• 126
    fransa ve izlanda maclarindan birer puan alsaydik, toplamda daha az puanda olacaktik ama ikincilik icin su anki durumdan daha avantajliydik.

    simdi uc takim da birbirini kendi sahasinda yenmis oldu ve basa donduk. tabi guzel nokta, bizim fransa'yi yenmis olmamiz ve izlanda'nin buyuk ihtimalle iceride fransa'yi yenemeyecek olmasi. ama ote yandan biz de izlanda'yi cok rahat yeneriz gibi gelmiyor.

    diyelim uc takim da birbiri disindaki tum maclari kazandi. fransa'nin bizi ve izlanda'yi da yenecegini de varsayalim ki bu varsayimlar gayet gercekci. bu durumda izlanda ile puan puana kaliyoruz ve icerideki macta beraberlik ikili averaj nedeniyle izlanda'nin isine yariyor.

    halbuki fransa ve izlanda'dan birer puan alsaydik ve geri kalan hersey aynen gerceklesseydi, bu sefer icerideki macta beraberlik bize yarayacakti.

    bu tip durumlarda grubu domine edecek takimdan puan almak hatta yenmek guzel bir ekstra. ama onemli olan cekistigin rakibine yenilmemek. yenildiysen, mecbur rovansi kazanacaksin. bence fransa macinin getirdigi avantaj su anda yok oldu.
    tek bir ustunlugumuz var izlanda'ya karsi o da arnavutluk deplasmanini halletmis olmamiz. orada da kazanirlarsa, avantaj ne yazik ki onlarda.
  • 127
    konsantrasyonumuzun yerlerde olduğu bir maçı geride bıraktık. 8 haziran 2019 türkiye fransa maçını oynayan takım ile bu takım adeta tanınmaz haldeydi. bekler çalışmadı, stoperlerimiz topu istediğimiz gibi kullanamadı. orta sahada dirençli kalamadık, çıkarken çok top kaptırdık, ölü topları hiç iyi savunamadık(zaten faturası iki gol olarak kesildi) basit bas hataları yaptık gerçekten rezalet bir oyun sergiledik. peki bu oyuna neler sebep oldu?

    birincisi seyahatin getirdiği olağan yorgunluk ve maç öncesi gergin ortamın etkisini maalesef fazlasıyla hissettik. ama bu oyunu sadece bunların arkasına saklanıp geçiştiremeyiz, mental olarak daha diri daha güçlü kalmalıydık; beceremedik.

    ikinci olarak gözlemlediğim sahanın bazı yerlerinde tümsekler gözüme çarptı, zemini pek sağlıklı bulmadım. düşük de olsa bunun da etkisi olabilir diye düşünüyorum.

    üçüncü olarak ise şenol güneş’in oyuncu tercihleri ve oyuna müdaheleleri çok kötüydü. mesela en basitinden doksan dakika burak yılmaz’a nasıl tahammül edebildi? irfan kahveci ’yi neden kenara aldı? ozan tufan ile başlamak ne kadar doğruydu? sebepler üstünde düşünürsek biraz daha sebep bulabiliriz ama genel hatlarıyla bana göre maçı kaybetmemizde bunlar sebep oldu.

    lakin bu sadece bir maçtı, grupta iddiamız hala devam ediyor. bugün sahasında kaybettiğimiz izlanda, fransa’ya 4-0 kaybetti, sahasında ne yapacağı meçhul. biz fransa’dan üç puan aldık, averaj da bizden yana önümüzdeki iki maç andorra ve moldova ile. fikstür avantajına bağlı psikolojik avantajına sahibiz. bu konuda üstünlük bizde. dediğim gibi averaj avantajımız da var ama o da ne? sözlüğe bir geldik geleneksel gömme şenlikleri başlamış. herkes nemalanmış. muhtemel juventus stoperi yetersiz bulunmuş, kaleci nasiplenmiş, kenan’ın varlığı sorgulanmış, fransa maçının yıldızlarından olan, gelirse şu haliyle takımımızda rotasyona(!) yazılan kaan ayhan beğenilmemiş...

    yapmayın abi bir maçla göklere çıkarıp bir maçla yerin dibine sokmayın. ben de üzüldüm ben de sinirlendim ama takımın yaş ortalaması 25,7. ortalamayı artıran adamlar da gökhan gönül, burak yılmaz falan. böyle böyle büyüyecek, öğrenecek bu takım. yenilgiden de ders çıkaracaklar, olgunlaşacaklar her maçı kazanmalarını beklemek onlara da gereksiz bir baskı, gerçekçi olmayan bir beklenti.

    son olarak, umarım bu maçtan gerekli dersler çıkarılmıştır ve daha güçlü bir şekilde dönüp avrupa şampiyonası biletini almaya hak kazanırız.

    edit: izlanda ile olan rövanş maçında ikili averaj şartları, en kötü denk şekilde düşünmelidir çünkü öncelik ikili averajda imiş.
  • 128
    sorunun sistemde olduğunu dusunmedigim maç. 4-4-2'nin 3'lü savunmaya karşı üstünlüğü bilinen bir şey. bunun en güzel örneğini jardim'in monaco'su ve haginin topuğu'nun olduğu yerde ismini anmak istemediğim alegri'nin juventusuna karşı oynanan maçta görmüştüm. juve o sezon genelde 4'lü oynadı bu maça kadar.
    (bkz: 3 mayıs 2017 monaco juventus maçı/#2156085)

    bu maç sorun sistemde değildi. 3 yıldır sakat olan sigthorsson'un fiziği başta ozan tufan, dorukan toköz olmak üzere bir çok oyuncumuzdan daha iyiydi. 4-3-3 ile de 4-4-2'ye karşı üstünlük sağlarsınız ama saha da ozan tufan, burak yılmaz ile olacak iş değil o.
  • 129
    kaybedilmesine çok şaşırılması gereken maç. izlanda milli takımı, adeta türkiye milli takımı'na tepki olarak kurulmuş bir takım. bizim takımın en büyük problemleri ne? duran toptan gol yemek ve fiziken üstün oyuncularla disiplinli şekilde kapalı savunma yapan takımları açamamak. bunun ikisini de şahane yapan bir takım izlanda. izlanda veya brezilya'dan seçtiğin biri ile maç yapacaksın ve dünya şampiyonluğunu kazanacaksın, seç bakalım deseler, ben bizim takıma karşı brezilya'yı tercih ederim. yenme şansımız çok daha fazla olur.

    bu maçtan ümitliydim ama ben, berabere bitirebileceğimizi düşünüyordum. çünkü uzun zaman sonra ilk defa 8 haziran 2019 türkiye fransa maçında haddimizi bilerek oynamıştık. ancak o maçın kazanılması bazı organları nirvaya ulaştırmış olacak ki izlanda'yı küçümsemişler. hiç çalışmamış izlanda'ya. adamların en büyük silahı olan alan daraltmaya karşı tek forvetle ve üçlü orta saha ile çıkmak, bu üçlü orta sahanın yine adamların en güçlü yönlerinden biri olan fiziksel oyun temalı olması tam anlamıyla fazia.

    savunma ve kaleci tercih için şenol güneş'e denebilecek bir şey yok. keşke ozan kabak olsaydı ama maalesef sakat. orta sahada hem okay yokuşlu hem de mahmut tekdemir'in sakat olması nedeniyle savunmanın önünde ozan tufan tercihi bence hatalı. ancak hatalı olmasının sebebi iki stoper önünde tek orta saha ile çıkmak. çift forvet oynayan rakibe karşı 4-4-1-1 ile çıkmak daha doğru olurdu. dorukhan toköz ve irfan can kahveci ile çıkmalıydık. bence bu maç topu ayağımızda tutmamız gerekiyordu. o yüzden kanatlarda cengiz ünder'in de olmaması sebebiyle yusuf yazıcı ve yunus mallı'yı tercih ederdim. forvet arkası olarak da hakan çalhanoğlu'nu oynatırdım. hakan tercihine kızmıyorum da oynatma şekline kızıyorum. forvette de keşke cenk tosun olsaydı ama maalesef burak yılmaz'a kaldık. orada da yapacak bir şeyimiz yok. topu ayağımızda tutarak, hızlı paslarla ve uzaktan şutlarla belki şansımız olurdu ama yine de kaybedebilirdik. dediğim gibi adamlar resmen panzehirimiz.
  • 131
    8 haziran 2019 türkiye fransa maçında şenol güneş’i göklere çıkarıp fatih terim’den daha iyi hoca olduğunu söyleyen davarların kara kara düşündükleri maç. izlanda yasladı 2 tane nolduğunu anlamadan maçı bitirdi milli takım, şenor efendi n’aptı kenarda deli deli hareketler yapmaktan başka? oyuna müdahale bile edemedi. milli takımın pozisyonu yok resmen.

    açıkçası bi galatasaraylı olarak milli takım çok da umrumda değil. şenor efendi ha malatyayı çalıştırmış ha milli takımı bi farkı yok benim için. ikisi de çöp takımlar.
  • 133
    rahat bir şekilde kazanabilecek iken, saçma sapan hatalara ve teknik direktör inadına kaybettiğimiz maç. orta sahada iki aynı tipte oyuncuyla çıkıp(ki bu oyunculardan biri, ne sebeple milli takıma alındı anlamadım), zaten fizik olarak yetersiz olduğumuz izlanda'ya karşı bir ve ikinci bölge arasını tamamen rakibe teslim ettik. bu durum haliyle stoperlerin ve bek oyuncularının performanslarını daha da aşağılara çekti ki, bu durum kanat oyuncularımıza da yansıdı.

    genelde hakan çalhanoğlu'na giydiriliyor, ama ben haksızlık yapıldığı kanaatindeyim. hakan çalhanoğlu kariyerinin en gözde yıllarında, forvet arkası olarak görev yapmış bir oyuncu. bu mevkide gösterdiği performans ile adını avrupa'da duyurmayı başardı. milan'da her ne kadar sol kanat gibi görünse de, gattuso'nun sisteminde kanada hapsolmak zorunda kalmıyordu. zira oyun akışı içinde ricardo rodriguez'in sol tarafta desteği ile, hakan'da asli mevkisine daha yakın olan forvet arkasına kayabiliyordu. bu sayede seria a'da bu sezon fena bir performans sergilemedi. dün ise hasan ali'nin kötü performansı akabinde sol tarafa hapsolmak zorunda kaldı. ayrıca bu adam sakatlıktan yeni çıkmış durumda ve kalkıp izlanda gibi fizik olarak sizden fersah fersah üstün bir rakibe karşı sahaya sürüyorsunuz. hemde milan'ın sezon başı hazırlık kampına yetişebilir miyim korkusunu yaşıyor iken.

    birde burak'a ikinci yarının neredeyse tamamı boyunca top şişirme durumu var ki, insana kafayı yedirtir. euro 2016'da boy ortalaması 1,85 ile en uzun milli takımlar arasında olan rakibinize karşı, top şişiriyorsunuz. cidden şenol güneş'in aklında neler vardı çok merak ediyorum. yani dün maçın başından sonuna kadar, öyle hatalar yaptı ki maçı sabote etmeye kalksan bu kadarını yapmazsın. maç ikinci yarıda çok rahat döndürülebilirdi. izlanda ikinci yarı itibariyle topun arkasına geçerek, alan daraltıp pozisyon vermemeyi ve yakaladığı kontralar ile farkı açmayı denemek zorunda kaldı. bunun sebebi ise teknik açıdan üst düzey futbolcularının bulunmaması. ikinci yarıda ozan yerine iki ve üçüncü bölge arasında köprü vazifesi görebilen, pas dağıtımı çok daha kaliteli olan emre değişikliği yapılsaydı şu an farklı şeyler konuşuyor olabilirdik.

    ek olarak dünde söyledim. madem oynatmayacaksın 40'ına merdiven dayamış bir adamı ne diye milli takım aday kadrosuna çağırırsın. bu sezon taylan antalyalı gibi elle tutulur, güzel bir performans sergilemiş 24 yaşında bir genç varken, oynatmayacağın halde neden emre belözoğlu'nu kadroya alırsın be adam? gerçi dünde sözlükten bir arkadaşımızın söylediği gibi 2002 dünya kupası'nda, o efsanevi kadroyla zar zor üçüncü olan adamdan ne bekliyorsak?
  • 134
    maçı izlerken sinirden hakan'ı çıkar hoca neyi bekliyorsun diye sinirli bir şekilde söylenirken beşiktaşlı eşimin bana; neler çektiğimizi şimdi anladın mı şeklinde serzenişte bulunduğu maçtır. hiç bir şey oynamayan hakan çalhanoğlu neden 90 dakika boyunca sahada kaldı gerçekten anlayamadım. kısa sürede yusuf ve abdülkadir ondan çok daha faydalı oldu.
  • 135
    çift forvet oynayan izlanda'ya karşı dörtlü savunmayla çıkan şenol güneş'in verdiği maç.

    çift forvet oynayan rakibinize karşı iki opsiyonunuz var. ya üçlü çıkarsınız, ya beşli. göbekte üç adam olmak zorunda. artık 2 stoper bir fizikli bek mi olur, üç stoper mi olur, iki stoper bir defansif orta saha mı olur o kurgunuza bağlı. ancak yapmak zorunda olduğunuz şey çok basit: sol ve sağ stoperleriniz adam savunurken, göbek stoperiniz alanı savunacak. savunma pozisyonuna geçildiğinde bekleriniz de alana geleceği için kenar stoperlerinizin adam markajında problem yaşamayacaksınız.

    siz iki forvete iki stoper verdiğiniz anda rakibin bu dörtlü boğuşma arasına soktuğu her futbolcu tehlike yaratıyor. bunlardan birkaç tanesinde ozan tufan sıçtı. bir iki tanesinde merih artık adamını da bırakıp mecbur topa girmek zorunda kaldı. birkaç tanesinde de aptal gibi kısa pas oyunu deneyip top kaptırdık.

    izlanda topu bize bıraktı. biz de aptal gibi teşekkür edip topla oynadık, dayak yedik gol yedik 3 puanı bıraktık geldik. bu maçın formülü çok basitti. 5-3-2.

    mert-zeki-merih-kaan-çağlar-hasan ali-mahmut tekdemir-dorukhan toköz-irfan can-yusuf yazıcı/çalhanoğlu-burak.

    ileride yusuf-hakan ikilisinden tercih edilen ile şut, ara pas kovalayıp burak'ı en azından bir adamla eşleştirmek, daha doğrusu sayıca daha az adamın arasına sokup yardımcı forvetle şut kovalamak zor olmamalıydı. rakip basit oynadı. biz zor, tuhaf şeyler deneyerek, üstelik yanlış şeyler deneyerek maçı verdik.

    bu maçın olayı topu bırakana topu bırakmaktı. hayır gördük de, yusuf yazıcı attığı her şutta tehlikeli oldu. üstelik sıkışan maçta yorgun savnumalardan faul alacak, orayı delecek abdülkadir de vardı. şu maça beşli blokla çıkıp geride her pozisyonu ikisi adamda üç stoperle karşılamamak büyük hataydı.

    bahsettiğim de büyük taktiksel esneklik, büyük manyaklık değil. premier lig'de oynayan stoperi sahaya yazıyorum, çok da ekstra bir şey söylemedim yani.