• 376
    tek tek isimler iyi olsa da, bu kadar teknik kapasitesi yuksek adam birlersince baska bir sistem istiyor. statik kanatlarla nasil oynayacagimiz bilmiyoruz mesela. nzonzi gibi klinik bir adamin goruslerini verimli kullanamiyoruz. ceza sahasi icinde ayakta durmalari yeten, ama akan oyunda anormal kararlar veren stoperlerimiz var.

    terim'in galatasaray'i hicbir zaman bir sistem takimi olmadi. hep kavga vardi, hep hirs. arti cok uzun suredir bruma, rodriguez, onyekuru derken bir aliskanlik vardi karsiya hizli gitme konusunda. bunlardan her hangi biri veya benzeri bir kanat bugun 2-0 i yapip bu maci kolaylastirabilirdi. artik bunlar yok. basla bir oyun isteniyor, kagit uzerinde cok da mantiksiz degil, ama bu kadar kiralik adamla o ezberi nasil oturtacagiz bilmiyorum.

    lamina iyiydi, omer ayri bir analiiz hak eden, defnasta nzonziiy ikileyen ama ofansta sol ic orta saha.. hatta ofansif orta saha gibi degisik bir rolde oynadi. belki gorev, belki de aliskanlik sebebiyle. bilmiyorum, ama bildigim tek sey bu halde sampiyolar ligi bizi cok uzecek.
  • 377
    öncelikle şunu söyleyim; çok kötü oynadık. ama milli maç sonraları ve şampiyonlar ligi öncesi hep kötüydük. bun unutmayalım.

    falcao bugün harika oynadı, inanılmaz diyebilirim. drogba'dan bu yana ilk kez tam bir santrfor izleme fırsatı bulduk. gomis de zaman zaman oyun kurulumuna katkı veriyordu ama falcao maç eksiğine rağmen ve ilk maçında takıma çok katkı vereceğini gösterdi.

    ama onun dışındakiler için maalesef aynısını yazamayacağım. biraz ömer birazda nzonzi fena değildi. lakin feghouli, marcao, luyindama ve mariano benim içn tam bir hayal kırıklığı oldu.

    babel demiyorum çünkü benim babel'den hiç bir beklentim yok. bu nedenle hayal kırıklığı yaşamadım.
    hiç bir şey oynamadan 97 dakika forma giydi bu oyuncu. her topu ezdi, ayağında hiç top tutmadı, hiç bir kanat atağına girmedi, sol kanadı adeta yoktu takımın.

    bugün maça beklenin aksine 4-2-3-1 dizilişi ile başladık. lemina maç eksiği nedeniyle götüremedi ömer girdi. 4-3-3'e döndük.
    ömer'in dinamizmi golü getirdi ama orta saha oyununa maalesef çok şey katamadı.

    gelelim kötü oyuna neden kötü oynuyoruz?

    geçen haftada yazdım. takım yanlış kuruldu.

    belhanda, feghouli zaten hızlı oyuncular değildi, nzonzi de yavaş ve fernando kadar yırtıcı değil daha soft bir oyuncu. bunlara birde babel gibi silik ve faydasız bir kanat oyuncusu eklenince görüntü bu oluyor.

    bu takım asla babel - feghouli - belhanda üçlüsü ile oynayamaz!

    galatasaray orta sahası ndiaye'nin dinamizmini, onyekuru'nun çabukluğunu ve geniş alana yaptığı toplu topsuz koşuları arıyor.

    kısacası biraz zamana ihtiyacımız var. keşke şu transferler çok önce bitseydi.

    ve ali palabıyık denilen şahsa gelirsem; allahından bul diyorum başka da yorum yapmıyorum.

    notlarıma gelirsem;
    muslera; 8 mariano; 4 luyindama: 0, marcao; 0, nagatomo; 5, nzonzi; 6, belhanda; 6, ömer; 7, feghouli; 3, babel; 0, falcao; 10

    galatasaray seyircisi: 0
    ali palabıyık; 0
    nihat özdemir: 0
    pfdk; 0
    tahkim: 0
  • 379
    bugün bi daha gördüm ki bu takım tempo filan yapamaz, yasak herhalde. bu kadar mıy mıy top oynayan futbolcular olamaz. nzonzi, belhanda, lemina üçlüsüyle tempolu oynarız diyorum olmuyor. kimi alacaz ortasahaya casamiro, de bruyne, erikseni mi? üzülerek söylüyorum ama cl de canımızı çok yakacaklar. defans hattına laf bile demiyorum. 13 eylül 2019 galatasaray kasımpaşa maçını gol yemeden tamamlamamız tam bir mucizeydi. neyse 3 puan 3 puandır. cumadan alınan 3 puan kadar tatlı bişey yok. *
  • 380
    falcao dışında iyimser yaklaşılacak herhangi bir şey göremediğimiz bir maç oldu. zaten yeni sezon itibariyle söylenecek pek olumlu bir şey yok. inşallah düzelir diyelim, her maç sonrası söylediğimiz gibi. o kadar rezil top oynuyoruz ki, içeride kasımpaşa karşısında 1-0 önde iken, takımın maçı kesin alacağına inanan taraftar yüzde 5 bile değildir. çözüm nedir bilemiyorum, ancak bir an önce bulunmaz ise, şu güzel takım heba olacak.
  • 381
    sırtı dönük top almaya zorlanmak ve garanti pas için görülen en yakın takımdaşına pas verme noktasında onun da ayrıca baskı yemesi ve her sırtı dönük alınan topun 3 hatta 4 gereksiz pasa dönüşmesi. maç bu minvalde gitti geldi.. hareketli olan baskıyı dağıtan oyuncular falcao çıkana kadar lamia, girdikten sonra ömer bayram ve babeldi..zaten bu dördünden ikisi eşleştiğinde de gol geldi... çıplak göz ile izlediğimde çoğu futbolcuda yorgunluk ve isteksizlik gözlemledim.. sezona hala girememiş bir haleti ruhiye var..
  • 382
    beni yoran maçtır. takımda sezon başından beri bir laubalilik var, hala da öyle. özellikle savunmada bu kadar bireysel hata akıl alır gibi değil. hücumda zaman zaman kağıt üstündeki kalitenin hakkını veren paslaşmalar yapıyoruz, bazen topu rakip ceza sahasından muslera'ya getiriyoruz. oyun içinde standardımız da yok. acil toparlamak lazım şampiyonlar ligi başlıyor.
  • 383
    kanat forveti olmadan, beklerin hücumu 5’leyemediği merkezdeki iki 8’in doğru işlemediği bir 90 dakika..

    topun hızını arttıramayan bir takımın bir kaç maçtır defansa çarpan toplarla öne geçtiği % 62 ile topla oynayıp rakibinden 200 pas daha fazla yapıp 23 top uzaklaştırma ile oynamak, alanın doğru parsellenmediğinin kanıtıdır. rakip ise 18 uzaklaştırma yapmış...

    beklerin pas opisyonlarından biri olmadığı anlarda galatasaray’ın iki stoperin arasında bir dünya yıldızını unuttuğunu görebiliyorsunuz. inanılmaz derecede yalnız kaldığı zamanlar oluyor ki bunun sebeplerinden biri de onyekuru tarzında kanat forveti ile oynamamak...

    https://bilardisimo.com/...y-vs-kasimpasa-maci/
  • 384
    kötü top oynadığımızı kabul ediyorum, bireysel olarak çok hata yapıyoruz buda kabul, hatta ve hatta oyun planı, organize atak, set hucümü gibi konularda ışık dahi vermiyoruz bunda da hemfikirim.

    fakat kocaman bir "ama" var burada; bu maçta, hem kasımpaşa hemde hakem vasat oynamamıza bile müsade etmediler. biz bu vasat futbolumuzla bu kasımpaşaya en kötü ama 3 tane sallardık. zaten ilk 10 dakika kasımpaşanın gol yiyeceği o kadar barizdi ki, maçı izleyen rakip taraftar bile "cimbom koyup geçer gerek yok izlemeye" diyerek kanalı değiştirmiştir. maçta olan bu kadar skandal karara ve kötü futbola rağmen de takım maçı 6-7 gol pozisyonu ile bitirdi.

    maçın kırılma anı 12. dakikada aytaç'ın yapıştırdığı çirkef tekmeydi. bu dakikadan sonra iyice cesaretlenen kasımpaşa oyuncuları çok basit pozisyonlarda bile en ufak sertlikten çekinmediler hatta faul ve kartlar çıkmadıkça cesaretlendiler.

    maç gerilsin diye verilmeyen fauller netice getirmeyince* bu sefer sakatlamaya ve atakları hiç etmeye yönelik müdaheleler başladı. kasımpaşa stoperlerinin en son kaç faul yaptıklarını ben sayamaz oldum maç başından beri. doğru dürüst beceremediğimiz kontra ataklar için bile her seferinde faulle durdurulduk ama ne kart ne faul verildi. temposuz futboldan şikayetçiyiz ama tempolu futbol içinde hem az pas hatası hemde tarafsız bir hakem gerekiyor, biz pas hatalarını azaltamadık ama becerebildiğimizde de hakem ve kasımpaşalı futbolcular birlik oldular.

    ilk yarıda ki skandallar;

    -12.dakikada aytaç'in tekmesi net sarı kart, hakem vermedi.

    -18.dakika yine aytaç, lemina'ya arkadan sert müdahelede bulundu, topa temas yok ve oldukça kontrolsüz şekilde. direkt kırmızı kart verilmesi lazım, tartışmaya bile açık değil; kart yok.

    - 27.dakika, hafez atağa giden topu elle kesti, sonrasında sanki babasının çiftliğindeymiş gibi gibi topu eline aldı bir kaç saniye gezdi sahada, almaya gelen oyunculara topu vermedi arbede çıkarmaya uğraştı. açıkça oyunu soğutup germeye çalıştı. ne elden, ne sportmenlik dışı hareketten kart görmedi.

    -34.dakika, marcao sarı kart gördü. sarı kart verilmesi normal karşılanabilirdi ama kasımpaşa lehine devam ettirilen, yok sayılan fauller sonrası, kendisinin ilk takımının 4. faulünde sarı kartı alması skandal bir karardı. bu dakikaya kadar kasımpaşanın net 1 kırmızı kartı ve en az 2 sarı kartı atlandı.

    -43.dakika babelin ceza sahası önünde yediği tekme oyun kuralları içinde sayıldı. çizgiye yakın bir pozisyon olması bile bir şey ifade etmedi, var odası suskun, hakem "görevimi yapıyorum nasıl olsa" rahatlığı içinde.

    ikinci yarı, ilk yarı falcaonun golü yaslamış olması sebebiyle daha da gevşek oynamaya başladık ama faul ve maçı germe çabaları devam etti.

    -56.dakika kasımpaşali ilhan, ömeri topa müdahele olmaksızın arkadan makasa aldı ve düşürdü. üstelik galatasaray ömerle kontra atağa çıkmış 2ye 3 ara pası denemesi yaparken. hakem oralı bile olmadı ,direkt kırmızı kart çıkması gereken pozisyonda faul bile vermedi, var odası ölü taklidi yapıp hakemi uyarmadı ve pozisyonu izlemesi için çağırmadı.

    -90.dakikada belhanda ceza sahası önünde dengesiz çalım hareketlerine girdi ve rakibin hareketiyle yerde kaldı, üstelik belhanda yerdeyken rakip futbolcunun dizi belhandanın suratında patladı. sedye bile geldi sahaya ama var odasından en ufak bir uyarı gelmedi. ali palabıyık bütün maç yaptığı gibi pozisyonu yok saydı, görevini yaptı.

    -94.dakikada adem ceza sahasında gole giderken düşürüldü yetmedi, rakip üstüne düştü. kale önünde ikiye iki pozisyonda , müsait pozisyonda olan adem koşu yaparken rakip üstüne çullandı, sonuç penaltı yok, faul yok ve var incelemesi yok.

    şampiyonlar liginde ne yaparız bilmiyorum ama bu kadro bu ligde rahat şampiyon olur. zaten fener medyası ve fenerasyonun bütün telaşı bu süreci zorlaştırıp, cl ve tr kupası maçları ile oluşacak kondisyon sakatlık ve kart cezaları ile birlikte galatasarayın puanlar kaybetmesini sağlamak. 20-25 dakika top oyanayabilen * fenerbahçe ve hocası için dizilen övgülerin tamamı; bu sene fener de ortak oldu bakın galatasarayda tökezliyor algısını yaratabilmek için. daha ilk maçtan vedat muriçi gol kralı ilan eden bir gerizekalı, tarafsız olması gereken yayıncı kuruluşun kanalında spikerlik yapıyor. son iki senenin şampiyonu, kadrosuna çok daha iyi kaliteli isimler katmış olan galatasaray nasıl oluyor da geçen sene küme düşmekten son haftalarda kurtulmuş, nerdeyse sıfırdan kadro kurmuş fenerbahçe ile aynı şampiyonluk oranına sahip olabiliyor; 2,50 - 2,75 . işin içine bahisler de karıştığına göre bu sene işi sağlam tutacaklar. bu sene gerçekten kırılma senesi, son 10 yılın en önemli şampiyonluğu olur.
  • 385
    hdmi ile televizyona baglanip ogleden sonra bir cuma amerika'dan takip ettigim mac. ev arkadasim geldiginde kabloyu farketmediginden bilgisayarimi dusurup kirma noktasina getirdi (kirilmadi ama wifi'da bir sorun var, uzaktan baglanamiyor, bilgisi olan yesillendirsin).

    neyse izledigi ve anladigi tek spor beyzbol olan ev arkadasima futbolu da ogretmek bu macta nasip oldu.(iki hafta once de bana ouzo ile icki yapip tattirirken raki gibi su ile karistirip icilen bir icki oldugunu soyledim.)

    cok konustum, maca donersek stresli bir mac oldu. bu quaresma'nin pili bitmemis, hala oynuyor, hala tehlikeli bir adam. sansliydik. eger klasik bir gol yiyip berabere bitirseydik ali atay'in ben de ozledim'de yaptigi gibi "biri beni silksin abi yaa" diye bagirirdim herhalde.

    macin olumlu yonleri, n'zonzi, lemina, omer bayram, ve tabi ki falcao idi bence. ozellikle falcao'nun golle baslamasi cok sevindirdi beni. rakiplerin de hala falcao'ya laf atmaya calismasi gormeye deger. gidin kendi takiminizla, muruqu'nun ingiltere macinda skoru 5-1den 5-2ye getiren penalti ile orgazm olun kardesim, valla diyorum manyak olursunuz. neyse adamlar hasta derecesinde galatasaray kompleksli. onu da doktorlari dusunsun.

    ama acil toparlanmamiz lazim. bu cuma maclari bizim icin ugursuzdur, evet bu maci kazanarak moral depoladik ama cok agir sinyaller veriyoruz. haftaya deplasmandayiz ve hata affetmez bir deplasman. ayrica hafta ici sampiyonlar ligi maci var ve deplasman. zamaninda sampiyonlar ligine giden en zayif takim oldugunu tahmin ettigim astana takimini yenememis takimiz. o yuzden bu maca cok ama cok dikkatli hazirlanmamiz lazim..
  • 386
    steven nzonzi'nin önündeki ikili savunmadan top çıkarırken rakip sahada olduğu sürece iyi futbol oynayamacak takım. savunma oyuncularımızın sürekli pas hatası yapmalarının bir sebebi de bu bence. mac boyunca gördük ki stoperler topu alıyor ve kafalarını kaldırıyor ki üç tane opsiyon. ya diğer stopere, ya yakın bekine ya da nzonzi'ye vermek zorunda kalıyorlar. bu stoperler zaten kurtlu. sürekli ileriyi düşünüyorlar ve sürekli aynı pası yapmaktan sıkılıyorlar. bu sefer olmadık risklere giriyorlar. oysa iç oyuncuları da boşa çıksa daha akışkan oynarız. ömer bayram'ın bu maçta etkisi bu oldu zaten. yorulasıya kadar sürekli geri gelip top almaya çalıştı. yeteneği el verdiğince de ileri çıkmaya çalıştı. oyunu beklerden kurmaya çalışıyoruz ama bekler hem formsuz, hem de güçsüz. en mantıklı yollar bekleri ileri atıp, kanat oyuncularını içe kat ettirip, iç oyuncularını geriye çekerek hücuma çıkmak. tabi 4 1 4 1 oynamaya devam edeceksek.
  • 387
    takımımızın bir hayli eleştiriye maruz kaldığı karşılaşma. bunda son transferlerden sonra beklentinin aşırı yükselmesi, derbiler hariç her maçta 5 atarız algısının oluşmasının da payı büyük. fakat şu bir gerçek ki o işler öyle olmuyor arkadaşlar. takım çok yeni, birbiriyle oynamamış topçular var. haliyle ilk 90 dakika sonrasında asıp kesmek lüzumsuz. fener medyasından farkımız kalmıyor yoksa.

    bu maç hakkında genel bir tablo çizecek olursak her ne kadar rakibi boğan bir oyun oynayamamış olsak da, sayısız gol pozisyonuna girememiş olsak da özellikle orta sahada oynadığımız pas oyununu ben beğendim. maçın farklı sekanslarında birkaç kere üçgenler kurduk ve rakibin presini kırdık.

    evet dosta güven düşmana korku salacak bir skor alamadık ama iyi yolda olduğumuzu düşünüyorum ben.

    maçın bizim adımıza en iyi oyuncularını da kısa kısa anlatayım:

    babel: çok sorumluluk aldı ve verimli oynadı. adam resmen futbolunun altın çağını yaşıyor. çok olgun ve çok verimli. geçen sezonun ikinci yarısında feghouli bizim için ne kadar güvenilirse babel şu an onun 173 katı falan.

    ömer bayram: girdikten sonra çok hareket getirdi. bu kadar faydalı ve fark yaratan bir yapıya bürünmüş olmasının sebebi bence özgüvenini kazanmış olması. özgüvenli oynayınca da böyle bir ömer bayram izliyoruz.

    falcao: ilk maçıydı ve çok istekliydi. bu bile kendisine ayrı paragraf açmamıza yeterliyken falcao ileride top tuttu, top dağıttı ve pozisyonlara girdi. attığı golü tam olarak kendisine yazamasak da kaçırdığı bir pozisyon var ki üzüntüsü, iç geçirişi çok belliydi. üstelik bunu kasımpaşa'ya karşı yapıyor. şampiyonlar ligi arenasında kendisini izleyecek olmak büyük ayrıcalık olacak.
  • 388
    bir çok sebepten ötürü iyi oyun değil, 3 puan beklentisi ile gitmiştim maça. beklediğim gibi de oldu. tatmin etmedi ama fatih hoca 4-1-4-1 oynatmaya devam ettiği sürece böyle olacağı kesin bence.

    tribünden ayrılırken bir çoğumuz 3 puan güzeldir ama bana ne, ben iyi oyun isterem modundaydık. eminim fatih hoca 2-3 hafta daha bu sistemde inat edip sonrasında 4lü orta sahaya geçerek takımın akmasını sağlayacaktır.
  • 389
    dün maçtaydım. benim gibi maçta olanlar da katılacaktır, tüm tribün geri dönüşlere, orta sahayı geçip, rakip cezası sahası önünden bile musleraya kadar geri dönen pas zincirlerine çıldırdı. herkesin beklentisi kanatların işlemesi, takımın direkt ileriye doğru oynaması şeklinde. bu kadar kaliteli ayak varken niçin sürekli mehter takımı gibi 2 ileri 1 geri, hatta 1 ileri 2 geri oynuyoruz, gerçekten anlamıyorum. iletişimde de sorun var sanırım. fatih terim çıkıp “ben takımıma şu oyunu oynatmak istiyorum” dese, oyun şablonu oturana dek sesimiz çıkmaz elbet, bekleriz, umut ederiz, aksayan yönleri kendimizce tespit etmeye çalışırız. ama en azından ben anlayamıyorum, bu bir taktik gereği oyun planı mı değil mi?
  • 390
    dün akşam bitmek bilmeyen bir işkenceydi. takımın geneli bu kadar kötüyken, teknik taktik kasıp, formasyon vs sorgulamak saçma geliyor. biz aylarca falcaoya takılıp kaldık. şimdi tribün vs hala onda kalmış durumda. umarım galatasaray maçları bir an önce işkence olmaktan çıkar ve ilk yarıda işi bitireceğimiz zamana döneriz.
  • 391
    dünkü maça (bkz: 13 eylül 2019 galatasaray kasımpaşa maçı) bir heves oturdum, doğru ve yanlışları not alayım dedim.

    ilk yarı
    dakika 3, rakibin kornerinde savunmada durağan savunma değil hareketli savunma yaptık.
    rakip hücum presi yaparken devamlı ayağa oynamaya çalıştık, hatta bazen manchester city gibi kalecimizi de pas istasyonu olarak kullandık. rakip pres yaparken devamlı ayağa pası denedik.
    mariano ilk 10 dakika 1 şut, 1 etkili orta ile iyi bir hücum desteğiyle başladı.
    hücumda duran toplarda ya pozisyon bulduk, ya da çok yaklaştık
    paslaşmalarda ısrar ederken set hücumunu bir türlü oturtamadık. halbuki taktik biraz belliydi. ya fego mariano paslaşmaları ile sağ kanattan gelmeye çalıştık ya da falcaonun biraz geriye gelip pas istasyonu olup rakip defansı biraz daha ileri çıkarınca sol kanattan ara paslarla ilerlemeye çalıştık
    luyindama uzun pas ile dakika 17'de takımı pozisyona soktu
    18. dakikada falcao ikinci kez zor pozisyonlarda topu kaybetmeyip şut çıkardı
    bekler hücumu desteklemeye çalışırken kasımpaşanın kanatlardan yaptığı hücumlarda çok zorlandık
    28. dakikada mariano quaresmayı kaçırdı ve kritik bir yerde faul yaptı. faulden önce de q7 aynı kanattan etkili bir şut çıkardı
    falcao sürekli oyunun içinde oldu. devamla dikine koşular ya da tek paslarla takımımızın rakip alanda etkili olmasına çalıştı. rakibe çarpan şutu isabetli olacak gibi gözükmezken de şansının da yardımıyla golü buldu.

    ikinci yarı,
    yok.

    tek notum, dakika 78'de ömer bayram vücut çalımı ile kendisine pozisyon yaratır gibi oldu sol kanatta ama hızlı hareket edemeyince ne ortayı açabildi, ne de pozisyonundan faydalanabildi.

    hakeme değinmiyorum. 6222.
  • 392
    tamamen beklediğim gibi geçen maç. (bkz: #2763667)

    milli takım arası takıma iyi gelecek vesaire gibi cümlelerin içi boştu. evet ritmini bulmuş bir takım için kötü bir ara veyahut kötü giden bir takım için toparlanma açısından iyi bir ara. lakin silme yeni oyuncu dolu ve henüz ligin başında olan bir takım için bir şey ifade etmeyecektir, etmedi de. birlikte oynama alışkanlığı kazanma, maç temposunu arttırma için bir iki hazırlık maçı fena olmazdı misal bu arada.

    maça gelecek olursak;

    taktik: 4-1-4-1 sistemi ile oynadığımız diğer maçların bir benzeri oldu. babel ikinci forvet gibiydi ve sol kanat komple nagatomoya aitti. dribbling ve hücum anlamında zayıf olduğu için oradan bir tehdit yaratamadık. feghouli daha dar alanda oynamak için içeri girdiğinde mariano boşlukları iyi dolduramıyor. oyun kurma ve pas konusunda övüyoruz kendisini lakin çok fazla hata yapıyor orada. topsuz kayma oyunlarını artık becerebilirsek onun da oyununa olumlu anlamda yansıyacaktır.

    pas: daha önce de bir entry'de belirtmiştim. pas oyunu bu değil. o kadar statik kalıyoruz ki geri dörtlü topu hücuma taşırken çok fazla pas hatası veya top kaybı yapıyor. marcao ve luyindamayı top kaybı yapıyorlar diye eleştirirken pas opsiyonlarına bir bakmak lazım derim. özellikle maç genelinde hücuma kalkmak için çok müsait ve boş alanların olduğu zamanlarda bile takım gereksiz tiki-taka esintileri sunmaya çalıştı. halbuki pas oyunuyla nam salmış manchester city bile kontra şansı bulduğunda tüm oyuncularıyla birlikte ok gibi ileri fırlıyor. set hücumu ve kontra pozisyonlarını takımın daha iyi irdelenmesi gerek.

    performans:
    muslera: hajradinovic'in orta şut karışımı bir şutunu ve sol çaprazdan vurduğu bir topu sektirmeden iyi çıkardı.
    nagatomo: quaresma'yı etkisiz kılıp kanat değiştirme durumunda bıraktı. defansif açıdan iyiydi lakin hücumda yine etkisizdi.
    marcao: statik hücum hattı dolayısıyla ve kötü pas tercihleri dolayısıyla top kaybını çok yaptı. thiam'ı marke ederken çok zorlandı. kötü bir maç geçirdi.
    luyindama: topla beraber iken hep bir hamle fazla yapıyor. maç icinde taç çizgisinin orda bir kaybı vardı ve kontra oldu. o pozisyonda pas opsiyonu varken yine çalım denedi ve gereksizdi. babele savunma arkasına attığı top guzeldi.
    mariano: ileride feghouli ve babel ile istediği ucgenleri kuramadı ve top kaybını fazla yaptı bu maç beğenmedim kendisini.
    nzonzi: harika ve basit oynadı. mariano'ya attığı harika bir pas vardı o tür pasları daha çok görürsek kendisinden çok çok işimize yarayacaktır. defansif açıdan çok olumluydu.
    lemina: çıkana kadar 1-2 top kaybı göze çarptı lakin vaad ettiği tempolu oyunu oynarsa harika bir dinamizm yaratacak orta sahada umarım daha iyi olur.
    ömer: sanki kırk yıllık orta saha gibiydi. nerde durması gerektigini, ve o pozisyonun gerekliliklerini çok iyi biliyordu. zaten falcao'ya pozisyonu yaratan da kendisiydi. çok çalışıyor umarım bu kalitede devam eder.
    belhanda: falcao'ya ikinci yarı harika bir pası vardi. kendisini genel anlamda begenmiyorum saklamaya gerek yok lakin takımın en isteklisiydi dersek yalan söylemiş olmayız.
    feghouli: çok etkisizdi. kendisi üzerinden akan bir hücum anlayışı bu maç genelinde daha çok sol kanat olarak değişti. oyun içine girmekte zorlandı.
    babel: forveti ikilemeye çalıştı. falcao'ya çıkardığı bir pozsiyon harici o da etkisizdi bence. fakat takımın komple kötü bir oyun sergilediğini düşünürsek kendisi fena olmayanlar arasında diyebiliriz.
    falcao: golü çok kovaladı ve çok istekliydi. orta sahaya geldi,pres yaptı, pas alış verişlerinde etkindi. kısacası uzun zamandır izlemedigimiz bir forvet performansı izletti bize ve daha ilk maçı. daha iyi halde olduğunda hayal dahi edemiyorum.

    sonuç olarak; bu takım tabii ki daha iyi hale gelecek lakin diziliş ve mentalite anlayışıyla ilgili sıkıntılar var. bunu da fatih hocam çözecektir kendisine inanıyorum.
  • 393
    bu maçla ilgili yazılacak çok fazla olumsuz şey var bana göre. ilk gözüme çarpan 4 lig maçında da duran toplarda rezalet olmamız. biz kullandığımızda çok kötü kullanıyoruz ki o kadar hava hakimiyeti olan sizelı futbolcularımız var, hemde duran topu savunurken çok dağınığız. geçen sene daha iyiydik bu konuda. onun dışında bu sistem bu takıma olmayacak gibi duruyor, otursa bile bu 4-3-3 yada 4-1-4-1 e alışma süreci çok sancılı geçecek gibi. hücum ederken artık ezber oyunumuz olan mariano feghouli belhanda üçgeni dışında bi hücum varyasyonumuzu göremiyorum 4 maçtır, biraz musleranın babele uzun şişirdiği topları alıp, babelin topu saklamasıyla orada çoğalmamız var ama buda ne kadar güçlü bi hücum organizasyonu bilemedim. hücumda yani genel olarak kötüyüz ancak falcao nun bi hareketlilik getirdiğini söyleyelim. hücum geçişlerimiz ve organizasyonumuz kötü ancak defans kurgumuz ve defans dörtlümüz çok daha kötü durumda. özellikle marcao ve luyindama topla çıkarken çok saçma işler yapıyorlar ve geçen seneye göre uyumsuz gözüküyorlar. nagatomo ve özellikle mariano nun eski formundan uzak olduğunu söyleyebiliriz,yaşlarıda gereği doğal olabilir ama ben fatih hocanın ısrar ettiği bu sistem yüzünden de kaynaklanabileceğini düşünüyorum oyuncularımızın performansının düşmesini. fatih hoca eninde sonunda 4-4-2 ye dönücek diye düşünüyorum çünkü kadromuz bu sisteme gerçekten uygun. kısacası şampiyonlar ligi maçları geldi çattı ama hala hiç hazır olmayan bir galatasaray var umarım biran önce toparlarız.
  • 394
    1-0 kazandığımız maç.

    bu maç özelindeki kötü performansı milli takım arasına ve cezalılara bağlıyorum. nzonzi, babel, soso, younes milli takımdan döndüler ve falcao henüz maç temposunu yakalayamadı. seri, emre mor ve andone(net bilgim yok ama öyle diyorlar) cezalıydı.
    ayrıca unutmayalım, soso ameliyat oldu ve hiç dinlenmedi.

    herkes hazır olduğunda 4-4-2'ye döneceğiz, eminim. hoca hem hazırlık maçlarında (babel ve erencan ile) hem de sıkışan maçlarda (adem ile) denedi.

    tam kadro olursak kafamda şu 11 var;

    https://gss.gs/ygF.png

    lemina'nın ağır bir sakatlık yaşadığını ve kamp geçirmediğini unutmayalım. belhanda ise bu performansla kesik yer. hoca yapmaz diyenler olacaktır, hocanın ilk geldiği zamanı hatırlasınlar.
  • 395
    şu maçta verilmeyen penaltı ve kırmızı kart bizim lehimize verilmemiş olsaydı şu an ortalık "kapkara gece" paylaşımlarıyla şenleniyordu ama şimdi kimsenin gıkı çıkmıyor.

    bir de ali palabıyık denen hakemin gözünün önünde faul bile vermediği pozisyonda belhanda'nın çenesine gelen diz ile çenesi 2 yerinden kırılmış.

    çok pis küfürler edesim var ama içimden ediyorum anca.
  • 396
    sıcağı sıcağına yorum yapıp, üzüntümü paylaşmak istemedim. oynadığımız daha doğrusu oynayamadigimiz futbola çok üzüldüm.
    sahada kimin nerde oynadığı, ne rolü olduğu, ne yaptığı belli değildi. ligin ilk 4 hafta itibariyle en kötü futbol oynayan, en dağınık takımı karşısında doğru düzgün pozisyon üretemedik.
    umarım toparlaniriz. çünkü bizim aksimize brugge lige çok formda başladı.
    ve bu maçta alacağımız bir mağlubiyet bizim için şampiyonlar ligi'nde 4 maç 0 puan demek olabilir.
    olumsuz hava empoze etmek istemiyorum sadece canım çok sıkıldı 2 gündür oynanan futbola, paylaşmak istedim.
    allah yardımcımız olsun.
  • 398
    "şubat ortasındaki ilk maçımda oyuna ikinci yarıda girdim. akhisar belediyespor'la oynadığımız maçta durum 0-0'dı ve teknik direktör bana hazır olup olmadığımı sordu. "evet, sanırım" dedim. isındım ve oyuna girdim. ilk pas, bir kafa, gol! bu kadar basit. topla ilk olmasa da üçüncü temasımdı. ama bir kez daha, ilk maçımda gol atmıştım- galiba bunu hemen her takımda yaptım ve bu rekoru sürdürmek istedim. taraftarların tepkisini asla unutmayacağım- çıldırdılar. futbolculuk hayatımda bazı müthiş taraftarlar görmüş ve duymuştum ama bu taraftarlar kesinlikle çılgındı." diye anlatıyor galatasaray formasıyla ilk attığı golü didier drogba, "adanmışlık" adını verdiği otobiyografik kitabinda.

    ilk maçta gol atmak özeldir, taraftarlar yeni topçunun, hele ki bu dünya yıldızıysa, golünü görmek için erkenden doldurur tribünleri ve gala günü topu filelerle kucaklaştırabilirse o futbolcu "o an" onun unutulmaz anıları arasına girer. prekazi, hagi, iliç, lincoln, drogba, kewell, gomis, podolski gibi yıldızlardan sonra radamel falcao da kasımpaşa karşısında taraftarla buluştuğu ilk maçta gol atarak kulüp tarihine adını yazdırmış oldu.

    drogba otobiyografisinde "taraftarlar yapmış oldukları pankartlarda 'bizim drogba'mız var, onların yok' diye çılgınca seviniyorlardı" şeklinde tasvir ediyordu ya istanbul'da yaşadığı ve unutamadığı günleri, cuma gecesi ali sami yen'de de fatih terim ve yardımcıları ümit davala ile hasan şaş yoktu takımın başında ama taraftarın falcao'su vardı. büyük beklentilerle transfer edilmişti, ilk maçıydı, iyi niyetli-kötü niyetli herkesin gözü üzerindeydi ama kolombiyalı oyuncu "star" olduğunu gösteriyordu maç boyunca: ayakları titremeden, kendini bozmadan, golcülük dersi sunuyordu seyredenlere, pres yapıyor, boşa koşuyor, savunmaya yardıma geliyor, top tutuyor, duvar oluyor arkadaşlarına ve en önemlisi ceza sahası içinde tehlike yaratıyordu. altı pas içinden bir kafa ya da dokunuşla gol atar diye beklerdim ama rakip çok savunmaya kapanınca, ömer ile "tika-taka" yaparak geliştirdikleri pozisyonda ceza sahası dışından attı falcao türkiye'deki ilk golünü. umarım bir gün onun da otobiyografisinde bu büyülü anları kendi cümleleri ile okuruz...

    sadece falcao değildi cuma gecesi taraftara "merhaba" diyen, lemina da oynadığı yarım saat süre içinde göze en fazla batan oyunculardan biri olmuştu. seri'nin konyaspor maçında gördüğü kırmızı kart sonrası aldığı iki maçlık ceza nedeniyle onun yerine orta sahada görev alan lemina, mücadelesi ve dikine top sürmesiyle gelecek maçlar için taraftara ümit verdi. transferin son günlerinde sürpriz bir oyuncu olarak gelmişti takıma ama umulandan çok fayda sağlayacağını düşünüyorum. o çıkarken yerine giren ömer bayram da bu sene sanki takımın en başarılı "yerli transferi" olarak göze batıyor son hafta oynadığı maçlarda. sezon başında hazırlık kampında bordeaux maçında orta sahada sergilediği başarılı performas ile fatih terim'in "jokeri" olan ömer, esas mevkisi dışında takıma kattığı enerji ve bitmez tükenmez mücadelesi ile ilk onbiri zorlayacaktır, bir çok maçta da oyuna direk başlayıp, büyük katkı sağlayacaktır.

    nzonzi'yi seyrederken, roma'nın böyle bir oyuncuyu nasıl bıraktığına anlam veremiyorum, acaba çok mu kaliteli orta saha elemanları var, çok mu sağlam orta alan rotasyonu var, italyanları takip etmek lazım zira fransız oyuncu galatasaray forması ile çıktığı maçlarda sürekli sahanın en iyi üç oyuncusundan biri oluyor ve savunmadaki luyindama ile marcao'ya müthiş destek oluyor. uzun boyu ile orta sahada bütün kafa toplarını alan nzonzi, top sürerken ya da pas atarken boyunun dezavantajını da yaşamıyor, çok akıllıca ters kanada ve isabetli uzun paslar atabiliyor. fernando'nun gidişi sonrası yeri dolar mı diye endişe edenlere "rahat olun, ben burdayım" diyor adeta steven nzonzi.

    milli maç dönüşleri bir çok takım için oldukça sıkıntılı geçer, ulusal takımlara çok oyuncu gönderen kulüpler için "ekstra" zordur malum aradan sonra lige dönmek ve galatasaray, iç sahada kasımpaşa karşısında taraftarın beklediği "bol gollü skoru" belki elde edemedi ama tek atıp üç puanı hanesine yazdırarak hafta sonu rakiplerinin puan kayıplarını beklemeye başladı. cumartesi beşiktaş kaybetti, pazar trabzon iç sahada berabere kaldı ve umarım da bugün fener alanya'dan eli boş dönecektir... iyi oynadığın haftalar bazen kazanamazsın ve telafisini de zor günlerde haneye ekleyeceğin üç puanla yaparsın ya, işte şimdi galatasaray da "hocasız" çıkacağı üç maçın ilkini kayıpsız atlattı... tebrik etmek lazım... fark da gelecekti, falcao belki hattrick yapacaktı ama bazen "kısmet" demek lazım, ilk yarıda lemina'nın pasında "akrobatik" vurdu kolombiyalı ve top az farkla auta gitti, ikinci devre belhanda'nın harika pasında çaprazdan karşı karşıya kalıp vurduğunda meşin yuvarlak yine kale direğini yaladı ve dışarı çıktı. hafta arası milli maçların yıldızı babel de "şanssız "günündeydi, onun gollük vuruşları da üç direğin arasından girmedi.

    galatasaray iç sahada oynarken maçın başından itibaren rakibe büyük baskı kurar ve rakip takımların en büyük kozu auta çıkan toplarda kalecilerinin yardımı ile maçın temposunu düşürmek olmaktadır. neredeyse tüm rakip kaleciler zaman geçirdikleri için taraftar tarafından ıslıklanırlar lakin hakemler maçın 75. dakikasına kadar onlara uyarı dahi yapmazlar, bazen ev sahibi taraftardan "gönül almak" için sarı kart gösterirler o file bekçilerine de kaleciler ikinci sarının gelmeyeceğini bildiği için "oyundan zaman çalmaya" devam ederler. galatasaray'ın falcao ile golü gelene kadar kasımpaşa kalecisi fatih de ali sami yen deplasmanında oynayan mevkidaşlarının yaptığını yaptı, ağır ağır , yavaş yavaş oyunu başlattı. ve yine meslektaşları gibi ali palabıyık ona "göz yumdu"... ama ne olduysa maçın sonlarına doğru kasımpaşa'nın beraberlik golü aradığı dakikalarda kale arkasındaki top toplayıcı çocuk maçın hakemi tarafından sahadan atılıverdi. fatih'in maçı hızlı başlatması gelmişti, hakem de fatih'i kırmadı, şikayet ettiği çocuğu kenara yolladı.

    normalde bu harekete tribünden büyük tepki gelirdi de, hafta arası maçı ali palabıyık'ın yöneteceği açıklandığında herkes birbirini "provokasyonlara" gelmemek için uyarıyordu çünkü içerdeki bir sonraki maç fenerbahçe'ileydi... oyuncular da maç öncesi hakem konusunda uyarılmışlardı, itiraz yoktu, tepki yoktu, herkes işine bakacaktı... futbolcular işine baktı da, ali palabıyık asli işi olan "hakemliği" pek beceremedi, aklı sahada değildi belli ki. aytaç'ın lemina'ya yaptığı "kırmızı kartlık" müdahaleyi görmezden geldi, veysel sarı'nın belhanda'nın çene kemiğini kırmasında faulu galatasaray aleyhine çaldı, ömer'in rakibi tarafından biçilmesinde "kartlarını evde unuttu" ve son dakikada adem büyük'ün topsuz alanda düşürülmesine devam kararı veren kişiydi ali palabıyık. ona yardım etmesi gereken var hakemlerinden biri de geçen sene fenerbahçe-trabzonspor maçında ev sahibinin oyunu çabuk başlatması için ayağı ile fenerbahçeli oyuncuya pas atan cüneyt çakır'ın yan hakemi bahattin duran'dı... maçı kazandık ama "nasıl zor" ve "kime karşı" kazandığımız unutulmasın...

    karşılaşma boyunca bir kez bile fatih terim'i göstermeyen yayıncı kuruluş, yabancı kontenjani dolayısıyla sözleşmesi askıya alınan linnes'i iki defa gösterdi, hatta bir keresinde çocuğu uyurken ekrana yansıttılar. galatasaray taraftarı martin linnes'i çok seviyor, onun profesyonellik anlayışına özel saygı gösteriyor, bunu kimse inkar etmiyor da yayıncı kuruluşun linnes görüntülerini de çok manidar buluyorum. taraftar, teknik direktör ve yönetim olmak üzere herkes linnes'i sahada galatasaray için mücadele ederken görmek istiyordu ama futbolda bazen "kritik" kararlar almak zorundasın. bu sefer linnes üzüldü ama yönetim onun gönlünü almak için maaşına zam da yapmayı ihmal etmedi. hatta takımda tuttu ki, belki ocak ayı transfer döneminde başka oyuncu ile yolları ayırıp, linnes tekrar kadroya alınacak. ben yayıncı kuruluşa bir tavsiye vermek isterim, eğer tribünlerde haksızlık yapılmış ve mağdur edilmiş bir adam arıyorsanız, kameralarınızı fatih terim'e çevirin. tabii gerçekten samimiyseniz...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...aray1-0kasmpasa.html