• 732
    çok şükür 2 tane 6 numara menşeili topçuyla oynamadık. bu topun kontrolünü rahatlıkla almamızı sağladı. sallai-sara-sane-barış oyun hakimiyeti kurmak için mahir ama dar alan çözmek için altın bir seçim değil.

    şunu demek istiyorum, alan verirsen gerek hız, gerek pas, gerek zeka anlamında tam bir avrupa takımı ancak rakip kapandığında özellikle barış ve sallai’nin top tekniği, sara’nın da beli rakibi açmaya uygun değil. göztepe deplasmanında asprilla gibi bir profili oraya koyan adam ne oldu da evinde kocaelispor’a karşı 8 numarayı koyuyor?

    sanıyorum bu yüzdendir ki apo, davinson hatta uğurcan ekstra paslar denemeye kalktılar. delirttiler beni. bas bas bağırarak izledim tüm ilk yarıyı. hocanın gereksiz uzun pas denemelerini bir an önce kenara bırakması gerekiyor. rakibi uzun top atıp “kaos” futbolu ile değil, organize ve sabırlı set denemeleriyle yani kabaca hareketlilikle delmeye çalışmalıyız, çalışmak zorundayız. osimhen varken takım bu kaotik düzene o kadar alışmış ki yokken kıymetini çok iyi anlamışlardır, döndüğünde pamuklara sarmaları gerektiğini görmüşlerdir.

    nitekim gol hiç organize olmayan bir şekilde geldi, jakops’un ekstrası ve rakip stoperin hatası skoru 1-0’a getirdi. şans yanımızdaydı.

    sane ilk yarıda geçen maçta yaptığının aksine, defansa yardımı bırakmadı, bu benim hücumda aldığı inisiyatif kadar önemsediğim bir durum zira tüm takımın enerjisi o koştuğunda daha da artar. sane bile koşuyor algısı tüm takıma yayılır.

    2. yarı hoca kendi doğrularına ihanet etti. boey ve sallai’yi çıkardığı anda bitti dedim. 2. yarı topla çıkamıyoruz. boey’i çıkarıp singo’yu alarak ne beklersin? singo nasıl ileri çıkaracak takımı? 30 m € veriyoruz diye mi aldın? lang’ı niye aldın? lang orta sahada +1 mi oluşturacak? ne zaman oluşturmuş? sallai bunu yapamıyor muydu?

    değişikliklerden önce belki hücum edemiyordun ama rakibi oynatmıyordun, sallai ön alan presi ve defansif işlerde çok iyi. sen onu çıkarıp lang’ı ekleyerek ne bekliyorsun? neyi hedefliyorsun? bakın ben bunları öndeyken de söyleyebildim. maçı izlerken avaz avaz sinirle izledim. öndeyken de işler yolunda gidiyor gibiyken de söyledim. maç sonrasındaki fikirlerim değil bunlar. bu işin uzmanı bile değilim. bu konuda çok çok iyi de değilim. futbolu çok seven, kendince fikirleri olan ve ilgili bir galatasaraylıyım. sen nasıl göremezsin? sen ne oynattığını bilmiyor musun hocam? sallai’nin bu andaki 1-0 oyununda demirbaş olduğunu görmüyor musun? rakibi açmışsın, gol gelmiş zaten. hadi takıma söz geçiremiyorsun. takım alıp alıp dikiyor topu, dinletemiyorsun kendini, öne geçince lang mı sahada olsun istersin, sallai mi? hangisi siper eder kendini? inanılır gibi değil. tüy diktin tüy!

    okan buruk bu çöküş dönemlerinden kendi doğrularıyla, berkan'la, torreira’yı yedek bırakarak, icardi’yi yedek bırakarak, kazım’ı oynatarak, barış’ı oynatarak çıktı. şu anda kendi doğrularına ihanet eden bir halde. akıl alır gibi değil.

    bu mantalite ile bizim şampiyon olma şansımız yok. kararlar sahadaki doğrulara göre alınmıyor. neye göre karar veriliyor onu da anlamıyorum. laylaylom bir hava hızla yayılıyor. kante-guendouzi’nin 90 dakika mücadeleyi ve hakimiyeti bırakmadığı yerde torreira’nın o boyla beli bile dönemiyorsa, izinden böyle dönüyorsa, icardi ısınmaya bile çıkmıyorsa, sen de kişisel olarak bu formla dönüyorsan, hesap sorulur, sorulmalıdır! takımın 2. yarı orta saha diye ağladığı yerde bek ve kanat değiştiriyorsun ve çıkmaması gereken oyunun iki yönünü oynayabilen adamların hepsini sırayla çıkarıyorsun. sara da oyunun 2 yönünü oynayabilen tek oyuncu olarak kaldığında onu da çıkarıyorsun. sonra da futbol bekliyoruz hep beraber… inanılır gibi değil.

    şöyle kaliteli bir kadro ile şu futbol kabul edilebilir değil. bu kadar düzensizlik, bu kadar belirsizlik, bu kadar plansızlık, bu kadar hata, bu laçkalık… 37 yaşındayım, hayatımda bu kadar gevşek vücut ve ruh haliyle şampiyonluğa oynayan bir galatasaray takımı görmemiştim. teknik heyetinden futbolcusuna kadar! sert kararlar alınmazsa, ciddiyet takınılmazsa, sahaya akıl, mücadele, gerçekçilik koyulmazsa yani böyle giderse, allah korusun, tarihimizde olmayan bir şey yaşatacak bu ekip bize. kaçacak delik ararsınız. özellikle teknik heyet!

    teknik kadronun son kredisini de tükettiği maç olmuştur. vidaları sıkmazlarsa amiyane tabirle kendi topuklarına sıkmış olacaklar.
  • 734
    boey singo değişikliği neden yapıldı anlam veremiyorum hala.
    ilkay'a neden 75 dakika sabrettik. skoru bulmuşken oyunu tutacak rakine basacak lemina tercihi neden yapılmadı. thor neden çıktı?
    sallai'nin işlemediği yere barış'ı çekip neden icardi'yi almadık. 10-0 yenmek zorunda değildik. şu yazdıklarımı yapsak 1-0 biterdi maç. kaleye gelmedi herifler 70. dakikaya kadar.
    hem hoca hem takım bir çuval inciri berbat ettik.
  • 735
    tam bir okan buruk masterclass'ı izledik.

    ikinci yarı yediğimiz 15 dakika baskı. golün bağıra bağıra geliyorum demesi. okan hocanın bunları kenardan izlemesi. gelen golden sonra yapılan oyuncu değişiklikleri ve tamamen ne yaptığını bilmeyen kaos içerisinde bir takım.

    ben bu hocadan umudum keseli baya oldu. ama bu maçta masterclass bir performans izlemeyiz diye düşünüyordum.

    sorun düşündüğümden de büyükmüş maalesef.
  • 737
    tamamen disiplinsizlik ile puan verdiğimiz maç. artık bu doğaçlama futbolun zirvesi. bu takım kadar keyfe keder başka bir takım yok. sane boey'i ilk 10 dakikada 2-3 defa çizgiye indirip kaçırdı, var orada maden değil mi, sonra gerisi yok. sara-ilkay bi 10 dakika oyunu yönlendiriyor, gerisi yok. davinson bazen adamı karşılıyor bazen karşılamıyor, keyfine göre. golün öncesinde petkovic'e top aldırdı, canı öyle istedi patronun. abdülkerim tamamen fantazi çizgiye top sürüyor. bunun ismi inisiyatif olmuş. tüm takım savunma yaparken kimse memnun değil, yük çünkü paşalara. savunma yaparken topa odaklanma yok, bodoslama faul yapılıyor. rakibin üzerine geleceği yok, durduk yere duran top veriyorsun heriflere. ilk yarı topa sahip olmaya çalışan ama üretemeyen takım vardı. ama en azından rakip de gelmiyordu. ikinci yarı bundan neden vazgeçildi anlamak mümkün değil. çünkü toplu oyunu da sevmiyor bu ağalar. top ayaklarındayken düşünmek zorundalar ya onu da istemiyorlar.

    işin ilginci göztepe maçında olanların aynısı oldu yine. orada şanslıydık, bu maçta hak ettiğimizi bulduk.
  • 738
    aylardır bu siteye entry girmeme rağmen dayanamayıp beni bu siteye sokturtan maç.

    şampiyonluk yarışında rezillikten başka hiçbir şey değil. herkesi çok fazla okumadım ama eminim ki hiç kimse farklı bir düşünceye sahip değildir. hocanın kendisini asla düzeltemediği bir konu var. rakip takım baskısı altındayken yaptığı değişiklikler. ikinci yarı başladıktan itibaren kocaelispor'un orta sahalarının seninkileri delip geçtiği, fiziksel üstünlük kurduğu, yerden yere çaldığı bir 20 dakika oynamışsın. 2 kere çok net şekilde kalene gelmişler. buna rağmen yapılan ilk değişikliklerde fiziksiz ve kısa orta sahaları çıkarmak yerine, maç boyu neredeyse hatalı olmayan ve o 20 dakikada bir eksikliği bile göze çarpmayan boey'i almak ve yerine saatli bomba singo'yu koymak hakikaten akıl alır gibi değil. rakibin gol atmaya geldiğini bas bas bağırırken, bunu da orta sahada yaparken, yedekteki tek fiziği sağlam orta sahanı almamak akıl dışı.
  • 739
    uyku tutmuyor. düşündükçe daha da üzülüyor insan.

    ne çıkan ilk 11’e ne de ilk yarıda oynana oyuna itirazım yok benim. tüm hatlarıyla kapanan rakibe aradık işte forvetsiz sayılacak mecburi bir düzenle. lemina yerine ilkay tercihi de bu açıdan makuldü. jakobs’un süpriz şekilde güzel açtığı ortayla da gol geldi. bu tür maçlarda uçma kaçma da beklemem ben. rakibe geçiş verme, basit hata yapma ve golü aramaya devam et işte. zaten ligin sonu görünmüş.

    ikinci yarı başladığı anda alarmlar çalmaya başladı. kocaeli çıkmaya karar verdi. 1 haftada üçüncü maçın. önde top tutacak profillerin yok. ilkayın pili tek devre. sara sakatlıktan dönmüş. torreira formunun zirvesinde değil. yani orta sahan her anlamda alarm veriyor. üç gün önce göztepe sana bugün yaşanacakların fragmanını izletmiş zaten. geçmişinde kasımpaşa, dinamo kiev ilk aklıma gelenler onlara hiç girmiyorum. bu sene juventus maçı falan sayılır yani. biraz baskı yediğinde kontrol kaybedebiliyor takımın. yedek kulübende formda hücum oyuncun da yok. yesem bile çıkartırım diyecek rahatlıkta da olamazsın yani.

    ne güzel leminayı dinlendirmişsin kenarda bekliyor. singo gibi bir fiziksel direnç unsurun da kenarda. hatta düşen orta sahanı juventus deplasmanından çıkardı 1 ay önce. hatta sara yerine nhaga bile gelebilir. üç gün önce asprillanın enerjisi işini gördü işte. senin doymuş ve dar kadroyla 50 maç oynamış kadronun ekmek gibi su gibi enerjiye ihtiyacı var çünkü. dakika 55-65 arası bu üç ismi atabilirsin sahaya. lemina singo ile de başlarsın. ancak yine yeni yeniden 45-70 arası oyuna müdahale etmemeye devam ettik. adeta bug var bu konuda bizde. rakibin ikinci yarıya iyi başlayacak bir fikrimç varsa biz izliyoruz. adım adım kokuyu aldı tüm türkiye. eminim çoğunuzun whatsapp gruplarına birileri yazmıştır. selçuk inan’da aldı o kokuyu attı işte elindeki hücumcuları. buna rağmen değişiklik yapamadan golü yemedik. rakip zayıf zaten. ama o da ne? singo boey yerine giriyor. bir kere çok özel bir sebebin yoksa maçta sağ bek değiştirmezsin. ne bileyim mariano gibi çok hücumcu bir bekin vardır da aksıyordur falan dersin şurayı sağlamlaştırayım. boey öyle bir bek hiç değil. hatta bir adım ileri gidelim elinde en dengeli bek boey. elinde oyunu en doğru oynayan bek boey. elinde pozisyon bilgisi en yüksek bek boey. fiziksel zaafiyeti de yok göztepe ve trabzon maçında dinlenmiş. yerine aldığın singo pozisyon hatası yapmaya çok müsait mesela. ortada öyle önde bastığın, temponun yüksek olduğu bir maçta yok. yavaş yavaş açılan kocaeli var. hatlar arasını açıyor. singo ve leminayı orta sahaya çekip hem savunmanı kuvvetlendirebilirsin hem de döneni alıp 15-20 metre sürüp barış ya da sallai’nin önüne atacakları bir topta maçı bitirebilirsin. ancak şu maçı 70 dakika izleyen teknik ekip ilk müdahalenin acilen sağ beke yapılmasına karar verdi. bizim kafamız maçta değil demenin daha net yolu olamaz sanırım. bakın singo-lemina orta sahası ile de puan kaybedebilirdik. ancak ben nasıl kaybettiğine odaklanıyorum. yahu hepsini geçtim biz bir kere de oyuna 55’te müdahale edip puan kaybedelim.

    neyse olan oldu. gol yediğim dakika 74. hiç sorun yok önünde kocaman 20 dakika var. gider boğar atarsın. atamasan da bakın en azından bir tane ahlar vahlar içinde kaçan pozisyonun olur. sanırım tek şutumuz yunusun auta giden şutu. ahlar vahlar içinde kaçıran ise kocaeli. hani üretemiyorsan sağlı sollu orta açarsın. lang’ı sağa sane’yi sola atarsın singo’yu da içeri yollarsın olursa olur ya. olmazsa da canınız sağolsun der geçeriz çok kızsak bile.

    durup dururken iddiasız rakibi görüşeceğiz diye gaza getirmemize falan hiç girmedim bile dikkat ederseniz.

    nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça. bir yere oturtmak çok zor yaşadığımız akşamı.

    edit: https://x.com/...440429627052430?s=46
  • 740
    şunun şurasında bu maç dahil 3 kendi sahamızda maçımız vardı. biri doğrudan rakibimiz fb ile. bu maçı ve antalyaspor maçını sahamızsa kazanıp rahat edecektik. gittik puan kaybettik. o kadar kötü oynadık ki maçın bazı bölümlerinde liverpool'dan bile daha üstün oynattık kocaelispor'u. cılız şutlarımızı pozisyondan sayan bir okan buruk yüzünden.

    öyle kötü bir planlama ki sahaya sara ve ilkay ikilisiyle çıktık ve tek devrelik canları vardı. maçta beraberlik olunca gol lazım oldu. bu yaratıcı profiller oyundan çıkınca sane'ye kaldı her şey. eh o da kaos'a dönen oyunda bir şey yapamadı sonra. boey çıkarılınca da bitti sane. insan bir tane top yapacak birini yedek kulübesinde bekletir. sonrasını planlar, düşünür. son 10-15 dk orta sahada sadece lemina kaldı. kimse bilemedi ne yapacağını. top yapıp pozisyon araması gereken biz koş koş futboluna mecbur kaldık. mesela sara veya ilkay bu aşamada sonradan oyuna girseydi fayda sağlayabilirdi.

    yani 3 maçın 2'sini galip gelip fb ile beraberliğin yeteceği senaryoda sıvadık.

    o kadar kötüydük ki hakem konuşasım gelmiyor. jakobs'a yapılan hareket penaltıydı. maçın sonlarına doğru hakem bize yapılan faulleri vermemeye başlamıştı. özellikle yunus'un ayağına basılmasına faul çalsa duran top kullanacaktık. belki şansa falan gol atardık.
  • 741
    ligin bitmesine 6 hafta kalmış ve içeride 2 hafta sonra rakibinle maçın var. şu maçı alıp puan farkını 4 de tutamamak inanılır gibi değil. öne geçmişsin, hiç bir varlık gösteremediğin gibi üstüne bir de gol yiyorsun. bundan sonra kalan 5 maçta 5 galibiyete nasıl inanacağız?

    çok ama çok büyük avantajı kaçırdık. 7 puan fark 2 ye düştü.
  • 742
    boey-singo değişikliğinin mantığını bana anlatabilecek bir babayiğit var mı?
    boey iyi oynuyor, sane'yle iyi anlaşıyor; üstelik sakatlığı da yok...
    e ne diye böyle bir değişiklik yapılıyor? niye herkesin gönlünü hoş tutma gibi bir çaba içerisindeyiz?

    golü yedikten sonra da torreira çıkıyor ve lemina giriyor!
    lemina'yı orta sahada üstünlük kurma ve skoru tutmak için maksimum 60. dakikada oyuna almamız gerekirken, gol atmamız gereken zamanlarda oyuna alıyoruz!

    maçın 82. dakikasında orta sahamızda bir tek lemina kalmıştı. ileri hatta lang-sane-yunus-barış ve icardi vardı.
    biz maç boyu orta sahada ezilirken, hangi akla hizmet orta sahada tek kişi bırakıyoruz? yukarıdaki beşliden hangisi sırtı dönük oynayabilir? hangisi top getirebilir? ya da şöyle söyleyeyim; bu beşliye top getirebilecek bağlantıyı kim yapabilir? sadece lemina'yla bu iş nasıl yapılsın allah aşkına söyleyin ya.

    yapılacak şey çok basitti;
    60. dakikaya kadar ilkay'ı çıkar, lemina'yı al.
    bak bu basit hamle bile baskıyı kırardı. hiç olmadı, torreira-nhaga değişikliği bile sana güç katardı, çünkü nhaga gibi dikine gidebilen bir adam yerleşik savunmayı dağıtabilirdi.

    lakin hoca hiçbir şekilde maça hazırlanmadığını bu saçma sapan oyuncu tercihleriyle bile gösterdi. pozisyon bulamıyorsun, topla buluşamıyorsun, rakip baskıyı arttırmış ve sen kalkıp boey-singo değişikliği yapıyorsun!
    aklıma geldiğinde çıldırıyorum ya, ah hocam ah!
  • 744
    içeride oynamamıza ve maçtan önce "intikam maçı, bize ilk maçta yapılanları unutmadık!" demeçleriyle yüksek motivasyon yaratmaya çalışmamıza rağmen sahada buna dair herhangi bir emare maalesef göremedik. golü atana kadar ve aslında ilk yarının tamamında topa sahip olmuş olsak da maça hükmedemedik ve üretken olamadık. her şeyi kenara bırakın, yahu maçın genelinde 1 tane set hücumumuz yok. şampiyonluk yolunda son virajları dönüyorken bu isteksizlik, bu çaresizlik açıklanabilecek bir durum değil galatasaray literatüründe.

    bu maça dair sorgulanması gereken nokta bence 2. yarıda kocaeli golü gelene kadar yediğimiz 10-15 dakikalık baskı. o bölümde asla ileri çıkamadık ve birkaç siyahi ve tayfur bingöllü sıradan kocaelispor'u bayern münih gibi gösterdik.

    bu ciddiyetsizliği bir daha yaşamamak için şu soruları kendimize sormalıyız:

    1) mesela oynadığı maçlarda taş gibi oynamış olan, enerjik, top taşıyan, pas dağıtan nhaga neden şans bulamıyor? 1-0 öndeyken ilkay-nhaga yapmak ne kadar zor olabilir?
    2) yunus'taki bu düşüşün sebebi nedir, neden bunun önüne geçemiyoruz? direkten dönen topta topu ayağının altından kaçıran da yunus'tu. hücumdaki basiretsizliğinden hiç bahsetmiyorum bile.
    3) icardi evet kötü ama kocaelispor maçında 80. dakikada oyuna kurtarıcı olarak sokulacak kadar mı kötü? icardi'nin iş yapacağı maç tipi, oyunu rakip yarı sahaya yıktığın, rakip kaleyi yokladığın maçlar. dönen toplara vurur, kafa vurur (eskisi kadar iyi olmasa da), pozisyon kovalar ve ceza sahası bitiricisidir.

    çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. moral olarak da bizi aşağı çekebilecek bir hafta oldu.
    her ne kadar hala 2 puan önde de olsak burayı kayıpsız geçmeliydik.
    hem puan kaybetmemizi bekleyen rakibin umutlarını boşa çıkarmak için, hem de kendi avantajımızı elimizde tutabilmek için.

    7 puanlık fark şu an 2'ye düştü.
    umarım ciddiyetin ve yaşanabilecek skandalın farkındalardır.
    bu sezon sonunu bir şekilde görüp gemiyi başarıyla limana yanaştırmaları lazım.

    sane, osimhen, uğurcan gibi devasa yatırımların yapıldığı ve tüm sezonu lider götürdüğümüz bir ligde şampiyonluk kaybetmek gibi bir lüksleri yok!
  • 746
    pireyi deve yaptık, bir de kendimize düşman eyledik. sonra kin gütmeye başladık, gaza geldik, karşında en son 2008'de filan süper lig'de oynamış olan bir takım. neredeyse 18 sene önce en son karşılaşmışsın. aradaki farkı buradan anlarlar belki. hoca çıktı, 'öyle yaptılar, böyle yaptılar,' dedi. yönetici çıktı, unutmayacağız, dedi. yöneticilerini davet etmedin. psikolojik savaş verdin. sonunda ne oldu? rezil rüsva oldun. neden rezil oldun? işte bu sorunun cevabı türkiye ve türk olmak.

    bizim en büyük hatamız, kendi kendimizi gaza getiriyoruz, taraftarı yükseltiyoruz ama sahada uruguay'dan gelen, brezilya'dan gelen, macaristan'dan gelen, kısaca takımın iskeleti kim varsa, onlara geçiremedin. sen ona bunu zaten anlatamayacaktın. zaten anlamazlar da. bunlar her ne kadar ölüyoruz, bitiyoruz dese de "profesyonel futbolcu" işini yapar, evine geri döner. senin fatih terim taktiğin neden işe yaramadı kocaelispor'a karşı? çünkü takımında sahada 3 hadi 4 türk futbolcu var; bu duyguyu potansiyel olarak geçireceğin. sen bu duyguyu günay'a, batuhan'a geçirsen ne olur?

    ölüm kalım maçında ölmek beşiktaş ve fenerbahçe'ye özel bir durumdu. bugünleri de gördük. ne diyeyim. bundan sonra piston aşağı olmaz inşallah. bana kalırsa olmayacaktır. bu sene yine şampiyon olacağız ama sene sonunda çok ama çok büyük bir değişim şart. ama bu yönetim böyle bir değişimi yapabilecek kapasitede değil.
  • 747
    fena rezil olduk. maç önü söylemler bizi değil, rakibi kamçılamış ancak gayet sakin sakin oynadılar. orta sahada tamamen ezdiler. ikili mücadelelerde top vermediler. bizim çıtkırıldımlara çat çat girip her topu aldılar. ne hücum yaptık ne de boey çıktıktan sonra defans. sadece sallai’yi çıkarıp lang, orta sahaya da torreira yerine singo’yu alsak maçı farka götürürdük. takımda bir problem olduğu çok açık. takım gol atsa bile oyundan keyif almıyor. tıkanmış bir stil var ve açacak usta lazım.
  • 748
    bu maç ne yazık ki orta sahayı kapatınca takımın kilitlendiğini gösterdi maçın hiçbir noktasında ezdiğimiz an olmadı bir tane bile yüzde yüz pozisyonumuz yok adamların ise 1-1 sonrası direkten dönen topu var çok kötü maç hala inanamıyorum. reaksiyon vermek gerekiyor ama neyle bilmiyorum. önümüzde çok önemli iki hafta var lig bazında. okan buruk buraları bir şekilde oynadı ve istediğini aldı güvenmek istiyorum yine ama artık her sene sonu yaklaşırken takımda keskin kararlar vermek gerekiyor lafı beni yormaya başladı. her sene en az 3-4 kişiyi kesiyoruz sene bitmeden yine aynı şeyleri yapıyoruz. ayrıca kocaelispor orta sahasına üstünlük kuramayan takım fener maçında ne yapar bilmiyorum osimhen hemen dönmezse hatta kötü dönerse işimiz çok zor. bir de her maç pozisyon veriyoruz geride sağlam da değiliz hani maçı kitleyelim. bilmiyorum altan bilmiyorum.
    sirkelenme zamanı, önce gençlerbirliği sonra fenerbahçe hadi be oğlummmm buradan vermeyin, toparlanamayız bak.
  • 750
    kalan haftalar için berbat bir referans maçı. şu maçı gören her rakip takım "kocaelispor aldıysa galatasaray'dan biz de puan alabiliriz" motivasyonu ile oynayacak. keza şampiyonluk mücadelesi veren diğer takımlar bu maçtan önce bir umutluysa artık beş umutludur. çünkü herkese, her maçta puan bırakacak kadar cömert olduğumuzu göstermiş olduk. oysa tam tersi bir mesaj vermemiz ve "bu ligin sefiri biziz, ona göre" dememiz gerekirdi. bu psikolojik etmenler de rakibi kırmak için çok önemli.

    şu haftalarda istesen yapamayacağın, zor bir işi başardık. maçı izlerken bir ara "acaba oyuncular bir şeyi sabote mi ediyor" diye dahi içimden geçirdim. o denli hatalarla dolu, o denli rezil bir maç oynadık.

    bravo size takım. bravo yönetim. bravo teknik heyet.
  • 751
    oyuncularda suç %25 ise okan hocada %75tir. 400 milyonluk takım 10 milyonluk takıma karşı oyun kuramıyor, kendi yarı alanından çıkamıyorsa bizim oyun kurma şemamızda, planımızda sorun var demektir. antrenmanda çalıştığımız oyun planları işlemiyor demektir. aynı oyuncularla doğru dürüst bir hoca başımızda olsaydı şimdiye şampiyonluğumuzu ilan etmiştik.
  • 752
    2025-2026 şampiyonluğunun rakiplere gelmese bile bizden gittiği maç.

    ligin bu yerinde, kendi sahanda, sana kıyasla ateş gücü çok sınırlı ve kafası rahat bir rakibe karşı 45 dakika yan pas yapıp diğer 45 dakika da ortalıktan kaybolmanın kabul edilir bir tarafı yok.

    madem ki şampiyon olmak istemiyorsunuz, çıkıp erkek gibi istemiyoruz diye söyleyin. taraftar bize inansın, şampiyon olacağı diye osuruktan sallamayın.

    biz de durumu bilelim, önümüze bakalım.

    bir buçuk ay sonra galatasaray taraftarı dünyadan yok olacak, bize hesap sormayacak mı sanıyorsunuz?

    sizi göklere çıkaran bu taraftar böyle bir sabotajın ardından öyle bir yere indirir ki; bir elde fener bir elde kazma kürek çıkacak yol ararsınız.
  • 755
    "kızgın değilim, kırgınım. koskoca galatasaray gol yedikten sonra reaksiyon vermediği için. umutsuz değilim, mutsuzum. içeride kolay kolay maç vermeyen takımım puan kaybettiği için. fakat bunların hiçbiri için -bizi bugüne getiren- ekibe sövmem. sezon sonunda kupa bizim olacak." diye yazmıştı gamze twitterda. dün gece maçtan sonra bloga yazı yazmak için oturum, yaz sil, yaz sil, yarım saat oyalandıktan sonra bilgisayarı kapayıp, gözlerin yorgunluktan kapandığı sabahın dördüne kadar beyni uyuştursun diye amazon'da dizi seyretmiştim... o doksan dakikayı hatırlamak, özellikle son 20 dakikayı aklımdan çıkarmak istiyordum... futbolla ilgilenmeyen insanlar ne kadar şanslı diye de düşünmedim değil, film eleştirmenin derdi nedir ki? ya da müzikle ilgilenenin? kitapseverler mesela, sevdiği yazar kötü kitap yazdı diye geceyi zehir eder mi kendine? hiç sanmam... ama futbol böyle bir tutku işte, daha kötüsü de taraftar olmak, hele ki "canım feda" diyenden, öfke geçsin diye topçusuna, hocasına sövmeyip, içine atan... omurga sahibi olmak belki de, bugün "çöp" dediğin topçuyla fotoğraf çektirmek için yarışmamak, "istifa etsin hoca" dediğin teknik adam şampiyon olduğunda onu övüp övüp bitirememek gerekir ama "o eski çamlar bardak oldu" diyelim geçelim...
    ligde son haftalara yaklaşırken, şampiyonluk için her puan önemliyken, galatasaray'ın göztepe deplasmanında kazandığı üç puandan sonra kendi taraftarı önünde kocaelispor'u "rahatlıkla" yenip yoluna emin adımlarla devam etmesi bekleniyorduk, ki 70. dakikaya kadar da öyle oldu, ilk devre sane'nin kaptırdığı bir topta agyei'nin şutunu uğurcan'ın çıkarması dışında kocaelispor'un tek atağı yokken, jakobs'un can'dan çalım yemesi sonrası siyah-yeşilli oyuncunun ortasında abdülkerim'in ıskası ile oluşan karambolde petkoviç eşitliği sağladı ve galatasaray maçı çeviremedi, iki puan kaybetti. sami yen'de gaziantep'e de iki puan vermişti, konya deplasmanında da üç puan bırakmıştı... iç burkan kayıplar bunlardı, yoksa, trabzon'a, beşiktaş'a, fenerbahçe'ye, kocaelispor'a deplasmanda puan vermek çok da can yakmıyordu...

    deplasmandaki kocaelispor maçında yapılanlar hatırlatılmıştı okan buruk tarafından maçtan önce, taraftar da motive olmuştu, stad dolmuştu tıklım tıklım da içerde ertesi maç fenerbahçe derbisi olunca ceza almamak için biletler devredilmiş, gelenler de pek suskundu. yine de felipe melo'nun ultraslan tribününde sete çıkması hep de özlemle beklediğimiz bir andı, çok da yakıştı "capoluk" melo'ya...

    kalede her zamanki gibi uğurcan vardı, sağ bekte boey, stoperde sanchez ve abdülkerim yer alırken, sol bek jakobs olacaktı. lemina dinlenirken torreira ve ilkay savunma önünde yer alıyor, kanatlarda sane ve sallai varken, sara ortada, ilerde de barış olacaktı. kadro fena değildi ama iç sahada kapanan bir takıma karşı barış kanatta, ıcardi ceza sahasında olmalıydı, lakin fena halde bitirildi ıcardi galatasaray'da. sosyal medya ergenleri ve "teknisyen" youtuberlar okan buruk'u da etkilediler diye düşünüyorum ki hoca "kral"ı sildi defterden...

    10. dakikada uğurcan'ın uzun pasında barış auta attı, sonrasında sara'nın ara pasında barış dokunamadı. tüm takımla kapanan rakibini kanatlardan açmaya çalışırken galatasaray, en göze batan topçu sane oluyordu ki onun kanattan çaprazlama dalışları sonrası boey boş kalıyor ama onun da ortaları sonuç vermiyordu. jakobs'ın taç atışında abdülkerim'in kafası kalecide kalırken, yedi dakika sonra sara'nın şutunu yine genç kaleci çıkarıyordu. tabii, pozisyonun dönüşünde de jakobs'un itilmesine penaltı çalacak bir hakem kadrosu yoktu sahada...

    ve iki dakika sonra da jakobs'un kanattan ortasında kocaeli savunmasının ıskasında sane uzun aradan sonra kafayla fileleri havalandırıp, takımını rahatlatıyordu. takım öyle "rahataladı" ki devre bitene kadar da başka kayda değer atak yapmadı, oyunu rolantiye aldı.
    ikinci yarıya sane'nin ceza sahası dışından sert şutunu yine kaleci serhat çıkarırken, üç dakika sonra da ani gelişen atakta sane penaltı noktası üzerinde sara'ya verdi onun yavaş şutu kalecide kaldı, tıpkı atletico madrid maçının son dakikalarındaki pozisyon gibi, aynı topçu, aynı kale...

    topu ayağında tutuyordu galatasaray da beklenilen net tehlikeleri yaratamıyordu ve oyuna çeşitlilik katmak için sallai ve boey çıkıp, lang ve singo dahil oluyor ama onlar ad pek faydalı olmuyordu ki, kocaelispor petkoviç ile eşitliği sağlayınca torreira ve ilkay'ın yerine yunus ve lemina girdi, sara çıktı ıcardi girdi ama lang'ın uzaktan auta giden şutu ve yunus'un uzatmalarda direği ıskalayan şutu dışında galatasaray üç puanı alacak pozisyonu bulamamıştı... oysa deplasman takımı 83te agyei ile ikinci gole de kavuşacaktı da direk müsaade etmedi.

    galatasaray'ın içerde anadolu takımlarına puan verdiği maçların hakeminin de oğuzhan çakır olması tesadüf mü? kocaelisporluların bir çok sertliğine devam diyen hakem, galatasaray'ın serbest vuruş kazandığı anda ilk devreyi bitirmiş, uzatmalarda sürekli ayaklarında "çekme" olduğu bahanesiyle zaman çalan yeşil-siyahlıları ödüllendirircesine uzatmayı uzatmamıştı... jakobs'un itilmesini bahsettik de kocaelispor'un attığı golde uğurcan'ın önündeki oyuncuya "pasif" ofsayt neden çalınmadı pek anlamadık? ilk devre kocaeli'de galatasaray'ın böyle bir golü iptal edilmiş, yetmedi konya'da da geçersiz sayılmıştı...

    maç sonu herkeste büyük hayal kırıklığı vardı, topçuların yüzü asılmış, okan hoca hakeme isyan ederken, ultraslan yine ateşi yaktı, takımı tribüne çağırıp moral verdi. bakmayın sosyal medyada yangın çıkaranlara, onları dikkate almıyorum artık... bu takım, hu hoca, bu yönetim üç yıldır bizi şampiyon yaptı, bu sene de yapacak ve burda en büyük etken haftada bir maç oynayıp konsantre olacak topçular... yeter ki galatasaraylıyım diyenler yarın utanacakları sözleri bugün söylemesinler... beş maçlık mini bir lig başladı ve galatasaray alnın akıyla oradan çıkacaktır...

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...y1-1kocaelispor.html
App Store'dan indirin Google Play'den alın