• 506
    https://twitter.com/.../1129129434995449856

    türk futbolunda bir devrimin, bir milatın gerçekleştiği, türk insanının hayal bile ederken zorlandığı bir başarı hikayesi. bugün 19. yıldönümünü kutluyoruz.

    kutluyoruz da, keşke üzerine bir şeyler daha koyabilseydik. o tarihten itibaren şampiyonlar ligi'nde iki çeyrek final, bir de son 16 koymuşuz bu 19 senede. uefa zaferi her ne kadar büyük bir başarıysa, kutlanmaya değer bir olguysa; bence bu durum da bir o kadar üzerine düşünülüp sorgulanası. en azından bir final daha gelmeliydi bu 19 senede. kupayı kazanmak, "winner olmak" elbette en büyük şey; ancak oralarda, kupayı kazanamasan bile oranın kıyısında dolaşmak da bir o kadar önemli olmalı.

    fatih hocam, bir kere daha yaşat o günleri bizlere.
  • 508
    herkesin gol beklediği pozisyonda, taffarel'in azmi bize o kupayı getirdi.

    bülent korkmaz'ın çıkan omzu ve sahaya koyduğu yüreği bize o kupayı getirdi.

    popescu'nun soğukkanlılığı bize o kupayı getirdi.

    fatih terim'in ve takımın isteği, hırsı bize o kupayı getirdi.

    bütün galatasaraylıların inancı bize bu destanı yazdırdı...

    ha 19 yıl geçmiş, ha da 100 yıl...

    destanlar asla unutulmaz.
  • 509
    “maksadımız ingilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve türk olmayan takımları yenmektir.“

    ali sami yen

    galatasaray için yerel başarıların asıl amacı uluslararası turnuvalara katılım hakkı kazanmak ve türk olmayan takımların arenasında ülkemizi temsil etmektir. o yüzdendir ki şampiyonluk kutlamaları galatasaray'da günlerce sürmez, yerel başarı çok ön plana çıkmaz, hemen taraftarı şampiyonlar ligi heyecanı sarar ve şampiyonlar ligine yönelik hesaplar başlar. avrupada temsil o kadar önemlidir ki türkiye liglerinde şampiyon yapmanıza hatta çifte kupa kazanmanıza rağmen avrupa performansınız iyi değil ise kulüpte barınamazsınız. galatasaray taraftarı 6-0 lık beşiktaş galibiyetini unutmuştur bile, sayılarda çok çok önde olmamıza rağmen fenerbahçe'nin şampiyonluk sayısını, kupa sayısını takip etmez. bizim en büyük övünç kaynağımız şampiyon kulüpler kupasında oynanmış yarı final, şampiyonlar liginde oynanan çeyrek finaller ve kupanın belki en takip edilen, en prestijli zamanında arsenal gibi sonraki yıllarda premier ligde namağlup şampiyonluk yaşayacak ve şampiyonlar liginde finali görecek bir jenerasyona karşı kazanılmış uefa kupasıdır.

    içleri kan ağlayarak istedikleri kadar dalga geçsinler her platformda gururla söyleyiniz:

    bizim uefa kupamız var!
  • 512
    11 yaşındaki galarasaraylı bir çocuğu ne kadar çok gururlandırabilir ise o kadar çok gururlandırmıştı.

    çocuk bir aklın anlayabileceği veya kavrayabileceği bir şey değildi elbette ama ona rağmen imkansızı başarmakta olduğumuzu hissediyordum. şampiyonlar ligi grubumuzda hertha berlin ile başlayarak sırası ile milan'ı ve uefa'da da bologna'yı, dortmund'u, mallorca'yı ve leeds'i devirmiştik ve bu süreçte oynadığımız toplam 10 maçta hiç yenilmemiştik. tam anlamıyla korkunç bir şey !!!

    ama bölüm sonu canavarı olarak karşımıza çıkan, dönemin uzay takımlarından biri olan arsenal'di. seamen, lee dixon, martin keown, tony adams, sylvinho, patrick vieira, ray parlour, emmanuel petit, dennis bergkamp, marc overmars ve thierry henry'li kadrosu yenilmez gibi duruyordu. ama fatih terim'in aslanları kahramanca ve kaybetmek nedir bilmez bir cesaretle oynadı ve o gün için rüya gibi gelen ama değeri ve anlamı günler ve yıllar geçtikçe daha da iyi anlaşılacak bu zaferi bizlere yaşattı.

    penaltı atışlarında davor suker'e ve patrick vieira'ya "dur" diyen direkler de tanrı'nını bizim almamızı istediğinin kanıtıydı adeta.

    hepsinin ayağına, yüreğine ve alın terlerine sağlık!

    maç öncesi muhtemelen "terlemeden 3-4 atarız" diye düşünen arsenalli oyuncuların maç sonundaki yüzleri:
    https://galeri14.uludagsozluk.com/...l-maci_1325932_m.jpg
    dönemin bir gazete haberi:
    https://galeri14.uludagsozluk.com/...l-maci_1425450_m.jpg
    tam olarak o an:
    https://pbs.twimg.com/media/C_72sicXoAA2oka.jpg

    fatih terim:
    "biz 17 mayıs'ta sadece bir kupa kaldırmadık. galatasaray ruhunu ve kimliğini futbol tarihine yazdırdık. yenileri için ise nefesimiz yettiğince çalışıyoruz."
    (17 mayıs 2018)
    https://66.media.tumblr.com/...DjD1r0iddqo1_500.jpg
  • 514
    17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçında (uefa finalinde) verilen penaltıların penaltı olmadığı bir ortamda ben bu kupayı almaktan dolayı utanıyorum. 4 penaltı. tam 4 penaltı...

    antonio jesús lópez nieto var'a bile gitmedi.
    özellikle ümit davala'nın attığı üçüncü penaltıda david seaman bilerek ters köşeye yatıyor. böyle bir şey olamaz.

    duyduğuma göre arsene wenger bir akşam arkadaş arasında yaptığı bir sohbette "o maçı kazanmamız mümkün değildi çünkü galatasaray tarlayı sürmüştü" demiş. hatta ve hatta taffarel'in, thierry henry'nin kafa vuruşunu kurtardığı o meşhur pozisyonda henry'nin bilerek atmadığı konuşulur. notre dame katedrali baş rahibinden icazet almış henry.

    "bana at teklif ettiler onu alsam maçı satsam caiz mi?" diye sormuş rahip'e "al tabi" demiş, "atlar güzel hayvanlardır". henry'nin o atı veliefendi de çok para getirmiş henry'e. öyle bir rivayette dolanır. tüm bunlar sahaya yansımadığı için verdiler kupayı.

    (bkz: ironiden anlamayan nesle aşına değiliz)
    (bkz: soran olursa tesadüf dersiniz kim bilecek)
  • 515
    ergün penbe'nin maç ile ilgili anısı:

    "yapı itibarıyla sakin biriyim. maç öncesi soyunma odasında hiç heyecanlanmadım. o gün doğum günümdü. hocam bana penaltı atmaya gider misin dediğinde de, kendime bir hediye vermek istedim. orada zaten hiçbirimiz ne yaptığımızın farkında değildik. türkiye'ye döndükten sonra ne büyük bir iş başardığımızın farkına vardık. maçta bülent'in sakatlanması, hagi'nin kırmızı kart görmesi vardı, onlardan başka bir şey hatırlamıyorum. istanbul'a döndükten sonra o coşkuyu, atmosferi görünce bazı şeylerin farkına vardık."
  • 516
    kıraathanede mallorca maçını izliyoruz. efsane 1-4 biten maç. esnaf bir abimiz var hasta fenerli. kıraathanenin kapısından ayaküstü hem maça bakıyor hem dükkanını kolluyor. ayaküstü iki golümüzü izliyor ve oynadığımız futbolu da görüp asık bir surat ifadesiyle bunlar bu kupayı alır diyerek dükkanına geri dönüyor. işte yenilgisiz o serilerin finali de hadi oğlum popescu'yla başlayıp, kupa bizim, kupa bizim nidalarıyla sonuca ulaştığımız ve kupayı kaldırdığımız bu maç oluyor. bu gurur bizim.
  • 517
    -bravo adams tebrikler adams
    -hakan vur n'olur vur
    -düştü
    -birisine çarpsa seaman kontrpiyede kalacak
    -diğer hakanımız bindirme yaptı
    -aman allahım şans neden bizden yana değil
    -neden hagi?
    -burada karar ağır o vurur o vuruyor
    -taffareeeeeel taffarel
    -inanılmaz bir kurtarış
    -lopez nieto daha fazla risk almıyor
    -gol leventciğim gol
    -korkunç bir şey

    -kupa bizim...
  • 520
    hala düşündüğümde boğazım düğümleniyor, gayet ağır bir kişilik olan babamın kendini havalara attığı, futbol ile hiç ilgisi olmayan tüm aile bireylerinin sevinçten bağırışıp sağa sola koşturduğu muhteşem bir gece.

    ben ise ne yaptığımı hiç hatırlamıyorum, popescu'nun vuruşundan sonrası yok bende! koşarak bağdat caddesine çıkışımız ve bir ara arabanın sunroofdan bayrak sallarken hatırlıyorum kendimi. yakıt lambası yanana kadar gezdiğimiz, bozulan korna.
    eve geldiğimizde yüzümün bir yanı sarı diğer yanı kırmızı boyalıydı, ne ara kime boyattım oda yok hard diskte.

    ama artık daha büyüğünü istiyor bu beden, bu sefer ben çocuklarımla çıkayım, kızım sunroof'da bayrak sallasın, babam gökyüzünden gülümsesin istiyorum.

    bu ülkeye bir cl kupası gelecekse o fatih terimi'in ellerinde gelmeli diyorum kendi kendime. bu kapitalist / emperyalist futbol düzeni buna ne kadar müsaade eder, fatih hocamın ömrü buna yeter mi bilmiyorum ama olsun be sözlük, o kupa bu adama da* bu armaya da çok yakışır.
  • 521
    10 yaşında bir çocuktum. neredeyse o güne dair bütün detayları hatırlıyorum. babamın sehpanın üstünde penaltıları izlemesini, benim koltuğun tepesine çıkıp heyecandan kalbimin sesini duymamı, hagi’nin kırmızısını, henry’nin kafasını, hakan’ın direkten dönen topunu, arif’in ilk yarı biterken kaçırdığı bomboş pozisyonu. neredeyse her şeyi.

    geriye dönüp baktığımda abartmıyorum hayatımın belki de en güzel günüydü.

    iyi ki varsın galatasaray.
  • 522
    bizim jenerasyonun futbol hafızasının en güzel yerlerinden birine sahip olan, galatasaraylı olmanın ne denli büyük bir gurur olduğunu tekrar tekrar hatırlatan muhteşem gece...

    halen videolarını izlerken 'bravo adams', 'petit çok konuşur', 'haydi oğlum popescu' repliklerine eşlik edenlere, ömer üründül ile vöeeyyy diye bağıranlara ve sarı-kırmızı sevdanın neferlerine selam olsun..

    http://plasedergi.com/...ti-gheorghe-popescu/
  • 524
    22 yaşındaydım. suadiye’de hasta galatasaraylı yakın bir arkadaşımın evinde izlemiştik avrupa macerasının tüm maçlarını. yaklaşık 10 kişi 120 dakika gözyaşlarımızı tutamaz hale gelmiştik artık sinir bozukluğundan. uzatmalar da bitti. sıra geldi penaltılara.
    popescu toptan uzağa doğru gerildi. evde, mahallede çıt çıkmadı. yemin ediyorum 2 saniyeliğine zaman-evren düzleminde bir kayma oldu ve o an resmen dondu. 10 gencecik adam el ele tutuşmuş popescu’nun topa doğru koşmasına bakakaldık. romanyalı koştu koştu, hiç çekinmeden, tereddütsüz vurdu ve zaman tekrar akmaya başladı.
    gerisi bende yok. en son bağdat caddesi’nde şaşkınbakkal trafik ışıklarının direğinin yarısına turmanmışım onu hatırlıyorum elimde kocaman bir bayrak.
    bir de susmayan bir cep telefonu melodisi hatırlıyorum. sanırım yayına birisinin telefonunun sesi karışıyordu. o geceki sürrealliğe önemli bir katkıdır o telefon melodisi.