• 283
    drogba'dan önce (d.ö) ve drogba'dan sonra (d.s.) diye ikiye ayırabileceğimiz maçı, galatasaray zorlanmasına rağmen kazanarak, "kara cumalara" son verdi, aynı zamanda da en yakın rakibine 8 puan fark yaptı ve beşiktaş, fenerbahçe ve antalyaspor'u yarın ve pazar oynayacakları karşılaşmalar öncesi strese soktu. aslında kritik schalke maçı arifesindeki bu deplasman sıradan bir maç olmaktan öteye gitmeyecekti ama yazdık ya drogba faktörü maça bütün "flaşların" odaklanmasına sebep oldu...

    "support your local team" yani "memleketinin takımını destekle"dir dünyada ultrasların felsefesi. bizde son yıllara kadar yazılı olmayan kural "3 istanbullu" ve diğerleriydi. "hangi takımı tutuyorsun?"sorusuna memleket nere olursa olsun galatasaray, fenerbahçe ve beşiktaş cevapları verilir, sonra da sivaspor, antalyaspor, manisaspor denirdi. bursaspor'un şampiyonluğu sonrası istanbul hegamonyasının yıkılacağının hayal olmadığını gören anadolulular, daha inanarak başladılar semt ve memleket takımlarını desteklemeye. bu gece maç öncesi akhisar belediyespor taraftarının açtığı "sizinkisi aşk, bizimkisi memleket meselesi" ve tribündeki "şehr-i müdafa" pankartı bizden "10 "puan aldı. tabii bir de isimlerimizin sonuna "belediye" kelimesini eklemesek ama sadece ramiz köfte reklamıyla da endüstriyel futbolda ayakta kalmak zor zanaat...

    izmir deplasmanları bizim tribünde pek sevilir, izmir de galatasaray'ın kalesidir aslında, ege'de maç olunca da takım neredeyse iç sahada oynar gibi desteklenir, bu gece de drogba'nın ilk kez galatasaray formasını giyecek olmasının "gazıyla" manisa'da deplasman takıma ayrılan biletler karaborsaya düşmüş, "fahiş" fiyatlar talep edilmiş, yine de tribünler doluydu. bursa deplasmanında başlayan galatasaray tribünün kıpırdanması, antalya maçıyla kendini belli etti ve manisa'da sıçrama yaparak schalke maçına attı topu. çarşamba gecesi arena'da avrupa'nın bir kez daha imreneceği bir "cehennem yaşanacak"

    çarşamba demişken, perşembe gazetelerde ismi kalın puntolarla yazılacak oyunculardan birinin hamit olacağını düşünüyorum. transferinden bu yana kale direklerini döven, santimetrelerle golü ıskalayan gurbetçi topçunun eski takımına patlayacağını futbol hislerim söylüyor, aksi halde bu gece sol ayakla kalecinin tersine vurduğu top neden auta çıksın ki?

    maçtan evvel lig tv spikerleri takmışlardı kaleci oğuz'un demecine. "alex bu topraklarda ilk golü bana attı, umarım drogba da bunu yapmaz" diyormuş akhisar kalecisi. böyle bir demece gerek var mıydı, alex'in ilk golünü kaç kişi hatırlıyordu sanki ama oğuz fena kaşınmış, gündeme gelmek istemiş belli ki, drogba'da kendisini kırmadı, türkiye'deki ilk golünü onun koruduğu kaleye yolladı. şimdi artık torunlara rahat rahat anlatır "maarifetlerini", "yavrum alex ve drogba türkiye'de siftahı benle yaptı!"

    "mavi fil" ilk maçında golle selamladı taraftarı, kendisini sevenleri havalara uçurdu da, transferi sonrası "suyu bulandırmak" adına burak'ı kullanarak, "kaç yaşında adam alıyorsunuz, gencecik burak'ı yok edeceksiniz" tezini savunanların da iddalarını, takım arkadaşına bir gol asisti, bir de boş kaleye "al da at" pası vererek çürüttü. goller sonrası takımın kenetlenmesi ise tahtaya vurup maşallah dedirtecek haldeydi.

    nazar değmemesi gereken başka yer de yedek kulübesiydi dün gece. 27.5 milyon euro değerinde olduğu söylenilen kulübede drogba, amrabat, hakan, emre, engin, eboue ve eray'ın yanına 4 paf takım topçusu konsa bu ligde ilk üçe oynar mı? banko... böyle kulübeler bereket getirdiği gibi, bazen de sıkıntı yaratabilir ama fatih terim'in "topçularımın formu yüksek olsun, biz formüller buluruz" demecinde belirttiği gibi hoca işini bilir.

    yukarıdaki fotoğraf ne kadar gurur veriyor değil mi? bu tabloya bir de drogba eklenecek, burak da gelecek zaman zaman ve galatasaray için artık serbest vuruşlar penaltı anlamına gelecek. umarım medyada bu tablo çok dillendirilmez de, bizim memleket hakemleri ceza yayı çevresinde galatasaray'a "free kick" çalmaktan kaçınmazlar...

    hakemden hiç bahsetmeyeceğim, berbat bir maç yönetti, uğur'un ve riera'nın kırmızılarını es geçti, bolca sarı dağıttı sağa sola, kısaca ne yaptığını bilmez bir haldeydi. aslında galatasaray-fenerbahçe maçında meireles'in kendisine tükürdüğü raporunu yazdıktan sonra tahkim kurulu tarafından "hayır sana tükürmedi" denilerek yalancı çıkarılan halis'in esas görevi olan öğretmenlikte, öğrencilerinin yüzüne bakabilmek adına hakemlikten istifasını beklerken, hangi şartlar onu hala maç yönetmeye çıkarmış bilemem ama o da fırat aydunus gibi kafaca bu işten kopmuş durumda.

    maçtan fotoğraflar ve kaynak için link:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r1-2galatasaray.html