• 1
    1959 doğumlu italyan teknik direktör.

    son olarak serie b'den devraldığı empoli'yi serie a'ya çıkarmış ve burada düşük bütçesine ve kısıtlı kadrosuna rağmen başarılı sayılabilecek performanslar ile takımını lige tutundurmuş ve bu sürede büyük takımlara kök söktürmüştür. yalnız kendisinin ilginç bir kariyeri var, zira 31 yaşından bu yana teknik direktörlük yapıyor ve benim görebildiğim kadarıyla bir futbolculuk kariyeri yok. bu zamana kadar ufak çaplı pek çok kulüp gezmiştir.

    empoli'deki dikkat çeken performansının ardından, rafa benitez sonrası teknik adam arayışında olan napoli'nin başına getirilmiştir. 2015-16 sezonundan itibaren doğduğu şehrin takımını çalıştıracak. bu kendisinin kariyerindeki en büyük adım.
  • 4
    osm'den duygusal bağlarımın olduğu :( "empoli" kulübünü araştırmaya başlamışken harbi harbi sağlam geldiğini gördüğüm t.d. bu sezon başı valdifiori, hysaj gibi empoli2den tanıdığı oyuncuları getirmesi ve önümüzdeki sezon için yine empoli'den tonelliyle anlaşmaları ile beraber ordaki futbol kültürünü kolejasyon noktasında :) bir üst seviyeye taşıyor; ayrıca empoli'yi serie b den çıkarmasının ardından bir üst seviyede de bu sezon ligde 2. olmasıyla kendini bu seviye için ispatlamış oldu. gelecek sezon takip edilesi t.d lerin başında geliyor.
  • 5
    muhteşem bir hoca. napoli'ye on numara top oynatıyor iki sezondur, sayesinde gözlerimizin pası siliniyor. bir kere kesinlikle standart bir italyan takımı gibi onatmıyor napoli'yi. orta sahadaki jorginho-alan-hamsik üçlüsü sağ olsun, çok üst düzey bir pas takımı yaratmış vaziyette. bu sayede topa da yüksek düzeyde sahip oluyorlar. misal dünkü benfica maçında* takımın toplam 573 başarılı pası var. bu öyle kuru bir istatik de değil. maçı izleyen varsa görmüştür; napoli, benfica'yla kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. hatta bir ara "benfica acaba kırmızı mı gördü?" diye açıp maçkolik'e bile baktım.

    şu da var ki napoli daha da gelişebilir. zira gerçekten ohannesburgerlik bir kadro derinlikleri var. geçen seneki kadroları zaten iyiydi, higuain'den gelen parayla iyice süperleştirdiler. şurada yazmıştım hatta: (bkz: ssc napoli/#2010175)
    o transferlerle birlikte ortaya şöyle bir şey çıktı ki insanın ağzının suyunu akıtır: https://i.hizliresim.com/lEPn0X.jpg

    sarri efendi yeni gelenlerden sadece milik ve zielinski'ye şans veriyor şimdilik. milik o bonservisin hakkını verebilir mi şüphelerim vardı ama beni kısa sürede göd etti. adam net golcü. keza hemşosu zielinski de geçen sezon empoli'de kaldığı yerden napoli'de devam ediyor, tam bir energizer davşanı. diawara, rog ve giaccherini henüz oynayabilmiş değil. geçenlerde sarri'ye bu adamları ne zaman oynatacağı soruldu. "henüz bu takımın ne oynadığına aşina değiller, alışınca oynatacağım." dedi. hatta bir de şunu ekledi: "zielinski'yi oynatıyorum çünkü onunla empoli'de çalıştık ve benim mantalitemi biliyor."

    görüldüğü gibi obsesyona yakın derecede disiplin hastası ve işinin ehli bir adam. saygıyı hak ediyor ve görüyor da. misal bugün efsane hoca sacchi de "berlusconi beni dinlese şu an milan'ı sarri yönetiyor olurdu..." demiş. harbiden milan veya inter'in yerinde olsam, arkamda da devasa çinli holdingler olsa paçasından ilk yapışacağım adam sarri olurdu.

    bu arada napoli karşısında allah beşiktaş'ın yardımcısı olsun. belki 8 gol atmazlar ama oyun olarak çok fena döverler bu ağlakları.

    edit: pilgrim ve salyangoz'a teşekkürler.
  • 9
    https://fourfourtwo.com.tr/...-6-liglik-yolculugu/

    43 yaşına kadar bankacılık yapmış,kariyerini 6.lig seviyesinde başlatmış bir adam tüm dünya üzerinde en iyi top oynayan takımın yaratıcısına dönüşebiliyor. işte babacım futbol ülkesi olmak tam da böyle bir şey. bizde ise kariyerine prime zamanında ve süper lig seviyesinde başlayan yerli teknik direktörlerimizin yakalayabildikleri en büyük başarı pavyon fedaisi gibi giyinebilmek. bunları söylememin nedeni italyan teknik direktör kavramını bir küfür gibi kullanan yerli teknik direktör aşığı ve bu uğurda kendilerini hamza hamzaoğlu'nun cesare prandelli'den daha iyi bir teknik direktör olduğuna inandırmış arkadaşlar için bir gerçek hayata dönüş çağrısı yapmak.
  • 10
    çok büyük hoca, müthiş bir taktisyen. 2 sezondur napoli'yi izlerken ahan da böyle oluyorum:
    https://a4-images.myspacecdn.com/...797a1b1e/300x300.jpg

    şampiyonlar ligi play-off'unda eşleştikleri nice'i iki maçta da ezerek yendiler. eşleşmeler sonrası iki mücadelenin de play-off'ların en çekişmeli maçlarının geçmesini bekliyordum lakin öyle olmadı(bu sıfatı ibfk-sevilla eşleşmeleri aldı o da ilginçtir). iki maçı da zorlanmadan kazandılar.

    sarri, son 2 sezondur iskeletini kurduğu ve geçen sezon ofansif anlamda pik yaptırdığı kadronun bu sene de önümüze şaheser bir futbol ortaya koyacağı kesin. sezona fazla transfer yapmadan girdiler. bordeaux'dan aldıkları ounas, zagreb'den gelen marko rog ve roma'dan kiralık mario rui kadroya katıldı. bu oyuncular da rotasyonu güçlendirsin diye alındı zaten, 2 nice maçında da 11 başlamadılar.

    sarri'nin bu sezonki şanssızlığı inter ve milan'ın ayağa kalkma adına önemli işler yapmış olması. geçen sezon çekiştikleri juve-roma vardı bu sezon bu sayı arttı biraz daha. geçen sezon ise roma'nın altında bitirseler de onlardan daha kaliteli top oynuyorlardı, kaldı ki sezon ortasındaki saçma puan kayıpları olmasa gruplara direk katılım hakkı sağlarlardı. sarri'nin oynattığı top bence avrupa'daki en pozitif ve modern oyunlardan biri.

    juventus sempatizanı olsam da sarri'nin büyütüp yetiştirdiği şu kadronun, kendisiyle beraber, bu sezon serie-a şampiyonluğu görmesini çok isterim. şampiyonlar ligi'nde de grup kuralarından bağımsız gruptan çıkacakları kanaatindeyim ancak yine lider bitirip sonraki tur real eşleşmesi gibi bir şanssızlık yaşamazlar umarım bu sezon.
  • 12
    milik'in sakatlığı sonrası aslen kanat oyuncusu olan mertens'i ileri uca koydu ve belki de böylece milik'ten alabileceği verimden fazlasını aldı mertens'ten. napoli hemen her yıl sansasyonel transfer satışlarıyla gündeme geliyordu, adamlar lavezzi, cavani ve higuain'i sattılar, halen inanılmaz bir ofansif tehdit halindeler. evet callejon, mertens de transfer ama insigne çok büyük ivme kazandırdı takıma ve bence bunda da sarri'nin payı hayli büyük. neyse efenim, bir önceki entryde geçmişi zaten belirtilmiş, şahsen ben de imreniyorum kendisine. ligimizde de böyle isimleri görmeyi isterdim. hayaller maurizio sarri, gerçekler bülent uygun.
  • 14
    hikayesi çok büyük sarri'nin. üzerine kitap yazılacak cinsten, kimi zaman ilginç olaylarla kimi zaman üzüntülerle süslenmiş bir hikaye ancak bu hikayenin tamamında yer alan, esas role sahip bir şey var ki esasında kahramanı yaratan en büyük etken de bu: tutku. bankacılıktan futbola uzanan bir hayatın, daha az para kazanacağı halde futbolu seçmekteki nedenin can damarı. sarri'nin sürekli değişen dünyasında sansovino'da da, pescara'da da, verona'da da var olan hep aynı kalan tek şey. tabi bir de sigara var. *

    sarri'nin değişen dünyası diyorum çünkü üstatta düşüncesel bir hiperaktivite var. sürekli yeni şeyler arama, daima düşüncelerine bir şeyler katma durumunda. bir kitaptan alabileceği zerre bilginin, bir eleştiriden çıkartabileceği zerre dersin peşinde. elinde sigarası, klasikleşmiş sıradanlaşmış futbola meydan okuyan, isyan eden bir adam... gece yastığa kafasını koyduğundaki fikirleriyle sabah uyandığındaki fikirleri farklı olabilen çılgın bir deha. mükemmele yolculuk kısacası. evet, sarri hikayesinin başlığı ''mükemmele yolculuk''.

    altı liglik bir süreçten bahsediyoruz dile kolay. italyan futbolunun en dibinden en tepesine kadar her yeri her noktayı tespit ederek gelmek demektir bu ayrıca. bundan dolayıdır aslında hücum futbolu, bundan dolayıdır gençlere önem verişi, bundan dolayıdır sürekli daha iyi olma iç güdüsü. tabiri caizse alt liglerin tozlarını silerek, ağır işlerinin üstesinden gelerek çıktı empoli'ye. iki yıl sonunda serie b'den serie a'ya çıktıklarında sarri tam 55 yaşındaydı. bu ona serie a’da ilk maçına çıkan en yaşlı teknik direktör ünvanını da beraberinde getirmişti. kimisi dalga geçti kimisi şapka çıkarttı. küçük bir gündem olma sürecinin ardından lige başladığındaysa işler istediği gibi gitmiyordu. ilk altı hafta galibiyet yüzü göremedi takımı. koltuk devrildi devrilecekken toparlanma sürecine girdiler. sarri de üstündeki heyecanı atınca takımı empoli yavaş yavaş özgün bir kimliğe büründü. sene sonunda napoli kulübü şok bir kararla benitez'den boşalan koltuğa sarri'nin getirildiğini açıklayınca maradona kırmızıyı gören bir boğa gibi atladı anında.

    basın da kılıçları çekmişti şehrin tanrısı, sarri için ''vur emri'' verince. bir basın toplantısında ''serie a’nın en az kazanan teknik direktörü olmak sizi üzmüyor mu?'' diye bir soru soruldu kendisine. cevabı, ''yapmak için üstüne para bile vereceğim bir işten paramı kazanıyorum. neden şikayet edeyim ki?'' oldu. ancak tepkilerin biteceği de yoktu. napoli doğumlu olduğu için evlat kontenjanından takımın başına getirildiğini söyleyenler bile türedi. ilk beş hafta da işler kötü gidince maradona- basın- şehir kıskacı sarri üzerinde büyük bir baskı kurmuştu ki takımı tıpkı empoli'de bir önceki sezon takımının toparlandığı gibi toparlandı. napoli 15-16 yani sarrili ilk sezonunu bir önceki sezondan tam 19 puan fazla toplayarak 82 puanla ve ikinci olarak tamamladı. sadece toplanan puanlar değil, oynanan oyun da napoli halkını fazlasıyla tatmin etmişti. yine bir sonraki sezonda da sarri fırtınası napoli'yi ve tüm italya'yı kasıp kavurdu. artık basının karşısında çömez, sıradan bir ihtiyar değil bir taktik deha, italyan futbolunun tanrısı oturuyordu. maradona sarri'den özür diledi...

    şimdi gelelim saha içine,

    sarri, ''futbol basit oynanır, zor olan basit oynamaktır'' anlayışından yola çıkarak topu aldığı an bir başka arkadaşına oynamayı oyuncularına birincil ilke olarak kabul ettirdi. bunu kabul ettirdikten sonra da gayet tabi süslemeler yapıp ilkesini dallandırıp budaklandırarak özgün ve üstün bir sistem yarattı. temel olarak ''ayağa futbol'' olarak bildiğimiz bir düzen içinde, kalecinin de pas oyununun akışında yer aldığı, yana ve ileri iki pas seçeneğinden daima ileriye olanın tercih edildiği, bilinen tipte bir forvetin yer almadığı ilginç bir sistem bu. insigne- mertens- callejon hatta zielinski gibi bir maestro bu sistemin oyuncuları olunca da işler daha da güzelleşiyor elbette. abdullah avcı ve igor tudor'un kopya ettiği, takımlarına entegre ettiği savunmada kalecinin de içinde olduğu bir pas akışıyla rakibi uyutma ve rakibi uyutarak hızlı atakla dağınık ve eksik rakip savunmasında pozisyon yaratma taktiği de bu güzel sistemin çok önemli taktik kartlarından.

    sadece bu değil elbette, uyum da çok önemli bir figür burada. insigne- mertens- callejon üçlüsü birbirlerinin giydiği boxer'ın rengine kadar biliyorlar neredeyse, bu kadar birbiriyle iç içe, dost oyunculardan kurulu bir takım da teknik direktörlerinin isteklerini daha net yerine getirebiliyor. insigne kafasını kaldırıp mertens'le göz göze geldiğinde ne tarafa koşacağını biliyor mesela. mertens insigne'nin ne zaman pası vereceğini ne zaman çalıma gireceğini biliyor. aynı şekilde callejon da öyle. durum böyleyken ek olarak da muhteşem bir teknik direktörleri olunca sahada da güzel şeyler oluyor.

    sarri'nin sisteminde oyunun iki odak bölgesi var. birincisi kendi kalesi ile orta yay ucu arası, ikincisi de orta yay ucuyla rakip ceza sahası yay ucu arası. bu iki bölge sistemin temel pas bölgesi. uyutucu paslar bu bölgelerde yapılıyorken geriye kalan saha kısımları genellikle hızlı geçiş için kullanılıyor. savunmada koulibaly, orta alanda zielinski, hücumda da insigne- mertens callejon üçlüsü üst düzey pas akışının temel direkleri görevi görüyorlar. özellikle koulibaly ve zielinski'nin mevkidaşlarına göre çok daha üst düzey tekniklerinin olması bu pas akışındaki esas farkı yaratıyor. hızlı hücuma çıkarken de insigne- mertens- callejon üçlü hattıyla komple olarak paralel ilerliyorlar ve rakip savunma hangisini zapt edeceğini şaşırdığından genellikle öylece bakıp kalıyor. bu da hemen her ataklarını potansiyel gol pozisyonuna dönüştürüyor tıpkı ilgili pozisyonda olduğu gibi: https://youtu.be/lnvDvb10K8U?t=46
    bununla beraber de rakip ceza sahası içine girdiklerinde genellikle ortadan sol veya sağ, daha sonra da tam ters kanata oynayarak golü buluyorlar ki napoli takımının 2016-2017 sezonunda bu tip en az 15 golü vardır. ve tabi çok önemli unsurlardan biri de pas şiddeti. sarri takımında pasların şiddeti yüksek olmalıdır çünkü sarri topun yuvarlanmasıyla geçen süreyi israf olarak görür. https://www.youtube.com/watch?v=UeI72Tst4j0

    sarri hocam futbolu değiştirdi daha şimdiden ve daha da değiştirecektir emin olun. dedim ya sürekli arayışta olan bir insan, sabah kafasında bambaşka bir sistemle uyanabilecek bir teknik adam. içindeki tutku böyle devam ettiği sürece de futbolun içinde yer alacaktır. biz futbol severler için çok geç keşfedilmiş bir ganimet oldu sarri. evet, muhtemelen kendisini 20 yıl daha saha kenarında teknik direktörlük yaparken göremeyeceğiz ancak şu var ki sarri'nin dünya futboluna kazandırdıkları, onun düşünce sistemi kendisi saha kenarında olmasa dahi futbolun içinde yaşamaya devam edecektir. eğer ki teknik adamlar sarri'den gerekli dersleri almayı başarabilirse yarattığı sistem elli sene işlerliğini sürdürebilir. modern bir futbol değil kendisinin sistemi, çağın da ilerisinde modernin ötesinde bir sistem. bugünlerin değil yarınların sistemi. bugün için bir lamba ise yarın için güneş olacak bir sistem.

    sarri... uğruna kitaplar yazılsa yetmez ancak burada sonlandırmak durumundayım.
    2017-2018 sezonu italya ligi şampiyonu sen olacaksın.
  • 19
    bu sezon serie a'yi kazanmak icin sampiyonlar ligini pas gecen hoca. yoksa shakhtar deplasmanina mertenssiz baslamazdi. neden mertens oynamadi sorusuna ise senede 50 60 mac oynayamaz bu adamlar demisti. gidip en onemli rakibinle oynarken sahaya surmedigi oyuncuyu benevento ve benzeri maclarda sahaya suruyor. gerci haksizda sayilmaz napoli taraftari su an ligi tercih eder sampiyonlar ligi'ne. napoli cephesinde ''o sene bu sene'' sesleri yukseliyor. lig kazandiktan sonra kariyeri nasil sekillenecek cok merak ediyorum. ihtimal vermesem de umarim bir gun yollarimiz kesisir.