• ilk 20 dakikası bundesliga ayarında, sonraki 25 dakikası ise epl'den hallice oynanan güzel maç..

    bu maçın kahramanı tabi ki muslera.
    belhanda diyeceğimi sandınız değil mi? cıks demeyeceğim..

    şimdi bazı şeyleri eğri oturup, doğru konuşmak gerek.

    alanya maçında burada çılgınca eleştirlen adam ile trabzonspor maçından sonra "ya biz seni böyle görmek istiyoruz" diyen adam futbolu bilmiyordur. futbol onun için skordan ibarettir. tabiki gol atmadan maç kazanılmıyor ama iki belhanda arasında fark yok. hep bunu iddia ettim yine diyorum.

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı belhanda istatistikler.

    88 topla buluşma
    54 pas denemesi
    45 başarılı pas
    yüzde 83,3 pas isabeti
    4 başarısız dokunuş
    çalınan 4 faul, verilmeyen 4 faul..
    1 asist 1 kilit pas, 1 şut ..

    10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı

    99 topla buluşma (yuh)
    71 pas denemesi
    57 başarılı pas
    yüzde 80 pas isabeti
    2 başarısız dokunuş
    2 faul
    5 şut, 2 gol, 3 kilit pas

    02 şubat 2019 alanyaspor galatasaray maçı vs 10 şubat 2019 galatasaray trabzonspor maçı ndiaye pas istatistikleri ;

    alanyaspor :63 topla buluşma 48 pas 36 isabet %77 pas isabeti
    trabzonspor : 71 topla buluşma 48 pas 45 isabet %94 pas isabeti

    belhanda'nın şut denemesi dışında alanya maçından daha kötü pas yapmış, daha çok topla buluşmuş ve daha fazla kilit pas yapmış. bunun asıl sebebi hem yanındaki ndiaye ile birlikte ilk görevleri hücum etmek olarak yeninden programlanmaları. ikinci nedeni ise iki stoperin arasına girmeden oynayan ryan donk. üçüncü sebep ise donk'un iki stoperin arasına oyun kurmak için bile olsa girmemesi. iki stoperinde ayağının iyi olması...

    galatasaray'ın sorunları neydi?
    fernando'nun iki stoperin arasına girerek oyun kurma işini belhanda'nın üzerine tek başına yıkması, ndiaye'nin pas hatası konusunda belhanda kadar cömert olması, iki stoperinin de ayağının iyi olmamasından dolayı, beklerin oyun kurmak için pozisyonlarını stopere göre belirlemesiydi.

    mariano oyun kurma konusunda "acil durumlarda kırınız" konumunda olduğu için galatasaray merkezden hücum etmek zorunda kaldığı gibi bekin hücum katkısı da azalıyordu. her şeye rağmen, belhanda-feghouli-mariano üçgeni, topu rakip sahaya taşıdığında çok sükseli işler yapabildiği için bu düzen sorunsuz işliyormuş gibi bir hal alıyordu. ancak hiç bir zaman tam anlamıyla orta saha yükü çekmedi.

    8 numarada oynayan biri 48 pas yapamaz. hele ki partneri 99 defa topla buluşup, 71 pas denemesi yapıyorsa. bu gemide sızıntı var demektir. senin anchor'ın (çapa) alanyaspor maçında yüzde 92 ile pas yapabilir.

    https://pbs.twimg.com/...GCXgAE8-Dv.jpg:large

    burada görüldüğü gibi pas yönleri çok bariz bir biçimde gözler önünde. fernando'nun yüzde 92'lik muazzam pas yüzdesi pasların yüzde 90'ının yataya yapılmasından ibaret. sağ ayağının içiyle terse oynadığı (saat 11 yönü) toplar var ancak bunlar o kadar az ki. dikine bu kadar az pas yapan bir çapa varken elinde diğer sekiz numara ne yapmış?

    sadece 36 pas yapabilmiş... hemde %77 ile. bu alanyaspor maçındaki görüntü. ndiaye'ninde onyekuru tarafına sıkça pas denediğini görebiliriz. peki belhanda? orta sahada dikine en çok pas deneyen oyuncu. partneri 36 pas yaparken kendisi 47 pas yapmış.. yani sorun anchor'ın son derece statik oyunması ve yatay pas yapması. ball-winning midfielder olarak takımda yer alan ndiaye'nin top kazanamadığı gibi kötü top kullanması ve bunların yanında ikinci yarı 4-2-3-1 düzenine dönen takımda öne doğru atılan belhanda'nın asist yapması, kilit pas sayısını arttırması.

    peki sadece 1 hafta sonra ne değişti?
    diagne, kostas gibi statik oynamadı. kanatlara kaydı, yeri geldi orta sahaya yaklaştı, top tuttu, çalım attı, pas istasyonu oldu. her şeyden önemlisi baskı yaptı.

    stoperleri rahatsız etmeye başlayınca (bunu yapan kimse yoktu) ndiaye'nin yüksek enerjisi, kazandığı topları olumlu kullanmasını ekleyince, belhanda'yı rahatlattı. iki stoperin takım boyunu kısaltarak orta sahayı ileri ittirince belhanda rakip kaleye ortalama 46 metrede oynarken oyunu bu mesafe 34 metrelere kadar indi. yüksek pas yüzdesi, 35 metre civarlarındaki takım boyu. iki stoperin arasında girmekten kaçan bir çapa ve 8 numara gibi oynayan iki orta saha oyuncu ile ilk 20 dakikadaki tempo %76'ya - %24'lük topa sahip olma oranı olarak döndü. rakibin ceza sahasında ilk 20 dakikanın her bir dakikasında topla buluştuk. normal bir maçta ligimizde bu oran bir maçta ortaya çıkar. ilk yarı sonunda galatasaray 26 kez topla buluşarak bu alanda ligin en iyi takımı oldu.

    öyle ki, trabzonspor'un ilk yarıdaki isabetli pas sayısı 110.
    galatasaray'da ise üç oyuncunun donk (40), luyindama (38) ve marcao (52) ilk yarıda toplam 122 isabetli pas sayısı var... bu öyle bir baskıydı ki trabzonspor ilk ceza sahası içinde 16. dakikada topla buluşabildi. bu takımın boyunun ne kadar kısaldığını ve trabzonspor'un sadece kontra ataklara çıkabildiğinin bir göstergesi.

    https://pbs.twimg.com/...YCXcAIGOAM.jpg:large

    bu galatasaray'ın 19 ocak 2019'da oynadığı ankaragücü maçından bir pas görüntüsü.
    bu pas görüntüsüne baktığımızda skoru istediğimiz noktaya getirdiğimiz maçlarda hep ndiaye'nin yüzdesinin iyi olduğunu görüyoruz. yani, belhanda'nın yaratıcı işleri yapabilmesi için ndiaye'nin kusursuz oynaması gerek. selçuk'un şahane işler yaptığı 2011-12 sezonunda melo'nun oynadığı gibi. ne zaman ki ndiaye'nin pas yüzdesi 80'nin altına düşüyor, galatasaray zorlanıyor. alanyaspor maçında baskı yediğinde helva gibi dağılan ndiaye ve 4'ü verilen 4'ü verilmeyen 8 faul ile (sadece ilk yarı) baskı altına alınan belhanda'nın ilk yarıdaki kötü oyununa bir de muslera'nın konsantrasyon kaybı sonucu yenen gol eklenince deplasmanda sıkıntı büyümüştü.

    marcao ve luyindama'nın gelişinin en büyük etkisi hücum anlamında daha fazla enerjisi kalacak olan ndiaye ve belhanda'ya yarayacak. ilerde top tutabilen ve rakip stoperleri her zaman tedirgin edebilecek bir diagne'nin varlığı da şut alanı bulma konusunda iki oyuncunun elini güçlendirecek. çünkü, merkezdeki stoperler bu tedirginliği yaşayacak bir forvete karşı oynamadıkları için galatasaray'ı ceza sahası çizgisinde karşılayabiliyorlardı. şimdi ise penaltı noktasına kadar gerilediler. bu da orta saha (emre akbaba'da gelince) şut tehditi artacak bir alanın doğmasına neden oldu.

    trabzonspor'un orta sahası ile stoperleri arasındaki boşluk, bizim sezonun ilk yarısındaki boşluğa oldukça benziyor. burada temel sorun stoperlere olan hem savunma anlamında, hemde oyun kurma anlamında yaşanan güvensizlik.

    mariano'nun yokluğunda lines iyi bindirmeler yaptı fakat mariano'nun oyun zekası fark yaratan asıl unsur olabilirdi. özellikle, ikinci yarının 60. dakikasından sonra skor üstünlüğünün ele alınmasının ardından yaşanan durağan geçecen 10 dakikalık periyotta, merkezdeki abdulkadir parmak'ın tatlı sert oyunu ile özellikle ndiaye'ye kurduğu geçici üstünlük ile sorun çıkardı bize. burada mariano'nun yokluğu etkili oldu zira onun oyun kurma beceresi, merkezin yediği baskıdan bizi kurtarabilirdi. bunu yapamadık ve kısa bir süre trabzonspor etkili oldu. sonrasında belhanda'nın geriye gelmesi ile eski düzene dönüldü. birinci bölge ile ikinci bölge arasındaki bağlantıyı kurup, üçüncü bölgeye top aktarmaya başladı tekrar. bu onu kaleden yine 46 metre uzakta olması demekti. şut deneme şansları azaldı..

    burada henry'deki büyük sorun bir kere daha tekrarladı.

    https://pbs.twimg.com/...GfWwAIkJST.jpg:large

    hocamın uçurtma sevdiğini biliyoruz. ancak bu uçurtma onun bahsettiği atak sonlandırma işinde kötü.
    41 kez topa buluşup 26 pas denemesinde 17 başarılı pas yapmış ve %65'lik bir yüzde ile 6 top kaybı (gerçek) yapmış... kanatlarınızda bu kadar bencil bir adam varsa önüne top atmadığınız sürece (geniş alan) bir faydasını göremezsiniz atakları bitirmek için merkezdeki oyuncuların bam bam bam şut çekmesini beklememeniz gerek.. henry onyekuru, hocamın maç sonunda tanımladığı oyuna zerre uymayan bir oyuncu.

    hocamın en sevdiği ikinci kanat oyuncuları merkez girerek half-space'leri kullanan ters ayaklı, şutör oyunculardır. feghoul'nin merkeze çok yaklaşarak aslında bir nevi 2-5-3'e geçiş yaptığımız anlarda (mariano varken) diğer kanat oyuncusunun oyun kurmasına olan özlemim bitmek bilmiyor. orada henry yerine 4-1-4-1 asimetrik düzende oynayan takımın bir emre akbaba tercihi ile istenilen, anlatılan oyuna geçiş yapılabilir. hocamın da defaatle dile getirdiği, belhanda ve emre'nin ayrı dünyaların insanı olması öznesi bu formasyonu değerli kılabilir.

    4-4-2 denemeyeceği, en azından skor üstünlüğü elimizde olduğu sürece bir b planından ibaret olacağı göz önüne alınınca emre - feghouli'nin merkeze kayarak oynadığı asimetrik 4-4-1-1 bizi eski günlere götürebilir.
  • öyle bir maçtır ki;

    talat terim'in vefatında terbiyesizlik yapan tff'ye, eyyamcı hakemlerine, tarafını belli eden siyasilere , çapından büyük konuşan başakşehir'e , küme düşerken hala gülüp eğlenen fenerbahçe'ye , hırsız dediklerini bağrına basan duruş noksanı beşiktaş'a ve her sene deplasmanda bin türlü pislik yapan, store basan trabzonspor'a,

    gereken cevabın verileceği, galatasaray'ın büyüklüğünün bir kez daha yedi düvele ispat edileceği maçtır.

    ---alıntı---

    spear shall be shaken, shield shall be splintered,
    a sword-day, a red day, ere the sun rises!
    ride now, ride now, ride! ride for ruin and the world's ending!

    death! death! death!

    ---alıntı---
  • sene sonuna doğru ailemize yeni bir birey katılacağı için kombine alamamıştım. çok şükür minik aslanım dünyaya geldi şimdi gayet sağlıklı ve ben bundan sonra teibündeki yerimi trabzonspor maçı ile alacağım. 24 saattir bug da kalan 402 bloktaki son kombineyi satın aldım ve inşallah bu karşılaşmada tribünde olacağım. dosta güven düşmana göt korkusu salacağımız maç olacaktır.
  • başakşehir'in puan kaybıyla daha da bilendiğim maçtır.

    ellerinden kupa çalan şikecelere değil de yıllardır bize besledikleri düşmanlığı artık adam akıllı cezalandırmanın vakti sence de gelmedi mi feghouli? haksız yere gördüğün kırmızıyı unutmayasın.

    peki ya sen luyindama? anderlecht'e hareketini çektin artık sırada daha kötüler yok mu ha? o parmak havada mı kalacak? ters taklanı gol sevinci olarak bu anlamlı günde atsan fena mı olur? hepsine cevabım hayır!

    efendi adam martin linnes, muhtac olduğun kudret damarlarındaki viking kanında mevcuttur oğlum. artık çalışkan ahmet gibi patlamanın zamanı gelmedi mi sence de? bence geldi.

    evet sana bakıyorum nagatomo sakın ha gözlerini kaçırmayasın. saha dışında profesör gibi adamsın ama artık katana kınından çıkmadı mı sence de?

    diagne, diagne, diagne... delleniyorsun biliyorum, tüpçü bile alamaz onları elimden demişsin eşe dosta, duyuyorum. golün var bugün, kokusunu alıyorum.

    seni unutacağımı sandın değil mi onyekuru? sene sonu everton'daki arkadaşlarına "kemik sesi geliyordu" diye anlatacağın bir anın da mı olmasın?

    badou, her zamankinden daha ateşli olmanı istiyorum arslanım. kırmızı kartın etrafında dans etmeni istiyorum. orta sahada ağa takılan hamsiler gibi çırpınsınlar istiyorum. intikam istiyorum anlıyor musun?

    stoper diye aldık oyun kurucu çıktın marcao. içinde hala açığa çıkmayı bekleyen bir canavar olduğunu görür gibiyim. işte onu bugün salacaksın koçum.

    sana hiç kalıbının adamı ol dediler mi amsterdam'ın arka sokaklarında donk? içinde hep bir şüphe vardı değil mi? bu yarı tanrı fiziğinin hakkını veriyor muyum diye düşündün hayatın boyunca. iste bugün o gün yiğidim. kalıbının adamı olasın.

    seni belki pek sevmiyorum, belki gitmen hepimizin hayrına olacak, belki sen de kızıyorsun kendine, ama herkes ikinci bir şansı hakeder belhanda! kendine bu şansı ver dengesizim benim, kırmızı görürsen andım olsun belalın olurum.

    kaptan! kamarandan sakince izle kopacak fırtınayı, parmağın bile oynamasın bu akşam, canın sıkılsın hatta kalende, maç sonu bir üçlünü alırız ama.

    imparator son sözüm sana: "bam bam bam" demişti bir zamanlar gözü kara bir kahraman. bugün bize o kahramanı göster hocam.
  • 6 gün kalan maç.

    https://gss.gs/RAt.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    (bkz: 5'te 5/#2611665)

    kazanıp seriye başlıyoruz. trabzon'da onazi, sol bek novak, sağ bek pereira sakat. kalecileri uğurcan çakır'da da uyluk yırtılması 4-5 hafta olmayacak *. sadece sosa bu hafta belli olacak.

    2000 doğumlu muzaffer cem kablan ya da 2001 doğumlu arda akbulut bu maçta trabzon kalesinde olacak.

    50 bin kişi önünde kolay maç olmayacak.

    bizde ise fernando ve sinan sarı kart cezalısı, emre akbaba sakat. mariano'nun son durumunu bilmiyorum. inşallah oynayabilir durumdadır. çünkü kazanmamız gereken bu tarz maçlarda sağ tarafta feghouli ile olan uyumları ve hücuma verdiği destek çok kritik.

    mbaye diagne'nin ise ilk maçı olacak. dilerim ilk maçında bulacağı gol veya gollerle açılış yapar ve bu maçtaki tribün enerjisiyle birlikte üstte de işaret ettiğim serimizin başlangıcını yaparız.

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • tekniğin, taktiğin, dizilişin, 11 seçiminin falan umrumda olmadığı karşılaşma. uefa kupası finalinden önce soyunma odasında hoca "bir doksan dakika da oynamayacaksanız şampiyon da olmayın" demiştir ya, aynen öyle bir maç işte. kötü de oynayabiliriz, belki yanlış da oynayabiliriz. hepsi olur, hepimiz hata yapıyoruz. hata insanlar için zaten. ama bu maçı istememenin, sahada yırtınmamanın, gerekirse topa sert olmamanın hiçbir izahı olmaz...

    hayatta da böyledir. bazen çok istersin, çok emek verirsin, çok planlar yaparsın, evdeki hesapların hiçbiri çarşıya uymaz. bazen hesapları çarşıya çıkarmaya bile fırsat olmaz, kursağına öyle bir tıkarlar ki boğazında bir yumruyla kalakalırsın olduğun yerde...

    ama nadiren de olsa bazen öyle bir gelişir ki olaylar, senin yaptığın hesaplar hava cıva kalır. adına ister allah, ister tanrı, ister tabiat, ister kader diyin; bir yerlerden göz kırparak önünü açar. şu duvarın tepesine bir çıkayım bir şekilde atlar öbür yanına geçerim diye çıktığın yolda bir anda kendini duvarın çok ötesinde bulursun...

    bugün işte öyle bir gün. bu maç işte öyle bir maç...

    hissiyat falan değil, inanç desen o da değil ama öyle olacak, olmak zorunda beki.

    birileri çok önceleri yazmıştı, ben de daha önce yazmıştım buraya. bildiğimiz, dilediğimiz sezon sonu siktiğimin kupasının bize gelmesi ve volume tuşuna dokunup sesi sonuna kadar açmak...

    çünkü şairin dediği gibi bir umudum sende anlıyor musun?

    (bkz: oğlum göreyim sizi)

    yine de sahaya çıkan, tribünde olan, maç öncesi istanbul'un belli semtlerinde olan herkesin unutmaması gerek... yıllardır trabzonspor taraftarının bize bilenmesini, tribünde forma yakmalarını, saha içinde muslera'yı tartaklamalarını, birkaç ay önce beyoğlu gs store'a saldırmalarını...

    o tezahüratta dediği gibi unutmamalı...

    (bkz: dişe diş kana kan intikam intikam)
  • formamizin yakildigi maclari hatirlayin, burada ona gore temenniler bulunun. bu kadar eksik bir trabzon yakalamisken bu mac 5'ten assagi benim gibi dusunen hic kimseyi kesmez.

    hosgeldin sampiyon diye karsilayan takim ile kendisine hosgeldin diyen takimin formasini stadinda yakanlarin maci.

    iyi niyet temennilerine hic gerek yok. medyanin gazina gelmeyin. rakip takimin kalesinde 18 yasinda biri varmis falan. 2 ekim 2005 aksami kalede tolga zengin'in trabzondaki ilk resmi maci diye 20 dakikada 4 gol atan takim son 60 dakikada pozisyona girmemisti sirf bu gereksiz duygusallik yuzunden.

    ayni durumda biz olsak kalede ilk profesyonel macina cikacak kaleci ile baslasak neler olur trabzonda, dusunun ona gore yorum yazin.
  • trabzonspor'u yerle bir etmek istiyorum.
    trabzonspor'u yok etmek istiyorum.
    trabzonspor'un gencecik oyuncularının ağlamasını, alayının psikolojik olarak darbe yemesini istiyorum.
    trabzonspor'un teknik ekibinin ve yöneticilerinin neredeyse trabzon'a giremeyecek şekilde rezil olarak istanbul'dan defedilmelerini istiyorum.

    trabzonspor'a olan kinim, nefretim taptaze birçoğumuz gibi. kepaze olsunlar, hayata küssünler istiyorum.

    maçın anahtarı trabzonspor'un sağ bek tarafı, onyekuru'nun yüklendiği bölge. kamil ahmet tırtı henry'e direnemez. diğer yandan novak'ın olmayışı da büyük artı, formdaydı herif. soso folloş etmeli, eder ibanez'i. belhanda - ndiaye ikilisi orta alanda her türlü ısırır rakibi. stoper ikilimiz zaten seviye atladı, luyi reyiz yeter ki dengeli olsun (hoca gerekeni söylemiştir).

    diagne'nin galatasaray taraftarına merhaba diyeceği maç ve umarım bu selamlaşma atacağı gollerle olacak.

    22!

    maç sonu e: ✓
  • son yolların belki de en güçlü oyun başlangıcının yapıldığı maç. bir takımın rakibini aradaki güç farkı ne olursa olsun böylesine kapattığı bir maç ben hatırlamıyorum.

    terim takımlarının en önemli alamet-i farikası olan savunmanım mümkün mertebe önde kurulması olayının adeta suyunu çıkarıp, marcao-luyindama ikilisini neredeyse trabzon yarı alanının ortasına konumlanırdığımız bir maç oldu. zaten belhanda ve ndiaye'nin gole bu kadar yakın olmalarının da sebebi buydu. bu maçta belki de verim alamadığınız tek oyuncu henry onyekuru oldu. onu da forvetiz oynama alışkanlığına bağlıyorum.

    inanıyorum ki bu maçta ortaya koyduğumuz başlangıç futbolumuz galatasaraylılar dışındaki herkesi derin bir korkuya gark etti. zaten hakem bahanesiyle kopan fırtınanın da nedeni temelde bu bence. bu oyunu daha iyi tatbik edecek orta saha elemanlarıyla seneye çok daha güçlü olacağız. daha şimdiden ki ciddi manada yolun başındayız, türkiye standartlarının üstünde bir anlayışla oynayan takım bir karac takviye ve yeterli pratikle lige ambargo koyacaktır. umut ediyorum ki bu futbolumuzla orta vadede avrupanın da en güçlü 8-10 takımı arasına gireriz.

    özellikle ilk 20 dakikalık oyunla ciddi manada gurur duydum. bu maçı bu bölümünü unutmayın, unutturmayın.
  • şampiyonluk, şu bu hiçbiri umrumda değil.
    en az 3 farktan aşağı alınacak hiçbir galibiyetin beni tam anlamıyla tatmin etmeyeceği maçtır.
    başta fatih terim olmak üzere tüm teknik ekibin hafta boyunca taraftarın bu hislerini oyunculara benimsetmesi gerekir.
    topu ısırmayacak oyuncu o gün maça çıkmasın bir zahmet.
  • çok iddaalı konuşmam genelde maçlar öncesi ama şunu açıkça söylemeliyim ki net bir galibiyet alacağımız ve dosta güven düşmana korku vereceğimiz maç olacaktır.

    olay ts'nin iyi veya kötü olması değil şu an kurulan takım net olarak hücümu çok seven bir takım. 2 stoperimiz defansı önde kurduğunda adete birer orta saha kalitesinde pas yapabiliyorlar, kanat beklerimiz aynı şekilde pas kaliteleri çok yüksek, feguş ve belhanda içerde ki maçlarda daha baskın oynuyorlar ve artık topu içeri atacak bir forvetimiz var. yatırım tavsiyesi değildir ama handikaplı bir galibiyet alacağımızı düşünüyorum.
    geçen yıl ki gibi içerde farklı dışarda farklı bir oyun kalitesi göreceğiz.

    ama içimde ki ts nefretinin azalması için rencide edici bir galibiyet umut ediyorum.
  • --- alıntı ---
    düşmana merhamet, aciz ve zaaftır. bu, insaniyet göstermek için değil, insanlık hassasının zevalini ilân etmektir.

    mustafa kemal atatürk

    --- alıntı ---

    gs store basıp terör estirenlere, trabzon'daki her maçı savaşa çevirenlere, galatasaray'a düşman gözüyle bakanlara, muslera'ya saldıranlara, galatasaray hakkında abuk subuk konuşan ahmet ağaoğlu'na verilecek bir cevap var. bir an bile durmadan, yarınlar yokmuş gibi saldırıp o yusuf yazıcı'yı ağzını açamayacak hale getirmeden rahatlamak yok.

    (bkz: kininizi diri tutun)
  • bu maç; hiç öyle 1-0 olsun bizim olsun maçı değildir. bu maç tüm ülkeye kralın kim olduğunu, mekanın sahibinin geri geldiğini gösterme maçıdır. fatih hocamın bunun bilincinde olduğuna eminim. ama; tüm futbolculara bunun aşılanması lazım. yarın öyle bir galatasaray izlemeliyiz ki; dosta düşmana, sağır sultana, bu ülkede futbolla ilgilenen ilgilenmeyen herkese, yerli ve milli savunucularına; hakem kötüyse hakeme, tff operasyon çekmişse operasyon çocuklarına; bu galatasaray şampiyon olur dedirtmemiz lazım. muslera'nın , beşiktaş maçına gelmelerine rağmen gsstore yağmacılığının, kupalarını elinden alan fenerbahçe olmalarına rağmen stadlarına her gittiğimizde yaptıkları düşmanlıkların, yaktıkları anlı şanlı formamızın hesabını bu maçla sormamız lazım. bu çirkef laz çocuklarına, senin galatasaray ile uğraşmaya gücün yetmez, haydi köyünüze dönün diyerek, tt arenanın kapısını göstermemiz lazım. bu maçta öyle bir oynamalıyız, öyle bir mücadele etmeliyiz ki; resmen oynayarak rakibi dövmeli, sahayı dar etmeli, trabzonspor'un kurulduğu güne lanet ettirmeliyiz. bu maç; şampiyonluk maçı değildir, şampiyonluk maçından daha önemli bir maçtır...
  • bu maçta basmayan topçunun takımda işi yok. bırakın puan kaybını, zar zor alınacak bir galibiyet bile beni sinirlendirir. rakibi sindirerek, tam konsantrasyonla, güzel bir futbol ortaya koymalıyız. bunları yaptığımız sürece 1-0 bile kazansak benim için sorun yok. rakiplere gözdağı verecek bir oyun oynamamız şart. galibiyet serisinin başlangıç maçı olur umarım.
  • ilk maçı 4-0 yenerkenki trabzonspor taraftarları ve futbolcularının, fenerbahçeye sergileyemedikleri hal ve tavırları bizim üzerimizden göstermelerine gereken cevabın verilmesinin gerektiği gün geldi çattı. her dakika atak futbol oynayıp atabildiğimiz kadar gol atmamız gereken maç. rakip eksikmiş, kılmış, yünmüş, tüymüş bizi ilgilendirmez. tak tuk golleri atacağız. 3 puana değil, farka koşacağız.