• 4
    1965 doğumludur. 1.96 metre boyundadır. oyunculuk döneminde 1985-1992 yılları arasında yugoslavya milli takımında oynamış, 1990 da dünya şampiyonluğu yaşamıştır. 1992-2002 yılları arasında hırvatistan milli takımında oynamış, 1992 olimpiyatlarında gümüş madalya, 1993 avrupa şampiyonasında bronz madalya kazanmıştır.
  • 8
    --- alıntı ---

    efes pilsen'de alışılmışın dışında olaylar oluyor uzun zamandır. sezon ortası coach göndermeler, coach gelmeden transfer yapmalar, alt yapıya sırt çevirmeler.. bunlar efes pilsen kültürüne yakışmayan şeyler, zaten bunları yapmanın cezasını da büyük bütçeye rağmen saha içi sonuçlarıyla çekiyorlar. velimir perasovic'ten oldukça umutluydum, tau ceramica'da bir şeyler başarabilmiş bir head coachtu. arkasından bitik durumdaki cibona'nın başına geçti, tek artısı bireysel performansların yükselmesini sağlamak oldu. o takımdan marco tomas fenerbahçe ülker'e, luksa andric galatasaray'a transfer oldu, bojan bogdanovic'in oyununu nerelere taşıdığının da canlı şahidiyiz. kendisiyle harikalar yaratan igor rakocevic var bir de; tau ceramica formasıyla rako inanılmaz oynamıştı perasovic yönetimi altındayken, sayı krallıklarından biri bu döneme denk gelir. bakıldığı zaman peras hem dibe vurmuş bir takımı çalıştırmış, takım olarak çok katkı vermese de oyuncuları bireysel anlamda yükselişe geçirmiş ve bu sayede belli bir başarı yakalamış. hem de tepeye oynayan bir takımı çalıştırıp iz bırakabilmiş bir coach. efes pilsen'de olacağının elbette bir garantisi yoktu ama olmayacağını da kimse söyleyemezdi. david blatt'ın ne statüdeyken geldiğini ve burada neler yaşadığını unutmamak lazım.

    perasovic ayrılmadan bir kaç hafta evvel şöyle bir şeyler demişti;
    - ben geldiğimde takımın %80'i kurulmuştu. fazla hamle şansım yoktu. bir iki küçük ilaveyle yola çıktık. şu anda tercih hakkım olsa, çok daha farklı bir takım kurarım.

    bu laflar çok acı aslında. efes pilsen gibi bir kulüp getirdiği antrenöre istediği çalışma şartlarını sağlayamıyorsa durum vahim demektir. yönetimsel sıkıntıları zaten yakından takip eden herkes biliyor ama transfer yaparken de, coachun görüşleri alınmıyorsa; peras sen başarısızsın, otur sıfır denmemeli. türk basketbolunun ciddi bir jenerasyon sorunu var. alttan kaliteli oyuncu gelmiyor. gelenler euroleague'de katkı verecek düzeyde görünmüyor. bütün bunlara saygı duyuyor ve katılıyorum. ancak efes pilsen gibi bir takım 3 yıldır kadrosunda 8 yabancı bulunduruyorsa, kadroda bu kadar yabancı varken çoğu özelliği kısıtlı olsa da katkı veren ve her zaman faydalanılabilecek kaya peker'i rakibine kaptırıyorsa, dönüp sadece coachu suçlamak ciddi haksızlık olur. aslında jenerasyon problemi falan bambaşka bir yazıda incelenmeli, fazla konumuzdan sapmayalım.

    perasovic'in hiç mi suçu yok? elbette var. hırvat coach takımda istediği rotasyonu bir türlü oturtamadı. bir dönem efes pilsen iyi oynarken rakocevic ilk çeyreğin tamamında oyunda kalır arkasından 4 dakika dinlenir ve faul durumuna göre ikinci çeyreği tamamlar veya son 2 dakikada tekrar benche gelirdi. son haftalarda (özellikle murray alınınca) ise rakocevic yıldırım hızıyla giriyor-çıkıyor bezen maçın sonu onla oynanıyor, bir sonra ki maçta son çeyrekte hiç süre almıyor gibi abukluklar vardı. bunun yanında kerem tunçeri iyice rolünü kaybetmişti, süreleri belli değildi. bütün bunların yanı sıra daha ciddi sıkıntı oyuncu ve coach arasında iletişim kopukluğu vardı. en azından benim gözlemim buydu. oyuncular sahada en ufak bir hata yapmaktan korkar hale gelmişti çünkü peras aşırı reaksiyon gösteriyordu herşeye. oyuncularına aşırı derece bağırıyor ve motivasyonlarını aşağıya çekiyordu. bütün bu sıkıntılar alınan kötü skorlarla birleşince perasovic'in ayrılması kaçınılmaz oldu.

    takımı takip eden herkes biliyordu ki, zaten peras en geç sezon sonu gidecekti. önümüzdeki yıla başlama şansı yoktu. medyaya her gün görüşülen isimler düşüyordu. sonuç olarak efes pilsen yönetimi ayrılan velimir perasovic yerine sezonu ufuk sarıca ile tamamlamaya karar verdi. sezon sonunda da muhtemelen kariyerli ve herkesin kabul edeceği bir coachla anlaşacaklar. kalan maçlar ufuk sarıca içinde iyi bir sınav, çünkü buradan bir sonraki aşamaya atlayabilir. yönetim bu seneyi kayıp sene ilan etti ve yeniden yapılanmaya gidiyor. gelen haberler yönetimin de yeniden şekilleceğini işaret ediyor. zaten asıl olması gereken buydu. ergin ataman ve velimir perasovic açıkca 8 yabancının olduğu takım düzeninin kendilerinin tercihi olmadığını söylediler. aslında her şey kerem gönlüm'in doping olayıyla başladı ama oraya kadar gidersek yazı bitmez. seneye gelecek coachun tercihleri, takımdaki oyuncuların durumu, hatta isim mevzusu yüzünden takımın durumu her şey muamma. bu kadar yanlıştan bir doğru çıkacak mı, iyi bir takım kurulabilecek mi göreceğiz.

    --- alıntı ---

    http://boyalialan.com/.../perasovic-giderken/
  • 14
    efes'i çalıştırdığı iki dönemde de guard transferi konusunda kötü seçimler yapan koç. 2010 - 2011 sezonunda andrew wisniewski isimli yetersize emanet etmişti takımın direksiyonunu. şimdi de postmodern aw olarak josh adams'a aynı misyonu yükledi. gerçi bu sefer aw inatçılığı yok kendisinde* fakat tercih tercihtir.