• 3
    hoşbulduk, hoşgördük.
    sözlük camiasına katılmaktan mutluyum.bana güvenenleri mahcup etmeyeceğim.
    yalnız teknik anlamda biraz yabancıyım,kuralları ve uyarıları dikkatle takip etmekle beraber,tavsiyelerinize de açığım.bu sıralar yazdığınız bir mesaja 1905 saat sonra cevap yazarsam yanlış anlamayın.yavaş yavaş öğreneceğiz.
  • 12
    #351546 nolu girisiyle demek istediklerimi söylemiş yazardır. biz elimizden geldiğince takımımıza sahip çıkarken, maddi destek sağlarken neden oyunculara tepkimizi gösteremeyeceğiz ki?* bu sözlükte kimsenin yıllık milyon dolarlar kazandığını düşünmüyorum. onda birini kazanıyorsa o paranın, türkiye şartlarında krallar gibi yaşıyordur. ama futbolcualr öyle değil ki. sen çık ruh gibi top oyna, ondan sonra da bankaya bol sıfırlı paraların yatmasını bekle. taraftar bir yere kadar sabır gösterir. göstermesi gerekir kesinlikle. ama işler yolunda gitmiyorsa bir şekilde tepkisini ortaya koymalıdır. bu takımın ruhsuz oyunculara ihtiyacı olmadığını, sahaya çıkanın gerekirse götünü yırtması gerektiğini bir şekilde anlatmalıdır taraftar. futbolcular gelip geçicidir. aslolan galatasaray'dır. eğer biz futbolcular üzülmesin diye takımımızın kötü gidişine tepkisiz bir biçimde yaklaşırsak, başarının yakalanmadığı ama milyon dolarların dağıtıldığı bir kulüp olarak olduğumuz yerde sendeleriz. he başarı yakalanmasın ama dünyaca ünlü yıldızlar gelsin istiyorsanız bilmem. ben bunu istemiyorum. ikisi birlikte olsun. eğer birini elemek zorundaysak bile o da yıldızların gelmesi olur.

    konudan koptum biraz. vel hasılı kelam. girisi için tekrar teşekkür ediyorum.
  • 13
    #351546 nolu entrysiyle duygulara tercüman olmuş insandır...galatasaray taraftarına sahip çıkan ben ve benim gibi yazarların aslında demek istediklerini tek bir entry de özetlemiştir..ne de iyi etmiştir..biz hep destek tam destek diyoruz da,zaman zaman anne ve babamıza bile sitem etmiyor muyuz? ya da sitem ettiğimizde onları sevmediğimiz manasına mı geliyor? bahsedilen real ve ac milan maçlarında geride olmayı hazmetmeyen futbolcuların varlığı bilindiğinden dolayı galatasaray taraftarı stadı dar etmiştir onlara...lakin son yapılan maç bunlara örnek değildir..sahada ne iş yaptığı belli olmayan,mental olarak çökmüş,rehavet içinde bir futbolcu topluluğu gördüm ben ve galatasaray taraftarı bunlara tepki gösterdi ki titreyip kendilerine gelsinler diye...umarım bu maç bir milad olur ve biz yine yeni yeniden hep destek tam destek mottosuyla tribünlerdeki yerimizi alırız..zira galatasaray taraftarı şu türkiye de olabilecek en vefalı ve en sabırlı taraftar topluluğudur...örnek mi? hemen veriyorum bakınızı...
    (bkz: seni sevmeyen ölsün)

    sonuç olarak çok doğru bir noktaya parmak basmış olan bir yazardır..tebrik edilesidir..
  • 17
    bugün açtığı; tayfası olmayan sözlük yazarları başlığından sonra kendisi ile iletişime geçmek istedim. sorunun aslını sormak istedim ve bana o güzel anlatımı ile şu cevabı verdi;

    ---------------jupp--------------------------

    çeken bilir toka. senin eleştrilerini de okudum, saygı duyuyorum ve laf olsun dye de demiyorum bunu.
    konuşulması gereken bir konuydu, başlatmış olmaktan üzülmek yerine, mutluluk bile duyuyorum.

    dost edinememek becerisizlik midir? olabilir.
    ben beceriksiz miyim? olabilirim.
    ama benim derdim "çok yalnızım be sözlük" demek değildi ki...

    "buradan edinilcek dostluklarla işim olmaz" şeklinde anlaşılmam umarım. asla o tip bir tavır bende olamaz.
    milletin kaynaşmış olması ile de bir sorunum yok. bana ne?
    ancak kaynaşmaların, başlıklardaki yaklaşımlara hiç etkisi yok mudur? var mıdır?
    ben sözlüğün beni takdir etmesi peşinde değilim. ben derdimi söylerim, şakamı anlatırım. seven sever, sevmeyen sevmez. lakin ben buraya iki satır yazmak için vakit ayırıyorum. cümlelerimin imlası belki de en sona kalacak şekilde, nasıl akıcı anlatabilirim, okuyan nasıl şıp dye anlar, hak vermeyen nasıl "en azından efendi efendi söylemiş" diye yorumlar, hatta nasıl olur da karşıtlarımı cevap vermeye davet ederim diye , resmen, kasıyorum.

    burasının sözlük olduğunu aklımdan çıkarmıyor, insanları yazmaya, yazılanı okumaya, yazılana cevap vermeye çekmek için emek harcıyorum. karşılık olarak ne mi bekliyorum ?
    aslan jupp, kaplan jupp denmesini mi? nick altımın övgüyle dolmasını mı? karmamın 1500 olmasını mı? sakın bunları bekliyorum sanma, düşer bayılırım.

    buranın sözlük gibi sözlük olmasını istiyorum, olayım budur. emek veren adamlardan kaçı ilgi görüyor veya başlıkları yanıtlarla doluyor diye bir bakıyorum, en fazla, topu topu captano... onun dışında sözlük ortamının hakkını verecek alışverişler var mı? yok.

    kendim yazıyorum, kendim okuyorum. haftanın en beğenilen entrylerine bakınca, sadece 2-3 tanesini beğeniyorum. gerisi hep aynı isimlerin çok afedersin kalitesiz kelime esprileri... allah allah ?

    şen kardeşler kıraathanesine dönmüş sözlük, aynı isimler aynı sulu zevzek şakalara yağan oylar, mesajlar...

    bir rijkaard eleştirisi yazıyorum; 410 olan karma 3 günde 380'e iniyor. ama sen dahil 1-2 kişi pm atıyor, bana yanıt olarak da başlığa taş çatlasa 3-4 entry yazılıyor. karmanın taaaa.... afedersin. -1500 olsun.

    ama iki satır cevap yazılsın yahu el insaf..

    bunu dile getiren bir entry yazmıştım geçen günlerde. moderasyondan bir tepki geldi mi? sözlüğün kaliteli kalemlerinden iki destek mesajı ya da "hayırdır birader neden huylandın ki sen öyle?" dye soran oldu mu sence?

    olmadı be kardeşim olmadı...
    herşey kademe kademe... sarı kartı ben "sözlükle ilgili istekler" başlığındaki son yazımla gösterdim. bu da ikinci sarı kart...
    çünkü sözlükteki avamlaşmanın makul başka izahı yok. kankacılık ve cevap yazmaya üşenip kuru oy basmacılık kadar sözlük kalitesini düşürebilecek problem yok.

    sözlük kalitesinde, "de" ekinin ayrı yazılması , noktalı virgülün yerinde kullanılması önemli elbette ama, onlara gelene kadar ortada iki büyük mesele var. ve ben onlara işaret ediyorum. kaybedecek birşeyim yok.

    -----------jupp-------

    özel mesajları yayınlamak etik değil farkındayım fakat bunu yapmak zorundaydım ve izin aldım kendisinden.

    evet kaynaşmaların başlıklara etkisi var. benim nick altımda 12 sayfa yazı var eminim ki zirvelere katılmasam, insanları yazıları için pm ile tebrik etmesem, iletişim kurmayı seven birisi olmasam bunlar olmazdı. kaynaşmadan nick altı dolanlar da var örneğin; extensor, zizonkovac gibi...bu adamlardan biri iyi yazıyor diğer keskin yazıyor, nick altlarına yazılanlar genelde fikirleri ile ilgili. tayfası olanlar ise genelde şahısları ile ilgili yazılar alıyorlar nick altlarına.

    bir yazarın fikrini beğenmediğim halde yazım şeklinden on verdiğim çok olmuştur. örneğin extensor. yazılarının bir kısmına katılmam ama her entrysine on veriyorum hatta yarıda bıraktıklarıma bile. yazı tarzı hoşuma gidiyor. bunun gibi fikri çok cazip gelmese de yazılarına on verdiğim adamlar var. geçenlerde barfly bir yazı yazmıştı hiç de aynı fikirde değildim ama o yazıyı okurken hayalimde arka fonda nevizade de oturmuş elinde bira bana anlatıyormuş gibi geldi. sanki karşımda konuşuyor. bu sebepten on verdim. zirvelerde tanıştığımız yazarların yazılarını okurken sanki canlı kanlı karşımızda oturup anlatıyormuş gibi geliyor. onun mimiklerini, tonlamalarını kafamızda canlandırıyoruz. bu bile on vermek için yeterli gelebiliyor.

    sözlükte gruplaşma var evet. ama yazlık arkadaşları gibi 3-5 kişi toplanıp ''ya o gelmesin biz bize olalım'' cinsinden bir gruplaşma yok. sözlüğe sirayet eden bir gruplaşma var ve ben de bunun farkındayım. herkese aynı samimiyet ile yaklaşarak da bunu çözmeye çalışıyorum. zaten kimse kimseyi ''ben substance'i ilovedonut'tan çok seviyorum, ben hep onla takılayım tarzı dışlamıyor.

    tayfa var evet. basket tayfası. iki kişi wasabi ve haldunüstünelinsactokasi. sözlükte var olan bir tayfa var ise o tayfa basket tayfasıdır. istisnasız her iç saha maçına giden, hatta sözlüğe söylemeden bile giden iki adam var sözlükte tanışmış. ben başka tayfa görmedim.

    belgarath: halı saha tayfasından desem değil, biz bu adamla deplasmana da gittik. nereye çağırsam gelir. nevizade'ye geldi muhabbete, baskete geldi, her yere geldi. şimdi rijkaard hakkında bir yazı yazsa, sözlüğün kuruluşundan beri gelmiş geçmiş en ofsayt entryi onun olur. aramızda konuştuğumuz zaman ''gıcık oluyorum, desteklemiyorum, skibbe kadar bile sevemedim'' diyen bir adam. benim ne kadar rijkaard taraftarı olduğumu da çoğu kişi bilir. o konuşunca hak veriyorum, hoşuma gidiyor. şimdi buraya siktirsin gitsin yazsa on veririm.

    üslup çok önemli. biz bu adamları karşımızda görüyormuş gibi oluyoruz yazılarını okuyunca. seni de öyle görüyorum jupp. böyle beyefendi bir üslup, böyle doğru kelimeler seçen adama az rastlanır. iyi ki varsın ve iyi ki burada bizimle yazıyorsun. sen eleştir, senin eleştirilerine can kurban. ama şurada ne yazarlığını, ne hissiyatlarını bilmediği adama ''blog linki veriyor ya ne saçma'' diye bomboş eleştiriler yapan adamlar var sen onlardan değilsin. keşke dediğin gibi bir tayfa olsa bir tayfaya sahip olsam ve sen de o tayfa da olsan.

    yarın öbür gün tayfa kuracak olursan haber ver, ben tabi olmak istiyorum sana. keşke her gün daha çok ve daha çok yazsan... sevgilerle jupp. ve aynı senin gibi o elden hiç bırakmadığın saygılarla...
  • 18
    (bkz: #464110)
    şimdi ben paso bir şeyler yazayım şuraya* uzuncana diyorum ama olmuyor. 3 paragraf olmuşken siliyorum. eksiklik var diyorum nerede eksik yaptım. bir daha başlıyorum yazmaya aklımdakilerle. yine olmadı diyorum. sol frame'den bi başlık kestiriyorum gözüme ve tıklıyorum "bu sayfadan çıkıp gitmek istediğinden eminmisin? yazdıkların boşa gitmesin" penceresine aldırmadan. gitsin ulan gitsin. zaten bir yerde eksik var.

    rijkaard başlığında o kadar çok uzun yazı var ki. bir çoğu aynı şeyden bahsediyor. yüz tane yazı çıkartalım. maksimum 3-4 gruba bölünür konu olarak o yazılar.

    i. rijkaard gitmesin bik bik bik
    ii. rijkaard gitsin bik bik bik
    iii. sen buraya fazlasın hocam kaç git bik bik bik(gitsin ama gitmesinciler)(en çok da bunlara kıl oluyorum)
    iv. bir kaç tanede analiz yazısı.

    o yüzden seçiçi oluyorum yazıları okurken. analiz yazılarını kaçırmamaya çalışıyorum aralarda.
    işte jupp #464110 nolu girisinde hem yukarda sıkıntısını çektiğim yazının tüm boşluklarını doldurmuş. hem de akıl dolu cümlelerle nadir sayıdaki analizlere katkı yapmış. iyi ki kaçırmadım bu yazıyı. direk sağ alttan + tuşuna bastım zaten. saygılar abi. müthiş.

    (bkz: #464110 )
  • 20
    az önce telegol adlı şov programına katılan beşiktaşlı yöneticinin;

    ''istanbul büyükşehir belediyespor neden galatasaray'ı fazla sıkmıyor'' gibi bir beyanatına;

    ''antalyaspor ve eskişehirspor neden 2008 yılından beri iç-dış lig ve kupa maçlarında beşiktaş'tan puan alamıyor? ki antalyaspor galatasaray'dan puan alarak kupada saf dışı bırakmış bir ekip. keza aynı şekilde galatasaray'a can hıraş oynayan eskişehirspor neden her beşiktaş maçında zavallı bir görünüm çiziyor''

    içerikli mesajını atarak gönüllerimizi fethetmiştir. bravo jupp.