• 5
    bütün toplumların ihtiyacı galatasaray'ın ise olmazsa olmazı. oynadığımız futbol şeklinden tutun da yaşanan yönetimsel, maddi krizlere kadar kaos kelimesi sanki galatasarayımız için ortaya çıkmış, galatasarayımızla anlam kazanmıştır. ayriyetten söyleniş bakımından da ayrı bir güzeldir. ve bir gün dövme yaptıracaksam kesinlikle bu dövmelerden biri "kaos" yazılı bir dövme olacaktır. bu arada kaos ile ilgili atılan, atılabilecek en iyi tivitde budur;

    https://twitter.com/...s/392023815317778433
  • 8
    şu an galatasaray'ın içinde bulunduğu durumdur. bu kaostan çıkış hamza hoca'dan kurtulup fatih terim etkisi yapacak bir hocayla çalışmaktır. bizde bir genç teknik adam gelsin alex ferguson'umuz olsun gibi düşünce işlemiyor maalesef. gelen her hocanın belli bir ömrü, belli bir miadı var. hamzaoğlu ise miadını çoktan doldurdu.
  • 14
    yıldırım demirören, fatih terim ve arda turan'ın olduğu yerde sürekli kaos olması şans mı?

    lan son dakikadaki frikik golüyle euro 2016'ya gidildi orada bile prim mevzusu çıkardılar. sorsan herkes vatan millet sakarya.

    bugün de arda turan'ın bilal meşe'ye saldırmasından sonra bugün milli takım kampından çıkarılması sonrası burak yılmaz, caner erkin ve gökhan gönül, fatih terim ile toplantı yapıyorlarmış. bakalım neler konuşulacak? neler olacak?

    yaşasın kaos :(
  • 17
    eskiden rakiplerimiz hep kaos içinde olurdu. sürekli teknik direktör değiştirerek ya da yöneticilerinin verdiği yanlış kararlarla televizyonlarda, gazetelerde birbirlerini yemelerini görürdük. yalan yok baya da zevk alırdık bundan. aziz yıldırım'ın saçmalıkları, yıldırım demirören'in beşiktaş'ı şov yaparak batırması, tranbzonspor'un kendi kendini durdurması gibi bir sürü mantıksız şey izledik, gördük. şu an bakıyorum da o güldüğümüz, dalga geçtiğimiz konumdayız. başımızda benim hiç bir zaman başkan olarak hitap etmeyeceğim bir dursun aydın özbek gerçeği, kulübü farklı bir yerde konumlandırmak adına tekeline alan lise zihniyeti, takımların profesyonellikten uzak yönetim şekilleri. hepsi bizi şu an bulunduğumuz noktaya getiriyor ve bu bir kısır döngü gibi adeta. her moral bozukluğunda, her kötü sonuçta kendimizi bir kaosun ortasında buluyoruz. artık bu kaosa bir son vermemiz lazım. galatasaray spor kulübü bu şekilde yönetilmeyi, her sezon ortasında kaosa sürüklenmeyi hak etmiyor. bunu engellemenin yolu akıldan ve mantıktan geçiyor. kulübü yönetenler ne kadar profesyonel olur, ne kadar yaptıkları işin ehli olursa bu kaos ortamlarından o kadar uzak oluruz.

    artık yeter!!! her sene kaos yaşamaktan ruhum sıkıldı. bu kulüp ve taraftarlar bu şekilde yönetilmeyi hak etmiyor. sürekli aklının bir köşesinde bu hafta kaybedersek kulüp karışır mı diye düşünmek istemiyor. hiç kimsenin liseli olsun, taraftar olsun bu kaosu körüklemeye, bir alışkanlık haline getirmeye hakkı yok.

    ben bir taraftarım ve galatasaray ile yatıp kalkıyorum. benim gibi de tonla insan olduğuna adım gibi eminim. bizim galatasarayımız bunları hak etmiyor. sevmek, aşık olmak sefası gibi cefasını da çekmeyi gerektirir. sonuna kadar cefasını da çekerim derdim o değil. sırtımı dönemem ben takımıma. isterse şampiyonlar liginde oynasın, isterse her derbide beş yesin, isterse alt lige düşsün yine giderim ona, bir sevgiliye gider gibi.

    benim galatasarayıma, bizim galatasarayımıza kimsenin bunları yaşatmaya hakkı yok. dursun aydın özbek yönetimi bu kulübün boynunu önüne eğdirecek ne varsa yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. bir yönetimin 2-3 sene içerisinde 6 hoca değiştirmesinin mantıklı bir açıklaması yoktur ya da kulübün mal varlığını devlete peşkeş çekmesinin. ben hakkım olanı istiyorum. ben galatasarayımızın, galatasarayı hak edenlerce yönetilmesini istiyorum. varsın onlarla başarısız olalım.

    son lafımda taraftara, ister sallayın ister sallamayın çok umurumda değil, önemli olan içimdekileri dökmek. taraftar demek sadece kazanma odaklı olmak demek midir? bir taraftasındır ve o taraf senin yerindir. kaybedince batan gemiden kaçan fareler gibi kaçmazsın, sen de onunla batarsın. batarsın ki dipten yine sen çıkarasın. omuz verirsin yeri gelince, omuz verirsin ki kötü günler geçip yine başarılar geldiğinde sevincin katlansın, benim de emeğim var diyebilesin. hepsinden de önemlisi sevdiğinin yanındasındır kötü gününde. aynı dostunun, ailenin, eşinin, çocuğunun zor zamanında yanında olman gibi. kanserden öleceğini bilsen de yine yanında olursun sevdiğin için. ölecekse de mutlu ölsün diye. belki çok duygusal belki çok aşırı bu yazdıklarım. ama bir çoğumuz için böyle. sevmek, peşinden gitmek, iyiliğini kovalamak böyle bir şey. benim için taraftarlık böyle işte. ben doğduktan yarım saat sonra kulağına ezan değil galatasaray denilen bir adamım. doğduğum günden bu yana yanımda olan bir annem bir de galatasaray var. hiç kimsenin de taraftarlık kisvesi altında galatasarayıma zarar vermeye hakkı yok. eğriye eğri, doğruya doğru deyin ama bunu kaotik bir ortama bizi sürükleyecek şekilde yapmayın. son senelerde bunu defalarca yaşadık. ders çıkaralım artık. ders vermeyelim. kaostan biz değil rakiplerimiz karlı çıkıyor. bunu anlamak için alim olmaya gerek yok. derdimiz tudor, riekerink, hamza vs. değil. derdimiz galatasarayın düzgün insanlarca yönetilmemesi. sosyal medyada, burada teknik direktörlerimize gösterdiğimiz tepkilerin yarısını yönetime göstermedik. kusura bakmayın ama biz kulübe omuz vermedik. vermiş olsaydık şimdiye ne dursun kalırdı ne de bu saçma sapan yönetim. herkes kadar biz de suçluyuz.