• 197
    "bu antalyaspor sezon sonu düşer" dedirten, garry mendes rodrigues'in 60 metrelik yardırışı ve bafetimbi gomis'in kaleyi devirircesine şutları dışında çok da bir şey geride bırakmayan; tatava yapmayıp ihtiyacımızı alarak yola devam ettiğimiz maç. bu sezon çokça yaşadığımız rakipler puan kaybedince kaybetme hadisesini kırmak adına çok önemliydi. onun dışında bu antalyaspor hakikaten bu sezon sonu yetenek eksikliğinden düşer. yürümeyi yeni öğrenen bir çocuğun yürüyüşü gibi futbol oynadılar resmen, 2 adımı doğru atsa diğerinde sendeleyip düşüyorlar falan.

    younes belhanda'nın gördüğü kırmızı kartı ise hala anlamazdan geliyorum. sanırım gomis ısrarla uzaklaştırmaya çalışınca hakem de bir numara var sanıp kovalayıp kart gösterdi. zamanında lisede bir arkadaş da hocanın biriyle konuşuyordu, aynı gomis gibi araya girip elemanı götürmüştüm. çocuğa demediği küfür yüzünden 3 gün uzaklaştırma yazmışlardı. dayanağı da benim inatla çocuğu uzağa götürmeye çalışmamdı.

    böyle senaryoları galatasaray çok sever ama o konuda uyandırmak lazım. iş sahadaki futbola kaldı mı yenilebiliyoruz tabi ama böyle saha dışı mevzular aleyhte işlemeye başladı mı galatasaray'ın tokadı eninde sonunda patlar, tarih hep böyle hadiselerle doludur.
  • 198
    sabah hasta olduğum için kombinemi devrettikten sonra, akşama doğru yurt dışındaki bir abimin gelemeyeceği için kombinesini bana aktarma ısrarı sonrası yine dayanamayıp gittiğim maç. iyi ki de gittim. bağıra bağıra, böğüre böğüre iyileştim.

    boğazım yanıyor :(

    nagatomo-garry ikilisini canlı izlemek büyük keyif.
  • 199
    3 tane gol atmışız, gomis 2 tane sallamış, gol yememişiz, takımın boyu 56-60 metrelerden 20-30 metrelere kadar gelmiş hiçbirşey moralimi düzeltemiyor nedense. sabah maçı kaybetmişcesine moral bozukluğuyla uyandım, nedeni ise belhanda tabii ki. sana mı daha çok kızayım hakeme mi bilemedim. sana yüklensem haysiyetsiz hakemin hakkını veremeyeceğim diye korkuyorum. ulan haysiyetsiz insan elli tane kameramanın görüntüleyemediği ama senin gördüğün şey neydi? açıkla da bilelim.

    ve en önemli sorunumuz olan 'ultraslan' taraftar oluşumuna da değinmek istiyorum. olum siz dost musunuz düşman mı? ilk 45 dakika çok iyiydi tribün fatih terim de hakkını verdi zaten. peki ya geriye kalan 45 dakikaya ne demeli? takım kendi taraftarlarınca anca bu kadar baltalanır. 'seeeen var yaa seeen', 'başarılar gelir geçer', ışıklı şovlar... takım 3-0 galip, lider olmuşuz bizimkiler 'başarılar gelir geçer' diyor. böyle bir mantık hatası olabilir mi? '3 tane atmasanız da olur, biz her maç stadı tıklım tıklım dolduruyoruz' der gibi al dolduruyoruruz. 3., 4. sıraya düşelim 5 bin kişi zor bulursunuz mk.

    ayrıca millet oraya 45 dakikalık maç için gitmiyor. 90 dakika bağırın demiyorum, top rakibe geçince ıslık çal, top bize geçince uğultu yap yeter. emin olun o uyuşuk bestelerden daha etkili olur. sözde türkiye'nin en büyük taraftar oluşumu... 100 milyon üyeniz olsa ne yazar, taraftar ne için var? takımı desteklemek için, baltalamak için değil.
  • 200
    maçın 90+'larındayım, 2. yarıdaki rolanti oyundan bile keyif alıyorum, en büyük sevincim de gol yemeden, sakatlık vermeden ve sarı kart dahi görmeden maçı bitiriyor oluşumuz. sonra ne oluyor gevşek bir oyuncu lüzumsuz bir işe giriyor. gereksiz bir kart görüyor, tadım kaçıyor, o an aklımda "acaba belhanda'nın kaç sarı kartı vardı?" düşünceleri... daha 20 saniye geçmeden işgüzar bir hakemin galatasaray'ı doğramaya bahane araması! ve hoooop kırmızı kart!

    resmen can sıkıcı bir maç sonu oldu.

    neyse artık nazar olsun diyelim.

    liderliği aldık ve hedef 21 yolunda bir haftayı daha geride bıraktık. şimdi yapmamız gereken şey 4 hafta daha seri galibiyetler alıp kadıköy'e o şekilde gitmek.

    sen şampiyon olacaksın!
  • 201
    ultras/movement'in maç onbiri:
    1- galatasaray geçen hafta sivas'ta kaçırdığı liderliği bu hafta iç sahada kendi taraftarı önünde ilk 30 dakikada sergilediği harika oyunla ele geçirdi ve tekrar ligin zirvesine oturdu. öyle arzulu ve baskılıydı ki sarı-kırmızılılar, rodriguez ve fegholi ile kanatlardan akın akın geldi ve soyunma odasına gitmeden üç gol attı, antalyaspor hocası hamza hamzaoğlu'nu iki oyuncu değişikliği yaptırmak zorunda bıraktı. üç gol yetmez, dört olsun, beş olsun diye beklerken hafta içi bu soğukta sami yen tribünlerini dolduran arma sevdalıları, ikinci yarı galatasaray "maçın iplerini" deplasman takımına verdi ve oyunu kendi yarı sahasında kabul etti... kupada konya deplasmanı, sonra ligte sivas deplasmanı, içerde konyaspor kupa rövanşı derken, topçular da yorulmuş olmalı ki, skor ele geçirilince "kafada bitirmişlerdi" maçı... bir ara topla oynama süreleri antalyaspor lehineydi ama onlar da çok ciddi pozisyon bulamazken carrosso'nun kalesinde, galatasaray ikinci devre de "kontra"larla goller aradı ama skoru değiştirecek beceriyi gösteremediler.

    2- muslera'nın kart cezalısı olması sebebiyle kalede yer alan fransız kaleci cedric carrosso sanki uzun yıllar galatasaray kalesini korurmuşçasına özgüvenli oynadı bu gece. tecrübe denen soyut olgunun kaleci kazağı giymiş haliydi emektar eldiven. ilk devre kalesine neredeyse hiç top gelmedi ama duruşuyla, takım arkadaşlarını sürekli motive edişiyle bu mesleği uzun yıllar hakkıyla yaptığını gösterdi. muslera'dan farklı olarak da ayağına oldukça hakim fransız file bekçisi ki, kendi yarı alanı içindeki duran topları hep o kullandı, hatta bir ara orta saha çizgisi önünden bile serbest vuruş attığını izledik. tabii, amaçsız vuruşlar değildi bunlar, neredeyse tamamına yakını gomis'i buldu. muslera kalede rakipsiz gibi gözükmesine rağmen carrosso onu forma savaşında zorlayacak bir maç çıkardı.

    3- fatih terim'in ideal savunma dörtlüsü mariano, serdar, maicon, nagatomo olarak gözüküyor ama linnes bu gece "kesti" brezilyalı mevkidaşını. fena da oynamadı norveçli oyuncu, çalışmasının ödülünü alıyor hocasından. serdar aziz ve maicon da savunmada başarılıydılar, gerçi ilk yarı serdar bir kaç "ufak" hata yapsa da... bu ikilinin takıma sağladığı fayda savunmanın yanı sıra galatasaray'ın duran top ataklarında olduğunu sürekli yazıyorum, bu gece de serdar ilk devre gomis'le carpıştığı pozisyonda az kalsın golü atacakken, ikinci devre maicon'un kornerden gelen ortaya yaptığı kafa vuruşunu antalyaspor kalecisi zorlukla çeldi. defansın solundaki nagatomo da her geçen gün takıma alışıyor ve sol kanat takımın zayıf halkası olmaktan çıkıyor. gol yemeden biten maç sonrası tebriği en fazla hak eden dörtlüyü bakalım hoca kasımpaşa maçında bozacak mı?

    4- kadroda ryan donk'u görünce "ah be hocam, neden ısrar edersin ki bunda, yakacak takımı" diyen bir tek ben değildim herhalde ama maç sonunda fena halde ters köşe yaptı bizi hollandalı oyuncu. şimdiye kadarki maçlarının aksine sadece ceza sahı önünde boğuşmakla yetinmedi donk, antalyaspor'un çok adamla gol için galatasaray ceza sahasına geldiği anlarda ikili sıkıştırmaların vazgeçilmez adamı oldu ve kaptığı toplarla da atakları başlatan oyuncuydu. garry rodriguez'in gomis'e ikinci golü attırdığı pozisyonda topu önüne atan kindi dersiniz? maçın yıldızı attığı iki golle gomis seçilecek belki ama bana göre ilk devrenin en iyisi havadan-yerden her türlü başarılı müdahalelerle rakibi bozan ve arkadaşlarını rahatlatan ryan donk'tu...

    5- feghouli attığı gole kadar çok boş koşu yaptı, ki gomis'in ilk golünde yaptığı ters koşu ile rakip savunmanın dikkatini dağıtan adamdı, ama linnes olsun, selçuk olsun, cezayirli topçuya uzun top atmaya cesaret edemediler de belhanda bir attı, maçta fark üçe çıkıverdi. her an skoru değiştirebilecek türden bir oyuncu feghouli, sahada olması galatasaray adına büyük avantaj...

    6- iki üç gün önce belhanda'dan oynadığı "istekli ve ciddi" oyundan dolayı özür diledik ve böyle oynaması halinde şampiyonluğa en büyük katkı verecek topçulardan biri olduğunu yazdık da, faslı oyuncu maçın uzatma dakikalarında peşi sıra gördüğü iki sarı kartla oyundan atılarak "huylu huyundan vazgeçmez" dedirtti. savunma önünde donk ve onun biraz da ötesinde selçuk-belhanda ikilisi ile yeni bir oyun planı deneyen ve kendisine "maestro" rolü veren hocasına ancak bu kadar "kötü" teşekkür edilir. bu gece de takımı idare etmesiyle, feghouli'ye yaptığı asistle maçın kazanılmasında ön sıralarda olan belhanda, maçtan atılarak keyfimizin içine etti, hocasının da hafta sonu kasımnpaşa maçı için planlarını bozdu. ceza alır mı diye soranlara da "galatasaray forması giyememek en büyük ceza" demiş hoca... doğru söz ama belhanda bu formanın kıymetini biliyor mu, ya da bilecek mi?

    7- garry rodriguez ile gomis'in uyumu da artık dikkatlerden kaçmıyor, özellikle garry'nin rakip ceza sahası önünde topu alıp fransız arkadaşıyla ikiye bir yapmaya niyetlendiği ya da ara pasla golcüsüne "asist" yaptığı anlar artık bu ikilinin "klasiği" olmuş vaziyette. iki asist iki gol, bir ikiliden daha ne beklenir ki?

    8- podolski'nin japonya'ya satılacağı haberi duyunca, bir daha bizim takıma bu kadar sert şut atan bir oyuncu gelmez demiştim. geldi, hem de hiç vakit kaybetmeden. golcülüğünü bilirdik de bu kadar sert şut attığını kendisini galatasaray'da izledikçe öğrendik bafetimi gomis'in... sadece "allah ne verdiyse abanmıyor" fransız golcü, aynı zamanda isabetli de vuruyor "karavanayı" sevmiyor. bu gece iki tane attı, bir tane de direkten döndü. devamını bekliyoruz...

    9- fatih terim'in federasyonla yaşadığı "tazminat" husumeti, galatasaray'ın başında görev alacağı maçlarda karşısına çıkacağı yazılıyordu da, "komplo" teorisi olduğunu düşünüyordum ama kaç maç arka arkaya verilmeyen penaltılar, galatasaray aleyhine çalınan düdükleri gördükçe bu kararların bu kadar da "masumca" olmadığını düşünmeye başladım. bu gece de iki adet "bariz" penaltıda maçın hakemi barış şimşek "yumdu gözünü", devam işareti yaptı da belhanda'yı atarken "cin" gibiydi maşallah... ama daha oyunda 15 dakika geride kalmışken "kasap" gibi galatasaraylıları biçen antalyasporlu maicon'a ancak 62. dakika kart gösterebildi...

    10- deplasman takımında sağ bekte oynayan gurbetçi nazım sangare başarılı bir oyuncu. maç boyu kendi takımının sağ tarafından ileri geri büyük enerji sarf etti. kendi sahalarında 2-1 kaybettikleri beşiktaş maçında da dikkatimi çekmişti gurbetçi oyuncu. hamza hoca kendisine şan vermeye devam edecektir, biz de akdeniz ekibini izleyebildiğimiz kadarıyla takip edelim, bakalım nazım bu performansı sürdürebilecek mi?

    11- fatih terim "sarı kırmızı" atkı ile sahaya çıkmaya devam ediyor, yakışıyor da atkı hocaya da, "imparator" da aslında taraftarın sembolü olan atkı ile mesaj veriyor, "bizi desteklemeye devam edin, sene sonu hep birlikte sevinelim"...

    kaynak: http://ultrasmovement.blogspot.com.tr/...antalyaspor.html?m=1
  • 202
    (bkz: 12 şubat 2018 galatasaray antalyaspor maçı) hakkında futbol yorumcuları, alttan alttan "antalyaspor neden bu kadar kolay bıraktı", "neden fazla mücadele edemedi" temalı yorumlarla hamza hoca üstünden inceden bir algı yaratma çabaları var gibiydi. fakat gerek antalya'nın bu sezon ki hali gerek bizim iç saha performansımız komplo teorilerine pek fırsat vermedi.

    maçın sahadaki kısmını konuşmak gerekirse, herkesin beklentisi yönünde sonuçlandı. rakip takımın hocasından futbolcusuna kadar en iyi ihtimal beraberlik olarak görülüyordu. durum böyle olunca erken gol kolay çözülmelerini sağladı, 45 dakikalık performans antalya için yetti. 2. yarı tamamen aktif dinlenme şeklinde sürdü, tek akılda kalan olay belhanda'nın kırmızı kartıydı. belhanda'dan ziyade hakem kırmızı için ısrar etti gibi geliyor...
  • 203
    hamza'ya kiyamadigimiz mac. ikinci yari top tutup tempo dusurmek yerine belhanda'ya, gomis'e ayak uydursaydi takimimiz 7-8 olacakti ve hamza denilen capsiz cok buyuk ihtimal kovulacakti. zira capsizin 2 stratejisi vardi: devamli faul ve kalecilerinin provokasyon dolu vakit gecirmeleri.

    2. yari dedigim gibi yattik. bana kalsa 75te cikardim da 82'de ciktik. sucukcularin telefon sarji dusmani masturbasyonlarindan kusmak uzereydim artik.

    belhanda cok iyi oynamadi yine de 2. yari istegi takim ortalamasinin uzerindeydi. ilk yari daha isteksizdi bunun nedeni lider oyuncu karakterinde sakli.

    takimin lideri olmak istiyor ve lider oldukca keyiflenerek oynuyor. error veren sey ise duran toplar. belhanda duran toplari selcuk'un kullanmasindan bence rahatsiz. bu konu sanki bir gerilim yaratiyor. takimin aksine, 2. yari kenardan gelen "oyunu tutun" talimatina kulak asmak istemedi. oyun kurulup top beklerden kaleciye dondukce gerildi gibi geldi. henuz kirmizi pozisyonunu izlemedim ama boyle bir olayin icinde olmasina sasirmadim.

    ikinci yari takimin bu kadar atmamaya oynayacagini tahmin etseydim daha erken cikardim.

    dogu tribunune ise bir parantez acmak istiyorum. durus olarak ua alternatifi duruslari ne kadar sempatikse sectikleri 90'larin kufurlu tezahuratlari bir o kadar itici. rerere rarara disinda tribunlerin katilmasini tesvik edici bir tezahuratlari yok. gollerden sonra yaptiklari kolay mi tezahurati her ne kadar retro ve icerik olarak anlamli olsa da gol sonrasi daha neseli daha coskulu bir tezahurata ihtiyaclari var.