• 1
    2 subat 2003 fenerbahce besiktas maci, bir grup besiktas taraftari ortega icin soyle bir pankart hazirlar; pankartta buyuk puntolarla cobarde gallina ortega yazmaktadir, bu yazinin turkce tercumesi "korkak tavuk ortega"dir. pankartta bu yazinin ustunde daha kucuk puntolarla cesur yurek ortega yazmaktadir. bu pankartina acilmasini efsane yapan ise bu pankartin bizzat fenerbahceli taraftarlara actirilmis olmasidir.

    olayi ayarlayan besiktas taraftarlarinin mactan sonra aciklamasi su sekildeydi dun gibi hatirliyorum:

    "pankarti hazirlayip maca gittik ama birileri ispanyolca biliyodur diye maca girmekten korktuk, bilet kuyrugundaki fenerbahceli taraftarlara gidip boyle bi pankart hazirladik ama maca giremiyoruz dedik. onlarda ustteki turkce yaziya guvenip hemen atladilar."

  • 3
    herkes bilir ama gene de anlatalım. her maça gelemeyen veya ilk defa maça gelip tribün atmosferi ile yeni tanışan bazı kardeşlerimiz vardır. hafızam beni yanıltmıyorsa 2 kasım 2008 galatasaray gaziantepspor maçında yanımıza böyle olduğu her halinden belli ve biraz saf kardeş düştü. maçın başlamasına bir veya bir buçuk saat var. makaranın bini bir para. bu arada ömer'in tribüne döndüğünü görünce aman bişey olur bize laf sokar diye korkudan herkes başka taraflara bakarken:

    ömer - kars'lı varmı lan aranızda?
    tribün - tıssss (du bakalım gene ne ipnelik yapacak)
    saf kardeş - benim babam karslı abi olur mu!
    ömer - baban bize yaramaz olm bir dahaki maça ananı al gel.
    tribün - mohahahahahahahahahahahaha
  • 5
    8 ocak 2009 altay galatasaray maci öncesinde maçın başlamasına yaklaşık bir buçuk saat kala galatasaray tarafı yükünü almışken altay tarafının neredeyse bomboş olması, galatasaray tribünlerinde bulunan bir lazerin sırayla altay tribününde bulunanların üzerine tutulması, bu sırada tribünlerin "bir, iki, üç.." şeklinde tempo tutarak sayması, bir süre sonra tasak geçiyoruz diyerek olaya son noktanın koyulması.
  • 8
    2005 yazında trabzonspor'un anorthosis famagusta ile deplasmanda oynadığı maça sarı kırmızı pankart ve formalarımızla gitmemiz. halimizi gören türk gümrük memurlarının "galatasaray mı geliyor acaba" diye ikileme düşmesi. yoldaki aramalardan birinde rum polisin bordo-mavi bayrağı görünce "barcelona bayrağı mı bu" şeklinde tepki vermesi. maç boyunca bizim tribünden biri ile yan tribündeki rumlardan birinin karşılıklı diyalog halinde olması * * *. maç sonunda tribünde bekletilirken önümüzde duran polislerden birinin bayan olduğunun farkedilmesi. bazı "girişken" arkadaşların türkçe, ingilizce, rumca, tarzanca ve vücut dili gibi çeşitli lisanlarla bayan polise sevgi gösterilerinde bulunması. bir süre gülümseyerek bizimkileri izleyen bayan polisin sakin bir hareketle alyansının bulunduğu parmağını kaldırarak kahkaha atması.
  • 15
    tribun olayı olmasada maç olayı olarak anlatmak gerekirse;

    maçtan çıktık metroya binicez bekliyoruz.
    yanımızda iki tane kıbrıstan maça gelmiş eleman var ortam ve diyalog şöyle;

    1) çocuğun üstünde mor forma var.
    2) maç 1-1 bitmiş sinir katsayısı yüksek.
    3) etrafımızda bir çok mor formalı insan var ve bir çokta galatasaraylı eleman var.

    ve yanımdakinin bana dediği;

    - ya bu sene çok kötü yaptılar formayı bu ne mor renk gay rengi

    o ortamda ve bu kelimeden sonra ordaki bi elemanın bize dalmaması anormal bir durum yani o ortamda birinin bizimle kavga etmesi normal bir haraket olurdu. allahtan yanımızdaki çocuklar efendiydide birşey demediler, ama çocuk bozuldu tabiki
  • 16
    bundan 2 sene önce "ulan bi kere rahat oturalım" diyerek gittiğimiz galatasaray bench'i arkasındaki tribünde musallat olmuş delimsi abi:

    - (cemal nalga'ya) cemal! cemal'ım!
    (cemal'den ses yok, oyunda zira)
    - (bize dönerek) yæ ben cemal'ı çok seviyorum. kemal yalga diyorum ben ona. (cemal'i bi alkışlar, sonra kafasını sallar) allam ya.. kemal ya..

    -30 saniye sonra-

    - şişt tufan!
    (pota arkasında oturan tufan oralı olmaz)
    - tufan!
    (aynen devam)
    - tufi!
    + (o_o)
    - fener maçına mı saklıyosun kendini?
    + hö?
    - kendini diyorum, fener maçına mı saklıyosun?
    (tufan kafasını çevirir)
    - seviyorum seni, hadi bakıyim.
  • 19
    geçen seneydi yanlış hatırlamıyorsam kapalıda, her maç birine sataşan laf atan bazen vurmaya kalkan bir adam vardı. bir gün hangi maçtı hatırlamıyorum, baktım bu oturmuş bir kenarda elinde de çekirdeği pusmuş, ne bir alkol emaresi ne kimseye sataşma var. şaşırdık tabi nolmuş lan buna derken hemen arkada bir kavga çıktı bizim adam ağır ağır çevirdi kafayı sakince ve şu cümleleyi söyleyip önüne döndü ve doğal olarak komaya soktu bizi:

    "yiyin birbirinizi ete para vermeyin, sikin birbirinizi göte para vermeyin."

    hayır söylediği laf ayrı komik söyleyenin geçmişini biliyor olmamız ayrı bir komik. gören de alkışlarla protesto edip beyaz mendil sallayan bir adam sanar.
  • 20
    amatör kümede 150-200 civarında seyirciye oynanan bir maç. 3000-3500 nüfuslu bir kasabayı paylaşan iki göçmen kitlenin takımlarının maçı. stadın tek tribünü önünde bir serbest atış kullanılacaktır. haliyle tribündekilerden "kanada aç", "altı pasa indir" gibi çeşitli taktik öneriler yağıyor sahaya. atışı kullanacak olan futbolcu bu durumdan sıkılır ve "ne yapayım" gibilerinden tribüne sorar. tribünden bir abi yarı soru yarı makara bir ses tonuyla takımın forvet oyuncularından birini kastederek "umut'a indirebiliyor musun" diye sorar, ses gelmeyincce de "inderemiyorsan ben geliyorum bekle" diye devam eder; tüm tribün yıkılır...
  • 21
    kartalspor'un sahasındayız abiler. dönem öyle bir dönem ki fena... liseler arasında alınan başarılı sonuçlar sonrasında ilçe şampiyonluğu için kartal lisesi ile oynayacaktık. kazanırsak türkiye'ye açılıp ver elini finaller... diğer şehirlerin okulları ile falan vesaire. her neyse, bilen var mı bilmiyorum lakin kadıköy'de bir sürrealist vardır. lisemizdir mehmed bayezıd! 40 küsür yıllık tarihi vardır o lisenin. aslında daha da bi önemli olanı fikirtepe ile bir hayli haşır neşirdir konum itibari ile. büyük bahçesi, içinde barındırdığı iki bina artı büyük futbol sahası da ayrı bir güzellik katardı görünüşüne. kocaman bir çınar vardı tam okulun dibinde. basket sahasının hemen başında...
    fikirtepe dedim ya hani, işte 40 yıllık okul tarihinin temizinden 30 senesi kavga dövüş şeklinde geçmiştir. fikirtepe diyorum raconu anlayabiliyor musunuz? hani açıklama yapmaya gerek yok sanırım bu konu hakkında.

    aslında öyle bir yerdeydik ki bağdat caddesine 10 dakika, kadıköy boğa'ya da 10 dakika mesafe. işte ek olarak bonusumuz olan fikirtepe'ye de ses çıkarmıyorduk. az huzurumuzu bozmadı üçkağıtçılar. fakat öyle sevdik biz orayı. neyse bu kadar detay verdikten sonra başa dönüyorum memento yaparak. [kartalspor'un sahasındayız abiler. dönem öyle bir dönem ki fena... liseler arasında alınan başarılı sonuçlar sonrasında ilçe şampiyonluğu için kartal lisesi ile oynayacaktık. kazanırsak türkiye'ye açılıp ver elini finaller...]

    ulaaan tribüne girdik, bizim arkadaslar ısınıyor sahada. ben ve birçok arkadasım meşaleler, davullar derken destek müthiş. baktık ki fikirtepe holy gençlik de maça iştirak etmişler. öyle adamlar ki bunlar maçtan önce hap atmış bir kısmı. bir kısmı da 3 lemiş dönüyor...
    maç başladı. öndeyiz, 1 oldu. berabere getirdi durumu rakip takım. 10 dakika sonra da öne geçtiler. biz gerçek liseliler, yani okulun harbi, has öğrencisi olan tribünün efendi gençleri hafif tırsmış olduk doğal olarak. geriye düşmemiz demek fikirtepelilerin aniden hayvanlaşması demektir. bunu not edin bir kenara. ileride rastlarsanız hemen hatırlayın ve oradan mümkün olduğunca çabuk uzaklasın.

    diyorum ya biz korktuk. takım yenik. fikirtepe gençleri sahiplenmişler bir kere lisemizi. durmadan sövüyorlar hakeme, rakibe. az biraz tecrübe ettiğim için { kolay değil 4 yılımı vermiştim o okula} topladım en yakın 5 arkadasımı geriye çektim.. fakat pek işe yaradığını söyleyemem. bu kutsal gençlik bizleri de tuttuğu gibi sahaya daldırdılar maçın bitimine 5 dakika kala. hakemin üzerine 5 kişi çıkanı mı dersin, rakip oyuncuların şortlarını çıkarıp sahada sürükleyen mi dersin... bir kere karıştırdılar bizi, enseden tutup attılar sahaya. daha da imkanı yok kurtuluşun olamaz. bunun anlamı; sen de dahilsin kavgaya ve eğer kaçarsan en müstehcen zamanda seni bulur düzerim. idi!
    bunları düşünürken bir krampon darbesi aldım yalan yok. kaçayım canımı kurtarıyım derken ahan da karşımda yedek kulübesi üzerime saldırıyor. ulan benim alakam yok diyeceğim çok abes kaçacak. mahşer..! ana baba günü olmuş bir kere. o saatten sonra kaçma ihtimalin yoksa bilmelisin ki '' sen de ağzından salyalar saçarak saldırmalısın.'' başka bir ihtimalin yok. yere düşme şansın hiç yok. o lükse girer. bir kere sendeleyip yeri görürsen vucudunda bir santimlik beyaz alan kalmaz. hepsi, her tarafın mos mor sarkar.

    işte böyle iğrenc bir durumda aniden yardımcı hakemler sağolsun sahayı polis basmaz mı?
    kafalara telsiz darbesi yenilmez mi?

    işte bundan öte yaran tribün olayı var mıdır? bu ciddi anlamda yarmamış mıdır?
    öyle böyle değil. o gün öyle bir yarılmıştık ki dillere destan.

    hatırlatma: bu arada rakip takım taraftarından hiç bahsetmedim. onlar da pisliğin önde gideniydi. şerefsizin teki nasıl sokmayı başarmıştı bilmiyorum ama eşofmanın arkasından 1 metre civari bir kılıç çıkardı adeta. itoğluit! götüne gireydi emi.
  • 22
    birinci vuku bulmuş olay;

    sanırım 2001 senesi. galatasaray asy'de göztepe ile maç yapıyordu. bizim de beşiktaşlı komşumuz sağolsun, daha önceden maça gitmediğimi bildiği için beni ve ablamı maça götürmeye karar verir.

    kendisi, ben ablam ve iki beşiktaşlı oğlu asy'nin yolunu tutarız. trafikten dolayı biraz geç kalınmış ve yeni açığa girmek için kuyrukta beklenmeye başlanmıştır. ama aksi gibi ilk maçıma daha giremeden galatasaray 17. saniyede vedat ile ilk golü atmış, diğer golde ona benzer dakikalarda gelince ben daha maçın başında iki golü kaçırmanın üzüntüsünü yaşıyordum. o iki golün nasıl atıldığını hala bilmiyorum

    bir şekilde yeni açıkta ki kuyruk biter, biz maça gireriz ama o da ne. göztepe penaltı kazanmıştır. bu arada maçtan önce ablamla sohbet ederken, galatasaray ve göztepe sarı-kırmızı renkleri kullanıyor, sanırım göztepe deplasman forması giyer farklı o da bir renk olur zaten diye bir beyanatta bulunmuştum. herneyse penaltı olur, göztepe penaltıyı atar ancak 25 bin kişilik galatasaray seyircisinden sadece ablam gol diye sevinip bana sarılır. tabii bunun sinirliliği sonucu tribünde ki herkes ters ters dönüp ablama bakar. olayın aslı ise, galatasarayın maçta beyaz forma giymesi ve sarı-kırmızı forma ile maça çıkan göztepe'yi ablamın galatasaray sanmasıdır.

    -----------------------------------

    vuku bulan ikinci olay ise 2009 yılında oynanan bucaspor maçında gerçekleşmiştir. maç sanırım 19.00'da başlayacaktı ve biletleri çok ucuzdu. bende tv veriyor diye sıcacık odama kurulmuş maçın geleceği saati bekliyorum. tam o sırada bir arkadaşım arıyor "abi fazladan bilet almıştım gel sana vereyim boşa gitmesin" diye. bende iyi madem dedim üşenmedim bakırköy'den atladım metrobüse arkadaşımla metrobüs durağında buluştum koşarak zar zor yetiştim maça. bilet kapalı üsttendi ve yukarı çıktğımızda gördüm ki yanımda kişi galatasaraylı önemli biri ve maçı birlikte izliyoruz. *

    herneyse, galatasaray aşırı kötü futbol oynuyor, elano henüz 30 da kırmızı kart görmüş; gençler, geleceğimiz dediğimiz futbolcularımız dökülüyor, arda taraftara küsmüş falan filan derken kewell sol çaprazdan çakıyor. herkes sevinçli sarılıyor falan. buraları hızlı geçeyim, dk oluyor 86. aydın bir pas hatası yapıyor ve galatasaray golü yiyor. bu arada dediğim gibi, maçı izlerken yanımda galatasaraylı önemli bir kişi var ve bırakın futbolculara laf atmayı hakeme bile küfür etmeye cesaret edemiyorum. herşey olabilir diye tırsıyorum.

    aydın'ın bireysel hatasında galatasaray golü yiyor, bende bağırarak "ulan aydın sana daha ne diyim ben" diye serzenişte bulunuyorum bağırarak. bu abim bana dönüp "aydın'a diyecek tek lafın aydın senın .mına koyim" olsun diyor birlikte yarılıyoruz.
  • 24
    9 şubat 2008 galatasaray manisaspor maçında yeni açığın 13 nolu kapısında tam gireceğimiz sırada üzerinde bulunduğumuz demirin çökmesi, akabinde sami yen'in temeline inmemize ramak kalması ortalığın bayağı bir karışması, bir daha bu stada girersem.... temennileri ve tam merdivenlerden çıkarken ilk golü kaçırmamız vs.vs. bunun üzerine golü kaçırmanın üzüntüsü ile yönetime sallarken galatasaray futbol takımının bizim bir daha maça gelmememizden korkup 6-3 biten bir maç izletmesi ve yukardaki söylediklerimin hepsini yutmamız...*
  • 25
    tribünde meşale yakmamız sonucu en az suçu olan fakat meşaleyi son olarak eline almasından dolayı mimlenen arkadaşın maç esnasında güvenlik tarafından alınıp karakola götürülmesidir.

    diyaloglar şu şekilde gelişmiştir:

    -arkadaş: la olum biraz da ben tutiyim hadi lan!
    -mert insani: al lan al ne görmemiş adamsın anasını satiyim!
    -arkadaş: *ehehehe.. negzel yanıyo lan hehehe.. lay lay lay lay lay lay lay laaay haa** cim bom boo..* abi bi dakka, valla benim değil abi, ben zaten yeni aldım elime, abi abii..

    sonrası malum.. ne kadar uğraşsak da alamamıştık kendisini güvenliğin elinden.
    o anı yaşamak pek komik değildi ama sonradan düşününce ve üzerinde geyik yaptıkça çok gülmüştük.