• 453
    maçı maalesef izleyemedim, şimdi özeti izleyince sevincim daha da arttı.

    diagne'nin kırmızısı atlanmış, ohh çok da iyi olmuş sabaha kadar sayıklasınlar o bildiri kuşları, sevmediğim şehrin daha da sevmediğim takımının penaltısı mı verilmemiş, sabah kadar birbirlerinin yayla evlerini kurşunlasınlar öbek öbek cehaletleri ile.

    çok çok iyi olmuş böyle olması, maç sonrası gelen bildiriler size şunu göstersin dostlarım, maçalar tutuştu, millet başına geleceği anlamaya başladı.

    çok ama çok önemli bir galibiyet. maçtan önce de yazmıştım:

    efendilik arıyorlarsa beyaz show'u arasın hamsiler, burada başka şey var!
  • 454
    maçın başlangıcı çok iyidik ve ara ara iyi oynadığımız bir maçtı.hatalarımız özellikle savunma konusunda iyi değiliz.çok övdüğümüz oyuncumuza nazar ettik.yediğimiz goldeki hatayı bu nazara bağlıyorum.ara ara rakip gelirken yine açıklar verdik.rakibin üzürimize gelmesine izin verdik.maçı belki hafta içi oynayacağımız avrupa maçı için çok erkenden bitirdik.

    hakem konusuna gelince bu gecenin en nefret ettiğim kısmı bu.ne bize ne başkasına hata,eyyam vs. böyle kararlar olsun istemiyorum.oturup takımın oyununu eksiğini gediğini konuşmak galibiyeti kutlamak isterim.lakin hakem buna izin vermedi ve bu yüzden oynadığımız oyun geri planda kaldı.

    maça dair en güzel sahne ise maç sonunda iki takımın oyuncularının birbirlerine sarılması oldu.burada muslera için ayrıca bir şeyi belirtmek istiyorum:rakibin kalecisine gidip sarılması ondan forma alması bunlar çok büyük hareket.lakin istiklal marşı okumuyor diye ağlayıp zırlayanlar bunu es geçecek.

    https://twitter.com/.../1094658333301194752
  • 456
    ümit öztürk'ün rezalet yönettiği maç.

    ama sanki maç trabzona gidiyormuş ve elleriyle bize vermiş gibi bir algı var. mevzuda marcao'nun ekuban'ın ayağına basması e o zaman diagne'nin kucaklandığı pozisyona neden çalmadı ? nagatomo'nun fuck off dedi iddiası hakemle arada 20 metre var ve maç arena'da oynanıyor 50 bin seyirci var ve hakemin arkası dönük. diagne'nin atılması gerektiğini düşünenler aynı pozisyonda kendi oyuncuları atılsa dünyayı ateşe verirler.

    ulan millet işi gücü bırakmış bunları konuşuyor.
  • 458
    bu maç beni çok kötü düşüncelere sevk etmiştir. sebebi de şudur; galatasaray’ı alenen doğramaları ve son haftalarda belediye takımı lehine verilen bariz hatalı kararları ört bas etmek istemeleri. bence bu akşam son haftalarda belediye lehine tamamen yapılacak olan hataların koruması niteliğindeydi. galatasaray harika bir oyun gösterdi ve galibiyeti hak etti. gerekli merciler lig senaryosu üzerinde gerekli revizyonları yapıp hedef şaşırtma yolunu seçti. malun kulüp ise maç bitimiyle düşüncelerimi destekler nitelikte twit attı.https://twitter.com/...683997714726912?s=21 ve hedefi galatasaray üzerine çekmeye ve kendileri üzerindeki algıyı kırmaya çalıştı. yedik mi? hayır. senaryoları sürpriz son ile bitecek mi? evet. #wearegalatasaray #hedef22
  • 459
    ilk 45 dakikada sahada manchester city ile trabzonspor maç yapıyor sandım. sahanın her noktasında agresif ve mücadeleci oynayan bir takım vardı ayağa hızlı paslar dikine oyun, heyecan, istek muazzamdı. trabzonspor ise mütevazi sayılacak bir kadroyla sahadaydı, oyunu çirkinleştirmediler fakat kadro kalitesinden dolayı sahadaki kaliteli futbolumuza cevap veremediler. hakem noktasına değinecek olursak ben duruma " bizi harcarlarken iyiydi şimdi ağızlarını açmasınlar " düşüncesinden uzağım. trabzonspor un net verilmeyen penaltısı ile diagne nin ikinci sarıdan verilmeyen kırmızı kartı vardı. adalet herkes için olmalı kabul fakat spor basını mütemadiyen galatasaray ı linç ve proveke etme kampanyasını sürdürüyor. sahada oynanan güzel oyunu, muhteşem tribün baskısını görmezden gelerek okları başka yöne doğrultmak istiyor sevgili basınımız buna galatasaray lı olduğunu iddia eden yazar ve muhabirler de dahil. bir delikanlı spor yazarı-adamı her neyse çıkıp demiyor ki trabzonspor maça 2 gol avansla başlasa bile fark eden hiçbir şey olmayacaktı. son sözümde anti-musleracılara gelsin. rodellega nın attığı golü nasıl kurtaramaz bu adam 4 milyon euro alıyor onun yerine mert günok olsaydı onu vole vurarak çıkarırdı.
  • 460
    o paslaşmaları gördükçe sahaya atlamamak için kendimi zor tuttuğum maç.
    taklacı güvercinim * ikinci golünü tam benim taraftaki kaleye attı. golü de taklayı da izlemesi çok zevkliydi be.
    ha bu arada valla “bizim hakkımızı yerlerken iyiydi, şimdi sıra onlarda. biraz da onların canı yansın.” düşüncesinin tam da arkasındayım. zamanında biz adelet dedik, tarafsızlık dedik ama birileri ayrıcalık dedi. o yüzden ha ne zaman adaletli davranıp, maç yönetirler o zaman ben de hakemlerin bize vermedikleri kartları, penaltıları konuşurum.
    #korkungeliyoruz
  • 461
    tek sorunumuzun ryan donk olduğu maç. verdiğimiz kontraların da çoğu onun temposuzluğundan oldu. hiç ısıramıyor, hiç basamıyor, allah vergisi cüssesi ile alan doldurup, hava topu alma dışında hiçbir şeyi iyi yapamıyor.

    donk yerine tempolu bir ön liberomuz olsaydı sahasından çıkarmayabilirdik bu maçta trabzonu.
  • 462
    renktaşlar diagne'nin çekilişine hafif denip penaltı verilmiyorsa saçma sapan marcao ile temas edip kendini yere bırakıp.penaltı almayı tercih eden tsli oyuncuya da verilmeyecek.
    diagne'nin ilk sarısi ağir, maçta birçok arkadan müdahaleye trabzonsporlu oyunculara kart verilmedi. medya istiyor ki trabzonlularin kart almadığı pozisyonlara galatasaray almaya devam etsin. nagatomu'yu fark etmedim ama kontra atak kesildi çünkü. zıpkın gibi oynanan yüksek tempolu maçtı. beinsportstaki yavşaklar sabaha kadar cimbızla pozsiyon seçsin gerçekler ortada.

    az top şansı olsa diagne ilk yari 2 gol atardı. takımın ihtiyacı olan topu koruyabilen hücumcu olduğunu gösterdi.

    tüm tantananın sebebi galatasaray'ın eksiklerini kapatarak doğru yolda olmasi sezonu 3 kupa ile kapatma şansınin devam etmesidir. maksat dikkat dağıtma ve belaltı çalışmadır.

    ayrıca bu tantanada ünal karaman ve takımının hakkı yenmektedir. ünal karaman güzel takim oturtmuş sakatlar dönünce ilk 4 kesin. temiz ve gelecek vaâd ediyorlar.

    galatasarayın ilk yarı ozellikle ilk 20 25 dakikasında maç izleyen tüm rakipler ne oluyor açık mert korkusuz demediyse ben birşey bilmuyorum. viski çıkartıyorduk biraz daha devam etseydi o oyun.^^
  • 467
    bu maç 90 dakika değilde 990 dakika oynansa galatasaray kazanacaktı. bunu hepimiz biliyorduk. güzel futbolumuzu da oynadık. lakin maçın hakemi maçın önüne geçti. bu durumun tamamen bilinçli yapıldığını düşünüyorum. herkes işi gücü bıraktı galatasaray hakemle kazandı durumuna getirmeye çalışıyor. ama galatasaray taraftarı bunu yapanları unutmaz. en başta da ben ve biliyorum ki fatih hocam.
  • 468
    ilk 20 dakikası bundesliga ayarında, sonraki 25 dakikası ise epl'den hallice oynanan güzel maç..

    bu maçın kahramanı tabi ki muslera.
    belhanda diyeceğimi sandınız değil mi? cıks demeyeceğim..

    şimdi bazı şeyleri eğri oturup, doğru konuşmak gerek.

    alanya maçında burada çılgınca eleştirlen adam ile trabzonspor maçından sonra "ya biz seni böyle görmek istiyoruz" diyen adam futbolu bilmiyordur. futbol onun için skordan ibarettir. tabiki gol atmadan maç kazanılmıyor ama iki belhanda arasında fark yok. hep bunu iddia ettim yine diyorum.

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı belhanda istatistikler.

    88 topla buluşma
    54 pas denemesi
    45 başarılı pas
    yüzde 83,3 pas isabeti
    4 başarısız dokunuş
    çalınan 4 faul, verilmeyen 4 faul..
    1 asist 1 kilit pas, 1 şut ..

    10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı

    99 topla buluşma (yuh)
    71 pas denemesi
    57 başarılı pas
    yüzde 80 pas isabeti
    2 başarısız dokunuş
    2 faul
    5 şut, 2 gol, 3 kilit pas

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı vs 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı ndiaye pas istatistikleri ;

    alanyaspor :63 topla buluşma 48 pas 36 isabet %77 pas isabeti
    trabzonspor : 71 topla buluşma 48 pas 45 isabet %94 pas isabeti

    belhanda'nın şut denemesi dışında alanya maçından daha kötü pas yapmış, daha çok topla buluşmuş ve daha fazla kilit pas yapmış. bunun asıl sebebi hem yanındaki ndiaye ile birlikte ilk görevleri hücum etmek olarak yeninden programlanmaları. ikinci nedeni ise iki stoperin arasına girmeden oynayan ryan donk. üçüncü sebep ise donk'un iki stoperin arasına oyun kurmak için bile olsa girmemesi. iki stoperinde ayağının iyi olması...

    galatasaray'ın sorunları neydi?
    fernando'nun iki stoperin arasına girerek oyun kurma işini belhanda'nın üzerine tek başına yıkması, ndiaye'nin pas hatası konusunda belhanda kadar cömert olması, iki stoperinin de ayağının iyi olmamasından dolayı, beklerin oyun kurmak için pozisyonlarını stopere göre belirlemesiydi.

    mariano oyun kurma konusunda "acil durumlarda kırınız" konumunda olduğu için galatasaray merkezden hücum etmek zorunda kaldığı gibi bekin hücum katkısı da azalıyordu. her şeye rağmen, belhanda-feghouli-mariano üçgeni, topu rakip sahaya taşıdığında çok sükseli işler yapabildiği için bu düzen sorunsuz işliyormuş gibi bir hal alıyordu. ancak hiç bir zaman tam anlamıyla orta saha yükü çekmedi.

    8 numarada oynayan biri 48 pas yapamaz. hele ki partneri 99 defa topla buluşup, 71 pas denemesi yapıyorsa. bu gemide sızıntı var demektir. senin anchor'ın (çapa) alanyaspor maçında yüzde 92 ile pas yapabilir.

    https://pbs.twimg.com/...GCXgAE8-Dv.jpg:large

    burada görüldüğü gibi pas yönleri çok bariz bir biçimde gözler önünde. fernando'nun yüzde 92'lik muazzam pas yüzdesi pasların yüzde 90'ının yataya yapılmasından ibaret. sağ ayağının içiyle terse oynadığı (saat 11 yönü) toplar var ancak bunlar o kadar az ki. dikine bu kadar az pas yapan bir çapa varken elinde diğer sekiz numara ne yapmış?

    sadece 36 pas yapabilmiş... hemde %77 ile. bu alanyaspor maçındaki görüntü. ndiaye'ninde onyekuru tarafına sıkça pas denediğini görebiliriz. peki belhanda? orta sahada dikine en çok pas deneyen oyuncu. partneri 36 pas yaparken kendisi 47 pas yapmış.. yani sorun anchor'ın son derece statik oyunması ve yatay pas yapması. ball-winning midfielder olarak takımda yer alan ndiaye'nin top kazanamadığı gibi kötü top kullanması ve bunların yanında ikinci yarı 4-2-3-1 düzenine dönen takımda öne doğru atılan belhanda'nın asist yapması, kilit pas sayısını arttırması.

    peki sadece 1 hafta sonra ne değişti?
    diagne, kostas gibi statik oynamadı. kanatlara kaydı, yeri geldi orta sahaya yaklaştı, top tuttu, çalım attı, pas istasyonu oldu. her şeyden önemlisi baskı yaptı.

    stoperleri rahatsız etmeye başlayınca (bunu yapan kimse yoktu) ndiaye'nin yüksek enerjisi, kazandığı topları olumlu kullanmasını ekleyince, belhanda'yı rahatlattı. iki stoperin takım boyunu kısaltarak orta sahayı ileri ittirince belhanda rakip kaleye ortalama 46 metrede oynarken oyunu bu mesafe 34 metrelere kadar indi. yüksek pas yüzdesi, 35 metre civarlarındaki takım boyu. iki stoperin arasında girmekten kaçan bir çapa ve 8 numara gibi oynayan iki orta saha oyuncu ile ilk 20 dakikadaki tempo %76'ya - %24'lük topa sahip olma oranı olarak döndü. rakibin ceza sahasında ilk 20 dakikanın her bir dakikasında topla buluştuk. normal bir maçta ligimizde bu oran bir maçta ortaya çıkar. ilk yarı sonunda galatasaray 26 kez topla buluşarak bu alanda ligin en iyi takımı oldu.

    öyle ki, trabzonspor'un ilk yarıdaki isabetli pas sayısı 110.
    galatasaray'da ise üç oyuncunun donk (40), luyindama (38) ve marcao (52) ilk yarıda toplam 122 isabetli pas sayısı var... bu öyle bir baskıydı ki trabzonspor ilk ceza sahası içinde 16. dakikada topla buluşabildi. bu takımın boyunun ne kadar kısaldığını ve trabzonspor'un sadece kontra ataklara çıkabildiğinin bir göstergesi.

    https://pbs.twimg.com/...YCXcAIGOAM.jpg:large

    bu galatasaray'ın 19 ocak 2019'da oynadığı ankaragücü maçından bir pas görüntüsü.
    bu pas görüntüsüne baktığımızda skoru istediğimiz noktaya getirdiğimiz maçlarda hep ndiaye'nin yüzdesinin iyi olduğunu görüyoruz. yani, belhanda'nın yaratıcı işleri yapabilmesi için ndiaye'nin kusursuz oynaması gerek. selçuk'un şahane işler yaptığı 2011-12 sezonunda melo'nun oynadığı gibi. ne zaman ki ndiaye'nin pas yüzdesi 80'nin altına düşüyor, galatasaray zorlanıyor. alanyaspor maçında baskı yediğinde helva gibi dağılan ndiaye ve 4'ü verilen 4'ü verilmeyen 8 faul ile (sadece ilk yarı) baskı altına alınan belhanda'nın ilk yarıdaki kötü oyununa bir de muslera'nın konsantrasyon kaybı sonucu yenen gol eklenince deplasmanda sıkıntı büyümüştü.

    marcao ve luyindama'nın gelişinin en büyük etkisi hücum anlamında daha fazla enerjisi kalacak olan ndiaye ve belhanda'ya yarayacak. ilerde top tutabilen ve rakip stoperleri her zaman tedirgin edebilecek bir diagne'nin varlığı da şut alanı bulma konusunda iki oyuncunun elini güçlendirecek. çünkü, merkezdeki stoperler bu tedirginliği yaşayacak bir forvete karşı oynamadıkları için galatasaray'ı ceza sahası çizgisinde karşılayabiliyorlardı. şimdi ise penaltı noktasına kadar gerilediler. bu da orta saha (emre akbaba'da gelince) şut tehditi artacak bir alanın doğmasına neden oldu.

    trabzonspor'un orta sahası ile stoperleri arasındaki boşluk, bizim sezonun ilk yarısındaki boşluğa oldukça benziyor. burada temel sorun stoperlere olan hem savunma anlamında, hemde oyun kurma anlamında yaşanan güvensizlik.

    mariano'nun yokluğunda lines iyi bindirmeler yaptı fakat mariano'nun oyun zekası fark yaratan asıl unsur olabilirdi. özellikle, ikinci yarının 60. dakikasından sonra skor üstünlüğünün ele alınmasının ardından yaşanan durağan geçecen 10 dakikalık periyotta, merkezdeki abdulkadir parmak'ın tatlı sert oyunu ile özellikle ndiaye'ye kurduğu geçici üstünlük ile sorun çıkardı bize. burada mariano'nun yokluğu etkili oldu zira onun oyun kurma beceresi, merkezin yediği baskıdan bizi kurtarabilirdi. bunu yapamadık ve kısa bir süre trabzonspor etkili oldu. sonrasında belhanda'nın geriye gelmesi ile eski düzene dönüldü. birinci bölge ile ikinci bölge arasındaki bağlantıyı kurup, üçüncü bölgeye top aktarmaya başladı tekrar. bu onu kaleden yine 46 metre uzakta olması demekti. şut deneme şansları azaldı..

    burada henry'deki büyük sorun bir kere daha tekrarladı.

    https://pbs.twimg.com/...GfWwAIkJST.jpg:large

    hocamın uçurtma sevdiğini biliyoruz. ancak bu uçurtma onun bahsettiği atak sonlandırma işinde kötü.
    41 kez topa buluşup 26 pas denemesinde 17 başarılı pas yapmış ve %65'lik bir yüzde ile 6 top kaybı (gerçek) yapmış... kanatlarınızda bu kadar bencil bir adam varsa önüne top atmadığınız sürece (geniş alan) bir faydasını göremezsiniz atakları bitirmek için merkezdeki oyuncuların bam bam bam şut çekmesini beklememeniz gerek.. henry onyekuru, hocamın maç sonunda tanımladığı oyuna zerre uymayan bir oyuncu.

    hocamın en sevdiği ikinci kanat oyuncuları merkez girerek half-space'leri kullanan ters ayaklı, şutör oyunculardır. feghoul'nin merkeze çok yaklaşarak aslında bir nevi 2-5-3'e geçiş yaptığımız anlarda (mariano varken) diğer kanat oyuncusunun oyun kurmasına olan özlemim bitmek bilmiyor. orada henry yerine 4-1-4-1 asimetrik düzende oynayan takımın bir emre akbaba tercihi ile istenilen, anlatılan oyuna geçiş yapılabilir. hocamın da defaatle dile getirdiği, belhanda ve emre'nin ayrı dünyaların insanı olması öznesi bu formasyonu değerli kılabilir.

    4-4-2 denemeyeceği, en azından skor üstünlüğü elimizde olduğu sürece bir b planından ibaret olacağı göz önüne alınınca emre - feghouli'nin merkeze kayarak oynadığı asimetrik 4-4-1-1 bizi eski günlere götürebilir.
  • 469
    (bkz: 3 ekim 2018 porto galatasaray maçı)ndan sonra galatasaray'ın bu sezon ligde şu ana kadarki en iyi oynadığı maçtı. özellikle ilk 20 dakikada 3-0 olabilecek bir maçtı. öyle ki; kaç tane gol yersek yiyelim bir fazlasını atabileceğimize dair güven veriyordu takım. nitekim 3-1 kazandık ve 22. şampiyonluk için yürüyüşümüze emin adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz.

    maçtan sonra yayıncı kuruluşun abonelerine dağıttığı özeti izlerseniz trabzonspor'un yakaladığı pozisyonların hepsini var ancak galatasaray'ın sadece golleri ve hakemin galatasaray aleyhine vermediği 3 tane pozisyon var. maçı bu özet görüntülerine göre yorumlayacak olursanız trabzonspor galatasaray'ı ezmiş ve galatasaray şans eseri 3 gol ve hakemin desteğiyle galip gelmiştir. bu maçın özetinin bu şekilde hazırlanmasının da tek amacı buydu zaten. yayıncı kuruluşun bize karşı tavrı bu. açıkçası bu beklendik bir durum. maalesef bu dezavantajla ilerlememiz gerekiyor.

    yine maçtan sonra türkiye'de izlenen tüm spor programlarının baş rol oyuncusu maçın hakemi ümit öztürk oldu. galatasaray'ın maçın genelindeki baskılı, istekli, coşkulu oyunu şöyle ağız ucuyla bir kaç saniyede geçiştirilirken hakem hataları dakikalarca hatta saatlerce konuşuldu. ilk defa bir hakem hata yaptı diye değil, galatasaray lehine hata yapıldığı için ortalık yangın yerine çevrildi. açıkçası genel spor medyasının galatasaray alerji herkesin malumu ama bu kadar ayyuka çıkacaklarını tahmin etmezdim. maalesef bu dezavantajı da bilerek ilerlememiz gerekiyor.

    bir tarafta 28 kasım 2018 kulüpler birliği vakfı açıklaması ile "hakemler de insandır, hata yapabilir" denirken diğer yandan hakem ümit öztürk üzerinden bundan sonra galatasaray maçına atanacak hakemlere ciddi bir göz dağı verdi. iki olayı birleştirdiğinizde hakemleri için şu mesaj ortaya çıkıyor: "sizler de insansınız, hata yapabilirsiniz ancak galatasaray lehine bir hata yapamazsınız". sezonun geri kalanını tüm bunları göz ardı etmeden ilerlememiz gerekiyor.

    gelelim dillere pelesenk olan şu 3 pozisyona.
    1- nagatomonun "fuck off" dediği pozisyon; hakem raporunda duymadığını söylemiş. hakem olarak bunu duyarsan verirsin, duymazsan vermezsin. duyup ta vermezsen art niyetli olursun. çünkü bu bir küfürdür. türkçesi "sektir git"'tir. "hadi ordan" falan değildir. bu küfür bizim sahalarımızda 10 kere ediliyorsa 1-2 tanesi hakemler tarafından yakalanır ve kırmızı kart verilir, 2-3 tanesi hakemin iyi ya da kötü niyetinden ötürü duymazlıktan gelinir, geri kalanı da gerçekten maç içinde duyulmaz ki nagatomo'nunkinde bunun olma ihtimali çok yüksek çünkü hakem hem nagatomo'ya en az 15m uzaklıkta ve 47 bin kişi aynı anda verilen faule bağırarak itiraz ediyor.

    2- diagne'nin rodelega'ya yaptığı faul; benzer 2-3 pozisyonda hakem aynı şekilde karar verdi. bu pozisyonda bu şekilde karar vermesi normal, tersini yapsaydı standardı tutturamamış olurdu.

    3- pek çok galatasaray'lının bile penaltı dediği marcao'nun ekuban'ın ayağına bastığı pozisyon. burda bir paradigma ortaya koyacağım. bu pozisyona yayıncı kuruluşun tam ayağa bastığı anı ileri geri yaparak izlerseniz sarı kart bile verilmesi gerekir ancak pozisyonu lütfen açıp tekrar izleyin; marcao ayağını kaldırıp yere indirirken henüz ekuban'ın ayağı yerden kalkmamıştı bile. tam marcao'nun ayağı yere değmeye ramak kala, ekuban ayağını, marcao'nun ayağını yere basacağı doğrultuda kaldırıyor ve ister istemez bir temas oluyor. bu, hakemin de raporunda belirttiği gibi penaltıya sebebiyet verebileceği kasıtlı bir müdahale değil. çok yakın bir mesafeden sert bir şutun istemsizce ele değmesiyle eş değerdir. var olmasa ve bir hakem bu pozisyona penaltı verse kimsenin herhangi bir itirazda bulunacağını sanmam. pozisyonu var ekranında marcao'nun ayağını kaldırmadan öncesinden geriye alarak izlediğinizde aslında marcao'nun çok öncesinden ayağını nereye koyacağına karar verdiğini ve ekuban ayağını kaldırdığında o bir kaç mili-saniyede yapacak hiç bir şeyi yok.

    sezon içerindeki tüm maçları taradığınızda bu 3 pozisyona eş değer en az 20-30 pozisyon bulabilirsiniz ve bu pozisyonlarda verilen kararların yarı yarıya farklı olduğunu görebilirsiniz. ama söz konusu galatasaray olunca hangi karar rakiplerin işine geliyorsa doğru karar o oluyor. bunlar yine beklendik şeyler maalesef. bu ülkede siyaset medyası nasıl kişiler üzerinden yürütülüyorsa spor medyası da benzer şekilde belirli kulüpler üzerinden yürütülüyor.

    insan beklemediği şeylere tepki verir, beklediği şeylere ise akılcı aksiyonlar alır. tüm bunlar bilindiği için ligin geri kalanı için rasyonel aksiyonlar alınmalı. en akılsız iş, karşımızdakilere onlar gibi, demeç vererek, siteden bildiri yayınlayarak, tweet atarak polemiğe girmek olur. çünkü karşı tarafın en önemli enstrümanı bu. zaten dikkat ederseniz bizi hep o çukura çekmeye çalışıyorlar. bu tuzağa düşmemek gerek. bizim verebileceğimiz en güzel cevap sahaya çıkıp, rakip takımı da hakemleri de seyirciyi de yenmemiz. konsantrasyonumuzu bozacak futbol dışı gereksiz çekişmelere girmeden ilerlemeliyiz.

    (bkz: hedef 22)
  • 470
    "15-20 dakikalık oyun memleket spor kamuoyununu bu kadar ayağa kaldırdıysa, fatih terim'in beklenen bu oyun tarzı bütün maça yayılırsa, lige ara verilmesi için kampanyalar başlatılır herhalde..."

    pazar gecesi ali sami yen stadında galatasaray'ın yeni transferleriyle birlikte ideale yakın kadrosuyla çıktığı ve özellikle ilk devrede trabzonspor'u "sahadan sildiği" maçtan sonra istiklal marşından çanakkale savaşına, yabancı hakkı sınırlamasından yurt dışından hakem ithalatına kadar yönetici olsun, başkan olsun, eski hakem olsun, futbol yorumcusu olsun herkes aklına geleni yazıp-çizerek "gümbür gümbür" gelen galatasaray'ın harika oyununu gölgede bırakıp, gündem değiştirme derdine düşmüştü... nasıl da düşmesinler? korku dağları sarmaya başladı bile... galatasaray-trabzonspor'la oynadı ama maç biter bitmez başakşehir kulübü hakem hatalarıyla ilgili web sayfasından deklarasyon yayınladı, sanki bir kaç hafta evvel kendileri trabzon'da kazanırken halil umut meler'in "ince dokunuşlarını"unutmuşlar gibi...

    galatasaray, deyim yerindeyse "fırtına "gibi başladı oyuna, daha ikinci dakikada yeni transfer diagne, belhanda'nın pasında harika indirdi topu ama vuruşu o kadar becerikli değildi, abir kaç dakika sonrasında diagne pası verdi bu kez onyekuru topu üç direk arasından geçiremedi. takım böyle iştahlı oynayınca, taraftar da coştukça coşuyor, galatasaray trabzon'u kendi yarı sahasına hapsediyordu. 7. dakikada kazanılan serbest atışta belhanda'nın ortasında diagne, maradonalaşınca, hakem sarı kartı gösteriverdi.

    ilk 20 dakikadaki müthiş baskı sonucunu marcao'nun başlattığı atakta n'diaye'nin onyekuru'yu ceza sahasına sokmasıyla kazanılan penaltı ile gösterdi. deplasman ekibi ümit öztürk'ün kararına itiraz etti de, onyekuru'nun topu kaleye yollamasından sonra genç kaleci arda, nijeryalı topçuyu ayağıyla düşürüyordu. böyle penaltılara karşıyım da, karar almış fifa, veriliyormuş bu pozisyonlarda penaltı, galatasaray-fenerbahçe maçında da muslera'nın isla'yla çarpışmasına fırat aydınus çalmıştı düdüğünü... kazanılan penaltı atışında topun başına galatasaray'ın yeni penaltıcısı diagne geçti ve sert ve düzgün bir vuruşla fileleri havalandırarak, yeni formasıyla siftah yaptı...
    golden sonra galatasaray tempoyu düşürse de, yine ara ara rakip kaleye gelmeye devam ediyor, farkı ikiye çıkaracak golü bulamıyordu. ev sahibi fırsatları rahat bulup, cömerçe harcarken, trabzon ise rodallega ile ilk yarıda iki kez geldi, birinde muslera başarılıyken, diğerinde kalede mondragon olsa o topu çıkaramazdı...

    beraberlik golü sonra galatasaray tekrar "vites" arttırdı, savunmadan marcao ve luyindama'nın gerek pasları, gerekse ayaklarında topla yapmış oldukları hücüm başlangıçlarıyla rakip orta saha kolay geçilip, trabzonspor ceza sahası önünde baskı kuruldu. 36. dakikada nagatomo'nun ortasında diagne kafayla az kalsın takımı öne geçirecekken to auta çıkarken, üç dakika sonra yine japon oyuncunun pasında onyekuru'nun şutunu kaleci kornere çeldi. bir dakika sonra n'diaye "slalomla" daldı kaleye doğru da son anda savunma topu uzaklaştırdı ve devre biterken belhanda ceza sahası önünde boş kaldı, geldiğinden beri yapmadığı işi yaptı, şut çekti ve hüseyin'in kafasına çarpan top ağlarla buluştu... faslı oyuncu soyunma odasına gitmeden takımını öne geçirirken, kendi adına da sezonun ilk golünü atmış oldu...

    soyunma odasına önde gitmeyi beklerken, trabzon yusuf'un kullandığı serbest atışta nwakaeme ile oldukça rahat bir pozisyonu cömertçe harcadı ve beraberlik şansını kaybetti.

    ikinci yarıya galatasaray golle başladı, maçın iyilerinden belhanda ceza sahası dışından aldığı topla ilerledi feghouli ile duvar pası yapıp ceza sahası çizgisi üzerinden düzgün bir vuruşla topu filelere yolladı. koca sezon tek bir gol atamayan faslı oyuncu, bir maçta iki gol atmıştı, sadece attıklarıyla değil oynadığı oyun, yaptığı mücadele ve arkadaşlarını oynatmasıyla maçın adamı olmaya aday olmuştu. işte bizim de beklediğimiz belhanda performansı dünkü maçtaki oyundu ve bu performansı 10 maçta bir değil de her maçta göstermesini bekliyoruz, canı istediği zaman oynamasını değil...

    golden sonra galatasaray oyunu rolantiye alırken, trabzonspor baskı kurdu muslera'nın kalesinde de karşılarında çok konsantre bir marcao vardı. brezilyalı oyuncu bir çok pozisyonda topun karşısında siper olurken, 56. dakikada rodallega'nın kafa vuruşunda muslera gol diye gözlerimizi kapadığımız anda topu kornere çelmesini bildi. geçen hafta alanya maçında yediği golle haksız bir şekilde "yerin dibine sokulan" uruguaylı eldiven, bu kurtarışı ile alkışı hak etmiyor mu? trabzonspor peşi sıra kullandığı kornerlerle farkı indirecek golü ararken, galatasaray belhanda'nın pasında n'diaye ile iki adımdan topu çizgiden geçiremedi...

    trabzonspor takımı gol için galatasaray'ın üstüne yüklenirken, tribünler birden telefon ışıklarını açıp "arabesk" tezahüratlara başladı... gözlerime inanamadım, hiç mi ders alınmıyordu önceki maçlardan acaba? yine mecidiyeköy'ü, yine sami yen'i özledim bu gereksiz hareketleri gördükçe... harbi tribün yapıyorduk orada, harbi...

    maç galatasaray'ın 3-1lik üstünlüğü ile sona ererken, maç bitiminde iki takımın futbolcuların birbirlerine sarılması, karşılıklı şakalaşması ve muslera'nın genç mevkidaşı arda'nın yanına gidip ilk süper lig maçından dolayı kendisini tebrik edip, forma değiştirmesi hatıralarımızda kalacak hareketlerdi. sahada mücadele edenler böylesi "fair play" içinde sahayı terk ederken, saha dışındakiler ise verdikleri demeçler ve yazdıkları yazılarla geceyi "kaos" ortamına çevirmeyi seçtiler...

    maç bitimi demişken, fatih terim'in basın toplantısında kendisine karşılaşmanın hakemi ile ilgili görüşü sorulduğunda, kulüpler birliğinin "korsan!" bildirisine atıfta bulunup "hakemler de insan, hata yapabilirler" şeklinde cevap vermesi, oldukça yerinde ve manidardı. galatasaray "adalet, hak, eşitlik" diye çırpınırken, "adalet bir gün herkese lazım olacak" diye beyanatlar verirken, "var'a da, hakemlere de, federasyona da sonuna kadar sahip çıkanlar" şimdi "hakkımız yeniyor" diye demeçler verince, basın toplantıları düzenleyince biz de hocamız gibi "hakemler de insan, hata yapabilir" deyip, bıyık altından gülerek işimize bakıyoruz... peki, hakem nasıldı? aşağıda fotoğrafları olan iki pozisyonda da düdük çalmadıysa, bir çok galatasaray atağında trabzonluların arkadan itmesine kart göstermeyip, diagne'nin de rodallega'yı düşürmesine kart vermediyse tutarlı davranmış demek ki...

    son not da yuto nagatomo'nun hakeme küfür ettiği iddiaları ile ilgili olsun. cuma gecesi kayserispor-fenerbahçe maçında soldado'nun maçın hakemine "f..k off" demesi ve oyundan atılmasından sonra, dün gece de aynı sözlerin japon oyuncu tarafından söylendiği iddia edildi, oysa yuto "faul yok" demişti az ve öz bildiği türkçesi ile. inanmayanlar ayna karşısına geçip önce "f..k off" desin, sonra da "faul yok" desin ve ağız hareketlerini izlesin, ikisi de aynı değil mi?
    işin tuhafı da, iki gün boyunca "f..k off"'un küfür değil de "hadi ordan" manasına geldiğini anlatmaya çalışan fenerbahçelilerin, dünden sonra "f..k off"'un "s..tir git" manasına geldiğini söylemeleri... komik değil mi?

    maçtan fotoğraflar ve kaynak için:
    https://ultrasmovement.blogspot.com/...y3-1trabzonspor.html
  • 472
    aslında çok şey yazmak istiyorum ama kısa keseceğim. bu maçı tribünden izlediğim için eve geldim ve tekrarını izlemek istedim. daha 6. dakikada karşıma çıkan pozisyon bu oldu.

    https://streamable.com/n7yfq

    yani şimdi ikinci sarıdan diagne kırmızı görmesi lazımsa bu da sarı kart. ve inanın maç boyunca 9-10 adet böyle pozisyon bulabilirim. sürekli ataklarımız, oyun hızımız kesildi. onlara tek sarı kart gösterdiğinden emin değilim. en azından bu pozisyonlar içinde vermemiştir. trabzonspor'un bence haklı olduğu en önemli serzeniş kendilerine verilmeyen penaltı pozisyonu. onun haricinde hakem her iki tarafa da adaletli davranmadı. maçı hakem yüzünden kaybetmiş gibi davranıp, galibiyetimize gölge düşürenlere inat bu takım şampiyon olacak!

    edit : trabzonsporda tek kart penaltı yapan uğurcana çıkmış. buradan da görüyoruz yapılan algı oyununu.
  • 473
    son yolların belki de en güçlü oyun başlangıcının yapıldığı maç. bir takımın rakibini aradaki güç farkı ne olursa olsun böylesine kapattığı bir maç ben hatırlamıyorum.

    terim takımlarının en önemli alamet-i farikası olan savunmanım mümkün mertebe önde kurulması olayının adeta suyunu çıkarıp, marcao-luyindama ikilisini neredeyse trabzon yarı alanının ortasına konumlanırdığımız bir maç oldu. zaten belhanda ve ndiaye'nin gole bu kadar yakın olmalarının da sebebi buydu. bu maçta belki de verim alamadığınız tek oyuncu henry onyekuru oldu. onu da forvetiz oynama alışkanlığına bağlıyorum.

    inanıyorum ki bu maçta ortaya koyduğumuz başlangıç futbolumuz galatasaraylılar dışındaki herkesi derin bir korkuya gark etti. zaten hakem bahanesiyle kopan fırtınanın da nedeni temelde bu bence. bu oyunu daha iyi tatbik edecek orta saha elemanlarıyla seneye çok daha güçlü olacağız. daha şimdiden ki ciddi manada yolun başındayız, türkiye standartlarının üstünde bir anlayışla oynayan takım bir karac takviye ve yeterli pratikle lige ambargo koyacaktır. umut ediyorum ki bu futbolumuzla orta vadede avrupanın da en güçlü 8-10 takımı arasına gireriz.

    özellikle ilk 20 dakikalık oyunla ciddi manada gurur duydum. bu maçı bu bölümünü unutmayın, unutturmayın.