• 432
    duygulandıran bir sonuçla biten maç.

    en son ne zaman derli toplu bir oyunla kazanacağımızı hissettirerek kazandık hatırlamıyorum açıkçası. bu takım enerjisiyle sahada top oynayacağını tempoya cevap vereceğini hissettiriyor, bu harika bir olay. dün beşiktaş’ın dortmund’a karşı yaşadığı sorunu bizim yaşamamamız gerekiyor hiç bir zaman kaliteli ayak eksikliği çeksek dahi. bu yüzden helal olsun emeği geçenlere bu akşam.

    elbette ki rotasyonda eksikliklerimiz var giren çıkanı aratıyor oyun şablonumuz değişmek zorunda kalıyor, bunun çözümü de alt yapıdan ziyade transfer gibi görünüyor kısa vadede. bu grupta en kötü üçüncü olup avrupa arenasında kalıp mümkün olduğunca tecrübe kazanmak zorundayız transfer dönemine kadar, sonrasına zaten bakacağız.
  • 433
    takımımız dün sahada modern bir avrupa takımı gibiydi. takım olarak savunduk, takım olarak hücum ettik. savunmada son derece kompakttık. uzun yıllar sonra avrupa'da ezilmeyen bir galatasaray izledik. bu galibiyete tüm camianın, taraftarın, takımın belki de en çok fatih terim'in ihtiyacı vardı. önemli bir taktisyene karşı çok iyi bir sınav verdi.

    victor nelsson'un marcao'nun dönüşüyle sağ stopere kaydırılması, savunmadan top çıkarmamızı inanılmaz derecede kolaylaştırdı. her iki takım da bölüm bölüm savunmayı bölüm bölüm hücum etmeyi planlamıştı. maçın başında oyun kurarken biraz bocaladık ama uzun toplarla çıkmayı hiç denemedik. takımın üzerindeki stres dağılınca lazio'nun baskısını nelsson-muslera-marcao üçlüsüyle rahatça kırabildik. yıllardır ısrarcısı olduğumuz oyun anlayışını ilk defa bu derecede başarıyla oynadık.net pozisyonlar bulduk ama hücumumuzu çeşitlendirmemiz gerekiyor biraz. ileride kalitesiz tek futbolcumuz yok. bu takımın üç yıllık bir proje olduğunu ve marcao'nun dönüşü münasebetiyle ilk kez birlikte oynadığını göz önünde bulundurursak birkaç yıl sonra hangi seviyeye çıkacağımızı şimdiden merak ediyorum. bu takımı sonuna kadar destekleyeceğim.
  • 434
    maçla ilgili hoşuma giden şeylerden biri de tek sarı kartla tamamlamış olmamız. fazla açık verip kartlık hareketlere mecbur kalmadığımızı gösteriyor ki maçın akışı da böyleydi. bu seviyede sert oynamamız gereken ve oynadığımız bir maçta bu dikkati sergileyebilmek de bir konsantrasyon göstergesi. bunu iyi oyun ve galibiyetle taçlandırdık. rakip ise üç sarıyla maçı tamamladı.
  • 443
    16 eylül 2021 galatasaray lazio maçı için söylenecek çok şey var. farkında olarak hepimizin ortak noktada buluştuğu şey şu ki; bir avrupa maçında ve organizasyonu sağlam italyan kulübüne karşı skordan bağımsız, futbol mücadelesi olarak galip geldik.

    şansız bir golle lazio maçtan 1-0 yenik ayrıldı. fakat golden önce üç net pozisyonu, hem pozisyonların hazırlanışının güzelliği hem de ısıran hücum görünümümüzle ben pek keyif alarak izledim.

    futbolcularımız çok gayret gösterdiler. berkan, cicâldău, halil, marcao çok temiz ve gayretli oynadılar. diğer oyuncularımızın da birkaç küçük defosunu mücadeleleri sildi götürdü. marcao olunca, nelsson'un oyunu da güzelleşti.

    dün akşam berabere kalsaydık üzülecektim. şansız bir golle lazio'nun yenilmesi futbolun cilvesi. tek üzüntüm bu şansız gol harici goller bulamamak oldu. buna da şükür değil mi?

    takımımız berabere kalacak, yenilgiler de alacak ama her koşulda bu sezon keyifli maçlar izleyeceğimizi düşünüyorum. futbolcu uyumları arttıkça, modern futbolun doğruları saha içinde artmaya başladıkça galatasaray'ımızı izlemekten acayip keyif alacağız.

    bu hayatta yüzümü ruhen koordineli gülümseten nadide şeylerden biri olan galatasaray'ımız için nice başarılı avrupa maçlarına diyelim.
  • 446
    cok ozlemistik, major bir avrupa takimini iyi bir oyunla yenmeyi gercekten cok ozlemistik. en son 2015-2016 sezonundaki benfica galibiyetini belki sayabiliriz. 2015'ten beri avrupa'da bir lokomotiv galibiyeti var, bir de iste hajduk, nefcti, st johns gibi takimlar.

    cok genc, gelecek vaat eden, umut veren bir takimimiz var. her mac cok iyi oynamayabiliriz, bazen daha iyi de oynariz, ama grupta 6 macin 3unde, ligde ilk yarida 19 macin 8-9 tanesinde suna benzer bir oyunu izlersek gelecek icin umutlanmaya devam edebiliriz.

    gruptan cikariz diye umuyorum. liderlik icin her mac cok iyi oynamaliyiz, belki bir nebze daha dusuk ihtimal, ama ic sahadaki maclari kazanirsak ikincilik gayet mumkun olacaktir.
  • 449
    skorun değil oyunun tatmin ettiği, bu tatmin yanında skorun çok da umurumda olmadığı maçtır. eve çok mutlu döndüm, uykusuz ve yorgun olmama rağmen şu anda da çok mutlu ve gururluyum. bu maç özelinde kimi öveceğimi bilemiyorum. hepsine teknik kadro ile birlikte çok ama çok teşekkürler. ancak unutmadan işimiz henüz bitmedi daha yeni başlıyor.
  • 451
    galatasaray'ın son senelerde en çok eleştirilen yönü koşamaması, fiziksel gücünün avrupa'da hatta yer yer ligde yetersiz kalmasıydı. öncelikle şunu söyleyeyim galatasaray fiziksel gücü gençlik aşısı ile bugün avrupa'nın her takımıyla başabaş oynar. yener veya yenilir ayrı konu ama fiziksel olarak avrupa'nın başat takımlarına karşı ezilmez. dün lazio'yu fiziksel olarak ezdi ki lazio'nun futbolcuları kalıp olarak daha güçlüydü ama sahada galatasaray daha çok koşuyordu ve birebirde lazio'nun futbolcularını fiziksel olarak ezdiler. dünkü maçta berkan harikaydı. melo gibiydi. her yere koştu, rakibi karşıladı. sadece fizik gücü değil tekniği de iyi çocuğun. cicaldau, morutan, kerem bunların üçü de galatasaray'ın oyunu rakip sahaya yığmasını sağladı. halil, elmander'den sonra bize gelmiş bir lütuf gibi. ileride yaptığı presle rakibi çıkmasını zorlaştırdı. işte aradığımız forvet bu. kimse kusura bakmasın ne diagne ne de mustafa halil'i kesemez. halil, galatasaray'ın sahaya yazılacak ilk forvetidir. cicaldau'yu kesinlikle satmamalı galatasaray. çok uzun zaman sonra bu kadar kaliteli ve üst düzey on numaraya sahibiz. morutan ve kerem rakibin kanatlardan iflahını kesiyor. bu arada kerem'i eleştirenler olmuş. kerem dün rakibin kanadını felce uğrattı resmen. sorumluluk aldığı için top kaybı yapıyor ama hızı ile oyunu rakip sahaya yığması ve bitmeyen mücadelesi ile on numara bir futbolcu. defans oyuncularımız ve kaleci muslera'da günündeydi ve özellikle van aanholt harikaydı. sözün kısası galatasaray'a gençlik aşısı yaramış ve her geçen gün daha iyi oynuyorlar, futbolları gelişiyor. yeter ki bu onbir bozulmasın ve sürekli oynasın.
  • 453
    yalan değil, topa çok sahip olacağımız ancak pozisyon üretemeyeceğimiz, sıkıcı bir maç olmasını bekliyordum. hatta klasik olarak %75 topa sahip olmaya karşın bir tane de yiyerek kaybederiz düşüncesi vardı. bu da benim ayıbım olsun.

    bir yandan bebek salladığım için 60. dakikada telefondan maçı açtım ve gerçekten çok şaşırdım, mutlu oldum. ses kapalı, ufak ekran falan tabii kim kimdir anlamıyorsunuz tam ama kerem'in müsait pozisyonda yandan auta attığı an ve hemen arkasından tekrar kapıp yerden sert bir pas ile bir daha pozisyona girip kaçırınca bu mutluluğum bir çıt, bir pıt üzüntüye döndü. çünkü dakika 60'ı geçmişti ve bu kadar iyi tempolu oynayıp da kazanamazsak dur yere ekstradan üzülecektim.

    neyse ki randers maçındaki gibi komik bir gol bize destek oldu. gerçekten hak ettiğimiz bir goldü.

    isim isim bilemeyeceğim ama özellikle kaybedilen her topa korkunç bir tempo ile basıp geri kazanmamız beni en çok sevindiren anlayış oldu. umarım bunu sezona yaymayı başarırız.

    son dakikalarda lazio'nun da artık bir ağırlık koyma, puan alma arzusu ile ister istemez geriye çekildik ancak burada da bir kaos yoktu yani ne yaptığını bilen bir takım vardı.

    bu maç beni mutlu etti ve devamı için heyecanlandırdı. bu düşük maaşlı, kendini ispatlamaya çalışanlar gençlerden kurulu takım olayı sanki bizi mutlu edecek gibi. hadi bakalım.
  • 454
    yıllar sonra avrupa sahnesinde iyi bir galibiyet ve önemli bir oyun oynamamızın inanılmaz mutlu ettiği maçtır.

    ayrıca benim için unutulmazlar arasına girmesinin başka bir yönü mevcuttur.

    maçın 50. dakikasından itibaren 7 aylık olan kızım "ba ba" "baba" şeklinde maç sonuna kadar baba diyerek tarihi akıllara unutulmayacak şekilde kazımış ve ayaklarımı yerden kesmiştir.
  • 455
    günümüz futbolunda yetenek mi koşu mu sorusuna cevap veren maç. ikisinin bir arada olması tercih edilir ama malesef pek mümkün olmuyor. daha önce fark yaratan anadolu takımlarının bile (dönem dönem 2020-2021 sezonundaki alanyaspor, hatay, antep gibi) hareketli ve çok koşuyor olmalarından bahsetmiştim. avrupada büyük takımlara zorluk çıkaran birçok takımı da bu kategoriye alabiliriz. içlerine de bir iki yetenekli oyuncu koydun mu tadından yenmiyor işte. bugün hem koştuk hem topu koşturduk. böyle devam etmemiz lazım.
    şimdi akıllarda tek bir soru: bu takımda gedson ve saracchi olsa nasıl olurdu? saracchi'nin sakatlık problemi olsada enerjisiyle çok şey katıyordu, katardı. gedson'a laf yok zaten.
    not: iş bu varsayım yakın zamanda elimizde olan oyunculardan kurulmuştur.
    (bkz: 16 eylül 2021 galatasaray lazio maçı)