• 1
    galatasaray org sitesinde her ayrı günde galatasarayımızla ilgili maçların, zaferlerin, olayların anlatıldığı, tarihimizle ilgili önemli bilgileri içeren küçük bölüm.

    mesela 25 eylül gününde yazan yazı şöyledir;
    25 eylül 1926
    yeni başkan adnan ibrahim
    adnan ibrahim (pirioğlu) 1892 yılında dünyaya geldi. 1907 yılında öğrencisi olduğu okulun bünyesinde kurulan kulübe üye oldu. 1908 yılında barham savaş gemisi’nin futbol takımına karşı oynayan takımda forma giydi. yine aynı şekilde 1909 yılında fenerbaçe ile ilk kez oynayan galatasaray kadrosundaydı. 1909 yılında şampiyon olan galatasaray’ın şampiyon kadrosunda da yer alan adnan ibrahim, 1914 yılında kriket takımını kurarak bu takımın kaptanlığını da üstlendi. 1923 yılında aktif sporu bıraktıktan sonra galatasaray da çeşitli kademelerde yönetici olarak görev aldı. 1926 yılının 25 eylül’ün de ise galatasaray spor kulübü’nün başkanlığına seçildi.
    yönetim kurulu şu isimlerden oluşmaktaydı
    ikinci başkan: ali haydar (barşal)
    umumi katip: sadun galip (savcı)
    muhasip: sadi (batu)
    veznedar: reşat şirvani
    fazla uzun sürmeyen başkanlık döneminin ardından adnan ibrahim pirioğlu, köşesine çekilmeyi tercih ederek bir daha kulüpte aktif bir görev üstlenmedi.
  • 3
    27 eylül 1912

    ilk otomobil gezisi

    ali sami yen'in hemen her konuda öncülüğü ve yenilikleri hayatın içine taşımak konusundaki girişimciliği herkesin bildiği bir gerçekliktir. tıpkı galatasaray futbol takımını kurması ve ardından da mevcut kurumsal yapıyı pek çok spor faaliyetinin yapıldığı bir spor kulübüne dönüştürmesi örneğinde olduğu gibi.

    ali sami yen, 1912 yılında o günlerde çok az kişinin sahip olabileceği bir şeye sahipti. bir otomobile. ve bu otomobili bizzat kullanmayı öğrenecek, o günlerde arkadaşları ile gezilere çıkacaktı.

    ali sami yen'in otomobil merakı sonraki yıllarda da devam edecek, özellikle 20'li yıllarda bir dönem görev üstlendiği turing otomobil kurumundayken ilk otomobil yarışlarının düzenlenmesine ön ayak olacaktı. aktif spor yöneticiliğinden uzak durduğu son yıllarında ise, otomobillerin mekanik boyutu üzerine de yoğunlaşacak, otomobille pek çok geziye çıkarak, yurdu dolaşacaktı.

    ali sami yen'in albümündeki bu fotoğraf ise, 28 eylül 1912 günü yalova daki ilk otomobil gezisinde çekilmiş.

    http://www.galatasaray.org/...tebugun/27eylulB.jpg
  • 4
    07 ekim 1979

    7. haftada ilk galibiyet
    bir önceki sezon trabzonspor’un ardından ligi ikinci bitiren ve şampiyonluğu kılpayı kaçıran galatasaray, 1979-1980 sezonuna da iddialı girmişti. teknik direktör yine bir önceki sezonun başarılı çalıştırıcısı coşkun özarı’ydı.
    ancak işler galatasaray’ın istediği gibi gitmemiş ve takım ligin ilk 6 maçında galibiyet bile alamamıştı. alınabilenler sadece 3 beraberlik ile 3 mağlubiyetti ve bu olumsuz manzara üzerine coşkun özarı görevinden istifa etmiş yerine 6. haftada turgay şeren gelmişti. özarı, herkesten turgay şeren’e destek olmasını da isteyecekti.
    galatasaray ligdeki ilk galibiyetini ise ancak 7. haftada istanbul’da 7 ekim 1979 günü adana demirspor’a karşı 1-0 ile alacaktı. bu maçtaki tek golü de gökmen gzdenak kaydetmişti. bu galibiyet ile o gün yapılan yorumlarda galatasaray’ın lige döndüğü ifade edilmişse de, sezon sonuna kadar sıkıntılı süreç devam etmiş ve galatasaray 1979-1980 sezonunu küme düşme hatttının ancak 2 puan üzerinde kapatabilmişti.

    (bkz: copy paste)
  • 5
    şeref hüsam hayatını kaybetti.

    20’li yıllarda galatasaray su sporlarının en önde gelen sporcularındandı. o yıllarda galatasaray denizcilik şubesi’nin kaptanlığını da yapan mecdi hüsam’ın kardeşi olan şeref hüsam, yüzme ve kürekte pek çok şampiyonluk kazanmış, rekorlar kırmıştı. şeref hüsam aynı zamanda o yıllarda yeni oluşturulan sutopu takımının da oyuncusu ve kaptanıydı. 1932 yılının ekim ayında düzenlenen sutopu şampiyonasında galatasaray; beykoz ve fenerbahçe’yi yenmiş ardından da deniz harp okulu final maçına çıkmadığı için hükmen galip gelerek istanbul mıntıkası sutopu şampiyonu olmuştu.
    bu şampiyonluğun kazanıldığı 7 ekim gününün ertesinde henüz 28 yaşında olan şeref hüsam beyin kanaması neticesinde 8 ekim 1932’de aramızdan ayrılacaktı.

  • 6
    bir portre: süleyman öztürk

    eski yöneticilerden kemal onar anlatıyor: “süleyman öztürk 'ü 1955 yılında çalışmakta olduğum iş bankası beyoğlu şubesi cari hesaplar servisinde; servis hizmetleri görevini yaparken tanımıştım.
    çok çalışkan, dürüst ve terbiyeli bir kişi idi.
    aslen malatya'lı idi.
    1955 ve 1956 yıllarında ve arada sırada, tatil günlerinde bebekteki kulübe bana ziyarete de gelirdi.
    adanın alınmasından sonra inşaat sıralarında, açılışta da hep adaya geldi.
    eylül ayında bir gün servisteki masamda otururken süleyman yanıma gelip " hakkını helal et ağabey ben gidiyorum" dedi.
    nereye gidiyorsun ne hakkın helali diye sorduğumda geçinemiyorum bu maaşla ağabey, (pek iyi hatırlayamıyorum ama sanırım 101 lira 43 kuruş maaş alıyormuş).
    birden kafamda bir şimşek çakmıştı.
    süleyman’a gel seni galatasaray adasına gece bekçisi olarak alalım, maaşı da 250 lira demişim.
    sonra o bir düşüneyim dedi, ben de komiteden karar çıkartayım dedim. işte süleyman öztürk galatasaray spor kulübünde ve kuruçeşme’deki eski kömür adasından başlayarak 10 ekim 1957 yılından, bizar olup istifaen ayrıldığı 1990 yılına kadar hatırladığım kadarı ile galatasaray kulübünün basamaklarını ağır ağır ve uzun sürelerde yukarı doğru çıktı.
    gece bekçiliğinden sonra tahsildarlığa, tahsildarlıktan katipliğe, katiplikten galatasaray adası müdürlüğüne, kalamış tesisleri müdürlüğüne, galatasaray adası müdürlüğü uhdesinde kalmak kaydı ile galatasaray kulübü müdürlüğüne geldi”.

  • 7
    ferencvaros'u eledik

    o yıllarda macar futbolu eski gücünde olmasa da her şeye rağmen hala avrupa’da söz sahibi bir ekoldü. macaristan takımları da avrupa kupalarında final oynayan, finallere gelemese bile yarı final ve çeyrek finallere aşina takımlardı. bu nedenlerdir ki, 1963 yılında o sezon türkiye şampiyonu olan galatasaray’a macarların ünlü ferencvaros takımı çıktığında hiç kimse tur atlama konusunda şans tanımayacaktı. ancak istanbul’daki ilk maçı metin oktay (2), bahri ve tarık’ın golleriyle 4-0 kazanan galatasaray deyim yerinde ise imkansızı gerçekleştirmişti. rövanş maçı ise 11 ekim 1963 günü budapeşte’de oynanmıştı. hakemin taraflı ve kötü idaresinin yanısıra evsahibi takımın kendi sahasındaki olumsuz atmosfer de galatasaray’ın turu geçmesine engel olamayacaktı. maçı 2-0 kaybeden galatasaray, o günlerin koşullarında bir ilke imza atıyor ve bir türk takımının da avrupa kupalarında iş yapabileceğini gösteriyordu. zaten maçtan sonra ferencvaros başkanının yaptığı açıklama da bunu teyit etmekteydi. başkanın dediği gibi böylesi güçlü bir takıma elenmeleri başarısızlık değildi. çünkü rakip galatasaray’dı….

    11 ekim 1963
  • 8
    yusuf ziya öniş i kaybettik

    1892 yılında istanbul’da dünyaya geldi. galatasaray lisesi’ndeki tahsilinin ardından da isviçre’ye gitti. galatasaray’da ve isviçre’nin servette takımlarında futbol oynadı. türkiye idman cemiyetleri ittifakı’nın kuruluşunda etkin rol aldı. 1922 ile 1924 yılları arasında galatasaray’ın maddi anlamdaki en zor zamanlarında başkanlık görevini üstlendi. 1922 yılında kurulan futbol federasyonu’nun ilk başkanı oldu. 1933 yılında galatasaray’dan istifa ederek güneş kulübü’nün kuruluşunda yer aldı. 1938 yılında kulüp fesholana kadar da yöneticiliğini yaptı.
    bu yıllarda türkiye iş bankası ve denizcilik bankası’nda üst düzey yönetici olarak çalıştı. güneş kulübü’nün kapanmasının ardından galatasaray’a geri döndü. 1950-1952 yılları arasında yeniden galatasaray başkanı oldu. ömrünün son yıllarında daha çok sarıyer kulübü’ü ile ilgilendi ve adı daha sonra aynı ilçedeki stada verildi.
    imparator lakabı ile anılan yusuf ziya öniş, türkiye’ye modern sporların gelmesi ve yaygınlaşmasında öncülük etmiş bir isimdi. gelişmiş ülkelerdeki spor düzeninin türkiye’de de kurulması için uğraş veren yusuf ziya öniş, bilhassa futbolda profesyonelliğe geçilmesi için yoğun çaba sarfetmiş ve bu konuda öncülük etmiş bir isimdi. 12 ekim 1960 günü aramızdan ayrılan yusuf ziya öniş’i saygı ve rahmetle anıyoruz.

    12 ekim 1960

    (bkz: başlığı görev bellemek)

    (bkz: yusuf ziya öniş)
  • 9
    atlama kulesi sökülüyor

    1920’li yıllarda hizmete giren bebek semtindeki lokalde aynı yıllarda bir de demir atlama kulesi yapılmıştı. uzun yıllar galatasaraylılara hizmet veren bu demir atlama kulesinin eskimesi ve tehlikeli bir durum oluşturması üzerine sökülmesine karar verilmişti.

    muslihittin peykoğlu’nun başkanlığında toplanan yönetim kurulu 13 ekim 1945 günü aldığı bu kararı fazla zaman kaybetmeksizin hayata geçirmiş ve söz konusu kule 150 lira masrafla söktürülmüştü.

    alınan yönetim kurulu kararında demirlerin aynen muhafazası ve başka bir işte kullanılması da karara bağlanmıştı.

    13 ekim 1945
  • 10
    fenerbahçe ye golü sedat balkanlı atmıştı

    1994-1995 sezonuna galatasaray çok hızlı başlamış ilk 5 haftada üstüste aldığı galibiyetlerle şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu göstermişti. 7. haftada beşiktaş’ı 3-1 yenen galatasaray, 9. haftada 15 ekim 1994 günü oynanan maçta fenerbahçe ile 1-1 berabere kalmıştı. galatasaray’ın bu maçtaki golünü de aslında defans oyuncusu olan sedat balkanlı atmıştı. o sezon bir çok kritik maçta attığı gollerle galatasaray’a önemli puanlar kazandıran sedat balkanlı, futbola g.o.p. spor’da başlamış ardından da konyaspor ve bursaspor formalarını giymişti. sedat balkanlı galatasaray’da oynadıktan sonra fenerbahçe formasını da giymişti. sonraki dönemde sedat balkanlı yakalandığı als hastalığı nedeniyle sahalardan erken sayılacak bir yaşta ayrılmak zorunda kalacaktı.

    15 ekim 1994
  • 11
    hayrettin ve 4-2’lik psg galibiyeti

    1996-1997 sezonunda galatasaray, bir sene öncenin kupa şampiyonu olması sebebiyle avrupa kupa galipleri kupası’nda oynamaya hak kazanmıştı. 90’lı yıllarda uefa kupası’yla birleştirilen avrupa kupa galipleri kupası’nın ilk turunda galatasaray, moldova’nın constructorul takımını elemişti.

    ikinci turdaki rakip ise fransa’nın psg takımıydı. galatasaray, rakibinin kesin favori olarak gösterildiği maça çok rahat çıkmış ve etkili bir oyun sergilemişti. 5. dakikada hakan şükür’ün, 12. dakikada da tugay kerimoğlu’nun golleriyle 2-0 öne de geçmişti.
    ancak ilerleyen dakikalarda psg, le quen’in 40 metreden attığı şutla farkı bire indirecekti. psg, bir kaç dakika sonrasında bu kez de dely valdes’in vuruşunda kaleci hayrettin demirbaş’ın inanılmaz bir şekilde tuttuğu topu elinden kaçırmasıyla skora denge getirecekti. yaşanan şoku devrenin sonunda hakan şükür’ün attığı gol ortadan kaldıracaktı.

    ikinci yarının 52.dakikasında hakan ünsal’la bir gol daha bulan galatasaray, sahadan 4-2 galibiyetle ayrılan taraf olacaktı. 4-2’lik bu galibiyet herkesi mutlu etse de, çok daha avantajlı bir skorun alınamaması üzüntüye neden olacaktı. bu konuda en büyük eleştiriyi ise iki golü de büyük hatalarla yiyen kaleci hayrettin demirbaş alacaktı. bir anlamda hayrettin demirbaş yediği gollerle alınan galibiyetten daha fazla konuşulacaktı.

    (bkz: top direkten dönecek sandım)

    17 ekim 1996
  • 12
    galatasaray piyangosu

    satılan bilet sayısı bir rekordu 304.299 adet bilet satılmıştı. kemal onar’ın organizatörlüğünde düzenlenen piyango başarılı bir kampanya ile kamuoyuna duyurulmuş ve beklenen etkiyi yapmıştı.
    çekiliş19 ekim 1985 gecesi spor ve sergi sarayı’nda halkın önünde yapılan bir şölenle gerçekleştirilmişti. geceye pek çok sanatçı katılmış, sunuculukları ise altan erbulak ile gül erda ve mustafa yolaşan yapmışlardı.
    trt istanbul televizyonu’nun dekoratörüne o gece için özel bir dekor bile yaptırılmıştı. biletle girilen piyango çekilişi ve şölenine çok sayıda sayıda seyirci gelmişti.
    galatasaray o günün parası ile bu piyangodan 439.403.414 lira net gelir elde edecekti.

    19 ekim 1985
  • 13
    23 ekim 1985

    derwall feldkamp’a karşi

    1984-1985 sezonunda türkiye kupası kazanan galatasaray, 1985-1986 sezonunda avrupa kupa galipleri kupası’nda mücadele etme hakkını kazanmıştı. ilk turda polonya’nın w. lodz takımını eleyen galatasaray ikinci turda batı almanya’nın b. uerdingen takımıyla eşleşmişti.

    o yıllarda galatasaray’ın teknik direktörü efsane hoca jupp derwall’di. b. uerdingen’in başında ise daha sonra iki kez galatasaray’da görev alacak olan karl heinz feldkamp vardı.
    derwall’li galatasaray ile feldkamp’lı b. uerdingen 23 ekim 1985 günü karşı karşıya gelecekti. rövanşı kasım ayında oynanan iki maçın sonundaysa tur atlayan taraf alman ekibi olacaktı. ama bu maçlar serisi iki ünlü alman teknik adamı karşı karşıya getirme açısından ilginç bir eşleşme olacaktı.
  • 15
    15 aralık 1999

    ankaraspor’la ilk maç

    ankaraspor, 1999-2000 sezonunda ikinci ligde oynarken, ilk kez galatasaray’ın rakibi olmuştu. bu maç, o dönem gelişen olaylar nedeniyle farklı bir beklentiye sebep olmuştu. o dönem bir ikinci lig takımı olan ankaraspor, galatasaray’ı eleyebilir miydi? galatasaray’ın şampiyonluk yolundaki rakipleri olan beşiktaş ikinci lig ekibi çanakkale dardanelspor’a, fenerbahçe ise pendikspor’a elenirken, galatasaray da türkiye kupası’nda bir başka ikinci lig ekibi ankaraspor’la karşılaşmıştı.

    galatasaray, bu maçta bülent'in golüyle maça hızlı başlamış, marcio, saffet ve yine marcio'nun golleriyle devreyi 4-0 önde kapatmıştı. ikinci yarıda ankaraspor, bayram ile galatasaray ise ümit ile bir gol bulmuş ve maç galatasaray’ın 5-1 üstünlüğü ile sonuçlanmıştı. mucize gerçekleşmemiş, galatasaray türkiye kupası’nda yoluna devam etmişti.

    hakemler: selçuk dereli, serdar çakıroğlu, kenan bektaş
    galatasaray: mehmet, ümit, bülent, fatih (hasan şaş dk.52), tugay, okan (gürol dk.33), emre (ceyhun dk.71), suat, mehmet yozgatlı, saffet, marcio
    yedekler: kerem, capone, popescu

    ankaraspor: habip, serkan, hüseyin, mehmet, mehmet dinçer, gökşin (devrim dk.87), hürriyet, ertuğrul (mustafa bolat dk.87), barış (sunay dk.83), mustafa, bayram
    yedekler: osman, cengiz, cihan
    goller: bülent (dk.8), marcio (dk.15 - 33), saffet (dk.16), bayram (dk.48), ümit (dk.81)

  • 17
    28 aralık 1923

    galatasaray 1- ferencvaros 1

    20. yüzyılında ilk yarısında avrupa'ya damgasını vuran macar futbolunun en gözde temsilcisi de ferencvaros takımıydı. işte o ferencvaros'u cumhuriyet'in ilanının hemen sonrasında galatasaray, taksim stadı'nda ağırlamıştı. daha önce galatasaray'ın avrupa turnelerinde karşılaştığı ve farklı mağlubiyetler aldığı ferencvaros, karşısında alınacak az farklı mağlubiyet bile başarı olarak görülebilirdi. 28 aralık 1923 günü taksim stadı'nda oynanan galatasaray-ferencvaros karşılaşması beklenenin aksine denk kuvvetlerin mücadelesi şeklinde geçmiş ve 1-1 beraberlikle sonuçlanmıştı. herkesin karşılaşmayı rahat kazanacağını düşündüğü ferencvaros, galatasaray'ın etkili oyunu karşısında beraberlik ile yetinmek zorunda kalmıştı.

    istanbul'da memnuniyetle karşılanan bu sonuç, galatasaray'ın avrupa'daki başarılar zincirinin bir halkası olarak tarihe geçerken, ferencvaros daha sonraki maçlarında gerçek kimliğini ortaya koymuş ve farklı galibiyetler almayı başarmıştı. altınordu'yu 8-0, fenerbahçe'yi ise 4-0 mağlup eden ferencvaros, istanbul'daki son maçında ise galatasaray-fenerbahçe karmasını 3- 0 yenerek türkiye'den ayrılmıştı.
  • 19
    (alinti: atatürk galatasaray lisesi'nde

    türkiye cumhuriyet'nin kurucusu mustafa kemal atatürk'ün galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, galatasaray lisesi'ni 2 aralık 1930, 28 ocak 1932 ve 1 temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır.

    atatürk'ün galatasaray lisesi'ni ikinci ziyareti ise bundan tam 77 sene evveline denk gelmektedir. büyük önder, 28 ocak 1932 perşembe günü beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da galatasaray lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır.

    lisedeki tarihi tevfik fikret salonu'nda verilen bir müsamereyi izleyen atatürk, oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir.)
  • 20
    29 ocak 1938

    istanbul dişinda şube açma karari

    2 ocak 1938 tarihinde kurucu başkan ali sami bey’in başkanlığında yapılan toplantıda kulübün ankara’da da bir şube açma kararı gelmekteydi. merkezin istanbul’da olması, buna karşılık siyasetin merkezinin yer aldığı ankara’nın spor dünyasındaki etkinliği göz önüne alındığında, bu bağlamdaki bir eksikliği gidermek ve siyasal erk ile daha yakından temas kurabilmek adına böyle bir karar alınmıştı.

    aynı günlerde alınan başka bir karar da, kulübün kitleselleşme yolunda attığı adımları göstermesi açısından dikkat çekiciydi. 29 ocak 1938 tarihinde toplanan kongrede kabul edilen kulüp tarihinin 5. nizamnamesi ile galatasaray kulübü'nün istanbul dışında diğer kentlerde de şube açması kabul ediliyordu. buna göre üye sayısının 100 kişiyi geçtiği durumlarda, o yörede galatasaray kulübü nizamnamesindeki ilkelere ters düşmemek kaydıyla şube açılması ve sportif faaliyetlerde bulunulması karara bağlanıyordu.
  • 21
    07 şubat 1998

    van’dan galatasaray geçti

    1997-1998 sezonunun 21. haftasında rakip vanspor’du. 7 şubat 1998 tarihinde oynanan maçta herkesin çekincesi vali mahmut yılbaş stadı’nın futbola elverişli olmayan zeminiydi.

    fakat bu zorluğu bir kenara bırakan galatasaray, maç boyunca rakibine karşı üstün oynadı. galatasaray, daha 4. dakikada arif'le öne geçti, 38. dakikada popescu farkı açtı. galatasaray’ın son golü 75. dakikada arif'ten geldi. galatasaray, herkesin zor geçmesini beklediği karşılaşmadan 3-0 galip ayrılıyordu.

    galatasaray, 1997-98 sezonunda topladığı 75 puanla sezonu şampiyon olarak tamamlayacaktı.

    galatasaray: mehmet - fatih, popescu, bülent - okan, ümit, tugay (emre dk.76), hagi (vedat dk.69), osman (k.hakan dk.65) - b.hakan), arif
  • 22
    09 şubat 1986

    goller kaptanlardan

    galatasaray, 1985-86 sezonuna başlarken tam 13 yıldır şampiyonluğa hasretti. kadrosuna erhan önal, cevad prekazi ve arik kocabıyık gibi oyuncuları katan galatasaray’ın tek hedefi şampiyonluktu.

    ligin 21. haftasında rakip denizlispor’du. deplasmandaki karşılaşma şampiyonluk yarışında beşiktaş’la baş başa kalan galatasaray için bir hayli önem taşıyordu. 9 şubat 1986 tarihinde oynanan bu maçta galatasaray’ın gollerini dönemin kaptanı cüneyt tanman ve ileriki yıllarda kaptanlık pazu bandını taşıyacak isim olan erdal keser atıyordu.

    galatasaray karşılaşmadan 2-1 galip ayrılsa da, sezonu hiç yenilgi almamasına rağmen averajla ikinci sırada tamamlayacaktı.
  • 23
    10 şubat 1993

    kazanirken kaybetmek…

    1992-1993 sezonunda karl heinz feldkamp ile yola çıkan galatasaray, katıldığı tüm kupalarda şampiyonluk için mücadele ediyordu.

    ligde beşiktaş ile şampiyonluk mücadelesi veren galatasaray, türkiye kupası’nda da finale yaklaşıyordu. türkiye kupası yarı finalinde rakipse trabzonspor’du. iki takım yarı finalin ilk karşılaşmasında 10 şubat 1993 tarihinde ali sami yen stadı’nda bir gündüz maçında karşı karşıya geldiler.

    galatasaray karşılaşmadan mustafa kocabey, tugay kerimoğlu ve falko götz’ün penaltıdan attığı golle 3-0 galip ayrılmıştı ama bu maçta hafızalara kazınan olay 43. dakikada yaşanmıştı.

    galatasaray a takımına o sezon paf takımdan yükselen ve gösterdiği performansla milli takıma kadar yükselen okan buruk’un, orta sahada girdiği bir mücadele ayağı kırılıyor ve okan sahayı sedyede, gözyaşları arasında terk ediyordu.

    galatasaray ilk maçta, güçlü rakibi karşısında turu geçebilecek avantajlı skoru yakalasa da, bunun sevincini yaşayamıyor ve genç futbolcu okan sezonu kapatıyordu.

    galatasaray, o sezon türkiye kupası yarı final ikinci maçında trabzonspor’a deplasmanda 3-1 mağlup olmuş ve finale kalmıştı. takımımız, finalde ise ezeli rakibi, beşiktaş’ı ali sami yen stadı’nda 1-0 mağlup etmiş ve inönü stadı’nda alınan 2-2 beraberlikten sonra türkiye kupası’nda uzanmıştı.
  • 25
    tarihte bugün: yedi kişiyle “fenar bağçe”ye yedi gol
    ---alinti---

    bugün 12 şubat 2009. bundan tam 98 yıl önce galatasaray, union club sahasında, o dönemki adıyla “fenar bağçe”yi* 7-0 yenmişti. bu maça galatasaray 6 kişi, fenerbahçe ise 10 kişi başlamıştı. ilerleyen dakikalarda galatasaray’a bir futbolcu eklendi, fenerbahçe’den ise bir futbolcu eksildi. yani maç 7’ye 9 tamamlandı ve bu yedi kişi, kendisinden iki futbolcu fazla oynayan fenerbahçe’ye tam 7 gol attı.

    niçin takımlar eksiktiler 1911’in o şubat günü? lodos yüzünden eksiktiler. elbette lodostan daha çok etkilenen takım da galatasaray’dı. çünkü oyuncuların bir kısmı istanbul’un avrupa yakasında oturduğu için anadolu yakasına geçememişlerdi o gün, vapurlar lodoston dolayı güçlükle çalıştığı için. fenerbahçe ise bir anadolu yakası takımıydı ve futbolcularının boğaz’ı geçme sorunu yoktu. iki takımın da eksik olmasının nedeni bu işte.

    peki bu 7 golü kimler attı “fenar bağçe” kalesine? dördünü, galatasaray’ın dört numaralı kurucusu celal ibrahim atmıştı o gün. ikisini ise iki numaralı kurucu emin bülend. bir golü de bir numaralı kurucu ali sami yen atmış olsa müthiş bir şifresi daha olacaktı maçın, ama o tek gol idris’ten geldi.

    takımlar sahaya hangi kadrolarla çıkmıştılar? bununla ilgili iki farklı anlatım var spor tarihinde. birisi spor tarihçisi merhum haluk san’a ait bu aktarımların, diğeri ise halen galatasaray müzesi’nin müdürü olan ali oraloğlu’na.

    merhum haluk san’ın verdiği listeye göre galatasaray’ın kalesinde ahmet robenson oynamıştı. onun önünde de ali sami (yen), küçük ali (tamay), bekir hoca (sıtkı bircan), celal (ibrahim), idris ve emin bülend (serdaroğlu). merhum haluk san’ın verdiği listeyle, spor tarihçiliğinin duayeni cem atabeyoğlu’nun verdiği listenin aynı olduğunu belirtelim.

    galatasaray müzesi müdürü ali oraloğlu’nun verdiği listede ise kalede ali sami yen görünüyor. diğer altı oyuncusu ise ali (tamay), bekir bircan, horace armitage, celal (ibrahim), idris ve emin bülend.

    ben bu iki liste arasında sayın ali oraloğlu’nun verdiği listenin doğru olduğunu düşünüyorum. çünkü listede yer alan bazı unsurlar, bu tarihi oynayan ve yıllar sonra kendisiyle yapılan bir söyleşide bu maçı da anlatan bekir sıtkı bircan’ın anlatımıyla örtüşüyor.

    galatasaray’ın beş numaralı kurucusu bekir sıtkı bircan, güven sayın’ın kendisiyle yaptığı söyleşide bu maçı aynen şöyle anlatıyor:

    “… bir fırtınalı havada fener’le kadıköy’de maçımız vardı. vapurlar güçlükle işliyordu. çayıra vardığımızda takımda sadece yedi kişinin orada mevcut olduğunu gördük. fener’e bu maçı tehir etmemizi rica ettik; kabul etmediler. “oynamazsanız biz galibiyet seremonimizi (törenini) yaparız” dediler. kaptan emin bülend yedi kişilik takımı kurdu. o gün sakat olan ali sami’yi kaleye aldık. saha çamurlu ve berbattı. fakat bu mühim maçı, top kalemize bir kere gelmemek üzere 7-0 gibi açık bir farkla kazandık…”

    özellikle yıllar yıllar sonra yapılan sözlü aktarımlarda büyük tarihsel yanlışlıkların yapıldığı sır değil. yıllar karıştırılır, kişiler karıştırılır, olaylar karıştırılır. çünkü insan hafızası unutmakla zedeli. ancak bekir sıtkı bircan’ın bu önemli maçtan yıllar yıllar sonraki sözlü anlatımı diğer tarihi kaynaklarla da örtüştüğü, özellikle de ali oraloğlu’nun verdiği listeyi desteklediği için kıymetli.

    kalede kim vardı?

    o gün kaleye galatasaray’ın bir numaralı kurucusu ali sami yen’in geçmesi çok mantıklı. çünkü ilk takımın hafbeki (bugünkü anlamda orta saha) ali sami yen müzmin sakattı. kronik sakatlığının nedeni de, 1907 yılında kadıköy’le oynanan ve galatasaray’ın 3-1 kazandığı maçta ayağının kırılmasıydı. ali sami yen bu önemli sakatlıktan sonra bir daha futbol oynamadı. takım eksik olduğu için kaleye geçmesi bu yüzden çok mantıklı işte. (tabi bunu söylerken ali sami’nin kalede, takımın asıl kalecisi ahmet robenson’un ise savunma ya da orta sahada oynamış olabileceği ihtimalini dışlıyor değiliz.)

    galatasaray’dan bu maçta yedi gol yiyen fenerbahçe’nin o günkü maç kadrosu konusunda ise hiçbir tartışma yok. spor tarihçilerimize göre fenerbahçe o günkü maça şu kadroyla çıktı: ali sait, galip, sabri, heanny, izzi, fethi, şefkati, memiş, tevfik ve yahya. kaleci ali sait maç oynanırken sakatlandığı için sahayı terkediyor. bu nedenle fenerbahçe de 10 kişi başladığı maçı 9 kişi tamamlıyor. kaleye de sırayla geçiyor sahada kalan futbolcular.

    eğer ali sami’nin galatasaray kalesine geçtiği doğruysa, her iki takımın da maçı asıl kalecileriyle tamamlamadığını söylemek gerek. ancak hemen şu da eklenmeli ki, bu maçta fenerbahçe’nin 7 gol yemesini tek başına kalecisinin sakatlanmasına bağlamak hiç de doğru değil. 7 kişiden yenen 7 golün temel nedeni iki takım arasındaki müthiş güç farkı aslında.

    evet o günkü galatasaray gerçekten çok güçlüydü. fenerbahçe ise aynı oranda zayıf. galatasaray, konstantinopolis futbol ligi’nin son şampiyonuydu ve bu unvana, bir önceki sezon bütün maçlarını kazanarak ve sadece iki gol yiyerek ulaşmıştı. rakiplerine oranla gerçekten çok kuvvetli bir kadrosu vardı. fenerbahçe’nin kadrosu ise oldukça zayıftı. fenerbahçe kadrosu için bir anlamda eski bir galatasaraylı olan “kulaksızzade galip ve arkadaşları” deyimini kullanmak hiç de yanlış olmaz. evet, galip ve arkadaşları. çünkü o takımın en iyi futbolcusu gerçekten galip’ti (kulaksızoğlu).

    bu tarihi maçın oynandığı sezonda fenerbahçe’nin bütün maçlarını kaybederek ligi sonuncu bitirmesi de destekliyor “zayıf takım” tezini. kaldı ki aynı fenerbahçe, yine aynı sezon, ligde yer alan galatasaray’ın ikinci takımına da 5-0 yenilmişti.

    (burada bazı spor tarihçilerinin fenerbahçe’yi 5-0 yenen ekibin, galatasaray’ın ikinci takımı değil progrès adlı başka bir takım olduğunu ileri sürerler. ne ki bu tez doğru değildir. çünkü galatasaray’ın ikinci takımı progrès adını bir sonraki sezonda aldı. (fransızca “ilerleme”, osmanlıca ise “terakki” anlamına gelen progrès adı, doğrudan ittihat ve terakki’den esinlenerek konulmuştur. nitekim bu takımın adı daha sonra altınordu olarak değişecek, kulübün fahri başkanlığına da dönemin başbakanı ve ittihat ve terakki’nin üç liderinden birisi olan talat paşa getirilicekti.)

    zaten fenerbahçe tarihçisi merhum rüştü dağlaroğlu da, “fenerbahçe spor kulübü tarihi 1907-1957” adlı kitabında, fenerbahçe’yi 20 kasım 1910 tarihinde 5-0 yenen takımın galatasaray olduğunu belirterek bu konuda hiçbir tartışmaya mahal bırakmaz.

    bu “yedi kişiyle yedi sıfırlık” maç, 100 yıllık rekabet tarihinin hiç kuşkusuz şahikası, yani zirvesidir. eşsizdir, biriciktir. bir maçtan daha çok, bir darbımesel, bir menkıbedir. efsanedir.

    her iki takım da bu maçtan sonra altışar gollü galibiyetler almalarına rağmen (evet, 4 mayıs 1913’te galatasaray fenerbahçe’yi 6-0 yenmişti), hiçbir zaman yedi gollük bir galibiyete ulaşamadılar. “yedi kişiyle yedi sıfır”ı efsaneleştiren de biraz budur.

    galatasaray kendi mütevazılığı içinde bu maçı hiçbir zaman öne çıkarmadı, çıkarmıyor. ama bu, “yedi kişiyle yedi sıfır”ın unutulduğu anlamına gelmesin. “yedi kişiyle yedi sıfır”, camianın kollektif belleğinde çok önemli bir anı ve miras durumunda. hiç unutulmadı. unutulmayacak da.

    nereden biliyoruz bunu? 23 şubat 1936’da oynanan ve fenerbahçe’nin 6-1 galibiyetiyle biten maçta aslan nihat’ın henüz çok toy olan 18 yaşındaki gündüz kılıç’a gürlemesinden. o maçın sonlarında, galatasaray 6-1 gerideyken elleri belinde maçı seyreden genç gündüz kılıç’a sormuştu aslan nihat, “niçin koşmuyorsun” diye. ve gündüz kılıç’tan duyduğu “galibiyet için ümidimiz yoktur” yanıtı karşısında da çok kızmıştı aslan nihat. “abilerimizin rekorunu onlara kırdırmayacağız” diye kükremişti genç futbolcuya.

    aslan nihat’ın “kırdırmayacağız” dediği rekor bu rekordu işte. yedi kişiyle yedi gol rekoru. “abilerimiz” dediği ise celal ibrahimler, emin bülentler, idrisler, bekirler, aliler’di.

    işte o rekor bundan tam 98 yıl önce bugün kırıldı. o halde söylemenin vaktidir gür bir sesle, o “abilerimizi” rahmet ve saygıyla anarak: bugün bayram çocuklar.

    * fenerbahçe’nin ilk isminin ve okunuşunun “fener bağçe” olduğu sır değildir. ancak “fener” diye bilinen kelimenin aslında “fenar” diye yazıldığına dikkatimi prof. dr. sait naderi çekti. “fenar bağçe”nin ne zaman “fenerbahçe”ye dönüştüğü güzel bir inceleme konusu aslında. okumadım ama belki bu sorunun yanıtı “asr-ı fener”de veriliyordur.

    ---alinti---
    kaynak: http://gayin-sin.net/...ar-bagceye-yedi-gol/