• 1
    hakkinda sayfalarca akademik odev yazilabilecek bir konudur bu.
    siyasiler ozellikle olimpiyat gibi, dunya kupasi gibi takip eden insan sayisi milyarlarla ifade eden spor olaylarinda kendi propagandalarini yapmak icin elleriden geleni ardlarina koymazlar ve cok buyuk paralar harcarlar.
    olimpiyatlardan bahsedelim once.
    bunun son ornegi; 2008 pekin(beijing deme dedirtme) olimpiyatlaridir. cin hukumeti, milyarlarca dolar masraf yaparak her biri mimari harika olan basketbol, yuzme sahalari yapmis ve bugune kadar gorulen en gorkemli acilisi gerceklestirmislerdir.
    baska bir ornegi ise hitler doneminde yapilan 1936 berlin olimpiyatlaridir. hitler de nazi almanya'sinin ihtisamini gostermek icin olimpiyatlari duzenlemis; gorkemli bir acilisa ev sahipligi yapmistir. olimpik branslarda cin kadar basarili olamadiysa da nazi almanyasi ihtisamini ve gorkemini tum dunyaya gostermislerdir.
    futbol ise daha cok gelismemis ulkelerde yada demokratik olmayan rejimlerde siyasetin propaganda olayidir. fasist iktidar doneminde portekiz'de diktator salazar futbol toplumlarin afyonudur diyerek zaten olayi ozetlemistir. ispanya'da franco real madrid'i hem finansal hem de manevi olarak desteklemis ve bugun ki real madrid'in gucunde onemli bir katkisi olmustur. turkiye'de bu is biraz daha cirkin yurumektedir. hukumet yanlisi, yalakasi, omursuz kendilerini ataturk'un takimi olarak iddia eden takimlar kayrilir adam gibi adam tayyip erdogan, sehir belediyeleri vergilerden futbol takimi kurup, basarilarindan oy beklerler. federasyon genelde hukumet yanlisi insanlardan secilir vs vs vs..

    neyse bu bir oturusta sifir arastirmayla yazdigim seyler. gun gelir odev konum bu olur. onu da burada paylasirim.
  • 6
    çok sevdiğim spor ile hiç hazetmediğim siyasi tartışmaların bir araya gelmesidir. spor kendi içindeki rekabeti ile güzeldir. basketbol salonuna normalde ayak basmayacak çarşaflı, sarıklı insanların israil takımı'nı protestoya gelmesi, sahada bir oyuncu gol attı diye ırkının vurgulanarak hakaret edilmesi, rakip takıma küfrederken "kahrolsun pkk, bilmem ne kanarya" denmesi sporun çirkin yüzüdür. sporun kendi içindeki bağımsız dünyasına müdaheledir, sporu spor olmaktan çıkarmaktadır.

    edit: ekleme gereği duydum; işçilerin kurdukları takımlar vs. bu görüşümün dışında. benim bahsettiğim siyaset karıştırma durumu daha farklı; sahadaki oyuncuları, takımı siyasi gündemi kullanarak aşağılamak ya da sporla/takımla hiç ilgisi olmayan insanların gelip saçma sapan siyasi protestolarla salonları/statları karıştırması. elbette emekçi, işçi takımlarına saygım büyük, hatta liverpool'u sevme sebebim bu.
  • 8
    spora siyaseti karıştırmama yaklaşımı, aslında bu çabanın * ta kendisidir. toplumsal olan herşeyin içinde siyasetin varolduğunu bilenler, sporu da etkili bir kitle pasifleştirme veya aktifleştirme aracı olarak kullanırlar. şu an birçok spor dalında çarklar gayet güzel dönmektedir, herşey yolundadır. sporun kitlelere görünen yüzünde [örneğin sahada, tribünde, olimpiyat kürsüsünde], en ufak bir başkaldırı şiddetle yasaklanır. ancak kapalı kapılar ardında neye ne kadar müdahale edileceği itina ile hesaplanmaktadır. kaldı ki sporun içinde siyaset her zaman vardı. antik yunan'daki olimpik şehir yarışlarından, roma arenalarındaki gladyatörlere, günümüzün modern gladyatörlerine * kadar devam eder gelir. en pasif ve apolitik görünen spor dalı maraton bile, ismini atinalılar'la persler arasında geçen savaştan alır.

    o yüzden; 2, 3, daha fazla lucarelli *
  • 15
    spora siyaset karıştırmaktan şikayetçi olup gider adana demirspor-livorno maçının ideolojik önemine dikkat çekeriz, destekleriz. e daha iki gün önce sövüyoduk birlikte ankaragücünün başına geçen adama. tamam endüstriyel futboldan nefret ediyoruz (en azından ben), ama işin diğer boyutunda ideolojik liderleri de içeri katıyoruz nefretimizle (bu ben değil). ne akpliyim ne mhpliyim ne de tkpliyim. ama yukarıda akp yazarken altına da (bkz: 4 eylul 2009 adana demirspor livorno maci) diye eklemeliydin dostum.

    peşin not: istersen yılın en ofsaytı yap ama böyleyken böyle.
  • 19
    en baba örneği 3 sene önce diyarbakırspor küme düşerken deniz baykal'ın kürt sorununa çözüm olarak getirdiği öneridir. o vakit terör olayları yine sağlı sollu canımızı acıtmakta ve bir şekilde gündemden düşmemekteydi.

    diyarbakırspor'un küme düşürülmemesi gerektiğini savunan baykal bu sayede kürt kardeşlerimizin '' aa bunlar bizi çok seviyomuş lan'' diye kekleneceğini umuyordu. diyarbakırspor'un küme düşürülmemesinin diğer bölge ve şehirlerimize ayrımcılık yapılacağını hiç ön görmüyordu hazret. ayrıca kürt sorununa tanı koyma noktasında her zaman muğlak duran chp'nin bu girişimi tümden maddenin tabiatına ters bir hamle olarak kayıtlara geçmişti. bundan daha komik bir spora siyaset karıştırma çabası şu yaşıma kadar ne gördüm ne duydum.
  • 20
    spor ve siyaset, birbirine çok zıt gibi görünen; ama iç içe geçmiş bulunan iki kavram. hoş, siyasetin bulaşmadığı bir konu var mıdır acaba? pek çok kişinin tiksinerek yaklaştığı, dışlamaya çalıştığı, ilgi alanı içine girmeyi başaramayan siyaset; yaşamın her yerinde karşımıza çıkıyor. biz çok küçük bir kısmını görebiliyoruz, ya da gördüğümüz şeylerin siyasetle harmanlanmış olduğunu fark edemiyoruz. babamla yaptığım herhangi bir sohbette konu kolaylıkla siyasete gelebiliyor. televizyonda çok alakasız bir yarışma programı izlerken siyasi içerikli bir mesaj geçiyor laf arasında. yolda yürürken kulak misafiri olduğum insanların konuştukları şeyler siyasetle ilgili konular. tribünde yapılan bir tezahürat da siyasi mesaj içerebiliyor. örnekler çoğaltılabilir. farketmemiz gereken şey, hayatın aslında siyasetle yoğurulduğu.

    siyaset, önüne gelen herkesin kolayca üstesinden geleceği bir konu değil elbette. burda bahsettiğim, siyasetin hakkını vermektir. siyaset denilince akla gelen ilk şey meclisteki milletvekilleri ve diğer üst düzey mevkiler; ancak siyaset bununla kısıtlanamayacak kadar geniş alanları kapsıyor. siyasetten çok iyi anlayan biri değilim elbette, sadece gözlemlediğim şeyleri ve bende yarattığı izlenimleri paylaşıyorum. siyaset hayatın her alanına sinmiş durumda. yokmuş gibi davranmak ya da siyaseti hayattan uzaklaştırmaya çalışmak boş bir çabanın ötesine geçmeyecektir.

    siyaset denen şey, toplumların ilerlemesinde ya da yerinde saymasında kullanılan en önemli silah. bir toplumun yerinde saymasını istiyorsanız -ki yerinde sayan toplum gerilemeye mahkumdur- siyaseti uygun şekilde kullanarak bazı gerçeklerin üstünü örtebilir, toplumun büyük kesimini uyutabilirsiniz. bir anlamda siyaset, dünya üzerindeki dengelerin kurulmasını sağlayan terazi görevi görüyor. dünya üzerindeki dengelerin pek değişmediğini düşününce de, siyasetin hayatın tam merkezinde olduğunu bir kez daha görebiliyoruz.

    sokakta yürürken etrafınıza dikkatli bakın; che tişörtleri giymiş ergenler -ki bunlar genelde pantolon olarak levi's, ayakkabı olarak da adidas tercih ederler- siyasi ideolojileri belli eden dövmeler, duvarlarda çeşitli sloganlar görebilirsiniz. pek çok kişi farkında olmasa da, siyaseti kıyafetinden düşünce yapısına kadar hayatına dahil ediyor. sorduğunuzda ise siyaset ilgi alanının dışında. böyle düşünüyor; çünkü siyaseti milletvekillerinin, başbakanların konuştuğu ülke meselesinden ibaret görüyor. kendisine öğretilen bu çünkü. siyasetle iç içe yaşadığının farkında olamıyor.

    spor da, en az siyaset kadar hayatımızın içinde. hafta sonları, pek çok insan için tatilden önce maç günü demek. spor haberlerinin dört gözle beklenmesi, gazeteyi tersten okumaya başlamak sporu -özellikle futbolu- ne kadar sevdiğimizin ve merak ettiğimizin göstergesi. peki hayatla bu kadar iç içe geçmiş iki konunun birbirinden ayrılması ne kadar mümkün? tribünlerde "şehitler ölmez vatan bölünmez" haykırışları bir siyaset ürünüdür. çarşı'nın anarşiyi simgeleyen a harfi de aynı şekilde... açılan pek çok pankartta bu tür şeyler görülebilir elbette. çünkü siyaset de spor da hayatın içinde yer bulmuştur kendine.

    siyaset yeri geldiğinde en acımasız şekilde sporu kullanır. ekonomi kötüye gider, terör olayları şiddetlenir, uluslararası ilişkiler istenen düzeyde değildir, ülke adına olumsuz giden pek çok şey vardır; ama toplum arasında konuşulan ilk konu derbide alınan farklı galibiyettir. bunu siyasetin acımasızlığı olarak mı görürsünüz yoksa halkın kolay kandırılabilirliğine mi bağlarsınız? karar sizin. bizim gibi yıllardır gelişmekte olan ülkelerin kanabileceği en basit konular spor ve televizyon dünyasındaki birtakım saçmalıklardır. burda iş kişinin bilinçli oluşuna düşüyor. futbolu hayatının merkezi yapmayıp, ekonomiden ya da siyasi ilişkilerden de haberdar olan kesim işin farkına daha kolay varabiliyor. spor iyidir, güzeldir; ama hayatta spordan daha önemli konular da mevcuttur.

    kenan evren'in ankaragücü'nü birinci lige çıkarmasıyla, siyaset sporun içine resmen dahil olmuştur. o günden bugüne kadar geçen sürede, ne siyaset sporu bırakmış ne de spor siyasetten vazgeçebilmiştir. bugün gelinen son nokta, gökçek'lerin spora el atması ve neticesinde bir kulübün küme düşürülmesi. kararın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmıyorum. nihayeyinde bir karar verilmiştir ve dönüşü olacak gibi görünmüyor. anlatmak istediğim, sporla siyaseti birbirinden ayırmaya çalışmanın bir sonuç vermeyeceği. ne kadar arındırmaya çalışsak da sporu saf olarak ekde edemeyeceğimiz neredeyse kesin. o yüzden, siyaseti sporun katkı maddesi olarak kabul edip, gönül rahatlığıyla tüketiniz.
  • 21
    sıklıkla karşılaştığımız durumdur.herhangi bir yunan takımıyla oynadığımız maçlar için savaşa gidiyor gibi yönlendirilmemiz,haliyle gerilen ortamlarda çıkan olaylar can sıkıcı getirileridir.bu sezon pana deplasmanında oynadığımız maçta * türk bayrağının yakılmasına kadar varan durum ya da bizim yunan ekibiyle oynadığımız bayan basketbol maçında bayrak açıp "kıbrıs bizimdir bizi kalacak" diye bağırmamız uç örnekleri sayılabilir.sporu kavgaya dönüştürmek, siyasi arenada yapılamayanlar için sporu alet etmek çirkin tabiki. panathinaikos bize 5 gol atsa istanbulu mu fethetmiş olacak ya da biz yunan takımını eleyince kıbrıs sorunu mu çözülecek sanki?sporu bazen sadece spor olarak görmek ve işin eğlencesine varmak gerekir.çünkü ne yazıkki siyaset bulaştığı her alana pisliğini de götürüyor.