• 1538
    tamamen sınırsız olmalıdır. türk futbolcular için rekabet duygusunu tavan yaptıracak tek hareket bu olur. şu adamgillerin jenerasyonu tamamen silinene ve alttan pırıl pırıl, iş ahlakı yüksek çocuklar gelene kadar 21 tane yabancı bulundurabilmeli takımlar. cidden çok sıkıldım ben yerli kezban futbolculardan.
  • 1539
    ekseninde dönen tartışmalar türk futbolundaki ötekileştirici figürleri görmemizi sağlamıştır. maddi gücü baltalanınca, yeniçerileşme gayesine çomak sokulunca gerçek yüzü ortaya çıktı birçok türk futbolcunun. ayrıca kim için "bu da kesin sınır ister" dediysek sınır istedi ya lan. biraz şaşırtın be birader, bir kez şaşırtın.

    futbolumuzun böyle bir süreci yaşaması fena olmadı. ha biz sinirden kanser oluyoruz olmasına da, ümit ederim ki ilerde kazanan taraf akla yatkın fikir beyan eden insanlar olacak. bardağın dolu tarafı bu olsa gerek.
  • 1540
    doğal seleksiyon üzerinden açıklarsak;

    futbol habitatına yeni ve daha etkili yırtıcıların girmesine engel olan kuraldır. bu sayede düşük seviyedeki yırtıcılar besin zincirinin en tepesinde kalmaya devam edebilmektedir.

    tabi bu tarz habitatlar izole ortamlarda bulunur. misal avustralya. yeni zellanda. acaip acaip yaratıkların yaşadığı bir takım adalar veya yer altı mağraları.

    ne zaman bu ortamlar dış dünya ile bağlantı kurarsa bir tıkım hakim yırtıcılar soylarını sürdüremezler. zira daha güçlü yırtıcılar habitata hükmetmeye başlar. besin zincirinin en altında olan ve uyum sağlamış canlılarda hızlı değişimler ve türleşmeler görülür. yeni ve daha güçlü savunma mekanizmaları geliştirirler. ve tabi onların da bir kısmı soylarını sürdürmeye devam edemez.

    düşünsenize umut bulut'u, sabri sarıoğlu'nu, hakan balta'yı... yeteneksiz, hantal, hımbıl, tembel, yavaş.... ama besin zincirinin en tepesindeki yırtıcı bunlar. haliyle besin zincirinin altındaki canlılar da hayatta kalabilmek için sadece bunların silahlarına karşı önlem geliştirmeye ihtiyaç duyuyorlar. işte size rekabet olmayan saçma ve narin bir habitat. haliyle uluslararası şampiyonalarda aslanların, kaplanların arasında kalınca bu zavallılar süt dökmüş kedi gibi pısıp izliyorlar.

    işte yabancı sınırı bu ilkel yırtıcıların hayatta kalmasını sağlayan, suni bir izolasyondur. haliyle de en çok fayda sağlayanlar varlığını devam ettirebilmek adına etik olarak iğrenç de olsa her şeyi yapıyorlar.
  • 1541
    yabancı serbestliğine asla karşı değilim ama ortaya konulan avrupa'da başarı argümanı mantıksızdır. öncelikle avrupa'da başarı nedir bunun tanımını ortaya koymamız gerekiyor. bir tane oyuncu yetiştirmişliği bulunmayan fenerbahce ülker'in thy sponsorlu euroleague'i kazanması mı dünya çapında başarıdır yoksa alt yapısından 4-5 adam bulunduran galatasaray'ın uefa kupasını alması mı dünya çapında başarıdır? işte konu burada tıkanıyor. başarının ne olduğu konusunda hemfikir değiliz. ben yabancı ülkelerle aktif iş yapan bir insanım. yurt dışında saygı görmek istiyorsak üretmemiz gerekiyor yoksa parasını basıp adam alarak maç kazandığın zaman kimse sana saygı duymaz, seni başarılı saymaz. özellikle avrupalılar kendi değerlerini yaratabildiğin zaman seni başarılı adlediyor. bu değerler illa belirli bir pasaporta sahip olmak zorunda değil, ama avrupa'da saygı görmek istiyorsan bir şeyler üretmek zorundasın. bunun yabancı serbestliği ile gerçekten ilgisi yok. yabancı kuralına bizim üretimimiz çerçevesinde bakmak lazım. kısacası şu an hiçbir şey üretmiyorken yabancı kuralı olsa ne olur olmasa ne olur.
  • 1542
    şu anki mevcut sistem kötünün iyisi, gayet yerinde. katı yabancı sınırı kalitesizliğe yol açıyor. yabancı sınırını tamamen gevşetirsen de kimse türk oynatmaz, o zaman da lucescu bunağı söylemlerinde haklı olur. mesela şu anda tolga ciğerci, serdar aziz vesaire hak ederek oynuyor. yabancı sınırını kaldırırsan bunlar da oynamaz. e oynamasın ne olacak diyenler olabilir. o zaman da bizim fransa-almanya-ingiltere-ispanya gibi oyuncu üretemediğimiz gerçeği akıllara gelmeli. tottenham'ın bok gibi parası var ama altyapıdan kane, dier, alli gibi isimleri çıkartıp oynatabiliyor. bizim de altyapılarda o seviyeye geldiğimiz gün sınırsız yabancı kuralına karşı olmam.

    yani sorun yerli-yabancı meselesi değil. sorun bir şey üretme yani altyapı sorunu. tudor'un da dediği gibi çözüm olarak önce bu ülkenin geri kafalı antrenörleri eğitilecek. antrenörün de futbolcunun da bir vizyonu, bir çapı olacak. ondan sonra bekleyeceğiz ve göreceğiz. yani iş süreç işi ve sabırsız türk insanına bunlar tabi ters. istiyorlar ki yabancı sınırı hemen gelsin, türkler oynasın. milli takım da şahlansın. 60 yıldır sınır vardı da peki neden hala başarısızdık sorusu tabi bu ahmakların aklına gelmiyor. sınır geliyor, sonra topçuyu gidip almanya'dan yine alıyorsun. alman 3. liginde oynayan bir adam kayseri'ye, eskişehir'e geliyor. sonra da onu sana en az 5 milyon euro'dan ittiriyorlar. bu mu ulan türk futbolunun kurtuluşu! kimse türk oynamasın demiyor, şurada bir altyapı oyuncumuz çıksa, mesela enes ünal gibi karakteri olsa herkesin sevgilisi olur. biz yerliye karşı değiliz. kalitesizliğe ve kokuşmuş düzene karşıyız. yabancı sınırını eskisi gibi isteyenlerin de derdi milliyetçilik değil ranttır. aslında hepimiz bunu iyi biliyoruz.

    dediğim gibi mevcut sistem kötünün iyisi bir sistemdir. ama yetersizdir. altyapıyla ilgili zorunluluklar olmalı. altyapıdan oyuncu üretmeyen kulüplere ağır cezalar getirilmeli. bir program çerçevesinde gerekirse yabancılardan görüş de alınarak her kulübümüzün avrupa standartlarında altyapısı olması için çaba sarf edilmeli. altyapılar halledildikten sonra tam rekabet için sınırsız yabancıya geçilmeli.