• 41
    vefat edenlere allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

    aradan geçen 20 seneye rağmen, hala istanbul'da "inşaatta kullanılması gereken demirin 10'da 1'i kullanılmış", "yine bir bina çöktü" gibi haberleri görüp yaklaşan yıkımı görmemek için kör olmak gerek.

    felaket tellallığı yapmak gibi olmasın ama çok kötü günler bekliyor bizi.
  • 44
    20 sene evvel bir çok insanımızın hayatını karartan depremin yaşandığı gün. bugün haberlerde deprem sabahının görüntülerini görünce bir kez daha tüylerim diken diken oldu.

    bu felakette yaşamını yitiren herkese allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. yaralanan ve evinden olan herkese de tekrar geçmiş olsun. umarım böyle bir felaketi tekrar yaşamayız.
  • 45
    20.yılında büyük üzüntüyle andığım ve aynı zamanda benim için hayırlara vesile olan depremdir.
    5 yaşında bir çocuktum ve beylikdüzü'ndeki villamızda yakalanmıştık depreme. kardeşim doğuştan böbrek tıkanıklığı ile doğmuştu. depremin korku ve stresi sonrası hastalığı bir anda düzelivermişti. günlerce tuvaletine çıkamayan ve henüz 6 aylık olan bir bebek düşünün. depremden sonra tuvaletine çıkmaya başlamıştı ve ameliyat olmasına gerek kalmadan düzelmişti.

    keşke diğer vatandaşlarımız da bizim kadar şanslı olsaydı diyorum. avcılar hele ki...

    neredeyse sağlam bina kalmamıştı depremden sonra. haftalarca ölüm koktuğunu söyler babam ne zaman deprem konusu açılsa.

    depremde hayatlarını kaybedenlere rahmet, yakınlarına ise baş sağlığı dilemek boynumuzun borcudur.

    allah rahmet eylesin. daha kötüsünden korusun inşallah...
  • 46
    (bkz: depremi unutma, unutturma)

    17 ağustos gölcük ve 12 kasım düzce depremi'ne düzce'de tanık olmuştum. 98' yılının başında ev arayışındaydık. düzce'nin karaca mahallesi'nde ev arıyorduk. karanfil sokak adında bir çıkmaz sokağı çok sevmiş babam, henüz çocuk olan benim ve birkaç ay sonra doğacak kardeşimin rahat rahat oynayabileceğini, dışarıda dolaşabileceğini düşünmüş. birkaç ev bulmuş, birinin kirası konusunda ev sahibiyle anlaşamamış, sonrasında da aynı zamanda üst komşumuz olan ishak amca'nın dairelerinden birini tutmuş. ishak amca ve şehnaz yenge, annemi ve babamı hiç olmayan çocukları, beni ve kardeşimi de torunları gibi gördüler hep. iki dedesini ve babannesini hiç görmeyen benim için çok önemli insanlardı. ve düzce yıkıldı, önce 17'sinde ağustos'un, sonra 12'sinde kasım'ın...

    20 yıl oldu, dün gibi hatıralarımda o gece duyduğum uğultu, çığlıklar. karşı apartmanda hemşire bir abla vardı. uefa kupası'nı kazandığımız akşam balkonda bağırıyordum rerere rarara gassaray gassaray cimbombom diye. babam içeri sokmaya çalışıyor beni, "oğlum silah atarlar, gel içerde bağır" ama yok sevda bu. karşı balkondan o hemşire abla yetişti babamın imdadına, "hadi içeri gir..." ikiletmedim onun sözünü. çok sonra öğrendim ki uyanamamış o gecenin sabahına. bir dizi apartman birbirinin üstüne yatınca göçük altında kalmış.

    ağustos sonunda o apartmandan taşındık, eve ufak çatlaklar dışında bir şey olmamıştı ama korkmuştuk. mahalleyi terk edip bir köyde, bahçe seviyesinde bir eve taşındık. altımızda toprak, üstümüzde çatı olan bir eve. biz mahalleyi terk ederken babamın o ev sahibiyle anlaşamadığı için tutmadığı ev de veda ediyordu bize. 4 katlı apartmanın ilk iki katı yoktu, en üst katı ise neredeyse 30 derece eğilmiş, duvarları yok. içinde zar zor ayakta duran buzdolabı gözüküyor. o apartmandan kimse sağ çıkamamış. o apartmanın fotoğrafı ise hala babamın evinde. bazen yaşamak sadece bizim kararlarımıza bağlı olmuyor.

    çok zor bir geceydi, daha kötü ne olabilir ki diyorduk. sadece üç ay beklememiz gerekiyormuş daha kötüsü için... karanfil sokakta hiç dışarı çıkıp oynamadım. bilmiyorum niye ama orada oturduğumuz kısa süre boyunca hep camdan izlemekle yetindim sokakta oynayan çocukları. kardeşim zaten bebekti oradan ayrıldığımızda. babamın hayal ettiği gibi olmadı hiçbir şey. bugün ailem hala düzce'de yaşıyor, kardeşim istanbul'da okuyor, bense ankara'dayim. korkmadığım bir gün bile olmadı şu son yirmi yıl boyunca. zor...
  • 47
    -o gece gölcükte askeriyede dini yok etmek için kararlar alınmış(!)
    -kur'an yırtılmış(!)
    - fuhuş çok artmış
    - ..mış ..muş

    allah belanızı versin kara vicdanlı herifler. binlerce , onbinlerce hayat kayboldu. hala ders almadık, hala buna benzer safsatalara inanıyoruz(!)

    17 ağustos bir milat olmalıydı. hiroşima gibi olmalıydı. ulan biz ne yapıyoruz (ne yaptık) denmeliydi. ölen annendi baban kardeşindi. insandı. biz hiç bir şey yapmadık ve daha büyüğü gelecek diye bilmem nerelerini yırtan deprem uzmanlarını sexi erkek seçtik umarsızca ve kaşarlanmış tavırlarla.
  • 48
    cumhuriyet tarihinin belki de yaşanmış en büyük felaketi. biz izmir'de olmamıza rağmen gece nasıl sallandığımızı hatırlıyorum en net hatırladığım ise sanki hiç bitmeyecekmiş gibi uzun sürmesiydi. ege bölgesinde oturanlar zaten bu tarz depremlere alışkındır ama ilk defa rahmetli babam "gene merkezi burasıdır inşallah yoksa bu sefer başka türlü salladı yıkmıştır biryerleri" demişti. ağzından yel alsın dedi annem ama önce elektrikler kesildi sonra uzun bir müddet gelmedi. bizde adettir deprem oldumu hele de tatilse rahmetli dedemlerin evine giderdik tek katlı diye. orada elektrik geldi televizyon açıldı ve babamın korktuğu başına gelmişti.
    ama televizyondan ya da gazetelerden takip etmekle gerçekler arasında bile o kadar fark vardı ki. kuzenim askeriye kampındaydı ve depremde yıkılan binalara ilk kurtarma çalışmalarına katılanların arasındaydı. geri döndüğünde anlatmadı çoğu şeyi. sadece o ilk ses sonrası kıyamet ve yardım isteyenler...
    peki ders aldıkmı? tabi ki hayır... toplanma alanlarına yapılan avmler yine ucuz maliyetle yapılan evler imar barışı adı altında yapılan rezillikler. hayatımıza depremden sonra giren ve hayatımıza 20 yıldır çöreklenen ötv. bir araba alırken yanına bir araba daha devlete hediye ediyorsak mesela o zamandan kalmadır. belki de toplanan vergi ile izmit ve gölcük yeni baştan birkaç kez daha inşaa edilebilirdi ama ne yapıldı paralar nasıl harcandı harcanıyor muamma. giden gittiği ile arkasından çeken çektiği ile kaldı maalesef...
    allah bu felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza gani gani rahmet eylesin. bu acıyı yaşamış yakınlarını kaybetmiş kardeşlerime de tekrar başsağlığı diliyorum. allah böyle bir felaketi ülkemize bir daha yaşatmasın inşallah...
  • 49
    o kara gecede hayatını kaybedenlere allahtan rahmet, yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diliyorum.

    ülkemiz için milat olması gereken bu elim faciadan sonra yapı sektörünü ve onu düzenleyen yasal çerçevelere baktığımız zaman ise; 20 yılda çıkan 3 deprem yönetmeliği, yapı denetim kanunu, iş sağlığı ve güvenliği kanunu halen daha çok yetersiz. üstüne üstlük "imar affı" gibi son derece kritik meseleler bile seçim malzemesi yapılabiliyor. üstüne kaçak kat çıkılan, kusurlu inşa edilen, yönetmelikten bir haber yapılmış gibi duran yapılara ruhsat veriliyor. sonra da kendi ağırlığını taşıyamadığı için çöken binalarla büyük marmara depremine doğru yol alıyoruz.

    renktaşlarıma tek tavsiyem, ev falan alırken ruhsat iskan ve ruhsat tarihi 2018 haziran-2020 ocak arası olan binalardan tamamen uzak durmaları.