• 1
    üç ana maddede toplanabilirler: yöneticiler, antrenörler ve halk.

    yöneticilerin genel olarak futbolla alakaları yoktur. kendi gelirlerini arttırmak ve bulundukları bölgede itibarlarını yükseltmek için bu işi yaparlar. vizyonsuzdurlar, geleceğe dair plan yapmazlar. altyapıya önem vermezler. antrenörler halk tarafından tanınan eski futbolculardır genelde. herhangi bir kursa gitmişlikleri veya diploma almışlıkları yoktur. kendilerini geliştirmezler bu bakımdan. futbol hakkında kitaplar okumak yerine giderler akşamları meyhanede içki içerler veya kahvelerde kağıt oynarlar. futbolu bilmezler. halk da futbola gereken önemi vermez belki de. diğer bölgelerde fakir insanların umut kapısıdır futbol. kitlelerin afyonudur. ama trakya belki de refah seviyesi en yüksek bölge olduğu için çok sallamaz futbolu. şehir ve takım bilinci yoktur.

    genç yetenekler yakın diye istanbul'daki kulüplere giderler. takımlara gerekli yatırımlar yapılmaz. futbolu bilen kişiler kulüplerin başına geçmez, halk bunu düzeltmek için tepki göstermez.

    ve trakya'da futbol hep arkaplanda, gelişmemiş olarak kalır.
  • 3
    trakya insanı girişkendir, sorumluluk alırlar, genç yaşta tarla tapan işleriyle ilgilenirler bu da aile içinde gençleri ister istemez 2. adam yapmaktadır, gençler ya meslek ya futbol ayrımında genelde meslek kısmını seçerler ve hayatlarına böyle devam ederler, doğru düzgün bir altyapının olmaması, istanbul'a yakınlığı münasebetiyle futbol oynamaya fazla zaman ayırmazlar ama 11 senede benim gördüğüm destekleme konusunda spora aşık bir bölgedir, taraftar grupları edirnelerden her hafta maça gelmektedirler, ülkemizdeki yaşam standardını da göz önünde bulundurursak daha iyi değerlendirme şansına sahip oluruz, aydın bir bölge olması dolayısıyla belediyeler tarafından yeterli desteği görmediğini düşünmekteyim, unakıtan bile edirneli olmasına rağmen eskişehirspor'a destek veriyorsa söylenecek pek bişey yok sanırım.
  • 7
    trakyada müthiş bir futbol potansiyeli vardır. türkiye'de amatör maçların bile çim sahada oynandığı ilk bölgeydi zamanında. tabii bunda, keşanspor, uzunköprüspor gibi 3.lig, 2.lig görmüş kulüplerin sonradan amatör kümeye düşmeleri de etkendir. ama köy takımlarının sahaları çim değilse de, çimenliktir genellikle.
    trakya tarım, hayvancılık ve sanayi sayesinde en gelişmiş bölgelerimizden biridir. insan kalitesi yüksektir. bunlar birleşince trakyalı hayatın keyfini çıkarmayı da sever. içinde birahane, meyhane olan köyler var, anadoluda bazı şehirlerde bile bulmak zorken. edirne'de içinde 24 tane kahvesi olan köy biliyorum.

    şöyle bir durum var: genç erkeklerin evlenmesi için koşulan şartlardan biri bir işi olması, ailesinin zenginliği hiç önemli değil. özellikle devlet memuru olması evlenebilmek için büyük kolaylık. gerçi, aramızda kalsın, 1 ay sonra evlenecek nişanlı çiftler bile kaçıyorlar.

    bu sebeple müessese kulüpleri bu amacı gerçekleştirmek için büyük fırsat. trakya futbolu için de en büyük düşman aslında.
    eskiden böyle kpss falan yoktu tabii, çok daha kolaydı devlet memuru olmak. girersin dsi, köy hizmetleri (ki sanırım şimdiki adı özel idare oldu), trakya üniversitesi takımlarına. bir süre geçici işçi olarak, sonra da kadrolu olarak devlet memuru olursun. bu ismini saydığım kulüpler edirne futbolunun şampiyonluğa oynayan takımlarıydı.

    ben genç milli olmuş oyuncular tanıyorum, bir kere bile profesyonel ligde oynamadan futbolu bırakan. amatör kümede müessese kulübüne kapağı atıp, evlenip futbol falan oynamıyorlar.
    kadroya geçtiğinin ertesi günü idmana çıkmayan, ben futbolu bıraktım diyen adamlar tanıyorum.

    ben bunların hepsini zamanında serpil hamdi tüzün'e de anlatmıştım bir edirne dönüşü. belki ben de sorumluyum trakya futbolunun gelişememesinden.**
  • 10
    bir trakyali olarak kendimi olaya el atmak durumunda hissettigimdir. dinozor hafizalilarin haricinde biz fani'lerin bildigi, trakyanin süperlige eski adiyla 1.lige kazandirdigi 2 isim vardir. birisi uzunköprüspor'da yetisip önce edirnespor'a oradanda bursaspor'a transfer olan selim özer, digeri ise yillar yili mke ankaragücü'nde 39 sirt numarasi ile formasini terleten babaeskili faruk namdar'dir. bunlar trakya kulüplerinden süperlig takimlarina transfer olanlardir. trakyada bilhassa tarim'in yanisira tekstil ve mobilya sanayii bir hayli geli$mi$tir. ortalama trakyali genc lise bittikten sonra kafasina ve babasina güveniyosa üniversite hayatina atilir. okuycak göz yoksa ve zaten baba'da zügürt ise atar kendini fabrikalarin gece vardiyalarinin kollarina. bilmeyenler icin söylüyorum, çorlu edirne asfalti boyunca sagli sollu bunlara trakya cam'da dahil, 1000lerce gencin gecimini sagladigi onlarca fabrika vardir. yani 1. sorun gecim derdi.

    gelelim 2. sorun'a. buda ne edirnespor'un, ne babaeski'nin, nede lüleburgazspor'un gözde klüpler olamamasi. gözde klüp olmak icin ba$ari gerekir, ba$ari icinde iyi futbolcu ve futbola yatirim $art'tir. halbuki bu 2-3 ilin aralarinda zamaninda lüleburgaz ve babaeskispor gibi 2. ve 3.lig'lerde mücadele etmis takimlar vardir. yakalanilan ba$arinin ardindan gereken maddi yatirim yapilmami$ ve maalesef istikrar saglanamami$tir. türkiyemizin genelinde futbolda ekonimik ve sportif anlamda bazi zaaflar vardir ve trakya klüpleride ayni $ekilde bu dertten muzdariptir.

    oysaki biribirilerine olan mesafelerin kisaligi gözönünde bulundurulsa ve tekbilek bir takim olu$turulup adida trakya birlik konulsa fenami olur? ümidimiz bu dogrultudadir..

    ayriyeten $öyle bir inceleme yaptigimizda bazi gerceklerde gözden kacmamaktadir. örnegin:

    ugur ucar, fatih akyel ve orhan cikrikci'nin lüleburgaz'a bagli ahmetbey kasabasindan oldugudur. ve hatta arda turan'in dedesinin edirne'nin havsa ilcesinden ve genclerbirliginin kalecisi serdar kulbilge'nin lüleburgaz'a bagli lahana köyünden oldugudur.
  • 11
    (bkz: trakya futbolu)

    bu başlığa yazılan girilerin durumu gayet güzel özetlediğini belirtmek isterim. aslında aşağıda yazdıklarım önceki yazılanlarla içerik olarak aynı fakat yine de birkaç paragraf çiziktirmek istiyorum ve konuya direkt olarak dalıyorum...

    coğrafya ve trakya insanının yaşam tarzı... trakya demek köy demek. şehirlerde yaşayan insanların 3/4'ü çevre köylerle daimi bağlantıları olan insanlardır. bu durum özellikle edirne'nin ve kırklareli'nin ilçeleri için daha fazla geçerli. tekirdağ'ın büyükşehir oluşu durumu daha farklı kılsa da benzer vaziyet bu şehirde de mevcut. trakya'nın coğrafi özelliği buranın insanları için hayvancılığı, tarımı birçok şeyin önünde tutar. verimli topraklar insanların bu tip işlerle haşır neşir olmasını zorunlu da kılar bir nevi. toprak daima ön plandadır. "falanca toprağını ona satmış", "şu kadar dönüm araziye şunu yaptım", "x'in mahsuller bu kadar etmiş" vesaire. bu gibi muhabbetler köy kıraathanelerinin değişilmezleridir. hiç mi futbol konuşulmaz? konuşulur tabii ama arazi, memleket meselesi, takı muhabbetinden sonra... buralardaki çocuklar da haliyle bu sohbetlerin etkisiyle büyürler. evet, herkes takım tutar fakat bu tutkunun adı öncelik olarak birinci, ikinci hatta üçüncü sırada dillendirilmez.

    trakya insanının eğitim anlayışı... destansıdır! geyik yapmıyorum, gerçekten muazzam bir eğitim aşkı vardır trakya insanında. yukarıdaki paragrafta bahsettiğim köy çocukları var ya, yarısından çoğu zamanı gelince üniversite için atar çantasını sırtına. kent insanı da köy insanı da o biçim teşvikçidir bu konuda, kız - erkek ayırt etmeksizin. çocuklar ideallerine ulaşabilmek için kendilerini topa mopa çok vermezler. ailelerin abartılı yarışmacı kafa yapısı da buna bir etkendir. diyeceğim o ki, gençler için futbol vazgeçilmez bir tutku olmaz hiçbir zaman.

    trakya'daki spor anlayışı... futbol elbette ki sevilir sevilmesine de, bazı ilçelerde basketbol futbolun da önündedir. ayrıca; özellikle bulgaristan özelinde balkan coğrafyasından gelen insanların da etkisiyle vücut geliştirme sporu inanılmaz popidir birçok trakya ilçesinde. hafta sonları birkaç saat mesafedeki bulgaristan'a geçerek steroid temin etmenin ne kadar kolay olduğu ve ucuza denk geldiği hesaba katılırsa bu duruma pek şaşırmamak gerek :) burada bahsettiğim vücut geliştirme kültürü vücudu şekle sokmaktan ibaret değil, gerçek anlamda yarışmacı bir mantalite. ne bileyim, türkiye şampiyonaları vesaire. küçük çaplı değil yani trakya'daki vücut geliştirme uğraşı.

    alkol... bakın böyle bir içicilik olamaz. insan gibi içmek diye bir şey söz konusu değil bu topraklarda. hayvan gibi içmek de denemez hatta, daha farklı bi' şey bu. adını koyamıyorum, yaşamak lazım. sınırı, sonu olmayan bir içki döngüsüne girdiğinizi düşünün... düşündünüz mü? ahan da işte trakya'dasınız :) alkol zammı falan hak getire. bir de şu var elbette; bulgar içkileri. özellikle sarı rakı. sek şekilde, viski gibi tüketilir. demek istediğim ucuz alkole ulaşım da kolaydır yani. böyle bir ortamda gençlerin alkole olan yaklaşımlarının nasıl olmasını beklersiniz? bildiniz, affetmezler :) yani? yani alkol çok büyük bir kültürdür trakya'da. cuma iş çıkışı halı saha da tercih edilir ama ıslatmak daha mühimdir.

    bölgenin istanbul'a olan yakınlığından ve yöneticilerin olaya yaklaşımından bahsedilmiş önceki girilerde.

    trakya refah düzeyi yüksek bir bölge. insanının "a be nabıcan şimdi te orda bea kâmil" kafa yapısında olduğu düşünülür ilk başta ama kesinlikle böyle bir durum yok. varsa da bu raddede değil. atatürk'üne, eğitimine, tarımına sahip çıkan bir kesimdir trakya. evet, gösterişten ve para konuşmaktan biraz fazla hoşlanırlar ancak gerçekten iyi insanların yaşadığı bir coğrafyadır. bütün nedenleri tek bir sebebe indirgemek gerekirse olay şundan ibarettir; futbol herhangi bir konuda hiçbir zaman öncelikli tercih değildir.
  • 12
    trakya futbolu ne demek ya ? böyle bir olgu böyle bir bölgesel ayrım mı var futbolda ? ( etnik veya siyasi anlamda söylemiyorum kesinlikle )
    bir bölgenin toprağının verimli olması veya halkının ekonomik olarak iyi durumda olması, o bölgenin spor altyapılarına bakış açısını mı belirliyor diyorsunuz ?

    sorun hakkari'de ne ise trabzon'da ne ise keşan'da da aynı arkadaşlar.