• 1
    son dönem istatistik goygoycularından. ben hepinizden iyi biliyorum kafasıyla hareket edip twitter'da sabri'yi, tolga zengin'i öven zorlama istatistikler paylaşıp sonra siler. istatistik sayısaldır ve bu nedenle kesindir ancak tek taraflı okumak ve yorumlamak işin rengini değiştirir. sen sabri'nin hücuma çıkışlarındaki pas-orta isabet oranını paylaşıp, geri gelmemesi yüzünden yedirdiği gollerden bahsetmezsen ve bu konuda seni uyaranları mahkemeyle, savcılıkla tehdit edersen o iş olmaz.

    öte yandan hamza hamzaoğlu döneminde yine twitter'dan garip garip galatasaray'ın en çok yediği aralığa girdik, rakibin en çok attığı aralığa girdik gibi totemler yapıp yine hamza gidince arkasından ağlamış bir garip adamdır.
  • 3
    "kuranın şifresini çözen adam"ın 2016 güncellemeleriyle futbola entegre edilmiş versiyonu. bu kadar bomboş lafı bu kadar ağır ciddiyetle yapabilen kendisiyle birlikte üç kişi var dünyada zaten. diğer ikisi de "o tarz benim" programlarında üzerindeki elbiseyi beğenmedi diye karşısındaki kızcağızı ağlatana kadar asık suratla fırça kayan modacı abiler. bu özgüven, bu dünyayı ben yarattım havası, bu kafa nereden geliyor ciddi merak konusudur. bu adam ekrandayken televizyonu sessize alıp sadece ekrana bakın, karadeliklerin sırrı ya da benzeri bir konudan bahsediyor zannedersiniz. oysa gelişen muhabbet üç aşağı beş yukarı şöyle birşeydir.

    spiker: bu sezon da ağır kış koşulları futbolu olumsuz etkiliyor..
    t.k.: evet bu sezon oynanan 234 maçın 76 tanesinde 45-50. dakikalar arasında doğu yönünden rüzgar esmiş, bu maçların bu dakikalarında 4 tane deplasman, 7 tane ev sahibi takım golü atılmış. demek ki doğudan esen rüzgar deplasman takımı için ciddi bir avantaj sağlıyor.

    bu istatistiği henüz duymadım tabi ama bu derece boş, gereksiz ve bir anlam ifade etmeyen istatistiklerden ibarettir replikleri. bütün bu istatistikleri kime tutturuyor, kendi tutuyorsa hiç arada durup düşünüyor mu, benim eleştirmek için bile yazmaya utandığım kadar bir sike derman olmaz istatistikler üzerinden yorumculuk kasarken nasıl bu kadar kendinden emin olabiliyor; bunların her biri ayrı bir doktora tezi konusudur.

    bi de kendisine son derece haklı olarak sallayan izleyiciyi mimleyip program bitene kadar her fırsatta laf sokma tribi var ki...
  • 6
    şöyle bir anket hazırlamış. sonra da kaldırmış sanırım twitter'ından her zaman yaptığı gibi.

    https://docs.google.com/...viewform?c=0&w=1

    -kulübünüzün marka değeri adına ffp tehlikesine rağmen yıldız transfer yapmasını ister misiniz?

    -kulübünüzün şampiyonluğu ile ffp cezası arasında tercihte bulunmanız gerekse hangisini kabul ederdiniz?

    aklı sıra bilimle futbolu birleşirip transfer isteyen şerefsizdir demeye getirecek. 1 yıla yakındır bakarım bu adama ve hep bu kafada. iki tane mecburi soru sorup ben veri topluyorum diyor ama iki soru da birbirinden düz, birbirinden sığ.

    sanki sadece yıldız isim alınca ffp kıskacına giriliyormuş gibi iki tane soruyla geçiştirmiş. madem ffp bu kadar önemli senin için şu iki soruyu da ekleseydin ya ankete.

    - takımınızda gelecek vaat eden sağ bek ile 32 yaşında daha fazla ücret alan bekiniz var. bu oyuncuyla sözleşme uzatılmasını ister miydiniz?

    - takımınızda sözleşmesi bitmiş 30 yaş üzeri ve yüksek maaşlı oyuncular ile kontrat yenilenmesini doğru buluyor musunuz?

    daha fazla çoğaltabileceğimiz bu gibi sorunları da irdelediği zaman ben bu adama samimi derim. ama işine saygısı olmayan göbekli sabri'yi övüp duruyorsa ben bu adam bir amaca hizmet ediyor derim.
  • 7
    ulan ne ilginç bir tip bu yahu. dünyanın en saçma salak yorumlarını yapıyor ama bu yorumlar aynı oranda da hipnotize edici. belki de içten içe "acaba daha ne kadar saçmalayabilir?" sorusunun cevabını aradığım için bana öyle geliyordur.

    bir de ne zaman ceyla'yla canlı yayına çıksa ceyla'nın müstehzi laf sokmalarına maruz kalıyor. ceyla da haklı tabii. hatta ceyla'nın yerinde başkası olsa o kadar nazik de davranmayabilir, "yok ebesinin amı vol 2." yaşanabilir. neyse, bu geceki programda ikili arasındaki ilginç münasebet pik noktasına erişti. ceyla fener'le ilgili teknik bir soru sormuşken taner kalktı, konuyu emenike'nin viski bardaklı pozuna filan getirdi. işte o an ceyla'nın beyin artık daha fazla dayanamayıp karıncalandı ve ceyla kıkır kıkır gülmeye başladı. "senin yorumların ufkumu ikiye katlıyor..." gibilerden sarkastik bir iltifatta bile bulundu ama kıkırdamasını da durduramadı. en son kamera ceyla'yı almayı bıraktı, sadece taner'e odaklandı. izlediğim en ponçik canlı yayın hadiselerinden biri oldu bu. program kapanırken ceyla halen gülüyordu, taner de kasılmış bir vaziyette saçmalardan seçmelerine devam ediyordu. kadınlar güldüren erkeklerden hoşlanır, düsturunu çok tersten anlamışsın be taner.

    bu arada şu ufacık tefecik içi dolu turşucuk entry'de tam 9 kere ceyla demişim. ceyla'yı sevin.
  • 9
    şu anda bilgisayarı kapattım, tv karşısında yatağa geçtim. tam kapatacaktım o anda açık olan a spor kanalında, ismini altındaki yazıdan öğrendiğim bu eleman dünyanın en aptal yorumlarından birini yaptı ve durmuyor, devam ediyor. neymiş u14 takımının 25 gol atması rezaletmiş, sonradan ortaya çıkan motivasyon konuşması da rezaletmiş. ya küfür etmemek için kendimi zor tutuyorum. kimler çıkıyor bu ekranlara ya, kim bilir kimin yalamacısı... oooof offff sırf bunu yazmak için binbir zorlukla mobilden giriş yaptım, sana öfkem bitmez rezalet adam seni.
  • 10
    gün geçmiyor ki yeni bir sinsiliğe imza atmasın.

    https://twitter.com/...s/795309783901413376

    bak bakalım o penaltıların içeriği neymiş. kaçta kaçı takımın o sezonki gidişatına anlamlı bir etkide bulunmuş. geçen sene bitmiş gitmişken sikko bir trabzon maçında galatasaray'ın kullandığı penaltıyla hedef bir milyon penaltı sürecinde fenerbahçe'yi yarışın içinde tutan penaltı bir mi?

    aynı sinsiliği bir ara sabri üzerinden yürütüyordu. taraftar sabri aleyhine kampanya yürüttükçe bu çıkıp sabri son 5 maçta 10 isabetli ortayla ligde bu alanda lider diyordu ama yedirdiği gollerin, kaptırdığı topların istatistiğini zinhar paylaşmıyordu. tepki alınca da tweet'i silip tüyüyordu.

    medyadaki aziz'in passatçılarıyla uğraştık ama yeni yetişen kuşak da galatasaray düşmanı aq yerinde.
  • 12
    her şeyi sayılarla açıklamaya çalışan istatisti-kör.

    son istatistik haberinden yola çıkmak gerekirse; "avrupa’nın 10 büyük liginde ilk 5 sırada bulunan takımlar arasında 2013-2014 sezonundan bu tarafa en fazla teknik adam değiştiren ekip olan g.saray, terim sonrası 3.5 yılda 38 transfere 63 milyon euro harcarken, sadece bir şampiyonluk kupası kazandı."

    peki.

    o zaman sormak gerekiyor; bu süre zarfında alınan kupalarda kaçıncı? harcama bazında kaçıncı? aldığı kupa başına ne kadar harcamış? diğer takımlar ne kadar harcamış?
    bu aynı "ama osmanlı barbardı yaaaa, adamlar sultanlık için kardeşlerini kesmiş" demeye benziyor. lan dana, aynı zaman diliminde dünya ne yapmış ona da baktın mı?

    edit: tireyi koyayım da anlaşılsın bari.
  • 15
    igor tudor'u, yaşanan sakatlıklar nedeniyle yerden yere vuran şahıs.

    bak arkadaşım, rakamlarla kafayı bozmuşsun. istatistik vereceğim, farklı gözükeceğim gibi bir derdin var. anlayabiliyorum, o kıt futbol bilginle başka türlü ekranda yer bulamazsın zaten.

    lakin yalan atıyorsun, atma.

    yanlış ve doğruluğundan emin olmadığın rakamlar veriyorsun, verme.

    sürekli olarak haklı çıkmak için; takımda grip olan oyuncu olsa onu sakatlıklar arasında sayıyorsun, sayma.

    bir kere; tudor'un çalıştırdığı takımlarda tüm sakatlıkların kas sakatlığı olduğunu iddia etmişsin. oysa ki sneijder darbeye bağlı sakatlanmadı mı? chedjou'da topuk dikeni çıktığı açıklanmadı mı? yahu hepsini geç, eren florya'da bilmem ne çukuruna girdi diye sakatlanmadı mı?

    ikincisi, paok'ta da 45-50 sakatlık olduğundan bahsedip duruyorsun. igor tudor, bunu ilk basın toplantısında yalanladı. böyle bir durum varsa, senin isim isim ispatlaman gerekir. şimdiye kadar bunu da yap(a)madın.
  • 18
    istatistikleri başkalarının araştırmalarından araklayıp kendi araştırmasıymış gibi izinsiz yayınlama huyu olan bir arkadaş. twitter'da takip ederken bu duruma birkaç kez denk gelince takibi bırakmıştım. son dönemde yandaş medyanın piyasaya çıkardığı isimlerden biri. iki istatistik verip bir şeyler geveliyor. doğru dürüst futbol bilgisinin olduğunu düşünmüyorum.
  • 19
    bu adamı bir kere dinledim. beşiktaş maçından önce denk geldi.

    gürkan kubilay denilen herifle aynı tip. bomboş istatistikleri futbolun sırrını çözmüş gibi anlatıyor. başka bir numarası yok. onlar da kendi istatistikleri değil.

    bir de izleyenlere saygısı yok. adamın gözlerinden uyku akıyor, gözlerini açmak için çaba sarf ediyor resmen. en sonunda sunucu hanım dayanamadı hatta "sen daha açılamadın" şeklinde bir şey dedi yanlış hatırlamıyorsam.

    edit: imla.
  • 20
    bahsettiği sakatlıkları türlerine, futbolcuların uzak kalma sürelerine ve futbolcunun daha önceki sakatlık geçmişine göre sınıflandırması gereken yorumcu.
    örneğin daha önceki takımlarında bahsedilen sakatlıklar neler? adam kafa topuna çıktı burnu mu kırıldı? evde duvara yumruk atıp elini mi kırdı? yoksa adam müzmin sakat da durmadan takımdan ayrı mı kaldı?
    taş gibi adamlar, hayatında sakatlık görmemiş futbolcular tudor geldikten sonra sürekli kas sakatlığı yaşadı denirse durum düşünülebilir.
    ama şu kadar sakatlık oldu deyip bunu istatistik olarak öne çıkarmak pek de gerçekleri yansıtmaz
  • 22
    yine beyin öpen bir istatistiğe imza atmış istatistiker.

    https://twitter.com/...s/870220836858417152

    hadi sadece yıllık maliyetlere göre kıyaslasa eyvallah diyeceğim ama beşiktaş, galatasaray ile hemen hemen aynı çıkınca dur ben aboubakar yerine cenk'i yazayım demiş. bakmış yeterince ucuz değil "dur ben bunlara bonservisleri de ekleyeyim" demiş.

    işin acısı galiba bu arkadaş bu işin eğitimini almış. sömestre projesi diye yapsa, kesin sınıfta kalır.
  • 23
    kendi sitesindeki "hakkında" kısmını yorumsuz paylaşıyorum:

    --- alıntı ---

    2004 yılında başladığı fizik eğitimini 2010 yılında bolu’da tamamlayan yazar bu süreç içerisinde çeşitli projelerde yer aldı. eğitim hayatı sırasında bir taraftan quantum ile uğraşırken, aynı zamanda scouting çalışmaları da yaptı. 2009 yılında kurduğu safe-control isimli futbol scouting sistemi ile dünya çapında önemli bir ağa sahip oldu. dünyanın dört bir yanında oynanan futbol maçlarından anlık veriler toplayarak bu verileri asya ve avrupa’dan firmalara satışını gerçekleştirirken, bir taraftan da bazı anlık veri çalışmaları yapan firmalara danışmanlık hizmeti verdi. üç yıl boyunca sürdürdüğü veri analizi çalışmalarını 2012 yılında sonlandırdı. taner karaman, çeşitli medya organlarında çalıştıktan sonra 2012 yılında sabah gazetesi’nde futbol istatistikleri üzerine çalışmalar gerçekleştirmeye başladı. a spor kanalında da yorumculuk yapan ismin, aynı zamanda futbolun dengeleri ve altı üstü futbol isimli yayımlanmış iki de kitabı bulunmakta. karaman spor yöneticiliği alanında marmara üniversitesi’nde master eğitimine de devam etmekte.

    --- alıntı ---

    veya azıcık yorumlu olsun: quantum'la uğraşmış. evet.