• 318
    maç bitti. sivas’tan ankara’ya doğru yola çıkmadan önce şunu yazmak istiyorum. maçı kale arkası en ön sıradan izledim. akhisar kalecisi fatih öztürksenin kadar manipülatör bir insan olamaz. bütün hafta boyunca yürütülen algı operasyonun ekmeğini yemek için elinden geleni yaptılar. ulan ister teker teker gelin, ister 17’niz bir gelin. hepinizle uğraşacak gücümüz var.
  • 319
    hakem kararlarının 19 mayıs 2019 galatasaray başakşehir maçına kadar konuşulmasına neden olmuş maç. hakem arkadaşın akhisar ile nasıl bir geçmişi var bilmiyorum ama bu maçta çaldığı düdükler doğruydu, hatta akhisarlı oyuncuları gösterdikleri insan dışı tepkilere rağmen atamaması eksiydi.

    iyi oynamadık, maçı kazanmayı istemedi bizim takım. kafa olarak lig finalindeydi herkesin aklı ama bir şekilde döndürebildik maçı. galatasaray tarihine bir kupa daha kazandıran oyuncularımıza teşekkürler.
  • 320
    akhisar'ın ve malum destekçilerinin hataya düştüğü maçtır, aslında kazanılan 2. penaltıya sevinmeleri gerekirdi, maç uzatmalara gitse ve bir şekilde penaltılarla akhisar maçı alsa hem mental olarak hem de fiziksel anlamda zarar görecekti galatasaray, malum takım da bayram ederdi bu durumda ama tam tersi arabayı yoldan onlar çıkardı ve tepetaklak gittiler, neticede 1 kupamız daha oldu, şimdi pazar günü bir kupa daha var alınacak.
  • 321
    (bkz: ne gündü be)

    maçtan daha çok keyif alınan şeyler:
    bir sabah galatasaray maçı için erkenden uyanma zevki.
    galatasaray'a doğru yolculuk ve bu yolculuktaki heyecan.
    ülkenin bilmem kaç bir yanından gelen renktaşlarımla buluşma.
    ilk golü kendi kalesinde bizim görmemize rağmen galatasaray'a verdiğimiz moralin beni duygulandırması.
    dk. 80'den sonra gelen 3 gol.
    kupa. (doğum günü hediyem)
    en çok keyif aldığım şey ise; maç çıkışı tezahüratlarımız, bestelerimiz, coşkumuz.
    şimdi de an itibariyle sivas otogarında mutlu bir şekilde otobüsümü beklemek.

    bunun bir de ali samiyen spor kompleksisi vardır.
    kimbilir ne kadar zevklidir...
  • 323
    rezalet bir oyun oynadığımız, haklı penaltılara rağmen yine rakiplerin türlü ağlamalarına maruz kaldığımız ve sonucunda türkiye kupası şampiyonluğunu elde ettiğimiz zevksiz ve keyifsiz maç.

    peşinen söyleyeyim, "türkiye kupası'nı almışız, şampiyon olmuşuz, sen hala neyin derdindesin?" diye düşünenler okumayabilir çünkü ben biraz oynadığımız oyun ve kalitemiz hakkında serzenişte bulunacağım. kupayı almış olmamıza rağmen söylemek istediklerim var çünkü düzeltemediğimiz oyunumuzdan - bir taraftar olarak - ziyadesiyle rahatsızım.

    tam kadro çıkmışsın, rakibin her ne kadar kötü sonla biten sezonu kupa ile telafi etme motivasyonu olsa da ligden düşmüş ve kadro kalitesi düşük bir takım. buna rağmen 65-70 dakika onyekuru'nun ofsayttan attığı gol ve 1-2 pozisyon dışında pozisyonun yok. akhisar zaten geride 5-6 adam bırakıp hücuma çıkıyor ve takdir etmek lazım onu da çok iyi yaptılar. her kontralarında ayrı tehlike yarattılar ve golü bulacakları çok barizken golü de attılar.

    bakın değinmek istediğim nokta şu: akhisar bu maça hazırlanmış ve düşündükleri planı sahaya gayet 10 numara yansıttılar. benim rahatsızlık duyduğum nokta bizim rakibin bu planına karşı ne düşündüğümüz, ne çalıştığımız ve bunu sahaya nasıl yansıttığımız.

    çünkü defalarca tecrübe ettiğimiz üzere kapanan takıma karşı sen 1-2 metre yanındaki adama pas vererek değil 90 dakika, 450 dakika bile oynasan gol atamazsın, rakibi açamazsın. biz linnes'in ve feghouli'nin kişisel çabaları ile baskıyı aşıp 3. bölgeye geçebildiğimiz pozisyonlar dışında neredeyse bütün maçı müthiş anlamsız paslaşmalar yaparak geçirdik. 29 nisan 2019 konyaspor galatasaray maçından gram farksızdı bu yanıyla.

    bunda oyuncularının aklının 3 gün sonra oynayacağımız lig şampiyonluğu maçında olduğu ihtimalini göz ardı ediyorum çünkü olmamalı. sen o anda türkiye kupası finali için sahadaysan nasıl 3 gün sonra oynayacağın maçı düşünebilirsin? profesyonel futbolcu olmadım ama bu bana baya abes geliyor. fakat fatih hoca'dan en azından yunus'u bu maçta oynatmasını isterdim. belhanda'dan da, selçuk'tan da daha istekli ve faydalı oynayacağına %100 eminim. çünkü kendisini gösterme ve kanıtlama ihtiyacı duyuyor ve bunun için de her şeyi yapacak bir adama sahip olmuş olurduk.

    sonuç olarak kazandık, şampiyonluğumuz hayırlı uğurlu olsun.
    fatih hocam'ı ve linnes ve feghouli başta olmak üzere tüm takımı tebrik ediyorum.
    lakin bu kadar etkisiz ve şuursuz bir galatasaray'ı umarım önümüzdeki sezon da izlemek zorunda kalmayız diye umut ediyorum.

    (bkz: kupalara layıksın sen şanlı galatasaray)
  • 324
    kötü oynarak kazandığımız kupa maçıdır. şu ana kadar pozisyonlara penaltı değil diyen aklı başında birini görmedim. 2 pozisyonda tartışmasız penaltı. hele ikinci pozsiyonda, allah aşkına futbolda önünde rakip oyuncu varken topa uzanmak için öyle bir hareket yapılır mı? mantıklı mı yani bu? topa değmen ya da değmemen bir şeyi değiştirir mi adamın bacağını araya aldıktan sonra? allah akıl fikir versin o pozisyona penaltı değil diyenlere.

    iyi ya da kötü bir şekilde kupamızı aldık, kutlamamızı yaptık. şimdi sırada lig kupası var.

    bu arada iş yerine geldiğimden beri ağlayan beşiktaşlı ve fenerbahçeli arkadaşlarıma mendil tutuyorum göz yaşlarını silmeleri için.*
  • 325
    lig lideri galatasaray ile lig sonuncusu akhisarspor'un türkiye kupasında final oynaması futbolun ne kadar da sürprizlere açık olduğunu gösterirken, manisa temsilcisinin geçen sene finalde fenerbahçe'yi mağlup etmesinin ardından bu sene de galatasaray'ı yenip iki yıl üst üste kupayı alıp peri masalını taçlandırma niyetindeydi. galatasaray ise fatih terim'in o meşhur bestede belirtildiği gibi "kupalara layıksın sen şanlı galatasaray" diyerek bir haftada iki kupa kaldırmayı amaçlamıştı. sarı kırmızılı futbolcuların kafaları pazar günü ali sami yen'de oynanacak olan başakşehir maçındaydı ama kucaklarına kadar gelen kupayı da ellerinin tersiyle itmek istemediler ve kazandılar...

    karşılaşmaya iki takım da aslında açık ve cesur başladı da geçen dakikalarla birlikte oyunun yol haritası ortaya çıktı: akhisar savunma ve orta saha blokları ile kapanabildiği kadar kapanıp, manu ile kontra ataklarla gol arayacaktı. galatasaray ise mümkünce erken golü bulup, devamında gelecek gollerle çok yorulmadan bitirecekti finali. ilk devre sona ererken, iki takım da istediğini alamadan soyunma odasına gitmek durumunda kaldı, akhisarspor adına tek pozisyon 32. dakikada rotman'ın pasıyla manu'nun ceza sahasına girmesi ve luyindama'dan dönen şutu olurken, galatasaray ise sol kanatta linnes'in gayretkarlığı ve feghouli'nin bireysel çabasıyla fatih'i zorladı da topu filelerle buluşturamadı. aslında top filelerle kucaklaştı onuncu dakikada belhanda'nın ara pası ve onyekuru'nun vuruşuyla ama nijeryalı genç oyuncu maalesef topa erken hareketlenmişti, yardımcı hakem ofsayt bayrağını kaldırmıştı.

    karşılaşma öncesi fatih terim oyuncularına maç taktiği verirken, kart görmemeleri konusunda öyle "uyarmış" ki sarı-kırmızılıların topa müdahalelerinde çekimser kaldıkları gözden kaçmıyordu. oyun içinde kırmızı kart görüp hafta sonu takımını eksik bırakmamak için o kadar dikkat ederken, devre bitiminde korner itirazından luyindama'nın gördüğü sarı kart tek kelime ile acemilik, hatta düşüncesizlikti. ve soyunma odasında ikinci sarıyı görmemesi için de uyarılmış olacak luyindama ki, akhisar'ın golünün başlangıcında güray topu sağından atıp solundan geçerken rakibine müdahale etmeyip geçmesine izin verdi ve güray takımının golünün asistini yaptı. oysa sarı kartı olmamış olsa, luyindama orada güray'ın geçmesine asla izin vermezdi.

    ikinci yarı iki takımın da peşi sıra kaçırdığı pozisyonlarla başladı, önce onyekuru ceza sahasına girer girmez ayak içi plase ile uzak köşeyi denedi ama top direkten döndü, sonrasında da akhisar'ın kullandığı serbest atışta boş pozisyondaki lopes kafayla topu üç direk arasına değil de auta yolladı. galatasaray geçen dakikalarla birlikte işi ciddiye alıp, rakip kaleye giderken, güray'ın asisti ve manu 'nun attığı golle geriye düşünce, "pabucun pahalı olduğunu anladı" ve daha istekli geldi rakip kaleye. işte o anlardan birinde linnes ceza sahasına girerken düşürülünce hakem tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi. diagne her zamanki gibi topu eline aldı da sahada galatasaray'ın tecrübeli penaltıcısı selçuk vardı: kim yapacaktı vuruşu? iki oyuncunun konuşması sonrası topu beyaz noktaya diken senegalli olurken, herkesin aklına rizespor maçının son dakikaları diagne ile sinan arasında yaşanılan penaltı münakaşası geldi. maç sonu selçuk " kimse benim sorumluluktan kaçtığımı düşünmesin. penaltıyı tabii ki atmak isterdim ama hoca soyunma odasında tahtaya diagne'nin adını yazdı ve ben de penaltı vuruşu öncesi ona gidip 'hazır olup olmadığını' sordum, 'evet, kullanacağım' deyince, kenara çekildim" diye açıklama yaparak polemiklere son verdi. kaptan maçtan sonra ortaya çıkacak tartışmaları sonlandırdı belki ama diagne'nin penaltıyı kaçırması ile yeni bir tartışma başladı: acaba bundan sonra penaltıları diagne atmasa mı?

    önümüzdeki maçlar ne olur bilmem de maçın son 15 dakikasında diagne'nin lopes tarafından düşürülmesi ile kazanılan penaltıda topun başına geçen golcü futbolcu değil de sinan oldu. önce süper kupa'da gomis'in penaltısını, sonra ligde rodrigues'in penaltısını ve şimdi de diagne'nin penaltısını kurtaran fatih galatasaray karşısında ilginç bir rekora giderken, istatistiği bozan isim sinan oldu ve galatasaray adına beraberliği getirdi.

    cumartesi öğleden sonra oynanan rizespor maçı sonrası "alakalı alakasız" herkesin galatasaray ve hakemle ilgili konuşması sonrası maç yazımda bu haftanın zor geçececeğini belirtmiştim, akhisarsporlular da bu olaylardan o kadar etkilenmişler ki iki bariz penaltı sonrası itirazları öyle abarttılar ki, hakemin sadece lopes'i kırmızı kartla kenara yollaması onlar için bir şanstı. linnes'in penaltısında ayağa temas varken, lopes'in diagne'yi kıskaca almasında topa ilk temas eden diagne'ydi. hatta akhisarlı oyuncu dahi topa temas etse yeni kural gereği diagne topu alabilecekken düşürüldüğü için pozisyon yine penaltı olacaktı.

    oyunda bir kişi eksik kalıp, penaltıdan da golü yiyen akhisarspor kafaca karşılaşmadan kopunca, fatih terim'in de sinan ve donk'u oyuna alıp orta sahayı daha da güçlendirmesi iplerin galatasaray'ın eline geçmesi anlamına geliyor ve önce feghouli ile sonra da diagne ile golleri bulup galatasaray 18. kez türkiye kupasını müzesine götürüyordu.

    iki kupadan ilkini kazanan galatasaray için artık tek hedef pazar günü oynanacak olan başakşehir maçı. lig finali olarak görülüp, kazananın şampiyon olacağı maç beraberlikle biterse, galatasaray ligin son maçı için sivas'a gidecek ve on gün sonra sivas'ta ikinci kupasını kazanacaktır. güzel tesadüf değil mi?

    bitirken maçın göz yaşartan anlarına değinmeden noktalamayalım yazımızı. karşılaşma esnasında yedek kulübesinde emre akbaba'nın 20 numaralı formasını bulundurmak oyuncuya büyük bir jest olmuşken, feghouli attığı golü emre'ye armağan ediyor, kupa seramonisi sonrası ise yöneticiler, doktorlar ve topçular emre'ye sivas'taki ortamı yaşatmak için telefonla görüntülü görüşme yapıyorlar, emre dahil bizleri göz yaşına boğuyorlar... işte bu ruh galatasaray'ı şampiyon yapacaktır, kupaları kazandırcaktır...

    maçtan fotoğraflar ve kaynak:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...r1-3galatasaray.html