• bein sports'un attığı madik, her ne kadar tadımı kaçırsa da (bkz: #2224498) yeni sezonu açmasıyla bendenize baharı getirmiştir. ayrıyıten söylemeden edemeyeceğim ki bu sezonun çok bombe geçmesini bekliyorum.

    **********

    hellas verona

    gelenler: caceres, cerci, cassano

    gidenler: helander, cassano :)

    geçen sezon serie b'de oldukları için açıkçası ne oynadıklarını bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa luca toni'ye ayıp ettikleridir. önce dallama taraftarları adamın seyahat ettiği arabaya saldırdı, akabinde yönetim tarafından kibarca siktir edildi. inşallah-ü teala burunları boktan çıkmaz. taraftarı, lazio taraftarını bile teletabiler kadar masum gösterecek kadar faşizmi, ırkçılığı doruklarında yaşar zaten; bir de bu hareketlerini gördükçe kendilerinden iyice tiksiniyorum.

    kadrolarına gelince o da epey zayıf. emektar pazzini reyiz, caceres ve cerci'en başka öyle ahım şahım kimse yok. pazzini'nin 33 yaşına bastığını, cerci'nin bir maç akıp bir maç sıçan ayarsızın tillahı bir herif olduğunu ve dahi caceres'in mazisindeki şebeklikleri varsayarsak (bkz: #2081252) işleri zor.

    cassano meselesine gelince galiba benim için bu sezonun en komik futbol olaylarından birisiydi. adam önce verona'yla sözleşme imzaladı, aradan 10 gün geçmeden evini ve ailesini özlediğini söyleyip emekli olduğunu açıkladı, sonra aslında futbolu değil sadece verona'yı bıraktığını belirtti. en son hatırladığım kadarıylaysa da emekli olacağını söylüyordu. yeteneğine laf yok ama ezelden beri böyle taşak bir herif. ta roma zamanında il capitano'dan sümsüğü yediğinde belliydi adam olmayacağı ki üzerine real, milan, inter yapmasına rağmen hala serseri hala trol.

    **********

    spal

    gelenler: paloschi, grassi, borriello, mattiello, rizzo

    bir diğer taze serie a takımı daha. hem de 50 senelik bir aradan sonra. gerek bu toylukları gerekse de minnaklıkları nedeniyle normal de en büyük düşme adayım kendileri olurdu ama gerçekten iyi transferler yaptılar. yukarıda yazdıklarımdan borriello hariç hepsi kiralık gerçi ama mühim olan ligde kalabilmek. paloschi, büyük takımları saymazsak bütün serie a kulüplerine oynayabilecek bir forvet. son sezonu parlak geçmese de chievo günleri bombadır. grassi, geçen sezon atalanta'nın orta saha bolluğunda pek oynayamamıştı ama o da yetenekli bir delikanlıdır, spal'ın orta sahasında banko oynar. juve'den gelen mattiello da sağ bekte iş yapabilir. ve son olarak borriello. playboy'luktan fırsat bulsa aslında yeteneklidir lakin ben oyun tarzını pek beğenmem. çok şahsi oynar yavşak. sıfırdan şut çeker, 30 metreden adam çalımlaya çalımlaya gol atmaya kalkar filan... amma hakkını vermek gerekir ki geçen sezon cagliari'de döktürdü. şayet spal ligde kalacaksa kendisinin de elini taşın altına sokması gerek.

    bir de bunların udinese'den kiralık muhteşem bir kalecileri var, az kalsın unutuyordum. alex meret. 20'lik bu gencoyla ilgili acayip büyük beklentiler var. hatta juve'nin alıp buffon'dan sonra kaleyi buna teslim edebileceği söyleniyordu. o derece yani. serie b'deyken milli takıma da çağrıldı geçen sezon. buffon ve donnarumma'yla beraber azzurri'nin kaleci rotasyonuna girdi. boru değil velhasıl.

    **********

    benevento

    gelenler: cataldi, belec, d'alessandro

    serie a'nın çiçeği burnundaki son takımı. muhtemeldir ki o çiçek de sinüslerine kadar girecek. ligde kalmaları büyük mucize olur. cataldi'den başka kalburüstü kimse yok kadrolarında ki cataldi de geçen sezon genoa'da çok iyi değildi. kariyeri düşüşte.

    bu arada virtus entella'nınki (bkz: #2055014) kadar olmasa da "benevento cadıları" mitine binaen hoş bir armaları var:

    https://i.hizliresim.com/1g5YOj.jpg

    http://gss.gs/POr

    **********

    crotone

    gelenler: izco, mandragora

    gidenler: mesbah

    geçen sezon ligde kalmaları ne büyük mucizeyse bu sezon düşmemeleri de o derece büyük mucize olur. bu defa davide nicola'nın 1300 km'lik bisiklet sürme kefareti filan da işe yaramaz.

    https://i.hizliresim.com/kWmOMq.jpg

    üstüne üstlük falcinelli, crisetig, ferrari takımdan gittiler. bilhassa falcinelli'nin yerini biraz zor doldururlar. budimir'de o kapasite yok. juve'den kiraladıkları mandragora ve chievo'dan gelen izco sayesinde orta sahaları bir tık ilerlemiş olabilir ama hepsi o kadar. bir de stoperleri ceccherini bayağı iyidir.

    **********

    cagliari

    gelenler: romagna, miangue, farago, cigarini, andreolli, van der wiel

    gidenler: murru, del fabro, ibarbo, bruno alves, isla, borriello, di gennaro, fossati

    yukarıda saydıklarımla beraber serie a'nın en kötü 5 takımından biri bence cagliari. taraftarının nefret ettiği ve etmekte de haklı olduğu bok gibi bir yönetimleri var. isla transferi sayesinde bizim buralarda da epey ses getirmişlerdi. fener'le aralarında büyük aşk yaşanıyor. bruno alves, isla, hazırlık maçı ve en son van der wiel...

    kadroya gelince aslında çok kötü değil. onca giden oyuncuya rağmen değil hem de. orta sahalarında barella gibi bir hot prospect for future'ları var. defansa inter'den andreolli ve miangue getirildi ki genç sol bek miangue'nin ben iyi bir futbolcu olacağını düşünüyorum. inter de öyle düşünüyor olacak ki sözleşmeye 10 milyona geri alabilme opsiyonu ekletmişler. murru da iyi sol bekti gerçi. defansa getirdikleri bir diğer adamsa juve'lilerin öve öve bitiremedikleri 20'lik romagna. gerçekten ilginç bir iş döndü burada. juve de cagliari'den 22'lik stoper del fabro'yu aldı. amaçları neydi bilemiyorum. büyük ihtimal romagna'yla ilgili geri alabilme maddesi koydurtmuşlardır yoksa romagna'yı verip del fabro'yu almak akıl karı bir iş değil juve için. ve son olarak sağ beke de van der wiel'i getirdiler. böylelikle defansı baştan aşağı yenilemiş oldular.

    yeni hat şöyle olur: miangue - romagna (ceppitelli) - andreolli - van der wiel

    geçen sezon ligden düşen pescara ve palermo'dan sonra en fazla gol yiyen 3. takım bunlardı (76), defans hattını yenilediklerine göre soruna doğru teşhis koymuşlar.

    en büyük kayıplarıysa geçen sezon ligde kalmalarını sağlayan borriello dallamasının gidişi oldu. farias onun yerini dolduramaz gibi. heyecan verici amc'leri joao pedro'nun çok daha fazla sorumluluk alması gerek. keza juve'lilerin sabri reyiz'i lord padoin'in de takıma ağabeylik yapması elzem. novara'dan gelen farago'nun teknik bir oyuncu olduğu söyleniyor.

    aslında şu an yazarken ilk başta biraz fazla gömdüğümü fark ettim. yani kadroları en azından spal, crotone ya da benevento kadar kötü değil ama geçen sezonki gol yeme hastalıklarından kurtulmaları ve borriello'nun yerine iyi bir forvet almaları şart.

    o değil de serie a'nın alt sıra takımları son yıllarda ne kadar da leşler. bir ara ligdeki takım sayısının 20'den 18'e düşürülmesi gerektiği filan tartışılıyordu. yayıncı kuruluş ve takımlar buna müsaade etmezler belki ama böyle de ligin rekabetçiliğinin ve zorluğunun canına ot tıkanmış oluyor. yıllarca dünyanın en zor ligi olarak lanse edilen serie a'da spal'lar, carpi'ler yer almamalı.

    **********

    sassuolo

    gelenler: cassata, ricci, goldaniga

    gidenler: pellegrini, defrel

    benim çok sevdiğim bir takımdır sassuolo. son derece doğru bir modelle yönetiliyorlar. ligde kendi stadına sahip üç takımdan biri.

    serie a'ya çıkar çıkmaz avrupa ligi'ne katılacak kadar da iyi performans sergilemişler, geçen sezonsa berardi'nin sakatlığından dolayı tökezlemişlerdi. lakin bu sezon büyük ihtimal yine kötü geçecek kendileri için çünkü hem çok iyi iki oyuncularını hem de en mühimi güzel oyunlarının mimarı di francesco'yu kaybettiler. işin garibi üçü de roma'ya gitti. zaten kendileri roma'nın pilot takımı gibi. bu sezon aldıkları oyunculardan üç tanesi yine roma'dan: ricci (4,5m), marchizza (4,5m), frattesi (3m). bunlardan marchizza ve frattesi, roma u19'dan gelme hatta.

    roma'ya giden pellegrini gerçekten çok çok mühimdi kendileri için. takımın organizasyonunu tek başına üstleniyordu. yerini doldurmaları mucizevi olur. juve'den 7 milyona cassata'yı aldılar ama çocuğu hiç izlemedim, juve hep sağa sola kiraladı bugüne kadar. ikinci bir pellegrini piyangosunun vurmasını bekliyorlar galiba. roma'nın pellegrini'yle beraber aldığı defrel de takımın en önemli oyuncularından biriydi. geçen sezon berardi yokken sassuolo'nun tek hücum silahıydı. onun yerine politano'yu ikame edeceklerdir ki politano'nun kumaşı çok iyi, defrel'i bu sezon olmasa da seneye aratmaz. santrfor pozisyonu içinse iki seçenekleri var: kadayıflaşan matri ve kiralıktan dönmesiyle büyük ihtimal crotone'nin düşmesine de sebebiyet verecek olan falcinelli. sağ açıktaysa berardi var. evet hala var. adam üç senedir bir büyüğe transfer olamadı gitti. önce sassuolo'da mutlu olduğunu öne sürerek juve'yi reddetti, "çocuk interista, ondan gitmiyor herhal..." dedik; şimdi de roma, inter kendisini istiyor ama bu sefer başkanları 50'den aşağıya bırakmam, diyor. boş geçirdiği 16/17 sezonundan sonra o parayı kimse gömmez berardi'ye tabii. yine de sassuolo maçı izleme sebebidir kendisi.

    gelelim hoca meselesine. eusebio di franceso'nun yerine peruggia'dan getirdikleri bucchi'nin ne yapacağını kimse kestiremiyor. muhtemelen di franceso'nun başarılarını geçmeyi bırak egale bile edemez ama onun kurduğu 4-3-3'ü bozacağını da sanmıyorum. zaten berardi ve politano'nun varlıkları onu 4-3-3'e zorlayacaktır. elindeki kadro iyi. ilk 8'e giremese bile 12'den aşağı düşerse başarısızlık söz konusu olur. ne olursa olsun takımın en büyük handikapı bana bucchi olacak gibi geliyor.

    -------politano - matri(falcinelli) - berardi----------

    -----------magnanelli - duncan - sensi--------------

    -------dell'orco - cannavaro - acerbi - lirola-------

    ----------------------consigli-------------------------

    lirola da seneye juve'ye döner, sırf o gelecek diye marotta adamakıllı transfer yapmıyor oraya.

    **********

    udinese

    gelenler: bajic, pezzella, behrami

    gidenler: guilherme, zapata

    "vasat" kelimesinin futbol kulübü haline bürünmüş şeklidir udinese. dünyanın en sıkıcı şeyi de udinese taraftarı olmaktır herhalde. yine eşek kuyruğu gibi ne uzayıp ne kısalacakları bir sezon olur bu sezon onlar için. hocaları da tam kendilerine göre zaten: luigi del neri. bu adama bir de juve'yi filan teslim etmişlerdi şaka gibi.

    https://www.youtube.com/watch?v=hNpQVQKJM78

    bu arada söylemeden geçmek olmaz, kendilerine ait olan dacia arena gerçekten çok güzel durur. pozzo hanedanı sağ olsun.

    https://i.hizliresim.com/XXmbWO.jpg

    karoları da iyi sayılır. konya'dan giden bajic bence formayı kapar. duvan zapata'nın napoli'ye geri dönmesiyle oraya bir adam lazımdı. elbette bir zapata değil. kilit oyuncularıysa merkez orta saha oynayan jakub jankto olur. 16/17 sezonunda çok iyiydi. şayet jankto'ya benim çok beğendiğim ama ağır bir sakatlık atlatan fofana da destek çıkabilirse işte o zaman... yine bir bok olmaz kendilerinden gerçi... en fazla 8. olabilirler ki sanmıyorum.

    kendilerinin takdir edilecek bir yönleri varsa scouting'leridir. misal şu bursaspor'un kiraladığı badu'yu 2009'da u-20 dünya şampiyonu olan gana milli takımı'nda görüp almışlardı. her sezon böyle gencoları sağdan soldan toplarlar. örneğin rize'den giden ali adnan halen sol bekleri. veyahut inter'in de istediği pescara'lı coulibaly'yi aldılar bu yaz. sonra tekrar pescara'ya kiraladılar iyice gelişsin, serilsin serpilsin diye.

    bir de sağ bekleri widmer'e dikkat. serie a'nın en iyi birkaç sağ bekinden biri.

    **********

    sampdoria

    gelenler: caprari, murru, gaston ramirez, kownacki, ferrari

    gidenler: skriniar, muriel, cigarini, castan, palombo (emekli)

    hocaları giampaolo'nun iyi mi kötü mü olduğu konusunda kararsız olsam da 16/17'nin iyi takımlarından biriydi sampdoria. quagliarella, schick ve muriel'den oluşan çok yetenekli bir hücum hatları vardı. muriel'i sevilla'ya 20'ye okuttular; schick'i ise önce juve'ye 30'a bıraktılar, sonra juve schick'in kalp problemi olduğunu öne sürerek (sağlık kontrolünü geçemedi) iade etti. şimdiyse sağlık kontrolünden geçememesine sebebiyet veren o sorunun yorgunluktan kaynaklandığı ayyuka çıktı. inter ve roma'nın ciddi ilgisi var, hatta salah'nın yerine halen adam bulamayan roma'nın 35 milyon vermeyi gözden çıkardığı söyleniyor kendisi için. psg'nin de ilgisi varmış ama çocuk italya'da kalmak istiyor. velhasıl büyük ihtimalle takımda tutamazlar. geçen sezondan bir tek quagliarella kalır. o garibimin de başına gelmedik kalmadı ama artık geç de olsa huzura erdi: (bkz: #2144058) muriel'in kesin, schick'in potansiyel ayrılıklarını göz önünde bulundurarak iki adam aldılar o mevkiye: kownacki ve caprari. kownacki'yi çok izlemedim ama leh olması hasebiyle yeni lewandowski olarak gösteriliyor ve azıcık izlediğim kadarıyla da yetenekli bir genco. caprari, geçen sezonki ölü pescara'da parlayan birkaç futbolcudan biriydi. pek teknik değildir ama gömer geçer, hayvan forvettir.

    göze batan diğer oyuncuların başında dennis praet var. bizi 2014'te hacamat eden anderlecht kadrosunda o da vardı. pğömiye lige 30'a, 40'a gider derken nasıl olduysa sampdoria kaptı. (bkz: #2008292)

    alıntıladığım entry'de de bahsettiğim üzere sampdoria'nın çok kafa bir başkanı var bu arada: massimo ferrero.

    https://www.youtube.com/watch?v=BMLjnR0HVS0

    https://www.youtube.com/watch?v=2wreHO2Xu78

    neyse efem, 21'lik ön liberoları uruguaylı torreira da çok iyi oyuncu. tam bir modern regista. geçen sezonki gibi devam ederse dev bir takım kapar. onun önüne middlesbrough'dan getirdikleri gaston ramirez, bologna yıllarındaki gibi oynarsa ne ala oynamazsa da patlayacak denile denile içine patlayan ricardo alvares var orada kullanabilecekleri.

    defanslarından her ne kadar skriniar gibi bir kaya gitse de murru, ferrari, silvestre, sala dörtlüsü oluşturulabiliyor ki çok iyi bir hat.

    başarılı olup olmamaları muriel ve skriniar'ın boşluğunu doldurup dolduramamalarına bağlı.

    ----kownacki (caprari) - quagliarella----

    --------------------ramirez---------------

    --------linetty - torreira - praet----------

    ----murru - ferrari - silvestre - sala-----

    -------------------viviano------------------

    **********

    torino

    gelenler: lyanco, berenguer, rincon, vanja milinkoviç-saviç, n'koulou, sirigu

    gidenler: benassi, joe hart, castan, iturbe, rossettini

    belotti'ye bereket golle hiçbir problemi olmayan bir takımdı geçen sezonki torino lakin defans hattı ve kalecisi o kadar dandik işler yaptılar ki ancak 9. olabildiler. bu sezon defansa ve kaleye taş gibi adamlar geldi. hart denen patatesi yollayıp kaleyi sirigu'yu teslim etmek; rossettini angutunu yollayıp juve'nin elinden lyanco'yu kapmak ve dahi üç otuz paraya n'koulou'yu kiralamak büyük işler. bu iyileştirmelerden sonra bu sezonun atalanta'sının kendileri olmasını bekliyordum... ki benassi'yi fiorentina'ya sattılar. hem de 10 milyon avrocuğa. insan gerçekten hayret ediyor. şu güzelim kadronun orta sahasının en önemli cevherini neden satarlar? hem de 10 milyon avroya. derken juve'den rincon'u getirdiler. el general iyidir hoştur ama düz adamdır. şu kalan günlerde o bölgeye bir transfer daha yapılmazsa bu sezon organizasyon sıkıntısı çekecekleri görünen köy.

    takımım hücum hattı zaten ateş ediyor: 100 milyonluk belotti, roma hariç her yerde coşan ljajic, real-barça-juve altyapısı almış olan falque... ve son olarak napoli'nin elinden kaptıkları berenguer.

    bu arada vanja milinkoviç-saviç, lazio'daki 40 milyonluk sergej'in biraderi oluyor, yanlış anlama olmasın. başta ben o yanılgıya düşüp derin bir oha çekmiştim.

    hocalarına gelince mihajloviç ırkçıdır mırkçıdır (bkz: #2094209) ve fakat iyi bir taktisyendir, futbolculuğundan beri sayar severim kendisini. milan'da kendisine bence haksızlık edildi, bir sezonu daha hak etmişti ama kısmeti torino'daymış. umarım başarılarına başarı katar. her ne kadar gönlümde juve de yatsa grande torino mahzun ve nezih bir takımdır. (bkz: #2071582)

    -------------------------belotti-----------------

    ------------berenguer - ljajic - falque--------

    -----------------rincon - acquah---------------

    -barreca - moretti - n'koulou - zappacosta--

    --------------------sirigu-----------------------

    **********

    chievo

    gelenler: garritano, pucciarelli

    gidenler: izco

    bir diğer vasati ve sıkıcı takım daha. üstüne üstlük huzurevi kıvamında bir kadroları var. hepsi de muhtemel 11 oyuncusu olan işte o dedeler: dario dainelli (38), massimo gobbi (36), alessandro gamberini (35), bostjan cesar (34)*, stefano sorrentino (38). 2005 sonrası milan'ına mı öykünüyorlardır nedir bilmiyorum.

    kadrolarında iş yapabilecek futbolcu sayısı da fazla sayılmaz. amc'leri birsa iki sezondur iyi top oynuyor, kaptanları hatemaj da iyi oyuncudur ama büyük sakatlık atlattı yenileyin. öehh... daha fazla yazamiyciğim bunları.

    --------------pucciarelli - inglese------------

    ----------------------birsa--------------------

    -------castro - radovanoviç - hatemaj------

    -gobbi - gmberini - dainelli - cacciatore---

    ---------------sorrentino---------------------

    **********

    genoa

    gelenler: lapadula, rossettini, bertolacci, zukanoviç, hiljemark

    gidenler: giovanni simeone, orban, munoz

    16/17'nin taş takımlarından biriydiler ama yıldızları simeone'yi fiorentina aldı. oradan da babası gibi inter'in yolunu tutar bir gün. yerine milan'dan gelen lapadula belki o seviyelerde oynayamamış olabilir ama genoa'yı rahatlıkla idare eder, takımın gol yükünü çeker. yine milan'dan kiraladıkları bertolacci'ye genoa'dayken bayılırdım, iki sezonluk başarısız milan günlerinden sonra tekrar kürkçü dükkanına döndü, eski günlerdeki gibi döktürmeye devam edecektir. hangi akla hizmet aldılar bilmiyorum ama defansa da torino'dan rossettini'yi getirmişler. nicolas burdisso'yu serbest bırakınca yerine adam bulamadılarsa demek. hiljemark, düşen palermo'nun kaliteli mallarından biriydi.

    halihazırdaki kadrolarındaysa şaka gibi ama halen pandev filan var. hatta ligin ilk maçında da ilk 11 çıktı. bir diğer tuhaf isimse sirk topçusu taarabt. artık burada da yapamazsa gaziantepspor'a neyim gelir herhalde. sol kanatları laxalt çok iyi topçu. hatta asamoah'nın bize gelme ihtimali varsa o da bu adamın atalanta'ya gitmesinde yatıyor. laxalt atalanta'ya, spinazzola juve'ye, asamoah da bize... sonra hepsi bahçıvana.

    bir de pes efsanesi miguel veloso'yu unutmamak gerek. kendisiyle ilgili "chelsea'nin orta sahasını parseller..." denirdi, şimdi genoa'da takılıyor.

    kalecileri perin de büyük sakatlık geçirmese muhtemelen şu an ya napoli'de ya roma'da oynuyor olurdu. o raddede iyi bir kaleci.

    -------------pandev - lapadula------------

    --------------taarabt (palladino)-----------

    ----laxalt - veloso - bertolacci - lazoviç-

    ----zukanoviç - rossettini - hiljemark-----

    --------------------perin--------------------

    **********

    bologna

    gelenler: poli, palacio

    gidenler: rizzo (spal'a kiralık)

    geçen sezonki en büyük yıldızları dzemaili'ydi desem (bkz: #2115783) ne menem bir takım olduklarını anlatmış olurum sanırım. ki ligin ikinci yarısında onu da ellerinde tutamadılar. gerçi bologna'nın bu konuda suçu yok. montreal impact'le danaya girer gibi girmişler dzemaili'yi bizden alırlarken meğer. bunun müsebbibiyse her iki kulübün de aynı adama ait olması: joey saputo. sözleşmesinin bir kısmını bologna'da bir kısmınıysa montreal'de geçirsin, demiş haşmetlü. ortaya da böyle bir garabet çıkmış.

    neyse, kendileri açısından kolay bir sezon geçeceğini sanmam. donadoni de futbolculuğunun ekmeğini yiyen bir hoca zaten. kadro kaliteleriyle iş yapsalar, desem o da zor çünkü kadroları kaliteli olmadığı gibi çoğu oyuncunun alternatifi yok, özellikle defanslarında. tabii her halükarda chievo'dan veya cagliari'den iyi bir kadroları var.

    bir diğer sıkıntıları destro. adama esti miydi gol orucuna girer, estimiydi de 2 maçta 5 gol atar. şimdi onun yedeği olsun diye (herhalde öyledir yani) palacio'yu aldılar. onun da son iki üç sezonu bomboştu ama bologna'yanın yedek kulübesine yeter de artar arjantinli kılkuyruk. bence asıl bomba transferleriyse milan'dan beleşe kapattıkları poli. gelse bizde de iş yapardı.

    sol bekleri masina, hücumcuları verdi ve ön liberoları donsah iyi futbolcular. özellikle donsah 15/16 sezonunda çok iyiydi. transfer sezonu kapanmadan torino'ya gidebilir.

    -----------------------destro-----------------

    ------di francesco------poli-----------verdi--

    ---------------donsah - taider-----------------

    ---masina - de maio - maietta - torosidis---

    --------------------mirante--------------------

    **********

    atalanta

    gelenler: de roon, castagne, ilicic, orsolini, hateboer

    gidenler: conti, kessie, paloschi, grassi

    benim 16/17 sezonunda en takdir ettiğim birkaç takımdan biriydi. her zamanki gibi futbol piyasasına süper futbolcular kazandırdılar. hocaları gasperini muhteşem işler yaptı. aslında atalanta'yı uzun uzun anlatmayacağım, şurada anlatılmışı var: (bkz: #2123139)

    işin kötü yanı çok önemli adamlarını kaybettiler. devre arasında gagliardini inter'e gitti, bu yaz ise kessie ve conti'yi milan'a sattılar. çok iyi paralar kazandılar ama bu adamların yerleri dolmaz. spinazzola'yı juve'ye bir sene erken vermek istememelerinin sebebi de bu zaten. hadi serie a'da her türlü iş yaparlar ama avrupa'da da oynayacaklar en nihayetinde. gelen takviyelere bakınca de roon zaten atalanta'da sivrilip middlesbrough'ya gitmişti, tekrar evine döndü. conti'nin yerine sağa aldıkları hateboer şu an için en büyük muamma. ilicic, çok iyi transfer; papu gomez'le beraber petagna'yı besleyecektir, arada da muhteşem sol ayağıynan yapıştıracaktır.

    bir de juve'den kiraladıkları orsolini'ye dikkat: https://www.youtube.com/watch?v=PfwKdX5Kzeo

    -------------------petagna-----------------

    -------papu gomez---------ilicic-----------

    --spinazzola - kurtiç - freuler - hateboer-

    -------massielo - caldara - toloi-----------

    -------------------berisha-------------------

    **********

    fiorentina, lazio, napoli, roma, inter, milan ve juve'yi ayrıca kendi başlıklarında değerlendiririm.

    (bu arada allah tekrar belanı versin bein sports.)
  • bomba başladı, bomba gidiyor derken gene denge profiline ulaşıp iki başlı bir yarış haline evrildi. muhtemeldir ki ikinci yarının ortalarından sonra da o at sayısı teke düşer ve son 6 sezondur olduğu gibi juve ipi göğüsler.

    napoli, ilk yarıyı lider kapattı ama kadro genişliği olarak juve'nin önünde diz çöker, tövbe ister bir haldeler ve önünde sonunda bu defoları bir yerlerine kaçacaktır. hatta milik ve ghoulam'ın sakatlıkları sonrası kaçtığı bile söylenebilir. hadi milik zaten geçen sezonki sakatlığı sonrası sarri'nin ilk tercihi olma özelliğini kaybetmiş, muhtemelen bu sezonda da o şekilde devam edecekti ama ghoulam'ın sakatlığı takımı gerçekten berbat etkiledi. hatta lki de şl'den elenmelerine bile sebep oldu çünkü san paolo'daki city maçını 1-0 önde götürürlerken sakatlanıp çıkmış, bu da napoli'nin oyununa ciddi manada örse vurmuştu*. zira napoli defanstan çıkarken bunu genelde ghoulam, jorginho, hamsik üçlüsünün paslaşmasıyla yapıyordu. bu sakatlık sonrası sarri oraya roma'dan kiraladıkları mario rui'yi koydu ama rui, her ne kadar fena bir oyuncu olmasa da ghoulam'la arasında büyük klas farkı elbet. aynı şekilde ileri üçlüden herhangi birisi sakatlandığında veya cezalı duruma düştüğünde de sarri'nin işi gene yaş. misal yakın zamanda insigne sakatlandı, oraya zielinski'yi koymak zorunda kaldı. (aslında elinde ounas ve giaccherini de var ama ounas henüz işlenmemiş bir yetenek, giaccherini'ye de hoca takık; ne oynatıyor ne satılmasına müsaade ediyor.) işbu sebepten yazın aldıkları inglese'yi devre arasında kiralık oynadığı chievo'dan çağıracakları söyleniyor(du) ama şimdilik ses yok. ileriye kesinkes transfer şart. simone verdi'yle anlaştıkları söyleniyor ki doğruysa süper hamle olur. aynı maç içerisinde iki frikik golü atan ve bunun birini sağ birini sol ayağıyla gerçekleştirecek kadar yetenekli bir adam verdi: (bkz: #2276077). lafın kısası şu ki napoli'nin harika bir ilk 11'i* ve güzel bir orta saha rotasyonu (alan, jorginho, hamsik, zielinski, diawara, rog) olmakla beraber, defans ve forvet elemanlarını yedekleyecek oyuncuları yok; olanlarla da aslar arasında dünya kadar kalite farkı var. sırf bu yüzden şampiyonlar ligi'ne de yeterince asılmadılar. hatta şu an ismini hatırlayamasam da oyunculardan biri "bizim için scudetto'yu kazanmak, şl'yi kazanmaktan daha önemli." demişti. aynı şey avrupa ligi için de geçerli olacaktır ve sarri, buraya da çok asılmayacaktır. adamcağızın da yapacağı hiçbir şey yok, anlattığım gibi takımın bırak iki kulvarı, tek kulvarda bile zorlanacak bir kadrosu var. de laurentiis'in cebindeki akrebi havalandırma vakti geldi de geçiyor.*

    bonucci ve dani alves'in gidişi, yerlerine gelen mds* ve höwedes'in uzun süreli sakatlıkları derken juventus'un geçen sezonlardaki en büyük silahı olan savunması sezon başında kadayıfa dönmüş, gelenden geçenden ikişer üçer yiyen bir takım haline gelmişlerdi ama sonradan iyi toparladılar. hatta son on maçta yedikleri gol sayısı 1'di galiba. bunda en büyük pay sahibi de benatia oldu. bilindiği gibi son derece nanemolla bir oyuncu kendisi ve sezon başında da bolca sakatlandı ama ne zamanki düzenli olarak oynamaya başladı, gerçekten fark yarattı. şimdi stoper rotasyonları benatia, chiellini, rugani, barzagli ve höwedes şeklinde. höwedes'teki satın alma opsiyonlarını büyük ihtimalle kullanmazlar çünkü schalke adamın kadavrasını göndermiş, bu sezon boyunca sakatlıklardan fırsat bulabilip de aldığı dakika sayısı sadece 68. o maçta da* 68. dakikada sakatlanıp çıkmıştı zaten. gerçi höwedes'i almalarına da gerek yok, seneye caldara gelecek. defanstaki asıl problemleri ise sağ bek mevkisinde. dani alves'in yazın yaptığı dallamalığın bedelini takım ağır ödedi, ödüyor. allegri'nin milan'dan talebesi mds'yi aldılar ama dani alves nere, mds nere? dağlar kadar fark var ikili arasında. hatta transferinden sonra milan taraftarı iyi taşak geçmişti juve'yle. gerçi oynadığı maçlarda fena değildi, allegri'nin de bir bildiği vardır herhalde. lichtsteiner ise iyiden iyiye çaptan düşmüş vaziyette. höwedes'in sağ bekte de oynayabilmesine güvenerek şl listesine -geçen sezon olduğu gibi- yine adı yazılmadı. tabii mds'nin ve höwedes'in sakatlanmasıyla bu hamle fena şekilde ellerinde patladı, camp nou'da sağ beke sturaro denen kazmayı koymak zorunda kaldı allegri. aynı şekilde sol bekte de sıkıntı var. geçen sezonki alex sandro'nun yerinde yeller esiyor. zannımca yazın gidici kavruk oğlan. tabii bu da ne demek? asamoah'ın yazın da takımdan ayrılamaması demek. seneye spinazzola gelecek gelmesine ama şayet alex sandro giderse üstüne bir de asamoah'ın gitmesine izin vermez juventus. zira hem yeni bir sol bek aramak zorunda kalırlar hem de -bence- seneye formayı spinazzola'ya direkt vermez allegri. bir sezonluk geçiş süreci yaşanır, bu sezonda da asamoah oynar, spinazzola da pişer. alex sandro ilk geldiğinde de formayı evra'dan hemen alamamış, ikinci sezonunda da düzenli olarak oynamaya başlamıştı. tabii bu dediklerim alex sandro'nun gidip gitmemesine bağlı. şu da var ki asamoh, bu sezon gerçekten iyi oynuyor. büyük maçların hepsinde onu oynattı allegri. asamoah'ın bu performans artışındaki en büyük sebeplerden biri de kuşkusuz matuidi. tek kelimeyle muhteşem oynuyor herif sol içte. iki kelimeyle ise "pancar motoru" gibi oynuyor. başta belirttiğim defans problemini allegri'nin çözmesinde en büyük yardımcılardan biri kendisinin varlığı oldu. zira geçen sezon ortasında 3-5-2'nin tıkanıklığını nasıl ki dybala'yı forvet arkasına çekip dizilişi 4-2-3-1' çekerek çözdüyse, bu sezon tıkanan 4-2-3-1'i de 4-3-3'e geçerek aştı allegri ve 3'lü orta saha nizamının oluşturulmasında matuidi olmazsa olmaz bir parça. diğer elemanlara gelince pjanic kah regista'da kah trequartista'da gene efsane oynuyor. khedira'ysa aynı lichtsteiner gibi çaptan düşenlerden. sezon sonu takımdan ayrılması kuvvetle muhtemel. yerine de kendisinin imitasyonu emre can geliyor yüzde doksan dokuz ihtimalle. hatta ben bu satırları yazarken marotta ve paratici'nin milano'ya uçtuğu, emre can'ın avukatıyla ön protokol imzalayacakları söyleniyordu. marotta, beleş transferin kitabını yazmaya devam ediyor. marchisio ise yine kayıplarda. şu sezon da bile defalarca kez sakatlandı, hatta yine sakatlanmış, bir ay yok. zaten allegri'nin gözünden de düştü. çok yazık oldu, efsane olabilecek kapasitede bir adamdı il principino. bir de eklemeden geçemeyeceğim bentancur var. bu çocuk büyük regista olacak. forvet hattındaysa tam bir enflasyon var. higuain, dybala, costa, bernardeschi, mandzukiç, cuadrado diye giden bir rotasyona sahipler. geçen sezon ise pjaca'nın sakatlığından sonra ellerinde 4 mevki için 4 adam vardı: higuain, dybala, mandzukiç, cuadrado. hatta allegri'nin yokluktan sağ açığa lemina'yı aldığı filan oluyordu. costa ve bernardeschi hücuma müthiş bir çeşitlilik kazandırdılar, en mühimi hız kattılar. seneye bir de schalke'ye kiralık yolladıkları pjaca dönecek ki ohannesburg. hücumdaki tek problemleri dybala'nın kasım ayından itibaren düşen performansı oldu, hatta kesik bile yedi. kız arkadaşından mı ne ayrılmış çocukcağız. fakat sonlara doğru tekrar alev aldı. velhasıl sağ bek mevkisindeki problemleri hariç o kadar geniş ve kaliteli bir kadroları var ki şampiyonluk için en büyük favori yine kendileri. bir de az kalsın unutuyordum, buffon'un sakatlığında sczczesny muhteşem oynuyor. buffon dönse bile önemli maçlarda oynayamayabilir bu saatten sonra. bu da ayrı bir entry konusu.

    napoli'nin yaşadığı problemin aynısını, hatta daha beterini inter yaşıyor. spalletti'yi totti'ye yaptıklarından dolayı pek sevmesem de eğer inter, son bir aya kadar ligi lider götürdüyse ve şu an halen üçüncüyse bunda en büyük pay bu herifin. yoksa geçen sezon 7. olan kadronun üstüne öyle atla deve düzeyinde oyuncular gelmiş falan değil. bir tek skriniar takviyesine özellikle değinmek gerekiyor belki çünkü adam taş gibi oynuyor. serie a'da ilk devrenin en iyi defansı kuşkusuz kendisiydi. fakat inter'i burada büyük bir tehlike bekliyor. o da şu ki kadrolarında sadece 3 stoper var ve onlardan biri (yedek olan) ranocchia. nasıl bir kafayla böyle bir planlama yaptılar bilinmez fakat acilen bir, hatta bana kalsa iki stoper almaları gerekiyor. fakat gel gör ki elleri kolları bağlı çünkü ffp mevzuları ve suning'in kemer sıkma politikalarından dolayı spalletti'nin de deklare ettiği üzere kimseyi bonservisiyle alamıyorlar, alamayacaklar; bunun için yazı beklemek zorundalar. geriye kiralama seçeneği kalıyor kendilerine ama devre arasında kimi kiralayabilirler büyük muamma. tek problemleri stoperde de değil. bek konusunda da sıkıntı büyük. fakat buradaki problem nicelik değil nitelik eksikliğinden. yazın aldıkları cancelo'yla dalbert epey bir sakat yattıktan sonra takıma girmeye başladılar ama ben dalbert'ten hiç etkilenmedim. cancelo da defansif yönden eksik. nagatomo, santon, d'ambrosio üçlüsünden gene iyi verim aldı spalletti ama ciddi bir rakibin muteber bir açık oyuncusu bu üçünü de rahatlıkla harcar, harcadı da. torino'daki juve maçında cuadrado önce santon'u sonra dalbert'i hacamat etti, bir ay falan oluyor. bu kadar noksana rağmen inter folloş olmuyorsa bunda en büyük pay şüphesiz ki handanoviç'in. gene muhteşem, gene muhteşem herif... ön libero konusunda sıkıntıları yok. belki de sıkıntılarının olmadığı tek bölge. vecino, gagliardini ve valero -hatta zorlarsan joao mario ve brozoviç'i de sayabilirsin- burayı kotarıyorlar. fiorentina'dan kaptıkları vecino da valero da çok iyiydiler. orta sahada esas sıkıntıyı trequartista mevkisinde çekiyorlar. brozoviç tam bir gamsız pezevenk; joao mario da bok gibi oynuyor bu sene, harcadığı fırsatın haddi hesabı yok... hele kupadaki milan maçında, uzatmalarda kaçırdığı gol tam bir epic fail... stoperle birlikte takımın en büyük eksiği burada. şut atacak, asist yapacak, tıkanan oyunu açacak bir çilingire ihtiyaçları var. misal pastore. ama o da bugün kariyerini psg'de bitirmek istediğini açıkladı. forvet hattına gelince buradaki üçlü sezonun ilk yarısında -sonları saymazsak- efsane top oynadılar. ırz düşmanı icardi iyiden iyiye leblebici bir forvete dönüştü, candreva yanılmıyorsam ligin asist kralı, perisic'in de 7 gol - 6 asisti var. lakin bu üçlü de son maçlarda tam sıçtılar. yorgunluk, formsuzluk, şanssızlık ve en mühimi rekabetsizlikten dolayı olsa gerek çünkü bu üçünü de yedekleyen tek adam var kadroda: eder. o garibim de girdiği maçlarda elinden geleni yapmaya çalışsa da kah sağ kah sol açık, kah forvet kah trequartista oynayabilecek kapasitede değil. zaten dünyada öyle bir tane adam var, o da barcelona'da oynuyor. aslında caen'den aldıkları karamoh'u daha fazla deneyebilirdi spalletti ama pek şans vermedi. hasılı açıkları ve forveti de yedekleyecek oyunculara ihtiyacı var inter'in. ve fakat önceden de belirttiğim üzere elleri kolları yaza kadar bağlı. belki orta sahaya hülle yoluyla çin'deki kardeş takımlarından ramires'i getirebilirler ama o da hangi derde çare olacak muamma. yazın ausillo ve sabatini ikilisinin sazı eline alıp spaletti'nin fikrini de alarak -sabatini hocaları pek iplemez ama- takımın kadrosunu kaliteli bir şekilde genişletmeleri lazım. tabii bunu yaparken ellerindeki ırz düşmanını da real'e kaptırmamaya dikkat etmeliler. sonuç itibariyle inter'in de scudetto'yu kazanması, hele ki zirveden 9 puan geriye düşmüşken, artık bir hülya. ilk dörde kalıp şampiyonlar ligi'ne kapağı atabilirlerse büyük başarı olur ve bu başarı da tamamen spalletti'nin eseri sayılır.

    gelelim beni iki senedir mest eden lazio'ya. iğrenç taraftarlarından münezzeh olarak bu takıma ve hocaları simone inzaghi'ye büyük bir sempatim var, daha önce de defaatle yazdım zaten sözlükte. öncelikle şunu belirtmek gerek ki başkan lotito ve sportif direktör igli tare son birkaç sezondur üç otuz paraya güzel işler yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar. şu an takımın dört demirbaşı olan immobile'yi 9'a, milikoviç-saviç'i 9'a, de vrij'i 7'ye, luis alberto'yu 6,5'a aldılar. yaklaşık 30 milyon avroya aldıkları şu dört adamı elden çıkarmaya kalksalar kasalarına herhalde 250 milyon avro rahatlıkla girer. neyse... simone takımı 3-5-1-1'imsi bir dizilişle sahaya sürüyor genelde. takımın defans hattının lideri kuşkusuz ki de vrij. sezon sonu sözleşmesi bitiyor, henüz lazio'yla sözleşme uzatmadığı gibi uzatmaya teşne olduğu da söylenemez. bilimum dev kulüp kendisinin peşinde. aslında inter'e gitse skriniar'la birlikte efsanevi bir tandem kurabilirler ama ingiltere'ye gitmesi daha muhtemel duruyor. simone diğer iki stoperi de genelde wallace ve bastos olarak seçiyor ki ikisi de üst düzey değil. hele roma maçını kaybetmelerine neden olan ve maç sonu basın toplantısında simone'nin ağzına sıçtığı bastos tam bir saatli bomba. işte yönetim güzel bir hamle yaparak caceres'i aldı birkaç gün önce. şayet yaşam tarzına dikkat eder ve sakatlık problemi yaşamazsa halihazırda taş gibi olan lazio'yu daha bir taşlaştıracaktır. bek konusunda simone'nin herhangi bir gözdesi yok. sol bekte kah radu'yu kah lukaku'yu; sağ bekte de kah marusic'i kah basta'yı kullanıyor. orta üçlüyü de leiva, parolo, milinkoviç-saviç üçlüsünden kuruyor. leiva ve parolo zaten çok olgun -bu arada leiva, biglia'nın yokluğunu hiç hissettirmedi- oynuyorlar ama saviç'e ayrıca değinmek gerek. son zamanlarda beni en heyecanlandıran adamlardan birisi bu çocuk. geçen sezon da çok iyiydi ama bu sezon bayağı bildiğin maçın kaderine etki eder hale geldi. juve'den psg'ye, manu'dan city'ye bir dünya kulüp peşinde. hatta psg'nin 100 milyon avroyu bastırıp alacağı söylentisi vardı ki bence bu paranın hakkını verebilecek potansiyeli var bu çocuğun. tabii ümidimiz serie a'da kalmasından yana. forvete gelince zaten immobile'ye söylenecek hiçbir şey yok. şu an 20 golle -ki haksız yere aldığı ceza yüzünden birkaç tane de maç kaçırdı- serie a'nın gol kralı. ayrıyeten 7 de asisti var*. yani yine, yeni, yeniden fevkaladenin fevkinde oynuyor. son maçta da spal'a 4 tane yağladı aslanım. yedeği caicedo serie a'da pek iş yapamadı ama avrupa ligi'nde iyiydi. o da immobile'nin gölgesinde yetişiyor. immobile'nin yanında, daha doğrusu arkasında second striker rolündeyse luis alberto oynuyor ama ne oynuyor. 6 gol, 8 asisti var. spal maçında attığı şu gole dikkatinizi celbederim: https://youtu.be/O-_QWrGSN00?t=47s
    yazın monaco'ya giden keita balde'nin geçen sezonki şaşaalı performansından sonra yönetimin orayı dolduramayacağını düşünmüştüm ama luis alberto öyle akışkan oynuyor ve oynatıyor ki benim çok beğendiğim felipe anderson da keita gidişi sonrası biraz da panik transferi olarak yapılan nani de kadük kalıyorlar. aslında bu bollukta simone'nin bir de forvet hattını üçlü nizamda kurgulamasını çok isterdim ama hikmetinden elbette sual olunmaz kendinin. iki sene öncesinin hasta ve beş parasız adamı lazio'yu alıp -çok dar imkanlarla- şu pozisyona sokan (aleyhlerine üst üste yapılan aptalca hakem hataları olmasa belki de şampiyonluğa bile güreşebilirlerdi.), juventus'un kendi evindeki 57 maçlık yenilmezliğini sonlandıran, aynı juventus'tan italya süper kupası'nı kapan adamı sevmemek olmaz. tabii takımını avrupa ligi grubundan namağlup çıkardığını da unutmamak gerek. karşılarına da steaua bükreş çıktı ki normal şartlar altında lazio'nun yedekleri bile geçer bu eşleşmeyi. bu arada lotito gitti, gider. federasyon başkanı olması bekleniyor kendisinin. olursa acaba juventus'la nasıl geçinecek? zira pek hoşlaşmazlar birbirlerinden.

    roma, benim beklediğimden daha iyi bir ilk devre geçirdi. zira spalletti'yi, salah'ı, rüdiger'i ve paredes'i aynı yazda kaybettiler. spalletti'nin yerine gelen edf* ile ilgili büyük soru işaretleri vardı, gerçi son haftalarda o soru işaretleri gene hortladı ama o sonraki mevzu. işin aksi gibi salah'ın yerine alınan defrel ve dzeko'yu yedeklemesi için alınan schick de uzun süreli sakatlıklar geçirdiler, hatta defrel halen sakat. sezona da inter'e 3-1 yenilerek başladılar. akabinde roma'da bir de atletico maçı oynadılar ki evlere şenlik. takım tüm şansını o maçta tüketmiştir herhalde. sonradan ne olduysa oldu ve iyi bir galibiyet serisi yakaladılar. kalede alisson'un, defansta manolas'ın, orta sahada nainggolan'ın ve forvette dzeko'nun üstün formuyla bayağı iyi bir takım görüntüsüne büründüler. pik noktalarına da chelsea'ye kendi evlerinde 3 attıkları maçta ulaştılar. taraftar şen şakrak, edf'nin ne doğru bir seçim olduğunu anlatırken o maçtan sonra takımın formu gitgide düşmeye başladı. bilhassa hücum anlamında çok kısırlaştılar. geçen sezon böyle durumlarda salah sorumluluğu üzerine alıyor, atıp attırıyordu ama bu sezon o da yoktu ellerinde. geriye ne kaldı? sezonun en doğru transferlerinden biri olduğunda herkesin hemfikir olduğu kolarov'un duran topları kaldı. (hoş, sadece duran topları değil her icraatiyle takdir edilesi bir adam kolarov.) dediğim gibi defrel ve schick'in sakatlıkları olmasa durum bu raddede kötüleşmeyebilirdi. o da ayrı bir şanssızlık. bu arada sakatlıktan belini doğrultamayan bir diğer adam da taze transfer karsdorp. yazdan beri sakat yatıyor çocuk. yokluğunda da florenzi oynuyor. bilindiği üzere kendisi aslında bir orta saha oyuncusu ama sağ bek ve sağ açık mevkilerini de kotarabiliyor. torino'dan büyük ümitlerle alınan ve benim de oradayken çok beğendiğim bruno peres'e gelince özellikle bu sezon berbat oynuyor. tahammül edilecek gibi değil. orta sahada geçen sezon olduğu gibi ddr, nainggolan ve strootman üçlüsü var. yazın geri getirdikleri pellegrini'yi de unutmamak gerek, geleceği çok parlak. yalnız son maç öncesi takımda büyük bir kriz yaşandı. nainggolan dingili yanılmıyorsam instagram'da sigara ve içki içerken canlı yayın yapıyor, her ne kadar bir özür bildirisi yayınlasa da normal olarak hem para cezası kesildi hem de atalanta maçında kadroya alınmadı. 2-1 kaybettiler o maçı bu arada ve nainggolan'ın eksikliği çokça hissedildi. yani efendi uslu bir yaşam tarzı olsaydı acaba nasıl bir futbolcu olurdu bu nainggolan, insan sormadan edemiyor. el-shara, dzeko ve perotti üçlüsü çok çalıştılar, çok da olumlu işler yaptılar fakat devre sonuna doğru inter'deki metal yorgunluğunun bir benzerini onlar da yaşadılar. sakatlıklar olmasa roma'nın kadro konusunda herhangi bir problemi yok. edf ise şl grubunu lider bitiren bir takım yönetmiş olsa da halen rüşdünü ispatlayabilmiş değil. ikinci turda da şanslarına shaktar çıktı ki elemeleri muhtemel. yani roma için geçiş sezonu sayılabilecek bu sezonda, şl'de çeyrek final + ligde ilk 4 yapmak başarı olur. benim asıl merak ettiğim monchi'nin yaza neler yapacağı.

    sampdoria sezona her ne kadar bomba gibi girse de (ilk 12 maçta sadece 2 mağlubiyet) sonradan batırdı (son 7 maçta 5 mağlubiyet). kulübün güzel bir stratejisi var. yakışıklı başkanları ferrero, her sezon yetenekli gençleri takıma doldurup parlatıyor, akabinde de yüksek meblağlara bir yerlere çakıyor (schick, muriel, skriniar). şu anki kadrolarında da yine çok bomba gencolar var. en dikkat çekicileri denis praet ve lucas torreira. hatta geçenlerde juventus'un ikisine de kancasını attığı, praet için yaza söz aldığı yazılıyordu fakat bu ikili arasında torreira daha dikkat çekici bence. 1.68'lik bu minnak adamın öyle deli şutları var ki neresinden çıkarttığına insan şaşırıyor. bir diğer orta saha elemanı linetty de ferrero'nun sermayelerinden olmaya namzet. schick sonrası alınan ve lewa'nın varisi olarak görülen kownacki'nin henüz bir numarasını görebilmiş değiliz ama bun durum son derece normal çünkü quagliarella, zapata ve caprari'yle rekabet edip formayı kapması zaten imkansızdı. bu arada quagliarella kaşla göz arasında yine 12 gole ulaştı, adam büyük profesyonel. arkasındaki ramirez'in de 7 asisti var ki serie a'nın en iyi trequartista'larından. sezon başında marco giampaolo'nun iyi bir hoca olup olmadığı konusunda kararsızdım ama vazgeçmediği 4-3-1-2'nin başarısı ve parlattığı genç oyuncular hep artı hanesine yazılıyor elbette.

    bir sene içerisinde kaybettikleri üç as oyuncuya (gagliardini, kessie, conti) ve üç cephede bir de savaşmalarına bağlı olarak atalanta'nın geçen sezonki performansı olmasa da devrenin sonuna doğru çok iyi toparlayıp yedinciliğe kadar yükseldiler. üstüne avrupa ligi'nde lyon ve everton'lu gruptan lider çıkmayı da başardılar (everton'a deplasmanda 5 tane sapladıklarını da unutmayalım). gerçi şanslarına dortmund çıktı ama ne olacağı belli olmaz. italya kupası'nda da çeyrek finale kadar yükselip napoli'yi hem de deplasmanda 2-1 yendiler ve juve'yle eşleştiler. şimdilik her şey tıkırında gidiyor. ulu reyiz gasperini gene döktürmeye devam ediyor. bu sezonun bombası ise bryan cristante. 22'lik orta saha için inter ve italya'da parlayan her orta sahaya çöken juventus çekişiyor. halihazırda caldara ve spinazzola zaten juve'nin tapulu malı ve seneye atalanta'dan ayrılacaklar. gasperini bu ikisini de çok iyi pişirdi, allegri tepe tepe kullanır artık. gasperini, takımı 3-4-2-1 benzeri bir dizilişle oynatıyor ve de çok iyi yapıyor. forvet arkasına koyduğu ilicic ve papu gomez için en etkili sistem bu çünkü. meyvelerini de veriyor tabii sistem. papu gomez'in tüm kulvarlarda oynanan 25 maçta 7 gol, 7 asisti; ilicic'in 25 maçta 9 gol, 7 asisti var. e daha ne olsun? forvetteyse kah petagna kah yazın aldıkları cornelius oynuyor, fena da oynamıyor. roma'ya dehşetengiz bir gol attı geçenlerde: https://youtu.be/GxKy4I-wNBQ?t=33s
    bir buçuk sezondur benim kendi adıma en beğendiğim takım kendileri, gasperini de simone inzaghi'yle birlikte en beğendiğim iki hocadan birisi. muhtemelen yazın çok talibi olacaktır kendisinin. milan'a filan gidip de kaosun ortasında yok olup gitmez umarım. gönül ister ki atalanta'nın başında devam etsin, oynattığı zevkli futbolla gözümüzün pasını silsin, kulübün meşhur altyapısından yeni yeni oyuncular salsın piyasaya.

    del neri çapsızından sonra udinese'nin ilerlemesini beklerdim ama sekizinciliğe kadar yükselmeleri kendileri için bile süpriz olmuştur herhalde. tabii burada bütün iltifatlar oddo'ya gitmeli. pescara'nın başındayken kaybettikleri maç esnasında ağlayacak kadar adam gibi adamdır hatta arda'nın karesidir kendisi: https://i.hizliresim.com/5gV1AM.png
    geldiğinden bu yana takımın başında çıktığı 7 serie a maçında 5 galibiyet 1 beraberliği var. napoli'ye de 1-0 yenildiler ki -bayağı da zorladılar- aksi, eşyanın tabiatına ters olurdu zaten. udinese yıllardır amaçsız bir şekilde yaşayan bir kulüp. çok iyi kadroları da oldu (2010'ların başındaki benatia, alexis sanchez, asamoah, handanoviç, di natale barındıran kadrosu), berbat kadroları da oldu ama udinese'den bir bok olmadı. asla küme düşme ama asla başarı da kovalama, düsturuyla yönetiliyorlar. avrupa ligi'ne kalmak kendileri için şampiyonluk gibi bir şey olurdu. şu anki kadrolarına gelince üç dört tane dikkat çekici gençleri var ellerinde. bu sezon sakatlıklardan pek oynayamayan widmer, geçen sezon çok ağır bir sakatlık geçiren fofana, milan'la adı geçen ve takımın en önemli futbolcusu konumunda olan jankto ve yıldızı bu sezon parlayan 1.90'lık trequartista antonin barak. udinese'nin taklit etmesi için önünde iki güzel örnek var aslında: atalanta, sampdoria. ve fakat nedense dediğim aptal döngünün içinde cebelleşip duruyorlar. bu makus talihlerini oddo değiştirebilir mi bilmiyorum.

    della valle'ler yazın tüm kadroyu boşaltınca zararlarını tanzim edip kulübü ellerinden çıkaracakları konuşulmuştu ama sonradan restore edilen kadrosu ve başındaki pioli'siyle fiorentina şu an dokuzuncu sırada ve bence ligin ikinci yarısında udinese'yi de altlarına almaları işten bile değil. artık çoğu takım kendine geldiği için (inter, napoli, roma) ve bazıları da kendilerine gelmeye çalıştığı için (milan) bundan birkaç sene evvelde olduğu gibi viola'nın ilk üçe veya dörde girmesi artık zor. tabii bir ara konuşulduğu gibi çinliler filan kulübü satın alırsa bilemem ama çinlilerin elindeki milan'ı da görüyoruz işte. gerçi 2021'de açılması beklenen yeni ve kendilerine ait olacak stada kavuşurlarsa madden çok daha rahat hale gelebilirler. kadroya gelince kalinic'in yerine alınan simeone, selefinden kesinlikle çok daha yetenekli artı genç bir forvet ama beklediğim kadar gol atamadı. inter'e giden valero-vecino ikilisinin yerine gelen veretout ve benassi, badelj'le birlikte dinamik ve genç bir orta saha üçlüsü oluşturdular. juve'ye giden takımın yıldızı bernardeschi'nin yerine kendi mamulleri olan chiesa'yı konuşlandırdılar ama bu çocuğu uzun süre ellerinde tutmaları imkansız ve bu gidişle namı babasınınkini de geçer büyük olasılıkla. talibi de hazır: napoli. yavaştan yaşını almaya başlayan callejon'un yerine düşünülüyor. ileriye alınan eysseric'ten çok şeyler beklerken adam patates çıktı, 34'lük thereau'dan hiçbir beklenti yokken adam aktı da aktı (6 gol, 4 asist). eysseric gibi bir başka hayal kırıklığı ise saponara. gerçi sakatlıklarla boğuştu ama yıllardır da bir gıdım mesafe kat edemedi maalesef. takımın defansı gelen giden onca oyuncuya rağmen gene güven vermiyor. pioli bunu halledebilirse ki sonlara doğru büyük mesafe aldı (son 8 maçlarını kaybetmediler), tekrar başaltı takım hüviyetine kavuşabilir fiorentina.

    yazın hemen her istediği alınmasına rağmen mihajloviç'in geçen sezona göre çok daha kötü bir performans sergilemesi doğal olarak kellesinin alınmasına sebep oldu. torino'ya ve başkan cairo'ya her ne kadar mihajloviç'i beğensem de bu noktada bir şey diyemiyorum çünkü takımın gerçekten kaliteli ve en önemlisi dengeli bir kadrosu var. bu sezonki tek sıkıntıları belotti'nin sakatlıkları oldu. doğal olarak da geçen sezonki hayvani performansına pek yaklaşamadı il gallo. miha'nın yerine getirilen mazzarri, takımın başında çıktığı ilk maçta dosta güven düşman korku verse de napoli günlerinden bu yana müspet bir icaraati yok, gerçi olsa torino da ne işi var. sirigu, n'koulou, lyanco, ansaldi, rincon, baselli, ljajic, berenguer, falque, belotti, niang gibi oyuncuları barındıran kadro güzel kadrodur; iyi bir teknik direktör performansıyla geçen sezonki atalanta benzeri bir başarı yakalamaları zor değil. teorik olarak tabii.

    evet, geldik esas oğlana. milan, şu an ligde 11. sırada. kulağa her ne kadar korkunç gelse de ligin orta sırasında büyük bir sıkışma var. altıncı sampdoria ile on birinci milan arasındaki puan farkı sadece 2... işte bu 2 puanlık mesafe arasına 6 takım sıkışmış vaziyette. milan'ın asıl hedefi olan şl potasına uzaklığı ise 12 puan. gattuso kızıl elma olarak burayı gösterse de çok çok uzak bir ihtimal dahilinde. takımın ahvaline gelince... nereden başlamak gerektiğini bilmiyorum. aslında şu yazdığım kadar daha yazmak lazım milan'ın durumunu şerh etmek için. gerçi bu sene çok yazdım, hatta 2017'de en çok entry girdiğim başlık 5 entry ile milan başlığıymış, eheh. sadede geleyim. takımın kötü gidişi filan bir şekilde halledilebilir. futbol tarihi böyle çöküş ve yükselişlerle dolu ama milan'da asıl sıkıntı yönetimde. takımı satın aldığında "çinli be! para akıtacak be!" diye övüle övüle göklere çıkarılan yonghong li ile ilgili ayyuka çıkan çok ciddi ithamlar var. bir kere satış esnasında ortaya atıldığı gibi ortada çinli milyarderlerden oluşan bir konsorsiyum filan yok. yonghong li de öyle multi milyarder değil. hatta ve hatta en zengin çinliler sıralamasında listede adı bile geçmiyormuş herifin. takımı alırken meşhur hedge fon eliott'tan borç almış. berlusconi'nin fininvest'ine taksit ödemesi geldiğinde yine paraya sıkışıp bu defa da isviçreli bir hedge fondan borç almıştı. şimdi bunlara olan borçlarının da vadesinin dolduğu ve beş kuruş parası olmadığı için yanına arap yatırımcı aradığı, bulamazsa kulübün hedge fonlardan birinin eline geçeceği söyleniyor. new york times'ın konuyla alakalı kol gibi uzunlukta çok güzel bir makalesi vardı. gazeteciler, yonghong li'nin çin'deki ofisini ziyarete gidiyorlar ama bir de bakıyorlar ki bina aslında bomboş, telefonlara kimse çıkmıyor. tabii bu akıllara berlusconi'nin satış esnasında bir haltlar çevirip çevirmediğini getiriyor. berlusconi'yle ilgili kara para aklama şüpheleri olduğu ve soruşturma açıldığını okumuştum birkaç gün önce ama haber keriz.avi'ymiş, sonradan yalanlandı. tabii yine de ortada büyük bir belirsizlik var. kulüp yarın bir gün rahatlıkla pezevenklerin eline geçebilir, yonghong li'nin ne bok yediği hatta kim olduğu belirsiz. ilk geldiğinde yaptığı 250 milyon avroluk transfer yüzünden ffp'nin kırbacı da kulübün üstüne inmek üzere. mirabelli-fassone ikilisi uefa'ya defaatle ricada bulunmasına rağmen uefa'nın yaptırım uygulayacağı kesin. takımın avrupa kupalarından men edilmesi demek, tabutuna çakılan bir başka çivi demek oluyor elbette. tüm bu mali belirsizlikten hasıl olarak ara transfer döneminde kimseyi de alamıyorlar. hatta yazın yüzde doksan ihtimalle birkaç oyuncuyu ellerinden çıkarmak zorunda kalacaklar. bu iç açıcı bilgilerden sonra takıma gelince başka başka iç açıcı durumları görüyoruz. montella'nın kovulması bence çok doğru bir karar değildi bir kere. tamam, bu sezon başarılı gitmiyordu ama yerine gattuso'yu getirmek için de montella kovulmaz. ancelotti ismini dillendirenler filan vardı ama carlo böyle bir cadı kazanına gelecek kadar enayi değil sonuçta. yerlerinde olsam yazın gasperini'nin kapısının önünde yatardım. neyse, montella sonrası gattuso takımın defans hattını 4'lüye çevirdi ki doğru hamleydi ve bir parça daha düzeldi takım savunması. montella da ayılıp bayıldığından değil, bonucci rahat etsin diye 3'lü çıkarıyordu ama bir noktada bundan vazgeçmesi gerekirdi. conti'nin sakatlığının da 3'lü oynamaya çalışan bir takım için elini güçlendirmediği bir gerçek çünkü ne abate ne de calabria sağ kanat bek oynayabilecek çapta adamlar. orta sahaya patron olsun diye getirilen biglia'nın lazio'daki hallerinden eser yok, bolca da maç kaçırdı. montolivo'nun iyileşmesinden sonra bakalım gattuso hangisini tercih edecek. işte bu da milan'ın bir diğer problemi. kessie hariç orta saha oyuncularında bir istikrar yok. mesela geçen sezonun yıldızı locatelli... çok yazık oluyor bu çocuğa. geçen sezonun bir diğer genç yıldızı donnarumma, yazın raiola denen ayıyla oynadığı pembe dizi sonrası hayvani bir yıllık ücrete imza atmış, üstüne bir de abisini de takıma getirtmişti (gerçi abisi de kupadaki inter maçında efsane oynadı.), şu an taraftarın gözünde beş paralık değeri yok. ffp'den ceza almamak adına yazın satılması en muhtemel isim kendisi. bonucci'nin insanı üzen baki mercimek'imsi performansını bir kenara bırakırsak takımın en büyük problemi gol üretiminde. andre silva - kalinic ikilisine yazın neredeyse 60 milyon avro para harcadılar ama takımın en kritik ve en iştah açan golcüsü daha bu sezon altyapıdan çıkan 20'lik cutrone. şaka gibi ama andre silva'nın daha serie a'da golü bile yok. geçen sezonki kadar olmasa da takımın en büyük gol silahı gene suso. bu çocuk da yine ffp'ye kurban edilebilecekler listesinde yer alıyor maalesef. bonaventura, sakatlık dönüşü kaldığı yerden devam ediyor. hakan'a gelince ha varlığı ha yokluğu. avrupa ligi'ndeki austria wien maçında muhteşem oynayıp insanları heyecanlandırsa da sonradan söndükçe söndü. avrupa ligi demişken aslında milan'ın şl'ye katılabilmesi için büyük şans bu turnuva ama atletico'su, arsenal'i, napoli'si bilemiş dururken mucizevi bir şeyler olmazsa çok fazla ilerlemeleri imkansız. gattuso'nun -tabii takımdaki ömrü uzun olursa- yapması gereken en önemli şey istikrarlı bir diziliş ve 11 tesis etmek olmalı. montella gibi işi çetrefilleştirmesine hacet yok. zaten yapacak kapasitesinin olduğu da şüpheli. pisa'yı çalıştırırken takıma teknik-taktik yönden hiçbir katkısının olmadığı, bu işlere yardımcısının bakarken kendisinin sadece höt, zötlerle takımı gazlayıp korkuttuğu söylentisi vardı. neyse, bu kadar milan yeter sanırım. parmaklarıma kramplar girdi.

    bologna düşme hattından oldukça yukarıda genelde olduğu gibi amaçsız bir şekilde dolaşıyor. donadoni'nin yönetiminde tavşan boku gibi ne kokuyorlar ne bulaşıyorlar. verdi'yi napoli'ye satarlarsa takım büyük güç kaybedecek ama ziyanı yok, dzemaili geri döndü. şaka filan değil, montreal'e gitmeden evvel takımın mvp'si kendisiydi. hem bologna'nın hem de montreal'in sahibi olan saputo, "azıcık da montreal'de oyna." deyince mecburiyetten gitmişti. şimdi yalvar yakar bologna'ya geri döndü.

    chievo'nun şu an en golcüsü durumundaki inglese, napoli kısmında da anlattığım gibi büyük ihtimalle napoli'ye gidecek ve o zaman ne bok yiyeceklerini merak ediyorum. kadayıfseverler federasyonu başkanı 38'lik pellissier'i çatlayana kadar oynatırlar artık.

    geriye kalan genoa, sassuolo, cagliari, spal, crotone, verona ve benevento'nun değerlendirecek pek de bir şeyleri yok. bir tek sassuolo'nun şu hali üzücü. berardi'nin bir buçuk sezondur süren ve formunun canına okuyan sakatlıkları ve üstüne bu sezon edf ve pellegrini'yi roma'ya kaptırmaları, bunların da yerinin dolması, hoca değişikliği filan derken 15-16 sezonunda avrupa ligi yapan o sassuolo'dan eser yok artık.

    (entry'yi yazarken mevsimler değiştiği için anakronizm hataları olabilir. misal paratici ve marotta'nın milano'ya uçuşu çarşamba günüydü sanırım. oddo'ya adamlıkta arda'nın karesidir yazmıştım, dün itibariyle arda'nın küpü haline geldi. piyasanın hızına yetişemiyorum, ne yapayım.)
  • bu sezon sağlam santrfor yaptı. öyle böyle yapmadı.

    andrea belotti, nam-ı diğer il gallo* dünkü* hat-trick'iyle 22 gole ulaştı. bana tarz olarak immobile'yi hatırlatıyor ki o da torino'da gol kralı olup dortmund'a transfer olmuştu 2014'te. torino, bu defa -çıldıran transfer piyasasıyla beraber- belotti'nin serbest kalma bedelini 100 milyon avro olarak belirledi bile. italya içinde gece tarifesi uygulayabilirler ama yurt dışından gelen 50+ milyonluk teklife bırakırlar, iş huzur içinde çözülür gibime geliyor.

    edin dzeko, yıllar sonra forvet olduğunu hatırladı. serie a'da 19 golü var. avrupa ligi'nde de 8 golle zirvede. vurduğu giriyor deyyusun.

    gonzalo higuain, napoli'de bıraktığı yerden juventus'ta devam ediyor. onun da 19 golü var. yalnız şu sıralar gene yağlandı. rahat 90 kilo vardır herhalde.

    dries mertens, her ne kadar santrfor olmasa da false 9 rolünde 18 gole ulaştı bile. milik sakatlanmasa yedek kulübesinde paslanıp giderdi muhtemelen ama milik iyileşmesine rağmen sarri, mertens'i oynatmaya devam ediyor. iyi de ediyor, cumartesi günü* roma'ya da 2 tane sıkıştırdı.

    mauro icardi, nam-ı diğer ırz düşmanı, dün* cagliari'ye 17. golünü attı. bu hırt, aynı zamanda 9 asistle ligin en fazla asist yapan futbolcusu. boktan bir adam ama kalitesini tartışmak abes olur.

    ciro immobile, torino'da patladığı o sezondan sonra ilk defa kendini buldu. 16 golü var. az önce biter* bologna maçında lazio'nun 2 golü de ondan geldi. hafta içi de kupa maçında* roma'ya atmıştı. doğru zamanda doğru yerde olmayı hep başarıyor.
  • müptelalarına, yedi kız kardeş ve napoli'yle ilgili kah bayat kah taze bilgiler bulabilecekleri entry'ler:

    (bkz: juventus fc/#1993304)
    (bkz: ssc napoli/#1994085)
    (bkz: ac milan/#1994555)
    (bkz: fc internazionale/#1994944)
    (bkz: as roma/#1995350)
    (bkz: ss lazio/#1995935)
    (bkz: parma fc/#1996122)
    (bkz: fiorentina/#1996750)

    sezon öncesi belki daha detaylı ve daha malumatfuruş şekilde yazarım ama transfer sezonunu yarıladığımız şu günlerde genel bir bakış atalım serie a'ya.

    söylemeye gerek yok ama ligin favorisi kuşkusuz juventus. çok aktif bir transfer sezonu geçiriyorlar. ligi rahatlıkla süpürebilecekleri halihazırdaki kadrolarına bir dünya takviye yaptılar. yedekleri bile şampiyonluğu zorlar, valla abartmıyorum. şu aslardan oluşan 11: buffon, barzagli, bonucci, chiellini, dani alves, khedira, marchisio, pjanic, alex sandro, higuain, dybala. şu da yedeklerden oluşan 11: neto, lichsteiner, benatia, rugani, evra, pereyra, lemina (hernanes), asamoah, pjaca, mandzukic, zaza. ha şu da var ki aslında as kadro gene eksik. çünkü pogba'yı dahil etmedim. malum, adam günde üç dört sefer manchester'a transfer oluyor. pogba giderse de yerine bir adam daha alınacak. adaylar arasında witsel, matuidi, sissoko gibi isimler var. şu yukarıda saydığım iki 11'den birine, muhtemelen de aslardan oluşana, saydıklarımdan birisinin daha gireceğini düşünürsek kadronun azameti daha bir ortaya çıkıyor. pogba meselesine geri dönelim. italyan ve ingiliz basını işin bittiğini, menajer raiola'nın payının nasıl ödeneceğinin bile anlaşıldığını yazıyordu geçen hafta ama şu sıralar pek bir haber yapmaz oldular. dün de ortaya olayın seyrini hafifte olsa değiştirebilecek bir video çıktı. amerika'da mukim iki italyan genç, pogba'yı otelinin önünde yakalayıp fotoğraf çektirmişler. bu esnada da "kalacak mısın?" diye sorup "evet" cevabını almışlar, emin olmak için "juventus'ta değil mi?" diye ikinci kere sorup tekraren "evet" cevabını almışlar. gençler, en sonda da şampiyonlar ligiyle alakalı bir şeyler söylemiş ama anlayamadım. manu'nun seneye şl'de olmaması juventinilerin en büyük kozu zaten, "koca pogba uefa'da mı oynayacak?" deyolla. şu da var ki pogba, elemanları tamamen başından savmak için böyle bir yapmış da olabilir ama ben de halen yüzde 51 kalacağını düşünüyorum. belki "wishful thinking" olabilir ama içimden geçen bu. video da şu: https://www.youtube.com/watch?v=4A2koYvmuNM

    bu arada higuain transferi işe yaramış olacak ki rekor bir bilet satışı gerçekleşmiş. ilk günden 29.300 kombinenin hepsi satılmış. pipita, pazar günkü westham maçında ilk kez juve formasını giyecek. aynı şekilde yeni transfer pjaca da o maçta oynayacak. benatia ve pjanic, avustralya ve hong kong turlarında yapılan maçlarda zaten oynamışlardı.

    napoli, higuain'in yerini doldurması için milik'i getirdi. 32 milyon avro edip etmediğini gelecek sezon göreceğiz. bu transferle forvet sıkıntısı yaşayacaklarını sanmıyorum zira milik iş yapmasa bile gabbiadini gibi çok iyi bir santrfor yedekte bekliyor olacak. bugün bir transfer daha yaptılar. geçen sezon udinese'de parlayan bir başka polonyalı zielinski'yi 20 milyon avroya satın aldılar. orta sahada derinlik yaratması açısından müspet bir hamle. higuain'in gidişinden sonra takımın en önemli parçası haline gelen hamsik'le de sözleşme uzatıldı ki çok da güzel çok da iyi oldu tamam mı? ilgisi olduğu bilinen bayern münih veya parayı bol bulan bir ingiliz takımı her an salça olabilirdi.

    inter, dün candreva transferini bitirdi. yukarıdaki bakınız'da bahsettiğim sağ kanat açığı böylece giderilmiş oldu ve çok iyi bir takım çıktı şu an ortaya. hemen hemen her mevkide ehil isimler oynayacak. forvet için gabigol ismi filan konuşuluyor ama ffp sıkıntısındaki kulüp şu saatten sonra kolay kolay transfer yapmaz bence. lakin burada da hoca sorunu var işte. mancini ile yönetimin ilişkisi pamuk ipliğine bağlı. hazırlık maçlarında da sıçım sıçım sıçıyor takım. taraftar iki oyuncuya ifrit oluyor: melo ve ranocchia. melo, yaşının da verdiği etkiyle artık o eski melo değil. "bu şafaktan sonra ben mi koşayım amına koyim?" havalarında oynuyor. ranocchia'ya gelince aynı bizim semih sendromunu yaşıyor. ilk sezonlarında yardırıp takımın kaptanlığına kadar yükselen adam, son iki sezondur fena çuvallamış vaziyette. her maçta bariz hatası var. allah vere de bize filan çakmasalar önümüzdeki birkaç sezon içinde.

    milan'ın satışı gene ertelendi desem "gerçekse çok komik, şakaysa hiç değil..." durumu ortaya çıkıyor ama allah sizi inandırsın gene ertelendi. hatta bu defa satış işleminin iptal edildiği bile söyleniyor. bugünse ortaya başka bir iddia daha atıldı. başka bir çinli konsorsiyum talip olabilirmiş milan'a. taraftarlar, "inananı siksinler..." havasında karşılıyor tabii bu tarz haberleri artık. takıma gelince hazırlık maçlarında pek de fena oynamıyorlar ama şöyle 5 tane direkt ilk 11'de oynayacak transfer yapsan 6.'ya hayır demeyecek vaziyette bir kadroları var maalesef. italya'da ffp sıkıntısı yaşamayan ender kulüplerden biri de milan ama berlusconi para akıtmadığı için yaprak kıpırdamıyor kulüpte. velhasıl, batı cephesinde yeni bir şey yok.

    walter sabatini'yi o kadar çok övdük ki sonunda o da patladı galiba. roma için çok suskun bir transfer sezonu geçiyor. dün chelsea'den salah'ın tapusunu almaları dışında herhangi bir gelişme yaşamadılar şu sıralar. ha bir de szczesny tekrar kiralandı. hayrını görsünler.

    şimdilik son durumlar bunlar.
  • 90'ların ikinci yarısında, aynı anda serie a'da konuşlanmış hayvani bir santrfor jenerasyonu vardı..

    o dönemde bazısı kariyerinin sonlarına yaklaşan, bazısı formunun doruk noktasında, bazısı da alemi yeni yeni kasıp kavurmaya başlamış çılgın golcülerle doluydu italya..

    bu 5 senenin aşağı yukarı zaman sırasına göre başlıca aktörleri şunlardı:

    (bkz: roberto mancini)
    (bkz: gianluca vialli)
    (bkz: fabrizio ravanelli)
    (bkz: alen boksic)
    (bkz: giuseppe signori)
    (bkz: gianfranco zola)
    (bkz: cristian vieri)
    (bkz: filippo inzaghi)
    (bkz: hernan crespo)
    (bkz: gabriel batistuta)
    (bkz: ronaldo 9)

    bunların haricinde, chiesa, casiraghi, salas, claudio lopez, abel balbo, simone, amoruso, montella, bierhoff ve daha bir sürü bu ayarda topçu vardı ama onlar bugün de muadilleri bolca bulunan, bir alt segmente mensup adamlardı..

    en başta saydığım çılgın golcülerle aynı kefeye koyabileceğimiz, 2000'den günümüze kadarki 13 senelik sürede italya'yı sallamış nimetler ise serie a açısından önem sırasına göre şöyle:

    (bkz: zlatan ibrahimovic)
    (bkz: andriy shevchenko)
    (bkz: david trezeguet)
    (bkz: diego milito)
    (bkz: edinson cavani)
    (bkz: samuel eto'o)

    bu yakın dönemin bir alt sınıftaki santrforları da adriano, mutu, gilardino, luca toni, pato, amauri, pandev, vucinic, pazzini vb gibi adamlar oldu..

    yani 1990'ların sadece son 5 senesinde saydığımız 11 top class santrfora karşılık;
    2000'den bugüne kadarki 13 senelik zaman diliminde 6 top class santrfor sayabiliyoruz..

    ortalama golcüler ise 5 yılda 9'a karşılık, 13 yılda 9; bazı ekleme-çıkarmalar olabilir ama sayıca aşağı yukarı eşit..

    serie a'nın diğer alameti farikalarındaki durum ise özetle şöyle:

    baresi, tassotti, deschamps, desailly gibi oyunculardan başlayıp maldini, nesta, cannavaro gibi adamlara uzanan taş gibi sağlam defansların*;

    baggio'dan, zidane'dan gelip del piero'ya, totti'ye geçen 10 numaraların;

    rossi-pagliuca-peruzzi'den toldo-buffon'a varan hem italya milli takımının hem de dünyanın en kaliteli kalecilerinin

    ve serie a'yı serie a yapan diğer her şeyin sonu geldi maalesef..

    devamı gelmiyor artık..

    çocukluğumda futbola dair en güzel şeylerin ilk sıralarında yer alan italyan futbolu ve serie a bitkisel hayatta şu an..

    sırf bana mı oluyor bilmiyorum ama bundesliga aynı tadı vermiyor..

    belki de sırf gereksiz nostalji yapıyorumdur..

    bilemiyorum..
  • ligin ağır ağabeyleri canavar gibi başladı sezona. juventus ve napoli'nin iyi başlayacağı öngörülen bir durumdu zaten ama başta milan olmak üzere inter'de de soru işaretleri vardı. her ne kadar geçen gün de söylediğim gibi spalletti 'yi alan inter'in başarılı bir sezon geçireceği muhtemelse de olmayacak işler olup sezona kötü de girebilirlerdi. milan cephesinde de olumlu hava esse de yeni transferlerin sahada nasıl bir uyum yakalayacağı bilinmiyordu. sonuç olarak juventus, napoli, inter, milan ve sampdoria lige ikide iki yapıp altı puanı cebe koyarak başladılar. üstelik bunu yaparlarken de juventus yedi, napoli altı, inter altı, milan beş, sampdoria dört gol attı.

    sampdoria'yı kenarıya çekip diğerleri hakkında özel olarak konuşalım biraz. ha bu arada roma kulübünün allah cezasını verdi bile başlarına di francesco'yu musallat ederek. kötü son ben geliyorum diyordu ki ligin başlamasıyla herkesin de gördüğü üzere roma bu seneyi pas geçecek. fiorentina ise ne yazık ki senenin düşme adaylarından biri. bu kulübü bu hale getirenler utansın ne diyelim. neyse...

    juventus: hani tabiri caizse artık fantezi deniyorlar. fantezi fetiş metiş her şeyi yapıyorlar bu sezon itibariyle. barzagli'nin üstü çizildi, benatia gümledi. şimdi yine iki sene önceki gibi lichtsteiner forma giyiyor. savunmada chiellini'nin partneri rugani olmuş durumda, ortada büyük bir rotasyon dönüyor, hücum kısmındaysa derin bir huzur hakim. mandzukic- dybala- cuadrado- higuain dörtlüsü hemen hemen hiç değişmiyor. işin ilginci bu yaz douglas costa ve bernardeschi gibi iki tane üst düzey kanat oyuncusu aldılar ve yedekte bekletiyorlar. doğal olarak yedek bekliyorlar çünkü ilk on birden çıkabilecek oyuncu yok şu anda. belkinin belkisi mandzukic yerine kanat orjinli bir oyuncu eklenebilir ama allegri de bugüne kadar mandzukic'ten hiç vazgeçmedi dolayısıyla ilerleyen haftalarda bu geniş rotasyon takım içinde problemlere yol açabilir. douglas costa özellikle forma giymek için bayern münih'ten ayrılmışken adamı yedek kulübesine hapsettiler. ya geniş kadrom olsun derken takım kimyasının içine edecekler ya da bu sıkıntıyı doğru bir mental yönetimle aşıp kadro genişliğinin avantajlarından sonuna kadar faydalanacaklar. yukarıda da belirttiğim gibi iki haftada yedi gol atarak başladılar yeni sezona. oyunsal anlamda en ufak bir sıkıntıları dahi yok, sadece oturmuş bir oyuncu grubuna farklı dizilişler adapte ediyorlar. bunu da lig için falan değil avrupa'da başarı için mecbur gördüklerinden yapıyorlar. 4-3-3'ten 4-2-3-1'e dönüşüm içindeler. yalnız şöyle bir tehlike var kendileri adına, tamam geçen seneden daha güçsüz değiller gerek kadro olarak gerek oyunsal olarak ama rakipleri inter, napoli ve milan ciddi anlamda çıkış yapmış seviye atlamış durumdalar. geçen sene bile ikinciyle aradaki farkı aman aman açamadıkları düşünülürse bu sezon ciddi bir rekabet onları bekliyor diye düşünebiliriz.

    napoli: çok doğru bir politika izliyorlar genel anlamda. iki üç sezondur kemikleşmiş bir kadroları var ve bunu korumayı başarıyorlar. sarri ile beraber oyunsal bir istikrar da yakaladılar ki her sene üzerilerine koyarak ilerliyorlar. sarri takımın esas elemanlarıyla sözleşme uzattı, takımın geneli itibariyle oyuncu satışına yanaşmayıp hemen hemen kadrosunu korudu. yine geçen seneden bildiğimiz napoli gibi lige başladılar altı golle. ligin dışında da nice takımını kedinin fareyle oynadığı gibi oynayıp avrupa ligine savurmaları var. muhtemelen daha garanti bir sezon geçirecekler gibi, yani garanti derken kör kurşunlara, kaza belalara kurban gitmeyecek gibi duruyorlar. geçtiğimiz sezonlarda napoli takımını yarış dışı eden en önemli şey olmayacak yerlerde puan kaybetmeleriydi ve bence artık bu duruma imkan vermeyecek takımsal olgunluğuna ulaştılar. defansif problemlerini de çözebilirlerse juventus ile başa baş bir sezon geçirebilirler. (defansif problemlerini çözdüklerine dair bir belirti yok, aynılar)

    inter: çok fazla söze gerek yok diye düşünüyorum takımın başında spalletti varken. rusya'dan bomba gibi dönen, geçmiş kariyerinden çok daha gelişmiş bir performans sergileyen spalletti ile ligi ilk üç içinde bitireceklerdir. roma'nın bu sezonu pas geçmesi, fiorentina'nın bırakın ligin üst sıralarını zorlamasını ligte kalacak dermanı olmaması da ilk üç koltuk için inter'i favori hale getiriyor. şunu da söylemek lazım gerçekten dökülen bir kadroları var, iki sezondur yoğun şekilde transfer yapmalarına karşın hala kadro kalitesini beklenen seviyeye çıkartamadılar. juventus, napoli ve hatta milan ile bile uzun vadede baş edebilecekleri bir kadroları yok. baş etseler etseler spalletti sayesinde ederler ki o da ne kadar uzun süreli olur meçhul. kaliteye bakmazsak vecino ve gagliardini gibi hem genç hem tempolu bir orta ikilileri var. bu ikilinin önlerinde de perisic- valero- candreva- icardi 3-1 hattı oynuyor. şu ana kadar fiorentina ve roma'yı yendiler. interli taraftarlar hiç olmadıkları kadar mutlu ve huzurlu, güven ortamı hakim. ancak bana kalırsa bir tane top class bir ön libero almaları gerekiyor çok acil şekilde zira koca sezonu vecino- gagliardini- brozovic- valero ile götüremezler. nitelik anlamında eksik var, niteliği geçtim nicelik olarak da eksik var. iki merkez bir hücumcu orta saha kullanıyor inter takımı ve orta saha rotasyonları temel olarak(eder ve brozovic forvet arkası oynar) dört kişiden oluşuyor. bu işin sakatlığı, cezası zartı zurtu da elbet olcak, onun için muhakkak bir transfer şart görünüyor o bölgeye.

    milan: defans dörtlüsü gayet iyi seviyede: ricardo rodriguez- musacchio- bonucci- conti. dinamizm ve tempo olarak da ideal oyunculardan kurulu bir kadroları var ancak yine inter'de de olduğu gibi kadrolarında gerek niteliksel gerek sayısal eksikler var. bazı bölgelerin yedeği olmadığı gibi bazı bölgelerin kaliteli as oyuncusu bile yok. suso- hakan çalhanoğlu- borini üçlüsü takımın yaratıcı kolu iken franck kessie, locatelli ve montolivo gibi isimler de takımın koşu yükünü çekiyor. şu ana kadarki gidişatta da bu hatlar arası dengeyi iyi kurmuş gözüküyorlar. montella'dan bu iyi performansı beklemiyordum ama işin doğrusu iyi iş çıkartıyor. yaz kampında olsun avrupa maçlarında olsun ligte olsun kazanmayı alışkanlık haline getirmeye çalışan bir teknik direktör ile takım görüyoruz. yine de sezon boyunca bu seviyede gitmeyeceklerini, düşüşe geçeceklerini ve ilk üçün dışında kalacaklarını öngörüyorum. eğer ilk üç koltuğundan birini istiyorlarsa paraya kıyıp ciddi anlamda kaliteli oyuncular transfer etmeleri gerekiyor ve zaman da kalmadı. uzun periyotta zorlanacaklardır.

    roma için hiç olumlu konuşamayacağım, tıpkı sir alex sonrası manchester united'ın düşüşü gibi totti sonrasında kara günler geçirecek gibiler. üstelik spalletti gibi kendileri için büyük bir ismi de bir hiç uğruna harcadılar. harcamakla da kalmayıp rakipleri inter'e altın tepside sunarak ilk üç koltuğunu daha sezon başlamadan verdiler. di francesco zaten beğendiğim ve roma'nın başına geçmesini istediğim bir isim değildi. beklediğim şekilde de kötü gidiyorlar. takım yaz kampında da ışık vermedi. napoli, juventus, inter ve milan'ın oynadıkları tempolu futbolun yarısını bile oynamıyorlar. bruno peres'in önde oynadığı veya öne yakın oynadığı karşılaşmalarda sağ kanadı etkili kullanabiliyorlar, peres çıktığındaysa ciddi bir yaratıcılık sorunu oluşuyor takımda. atalanta maçında bir sakatlığı oldu peres'in bir haftaya iyileşecek deniyor, milli ara sonrasına tamamen yetişebilirse roma'yı ipten alabilir aksi halde kara mı kara günler bekler romalıları.

    fiorentina: vah benim floransa'ma vah, vah benim fiorentina'ma vah!

    milan ile inter seviye atlasalar da hala napoli- juventus seviyesinde değiller. napoli şu an juventus'un bir numaralı rakibi ama defansif açıdan torinolulardan çok gerideler. yani her şekilde geçtiğimiz sezona göre daha rekabetli bir sezon olacaktır 2017-2018 sezonu ve şampiyonu da ince detaylar belirleyecektir diye düşünüyorum.

    not: diğer serie a takımları özelinde de bir yazı yazabilirim bu konu net değil ama bu yazıdaki büyük kulüplerin saha içi teknik analizlerini tek tek takım başlıklarında yazacağım. burada biraz saha dışı- yaz kampı- lig başlangıcı- transferler özelinde değerlendirdim. daha teknik kısma geçeriz milli ara sonrası.
  • https://i.hizliresim.com/B8r8Lv.png

    linkte la gazzetta dello sport'un her sezon öncesi geleneksel olarak yayınladığı maaş tablosu var ve bu ücretlerin hepsi de after-tax yani oyuncuların kemiksiz olarak ceplerine giren para. farzı misal higuain'in net olarak eline geçen meblağ 7,5 milyon avro. brüt kazancı ise -yani juve'den çıkan meblağ- yaklaşık 16.750.000 avro civarında. bunun yüzde 10'u sosyal sigortaya kesiliyor. geriye kalan paranın yüzde 46'sı da italyan devleti tarafından kazancı 300.000 avroyu geçen kişilerden alınan üst dilim vergisine gidiyor. geriye kala kala 7,5 milyon avrocuk kalıyor pipita'ya.

    doğrudur, italya'da özellikle orta sıra ve alt klasman takımları oyunculara çok maaş vermezler ama eray işçan maaşına da taş gibi adam oynatan yoktur. bu arada serie a'nın vasati takımlarının muadili ispanyol takımları daha bile az maaş yüküne sahiptirler. türk takımlarının gelene geçene domalması avrupa takımlarının öldüm parasına adam oynattığı delüzyonuna yol açabilir ama oralarda piyasa böyle.

    şişirilme, kendi aralarında oyuncu alıp satarak üçkağıt döndürme, son yıllardaki avrupa'da iş yapamamaları* vs. iddialarana bilahare değinirim ama serie a'nın bizim ligden 3 kat değerli olmasında şaşılacak bir şey varsa o da neden 4 ya da 5 kat değerli olmadığı noktasındadır benim gözümde.*
  • sıkıcı geçen bir sezonun sonunda insanda merak uyandıran bir sezon finali yaptılar adeta. başarılara doymuş ve gelecekte ne yapacağı soru işareti olan juventus'un beklenmedik şekilde şampiyonlar ligi finalinde dört yemesi intikam duygusunu kabartırken gelecek sezonların heyecanlı geçeceğinin de sinyalini verdi. eğer juve kazansaydı şampiyonlar ligi'ni bir doymuşluk hissi oluşacak belki de adım adım ilerleyen juventus projesi bundan sonra gerileme dönemine girecekti. çünkü projenin tepe kısmındaki hedef elde edilmiş olacaktı.
    ancak daha ilginç şeyler oldu, normal bir mağlubiyet dahi değil ezici bir mağlubiyet aldı juventus. eminim ki torino halkının bir kısmı ''bu kadarı da yeter'' derken bir kısmı da ''daha hiçbir şey bitmiş değil'' diyor.

    yeni sezondaki transferleri, yeni amblem, yeni bir stat ismi derken aslında bugüne kadarki her şey fragmandı denebilir artık juventus tarafında.
    allegri senelerdir ucundan hissettirdiği zirve teknik direktörlüğe çıktı. bundan önce kendini ispatlaması gereken bir isimdi. pirlo ile yaşadıkları gerilim
    onu italyan futbolunun asi teknik adamı da yapabilirdi. neyse ki bu işin içinden başarıyla çıktı allegri. şimdiyse tamamiyle medyanın önünde.
    sergileyeceği her davranış, söyleyeceği her söz haber değerinde. takımını bir maçta 6-3-1 ile maça çıkartsa dünyada 6-3-1'i popüler hale getireceği
    bir dönemde. yeni sezonda kurtlar sofrasındaki rolü herkesi meraklandırıyordur.

    bununla beraber serie a'nın en baba başrol oyuncularından totti'nin 25 yılın ardında veda etmesi de yeni sezona dair acabalardan biri. elbette totti simgesel olarak bile değer katan isimlerden biriydi, ama serie a serie a'dır. yeni başrol kim olacak merakla bekliyoruz. ayrıca roma cephesinde sürpriz bir kan değişikliği daha oldu. kostas manolas 35 milyon avroya zenit'e transfer oldu. yıllardır savunmada has oğlan olan manolas'tan sonra o bölgeye biri takviye edilecek. ve isim kim olacak? yeni sezonda belli olacak. roma'da yaprak dökümü bununla sınırlı kalacak gibi gözükmüyor. lider juventus'un sadece 4 puan arkasında kalarak şampiyonluğu kaçıran spalletti inter'e geçti. kulüp spalletti gibi bir adama yeteri ilgiyi göstermeyerek bana kalırsa yeni sezondaki 4.lük koltuğunu şimdiden almış gözüküyor. yeni teknik direktör eusebio di francesco'nun en büyük başarısı lig altıncılığı. altıncılık dışında serie a'daki kalan üç yılında elde ettiği sıralamalar sırasıyla 17, 12, 12. bir de serie b'de birinci olduğu sezon var o salt bir başarıdır mesela ama roma gibi italya liginin ikincisi takıma hangi özelliğiyle seviye atlatacak bilemiyorum. roma halkı kısa zaman içinde başka bir teknik direktörle tanışabilir. di francesco'nun kellesi en ufak tökezlemede kılıca geçirilecektir üzgünüm ki.

    milan bildiğimiz milan. montella ile devam edecekleri aşikar, yine yıldız transferleriyle başladılar sezona. her sene başında olduğu gibi bu sezona da ''diriliyoruz'' mottosuyla başlayacaklar. daha önceki senelerde taraftarlar ilk 7 hafta sonunda boş hayallerinin farkına varıp gerçeklere dönüyordu. şimdi ne olacak merak konusu aynı şekilde. montella bir değişik adam. bakarsın uçurur bakarsın takım tepe taklak. şu ana kadar yaptığı transferlerse teorikte iyi duruyor. andre silva, ricardo rodriguez, mateo musacchio ve franck kessie gayet iyi transferler. montella bunlardan bir takım yaratabilir mi? yeni sezonda.

    milano'nun diğer devinde işler yolunda gidiyor. spalletti gibi ismi tartışılmayacak bir isimle başlıyorlar uzun bir aradan sonra. mancinili dönemden sonra ölüm sessizliğine bürünen taraftar artık kan istiyor. takımda sorunlu ama yıldız isimler var ve bu isimlere verilen iltimasların da kulübe verdiği zarar var. ileride ne olacak bilemeyiz, inter ani huzursuzluklarıyla bilinen bir camia. her ne kadar eski şaşalı dönemlerinde değilseler bile adım gibi eminim ki spalletti'nin son bir hamlesi daha elbet vardır. spalletti hocanın yüzü suyu hürmetine bu sene şaşırtıcı bir sonuç çıkartabilirler.

    başrol oyuncusunun yokluğundaki ilk sezonda, spallettili inter ve şampiyonlar ligi finalinde bozguna uğratılmış tabiri caizse gururu incinmiş ve intikam için bekleyen juventus, para babası ve artık kupa almak isteyen bir napoli, sahibi el değiştirecek eski günlerin kralı fiorentina, çok büyük bir yaprak dökümü yaşayarak şimdilerin hükümdarının ardında hata kollayacak olan roma ve milano'nun silik diğer bir devi italyanların aslanı milanla yeni sezon şimdiden merakla beklenir oldu bile.
  • gazetta dello sport 2017/2018 sezonunun finansal detaylarını yayımlamış.

    kulüplerin oyuncularına ödeyecekleri maaşlar: https://i.hizliresim.com/nJVg7N.png

    kulüplerin hocalarına ödeyecekleri maaşlar: https://i.hizliresim.com/ZOgVD3.jpg

    kulüplerin toplam maaş yükleri ve bunun yıllar içindeki değişimi: https://i.hizliresim.com/NO64qg.jpg

    mevkilerine göre en fazla kazanan oyunculardan oluşturulmuş 11: https://i.hizliresim.com/6y7k2l.jpg
  • 2015-2016 sezonu itibariyle takımların futbolcularına ödedikleri maaşlar şöyledir:

    atalanta: https://i.hizliresim.com/kLMEbW.jpg

    bologna: https://i.hizliresim.com/aMnXLz.jpg

    carpi: https://i.hizliresim.com/YWd4D6.jpg

    chievo: https://i.hizliresim.com/8268Ma.jpg

    empoli: https://i.hizliresim.com/D6O3PO.jpg

    fiorentina: https://i.hizliresim.com/m7XE3R.jpg

    frosinone: https://i.hizliresim.com/j1qB8r.jpg

    genoa: https://i.hizliresim.com/B6O8rg.jpg

    inter: https://i.hizliresim.com/ZQ5YZa.jpg

    juventus: https://i.hizliresim.com/o8dEjm.jpg

    lazio: https://i.hizliresim.com/lrQEdX.jpg

    milan: https://i.hizliresim.com/VXQE0n.jpg

    napoli: https://i.hizliresim.com/nmbER0.jpg

    palermo: https://i.hizliresim.com/v8aZbv.jpg

    roma: https://i.hizliresim.com/1DpNLA.jpg

    sampdoria: https://i.hizliresim.com/P67Q09.jpg

    sassuolo: https://i.hizliresim.com/gVPXq3.jpg

    torino: https://i.hizliresim.com/9qYGQk.jpg

    udinese: https://i.hizliresim.com/q8AEb5.jpg

    verona: https://i.hizliresim.com/Mg1k0N.jpg

    takımların genel maaş yükü (3 sene sonra ilk kez artış göstermiş): https://i.hizliresim.com/B6O8Bj.png
  • juventus'un zorlanmadan 5 yıl daha süpüreceği bir lig halini aldı bu yaz. son 5 yılın şampiyonu en önemli rakipleri napoli ve roma'nın en önemli oyuncuları higuain ve pjanic'i kaptı. zaten belirgin olan güç farkı şu an akıl almaz bir seviyede. sanırım dengeleri değiştirecek tek faktör sosa'nın milan'a gitmesi olur. *
  • yavaş yavaş eski yıllarına dönmeye başlayan lig. 2017-2018 sezonunda juventus, napoli, roma ve inter kafa kafaya bir yarış içindeler. lazio biraz geri kalsa da, şampiyonlar ligi için bastıracaktır. geriye sadece milan ve fiorentina'nın toparlanması kalıyor. ayrıca acil olarak yeni stadyumlar yapılması gerekiyor. lig ne kadar iyi olursa olsun, 1990 dünya kupasından kalma stadyumlarla görsel açıdan eksiklik oluyor.
  • ilk olarak 1898 yılında düzenlenmiş ama düzenli haline 1929-1930 sezonu ile geçebilmiş, şike skandalı öncesi zamanların parlak ligi. italya şampiyonu bir sonraki sezon scudettoyu formasında taşımaya hak kazanır. bizden farklı olarak 10 şampiyonluk 1 yıldız anlamına geliyor. toplam 16 ayrı takım şampiyonluk sevinci yaşamış. başkent ekipleri lazio'nun yalnızca 2 roma'nın ise yalnızca 3 şampiyonluğu var 2014 eylül itibariyle 111. kez start alan ligde. 2005 yılının şampiyonu yok, 2006 şampiyonluğu juve'den alınıp inter'e verildi. torino'nun da 1 şampiyonluğu geçmişte şike sebebiyle alınmış. ilk şampiyonluklarını günümüze en yakın tarihte alan son 2 takım ise 1987'de maradona'lı napoli ve 1991 yılında sampdoria ekipleri olmuş. en çok juve şampiyon olmuş. ilk şampiyonluk yıllarına göre tüm şampiyonlar, yıldızlı bakınız içinde şampiyonluk sayılar da belirtilmiş olarak aşağıdadır.

    (bkz: genoa )*
    (bkz: milan )*
    (bkz: juventus )*
    (bkz: pro vercelli )*
    (bkz: inter )*
    (bkz: casale )*
    (bkz: novese )*
    (bkz: bologna )*
    (bkz: torino )*
    (bkz: roma )*
    (bkz: fiorentina )*
    (bkz: cagliari )*
    (bkz: lazio )*
    (bkz: verona )*
    (bkz: napoli )*
    (bkz: sampdoria )*
  • 2015-16 sezonunda inter, fiorentina, napoli, roma ve juventus'un şampiyonluk yarışı vermekte olduğu lig.

    bana kalırsa şimdiye kadarki total performanslar göz önüne alınırsa, kimse bahsetmese de çok iyi bir teknik adama ve takıma sahip fiorentina ciddi şansa sahip. şampiyonluk için "iyi" olmak yetmeyebilir; büyük isimlere ve tecrübeye ihtiyacınız vardır ancak şu ortamda fiorentina aradan sıyrılıp şampiyon olursa kimse kalkıp "hak etmediler" diyemez.

    mancini'yi çok seviyorum, melo ile birlikte şampiyon olmalarına da sevinirim ancak şuana dek inter, kaliteli ayaklara sahip pragmatist bir takım görüntüsünü aşamadı. 70 milyon euro'ya yakın para harcayan bir takımın kağıt üzerinde nispeten zor maçlarda da baskın bir futbol oynaması gerek şampiyonluğa erişebilmek için. ki bahsettiğim maçlardan birinde evinde fiorentina'ya karşı paramparça oldular mesela. *

    napoli ve roma kaliteli takımlara sahip olsalar da şampiyonluğu alabilecek bir istikrara sahip değiller. muazzam bir seri yakalayamazlarsa işleri zor ama özellikle napoli büyük maçları çok iyi oynuyor.

    sezona leş gibi başlayan juventus ise artık toparlamaya ve kadrosunu oturtmaya başladı ve herkesi geçip yine şampiyon olurlarsa hiç şaşırmayacağım. başta bahsettiğim "büyük takım" ve tecrübe olayının ete kemiğe bürünmüş hali bu takım. pirlo, vidal ve tevez gibi büyük oyuncularını kaybettikleri için sendeliyorlar ve şanslarını azaltan etken de bu oldu ama hala çok önemli oyuncuları var ve kolay kolay maç kaybetmeyecek bir takım.
    iyi futbol ve takım mühendisliği = fiorentina
    tecrübe = juventus
    pragmatizm = inter
    büyük maç oynama becerisi = napoli
    zeki ama tembel = roma

    bakalım hangisi kazanacak :(
  • bir serie a aşığı olarak juventus'un yaptığı pjanic veya yapacağı söylenen -ki umarım gerçekleşmez- higuain transferlerine karşı değilim. karşı olmadığım gibi bunların serie a'yı zayıflatacağını filan da düşünmüyorum. bence juventus iyi bir şey yapıyor.

    şöyle ki juve transferini gerçekleştirmeden önce pjanic'i barça ve bayern izliyordu hatta barça'nın transferi bitirmek üzere olduğu da konuşuluyordu. sonra juventus allem etti kallem etti pjanic'i aldı. kötü mü oldu peki? pjanic barça'ya gitse sadece roma para kazanmış olacaktı ama böylelikle hem roma para kazanmış oldu hem de serie a bir yıldızını elinden kaçırmamış oldu. roma zayıflamış olabilir ama walter sabatini gibi bir sportif direktörleri var ki bunun telafisini en kısa sürede yapacaktır: (bkz: walter sabatini/@haginin topugu)

    higuain'e gelince de geçen seneki hayvani performansından sonra zaten napoli'de kalmayacağı aşikardı. psg ve arsenal'in ilgisi vardı. hatta arsenal'in 50 milyon avro + giroud'yu önerdiği de söyleniyordu. ben her ne kadar inanamasam da şimdi juventus'un aldığı söyleniyor. kötü mü olacak peki? higuain her türlü napoli'den ayrılacaktı zaten. bu hamleyle hem öküz gibi para kazanacaklar ki cavani'den gelen parayı çok akıllı harcamışlardı (bkz: rafael benitez/@haginin topugu) hem de serie a bir yıldızını daha muhafaza edecek.
  • milan ve inter tekrar eski günlerine dönerse çok güzel olacak lig en azından son haftalara kadar şampiyonluk kovalar hale gelseler bile kalite artar. bu iş tarihinde 2-3 kere şampiyon olmuş roma, napoli gibi takımlarla olmaz. geçen sene başında inter biraz heveslense de ortalarda batırdı. milan ise rezalet bir sezon geçirdi. milano ruhu dirilmeli başka yolu yok.
  • 33. haftasında oynanan 10 maçta tam 48 golün atıldığı lig. https://twitter.com/...s/857214663330869248

    özellikle bu sezon çok güzel takımlar seyrediyoruz serie a'da. en çok beğendiğim takım ise napoli. maurizio sarri'nin çalıştırdığı takım ligde 33 maçta 77 gol atıp 35 gol yiyerek 71 puan topladı ve 3. sıradalar. bana göre şuan avrupa'nın en iyi futbol oynayan 3-4 takımından birisidir napoli. barcelona'nın 180 dakika boyunca gol atamadığı juventus ile dört kere oynadılar ve özellikle iç sahadakilerde harika performans gösterdiler. şampiyonlar ligi'nde karşılarına real madrid çıkmasa çeyrek final oynayabilirlerdi. avrupa ligi'nde olsalar şuan manchester united ile beraber net bir favorilerdi. son yıllarda yaptıkları transferleri de beğeniyorum. her zaman iyiye giden bir napoli var. umarım seneye bir kademe daha iyi olup juventus ile şampiyonluk yarışına girebilirler.

    evet, milan ve inter'in şampiyonluk yarışında olmadığı bir serie a izliyoruz ama bu sezon biraz toparladılar ve en azından artık ligi 10. veya 13. falan bitirmiyorlar. napoli ve roma her geçen sezon daha iyiye gidiyor.. bu takımlardan bir kademe alt takımlara baktığımızda; atalanta, lazio, torino'nun da gücünü arttırarak gelen takımlardan olduğunu görüyoruz. milan ve inter'deki toparlanmayı da göz önünde bulundurarak 2017-2018 sezonunda daha keyifli bir serie a izleyeceğiz diye düşünüyorum.
  • 90'ların sonunda büyük takım olarak; juventus, milan, inter, fiorentina, roma, lazio ve parma'yı sayabilirdik. hatta 90'ların başında şampiyon olabilen sampdoria ve napoli'yi de bu takımlara ilave edebilirdik. bu yüzden benim gözümde gelmiş geçmiş en zor lig 90'ların italya ligi'dir.

    bence 2005 yılına kadar da rekabetçi yapı ve serie a'nın en iyi lig olma özelliği devam etti. şimdi yani 2015'te ise sadece juventus var. roma, inter, milan'ın ismi var cismi yok. insan üzülüyor haliyle bir zamanların böylesine dev kulüplerine.