• 1
    ben yazıyorum bayadır ama artık yeter.

    zaten bağım kopmadı sözlükle, uçurmuşlar, ceza vermişler sikimde.

    aralarında beyinsizleri de barındıran grup. kulübü kimin yönettiği belli değil lan resmen.

    hakkı yenilen futbolcuların ve tabii ki umut, sabri gibileri ilk 11'de görünce evinde sinir krizi geçiren milyonlarca taraftarın eli öbür dünyada yakanızda olacak.

    ek olarak, (bkz: lor peyniri)
  • 3
    ben arada yazıyorum ama artık yeter.

    zaten bağıma sokayım çokta en kötü okur olarak devam ederim.

    aralarında gurursuz insanları barındıran grup. kulübü yöneten yok lan resmen.

    hakkı yenilen futbolcuların ve tabii ki umut, sabri gibileri ilk 11'de görünce evinde sinir krizi geçiren milyonlarca taraftarın eli öbür dünyada yakanızda olacak.

    (bkz: haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. )
  • 6
    bak ben size çok güzel bir evlat örneği vereyim...
    net, güncel.

    bugün sabah, neredeyse hepimiz iş yerlerimize gittik,
    arkadaşlarımıza görüştük,
    tanıdıklarla falan haberleştik.

    hadi çok a-sosyaller için yazayım, sosyal medyaya falan girdik,
    internette takıldık.

    istisnasız her fenerli tanıdığınız, her koyu beşiktaşlı arkadaşınız felipe melo'nun takımdan ayrılmasına deli gibi seviniyor, değil mi?
    gülüyor oğlum adamlar, yalan mı?
    en azından sizi yoklamıyorlar mı?

    açın ekşi'ye bakın,
    şikecilerin spor gazetelerine göz gezdirin...

    en çok bu tipler sevinmiyor mu, hatta dalga geçmiyor mu?

    bir de galatasaray'ın sözde evlatlarını düşünün...

    bugün sabri ya da umut takımdan ayrılsa, hangi şikeci arkadaşınıza koyar?
    kim dalga geçer?
    kim kafa bulmaya çalışır?

    yoksa "hadi kurtuldunuz" mu derler?
    üzülür lan adamlar, ciddi ciddi üzülürler...

    gidişiyle karşı tarafı sevindiren adam, galatasaray'ın evladıdır.
    kalışıyla taşak geçilen adam, galatasaray'ın safrasıdır...

    işte bu kadar net.
  • 7
    türk tipi ajitasyonun, amatörlüğün en simgesel örnekleri olan futbolcu topluluğunun tür ismi. eleştirmek yerine kendimden bir örnek vererek kendilerini betimlemek istiyorum.

    yaklaşık 5 aydır çalışıyorum. mesai saatlerimiz fazla, çoğu zaman pazarları da tüm gün çalışıyoruz. yaptığım iş ne benim asli mesleğim, ne de yapmak istediğim bir iş. ancak hem başka iş bulamamış olmam, hem de psikolojik tedavim sırasında çok fazla sorumluluk almadan çömezlik dönemimi atlatabilme imkanı gibi çeşitli sebeplerden dolayı bu işteyim.

    patronum ve ustam mutlu; kelepir fiyata bir iş gücü. yeri geldiğinde bir çırak gibi işçilerle çalışıyorum, adam gibi muhatap bulması gereken müşteri olunca karşısına çıkıyorum, getir götür işi oldu mu gidiyorum. malzeme mi eksildi hemen tedarik ediyorum. atıyorum patronun oğlu evden mi alınacak, yeni gelen işçilere çalışma izni mi çıkarılacak; hepsini yapacak adam belli.üstelik bunları hiç sesimi çıkarmadan yapıyorum. ben işe başladığımdan bu yana yaklaşık 15 kişilik olan iş yerinden 4 kişi işe girip ayrıldığını gördüm, tamamı da kendi isteğiyle ayrıldı, atılma gibi bir durum yok.

    işçilerle de aram iyi. yeri geldiğinde beraber iş yapıyoruz, yeri geldiğinde onlarla patron arasında köprü oluyorum. bir ihtiyaçları olduğunda karşılamaya çalışıyorum, çocuğu hastalandığında hastahaneye koşturuyorum falan. onları terslemeden dinleyerek sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyorum.

    gerçekten hasta olduğum 4 gün dışında işe gitmemezlik etmedim. mesailerde bile işteydim. sakatlık desen çoğu acemilikten defalarca elim kolum yaralandı. eldivenle çalışılmaması gereken bir alette eldiveni ve elimi kaptırdım, zor çıkardık. kırıldı mı söküldü mü çıktı mı ezildi mi hala bilmiyorum.

    peki şimdi bütün bunlar beni iyi bir eleman mı yapıyor?

    dalgınlık hat safhada, zaten ilaçlardan kafa bir milyon. unutkanlık desen keza aynı, kapının önündeki malzemeyi bile unuttuğum oluyor. malzemeyi tanımadığım, markaları bilmediğim için malzeme almalar hep ikişer defa oluyor. istek yok, hırs yok. kendini geliştirmek de yok. ustanın mutlak hiyerarşisi olmasa belki de yokluğunda 15 günde atölyenin ağzına da sıçardım..

    ama devamlılığım iyi, fedakarlık çok, elimi kolumu feda ettim falan.. tam manasıyla evlat di mi ?
  • 9
    melo'yu yiyen timsahlar gurubu.

    melo'nun laneti çarpar birgün. selçuk'u da çarpar, sabri'yi de çarpar. hamza hamzaoğlu'nu zaten çarptı çarpmaya da devam edecektir.

    defalarca yazdık;

    melo bu takımın bel kemiğidir. gönderirseniz takım çöker.

    gerçek taraftarın feryatlarına kulaklar tıkandı ve melo kurban edildi. daha onuncu hafta lige havlu atıldı. sezon ortasında melo'nun yerine sözleşmesinin bitimine altı ay kalmış donk'a 2,5 m euro verildi. şaka gibi.

    bu taraftarın ahı hepinizi teker teker yiyecek merak etmeyin galatasaray'ın hain evlatları.
  • 10
    en son orhan atik tarafından "galatasarayın evladıyım" denerek, bir kişi daha genişlemiş liste.

    çok garip, gençliğinin en güzel yıllarını, cebinden para vererek galatasaray'a harcamış ben kendime "galatasaray'ın evladıyım" derken "acaba" diyorken, bazı insanlar nasıl bu kadar kolay "evlat" oluyor anlamıyorum.

    bu evlatların ekstra kredi kazanma amacıyla bu listeye girdiğine emin olun, yoksa mesela; galatasaray'ın evladı olmak maaşını %25'ini almamak olsaydı kimse galatasaray'ın evladı olmazdı, o zaman "ben profesyonelim" denir ve geçilirdi. bunu unutmayın dostlarım.

    (bkz: galatasaray'ın evladıyım demek)
  • 13
    en çok sevdiğim şey, bayılıyorum. ayrıca bende evladım, bende düşünmeden sözleşmelere imza atmak istiyorum. 1 dakika sürmez inanın buna. galatasaray ile yaşayıp kalkıyoruz. ben evlat olmıcam da kim olucak evlat? bir de ispanyolca, almanca, portekizce falan bilmiyorum. gelen yabancı ingilizce'yi iyi konuşmazsa yerim onu bir güzel. 2 pas atmadım mı tamam. ee bana para verecekleri için menajerde bulabilirim kendime. haber yaptırırım ona. kral benim. koskoca camianın biricik evladıyım, ne hacet var yabancıya.
  • 14
    --- alıntı ---

    bir anne baba 7 çocuğu bir odada büyütür de, 7 çocuk bir anne babaya 7 evde bakamaz.

    --- alıntı ---

    şu anda galatasaray ile evlat ilişkisini en güzel özetleyen cümle bu sanırım. hepsi galatasaray sayesinde "adam olmuş" kişilerdir, galatasaray'ın parasını ve şânını kullanarak bir yerlere gelmişlerdir ama galatasaray için hiçbir şey yapmazlar.
  • 15
    elinde istatistik kağıdıyla ömür çürütmesine rağmen herhangi bir başarıda, başarıyı geçtim sezonun herhangi bir anında dikkat çekme ihtimali sıfıra yakın seyreden yardımcı antrenörler için, ev-okul-antreman-ev güzergahında her gün neredeyse bir istanbul turu atan altyapı sporcusu için, mesai mefhumu gözetmeksizin sessizce işini yapan masörler veya malzemeciler için, hiçbiri olmazsa ankara'da haftaiçi hem çalışıp hem antreman yaparak her haftasonu takıma katılıp maça çıkan tekerlekli sandalye basketbolcularımız için falan kullanılması gereken tabir.

    gerisi boş laftır...