi gözlerimin önüne geliyor... o "kara gecede" kim iyi gün dostu, kim kötü gün dostu "akla kara gibi" ortaya çıkmıştı... ve o maçtan sonra iç saha yahut deplasman fark etmeden rakiplerini ezen galatasaray, uefa kupasını kazanırken, bu başarı benim nazarımda en çok da 5-0'dan sonra takımını alkışlayan o iki grup taraftarındır...

    peki, aradan geçen 20 sene sonra galatasaray tribünlerinde durum nasıldı? chelsea hezimeti bitiminde takımını alkışlayan "tayfa" yine her zamanki gibi taraftarlık görevini yapıyordu yeni stadyumda ama bu defa sayıları daha azdı "seyircilere" göre, çünkü galatasaray'ı yıllarca yönetenler özhan canaydın'ın "müşteri" lakabını taktığı seyircileri cefakar taraftara yeğlemiş ve 50 bin küsür koltuklu stad yapıp, fahiş fiyata bilet satarak ecnebilerin "quantity or quality"sinden yani "kalabalık mı kalitemi" tercihinden "paralı kalabalığı" seçmişti... "paramı veririm, istediğimi alırım" şımarıklığı içindeki "seyirci" de skora bakmadan, neden tribünde olduğunu bilmeden, bütün bencilliği ile mecidiyeköy'deki ali sami yen'de asla yapamadığı "ıslıklama ve yuhlama" ile "kalitesini!" göstermektedir seyrantepe'de maç be maç...

    cuma gecesi de ıslıklar ve yuhlamar arasında bitirdi galatasaray futbol takımı sivasspor karşında oynadığı maçı. kaybetmiş miydi takım? şampiyonluk yarışından kopmuş muydu? bin bir türlü rezaletle mi gündeme geliyordu oyuncular? teknik direktörü mü kötüydü?
    aksine, galatasaray maçı 3-2 kazanmış, puan tablosunda ikinciliğe yükselmiş, yeni transfer andone herkesi büyüleyerek iki golle siftah yapmış ve takımın başında galatasaray kulübünün efsane hocası fatih terim vardı...

    gençlerbirliği maçı sonrası bahsettiği rotasyonu şener, emre taşdemir, emre mor ve ömer bayram gibi oyuncuları ilk onbire yazarak yapmıştı fatih terim sivasspor karşısında. "başarıya aç, arzulu" oyuncular da hocasının istediği oyunu sahaya yansıtmakta oldukça maharetliydi, lig başından beri beklediğimiz "galatasaray gibi galatasaray" geri gelmişti, top oynatmıyordu sarı-kırmızılılar deplasman ekibine. ilk tehlikeli atak emre mor-şener paslaşması sonra babel'e yapılan orta ile gelirken, sonrasında luyindama'nın uzun pasında- ki luyindama maç içinde bunu çokça yapacaktır- babel'in indirdiği topu son anda rakip savunma uzaklaştırmıştı. galatasaraylı oyuncular sadece hücümda etkili değildi, top rakipteyken de alan daraltıyor, "ısırarak" pres yapıyordu. futbol bu, haliyle kalesinde de pozisyon görecekti ama o anlarda "taze" baba muslera devreye giriyordu. önce mert hakan'ın plase vuruşunu bir kedi çevikliği ile çıkarıyor, sonrasında başlangıcında "ofsayt kokan" pozisyonda sivasspor'un muslera ve kale direğini geçemediği anlarda kalesinde devleşiyordu.

    deplasman ekibi üç-dört değişik oyuncuyla topu bir türlü kaleye sokamadığına dövünürken, galatasaray rumen golcüsü andone ile öne geçiyordu. topu rakip yarı saha içinde alan andone süratlı bir şekilde kaleye doğru ilerleyip, ceza sahasına gelmeden şık bir ayak içi plase ile köşedeki örümcek ağlarını temizlerken, wesley sneijder'a da selam çakıyordu, zira 19 ekim tarihi bizim diyarlarda sneijder'in ayı avına çıktığı gün olarak anılıyor ve anılacaktır da...

    golden sonra galatasaraylı futbolcular taraftarın da desteğini arkasına alıp, daha baskılı bir oyun sergiledi, top sürekli samassa'nın kalesinin önündeydi ve babel yine "klasiklerinden" birini yaptı. emre mor'un yarattığı pozisyonda genç oyuncu ceza sahası içinde boş pozisyonda olan babel'e topu verdi, hollandalı savunma ve rakibi yatırdı ve yine boş pozisyondaki arkadaşı andone'ye asist yapmak yerine vurmayı seçti... fatih terim'e tavsiye vermek haddimize değil ama ben olsam ryan babel'in arkadaşlarına pas vermek yerine kaleye şut çektiği pozisyonları derler, bir video yapar ve sabah-öğlen-akşam üç posta seyrettirirdim. bak bakalım bir daha vuruyor mu...

    babel, andone'ye ikinci golü attırmadı ama rumen oyuncu "kendi ekmeğini taştan çıkardı" ve yarattığı penaltı sonrası attığı golle devre biterken farkı ikiye çıkardı...

    devre biterken ilginç bir de an yaşandı sahada. sivasspor ceza sahasının solunda topla buluşan şener, uğur ve coffie arasından şık bir hareketle sıyrılırken, yere düşürüldü ve hakem ali palabıyık kartı kime göstereyim diye oyunculara sordu. uğur takım arkadaşını işaret etti ve sarı kart coffie'ye çıktı. arkadaşı kendisine neden bunu yaptığını sorduğunda ise uğur kendisinin daha önceki maçlardan üç sarı kartı olduğunu işaret ediyordu. o anlık uğur önümüzdeki hafta için kendisini kurtarırken, nereden bilecekti coffie'nin karşılaşmanın ikinci yarısı bir sarı kart daha görüp, takımını 10 kişi bırakacağını...

    ikinci devrenin başında rıza çalımbay takımın iyilerinden fernando'yu çıkarıp, kone'yi oyuna aldı da daha 48. dakikada on kişi kalacağını bilse bu hamleyi yapmazdı, zira fernando çok daha işine yarayacaktı. eksik kalan rakibi önünde galatasaray baskıyı iyice arttırdı, rakip kaleyi abluka altına aldı ve özellikle uzaktan attığı şutlarla gol şansı yakaladı ama üçüncü golü bulamadı. bizimkiler atamadı belki ama deplasman ekibi yorulmaya başlayan şener'in kanadından bir kez geldi, farkı bire indirdi. kalesinde gördüğü gole çabuk reaksiyon gösteren galatasaraylı topçular, yine bir babel "klasiği" ile tekrar farkı ikiye çıkarttılar. sahanın yıldızlarından ömer bayram'ın pasında ceza sahası köşesinde topla buluşan hollandalı oyuncu, bir hamle ile rakibi geçtikten sonra sert bir vuruşla fileleri sarsarken, ellerindeki akıllı telefonlarla attıkları "nahoş" mesajlarla boş boş konuşanlara da tepkisini gösteriyordu.

    son 15 dakika fark tekrar üçe çıkınca fatih terim, önümüzdeki beşiktaş maçını da düşünerek sarı kart görmemeleri için luyindama ve belhanda'yı kenara alıyordu. hakem ali palabıyık olunca, luyindama'ya gösterdiği "basit" sarı karttan sonra ikinciyi de pek ala gösterebilirdi de, o fırsatı bulamadı. ama ömer bayram acemice bir hareket yaparak maçın hakemine aradığı şansı verdi: beşiktaş derbisi öncesi galatasaraylı bir oyuncuyu eksiltti.

    son on dakikaya girilirken önce andone'nin "al da at" pasında emre mor kale çizgisi üzerinden topu auta attı, sonrasında emre'nin "al da hattrick yap" dediği pasta andone kaleciyi geçemedi. sarı-kırmızılıların maç böyle biter havasına girdiği bir zayıf anında yine şener'in kanadından gelen sivasspor bir kez daha farkı tek sayıya indiriyordu. o dakikadan sonra kaybedecek bir şeyi olmayan deplasman ekibi tüm hatlarıyla galatasaray kalesine gelirken, uzatma dakikalarında konyaspor ve malatyaspor maçlarında yaşanılanlar bir kez daha yaşanacaktı ki bereket genç oyuncu armin altı pas üzerinden topu auta atıverdi...

    böyle bir maçtan sonra "seyirciler" ya da "müşteriler" takımı ıslıklayadursun, iki gün önce tribünün önde gelenlerinden olan ve oldukça sevilen arkadaşları "ikiz gökhan"ı kaybeden ve yürekleri acıyla dolu olmasına rağmen maç başından beri susmayan ultraslan'a özel bir teşekkür edelim... "cennete gidenlerle",e-bilet protestosu yapanlarla eksilmiş olsalar da, galatasaray tribününün temel taşı hep ultraslan'dı ve ultraslan olacaktır... mekanın cennet olsun gökhan, tribün şehitlerine selam söyle...

    kaynak ve fotoğraflar: http://ultrasmovement.blogspot.com/...ray3-2sivasspor.html