• 1
    öncelikle belirtmek istiyorum, sözlükte gsuser başlığı var evet. fakat bu galatasaray sözlük kullanıcısı anlamına geldiği için bu başlığa yönlendirmedim. çünkü galatasaray sözlük'te okuyucu kalarak arama, araştırma, takip etme gibi özellikleri kullanan kişi sayısı da bir hayli fazla.

    asıl tanımımıza dönmek gerekirse şöyle ki: galatasaray sözlük'te yazı yazan, sözlük tabiri ile entry giren her kullanıcı birer yazardır. ayrıca burada yazanların bir kısmı söylemiş veya söylemeyi unutmuşsa bile galatasaraylı olduğunu dolaylı olarak kabul etmiştir. okur, okutur, yazar ve yazdırır. kimisi az yazar kimisi çok, kimisi öz yazar kimisi de bol... yazmaz yazarlar da yok değildir elbette.

    ek olarak eklemek istediğim bir durum var ki hemen değinmek istiyorum. 24 eylül 2009 galatasaray sözlük halı saha maçı için iki gün önce captano ile bir anda konuştuk. yani planlı programlı bir durum söz konusu değildi. fikir ondan gelince bana da desteklemek düştü tabii. tek korktuğum olay iki gün içerisinde yeterli katılımı bulamamaktı. başlığı açtık, sahayı tuttuk ve sonrası... evet sonrası diye sorarlar adama.. ne güzel ki böyle bir soru ile karşılaşmayacağımı biliyorum. çünkü yeterli sayı kısa sürede oluştu, sözler verildi, yerler belirlendi.

    şimdi herkesin huzurunda katılımcılarımız olan bu arkadaşlara, yani galatasaray sözlük yazarı olan bu kişilere teşekkürü bir borç bilirim.
    - captano
    -cassio lincoln
    -raziel
    -dean saunders
    -reew
    -awenger
    -dikkat çekmeye çalışıyorum
    -cracks
    -tcoskun
    -armanın peşindeyiz
    -feanor
    -javed
    -gecelerin yargıcı
  • 2
    son zamanlarda canları sıkılmıstır, eyvallah diyelim. haklı nedenleri olabilir, tamam diyelim. peki nedir bir grup yazarın birbiri ile alıp veremediği? hani kişisel sorun yok ortada. bir anlık sıkıntının verdiği heyecan ile bir takım saldırılar, sen bilmezsinler, futboldan takımdan çakmazsınlar havada uçuşuyor. 2 senedir sürekli söylediğim bazı şeylerden biri: tribündeki galatasaray'ın taraftarı son derece kötü bir yolda ilerliyor. rantcılar, şerefsizler, paracılar, iti, kopuğu, haysiyetsizi, pezevengi boy göstermeye başlamıstı son zamanlarda o güzelim ve manevi değerleri yüksek olan tribünlerde. bunu sıklıkla dile getirdim ve kendimce şunu da söyledim: bu sene dönemsel alınacak başarısızlıkar sonucu tribünler birbirine girecek. karaborsacısı da var tribünlerde. rant peşinde koşan üçkağıtcısı da var. çok neşesiz haberler duyacağımızdan şüphem yok bu sebeple. kavga gürültü, bıcak, silah olacaktır kesin. duyarsınız zaten yakında.

    fakat sözlük iyidir. dönem dönem saçmalasa da iyidir. bilinçli, okumuş, görmüş geçirmiş, yazmış çizmiş ve bir işin ucundan tutarak hayatta yoluna devam eden insanlarla doludur. zaman zaman hangi amaca hizmet karşılıklı hakaretler sarfediliyor buna hiç anlam veremiyorum. olmaması gerektiğini söyleyerek kendi adıma yapabileceğimin en mantıklısını faaliyete geçiriyorum. ricadır, istektir. kişiye kalmıs bir tercihtir.

    sözlük yazarlarına duyurulur.
  • 5
    büyük çoğunluğu gerçekten iyi galatasaraylıdır ve galatasarayı çok sevmektedirler.dolayısıyla son derece insani bir duygu olan 'sevdiklerinde hataları veya eksikleri görmek istememe veya kabullenememe' adı verilebilecek hislere sahiptir.
    bazı yazarları nispeten olaya daha sakin daha aklı selim bakmaya çalışmaktadırlar.istedikleri sadece vaat edilenler ile uygulamalar arasında az da bir paralellik görmektir.hafta hafta milim dahi olsa bir ilerleme görmek istemektedirler ve bunu istemek de son derece anlaşılabilir bir durum olmalıdır.
    ya da bana öyle geliyor.
  • 9
    bakın şimdi şöyle bir laf varmış '' yanlış hayat doğru yaşanmaz'' diye... diyorum ki ben ise '' yanlış yapana yanlış ile karşılık verilmez''
    ultraslan etiketine ne kadar büyük bir rahatsızlıkla baktığımı en yakın dostlarım da bilir, sözlükteki arkadaslarım da. sırf ua etiketini ağır eleştirdim diye sözlük içinden bana alınan yazarlar da oldu. fakat haklısınız diyerek noktaladım tartışmaları. konuyu da, kötü atmosferi de daha fazla uzatma gereksinimi duymadım.

    bilindiği gibi sözlük adına 2 defa pankart asıldı ali sami yen tribününe. bunların ilkinde bu işi üstlenen arkadaslarıma dedim ki, sakın ola ki ua etiketine minnet etmeyin.
    onlar etiketsiz afiş, pankart astırmazlar. hiç asmayın daha iyi. galatasaray sözlük yazacaksa olsun. yok olmuyorsa yineliyorum '' minnet etmeyin'' dedim.
    siz ne kadar efendice, güzelce, ılımlı yaklaşsanız dahi sizi kullanırlar... diye de ekledim. ama öyle böyle derken ''ua'' ibaresi ile asıldı o pankartlar...

    yemin ediyorum içim acıdı. ben yaklasık 2 yıldır yazdığım bu sözlükte boyun eğmemek gerektiğini, galatasaray'ın haksızlığa karşı olduğunu az ya da çok olacak şekilde yazdım yazılarımda. galatasaray taraftarı da böyle olmalıdır benim gözümde. haksızlık varsa o olmamalıdır o ortamda.
    ama bu pankart olayında hakikaten kimseyi üzmek veya kızdırmak amaçlı hareket etmedim. o dönem yazmıs olduğum konu ile ilgili yazımda da eleştirildim. hepsi de sevdiğim insanlardan gelen yapıcı eleştirilerdi. onlara kızmıyorum, yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermeyeyim. fakat benim tavrım bu idir. bunu da herkes bilsin isterim.

    az çok muhabbetimizin bulunduğu bu ortamda yazan kişilere burada ya da dışarıda nasıl bir tutum sergiliyorsun kalifiye jurnal?
    - aynı tutumu sergiliyorum sevgili arkadaslarım.

    bu sebeple bir iş yapıldığı zaman da kar amaçlı şeylerin düşünmesinden, çıkar ilişkisinden son derece rahatsız olurum. bunlardan dolayı o pankart olaylarında ( o dönem dile getirmedim kendi ağzımdan sözlüğe resmi olarak) off the record şekilde tartışmalarımı yaptım lakin kapalı kutuda kaldı o münakaşalar. şimdi yazma gereksinimi duydum işte. çünkü herkes istemese de biliyordu bunun bir çıkar ilişkisi olduğunu. yani ultraslan yazmayan pankart tribünde yer alamayacaktı...

    ama ben diyordum ya şunu : bırakın güzel dostlarım, yer almasın yahu. ne gereği var? illa sözlük adı geçecekse rica ederiz bir köşe yazarından. daha sonra ayırır köşesinin bir satırını. orada da geçer buranın adı. ama temiz kalır sözlük. bize özel olduğu gibi, dışarıdan bakan göze de hoş gelir.
    şimdi böyle konuşuyorum ama haksız mıyım? sebepsiz miyim?

    bir zamanlar minnet edilen bir şeye daha sonra dönüp hakaret de edemezsiniz.
    öyle olacağını hiç minnet etmeyeceksin, yeri geldiğinde de gediğine oturtacaksın.

    ama yazımın başında dediğim gibi yanlıs yapan olur. önemli olan bu yanlışa, yanlışla karşılık vermememizdir. sözlük içersinde taraftara çok fazla ağır hakaret içeren kelimeler çekip aldım. bunların her biri uçurulma sebebidir. biraz sakin olun sevgili galatasaray sözlük yazarları. ben tiksinme sebeplerimi biraz önce yukarıda belirtmiş olmama rağmen küfür ve hakaret etmiyorum. eleştirecekseniz böyle eleştirin. kötü ile kötü olmayın.
  • 10
    sadece eline ve yüzüne su serpip 15 dakikalığına bilgisayarlarının başından kalksınlar. saat 10-11 gibi açtım sözlüğü ve süregelen tartışmalara tanık oldum. derhal kapattım, işim gücüm de vardı zaten. daha sonra yine şimdi açtım lakin değişen bir şey yok.

    15 dakikalığına bir hava alın, sigara için, bir iki bir şeyler yudumlayın, elinizi de yıkayın bol sabunlu suyla ve sonra ensenize falan sürün buz gibi ohh.
    ben mesela lipton ice tea şeftali kaydırıyorum boğazımdan mideme...

    de haydin.
  • 11
    klasik fenerbahçeli taraftar davranışı sergileyen gürûhtur afedersin. fenerlilerin alex'e yaptığını bizimkiler arda turan'a yapıyorlar. alex tüm genç fenerlileri bi'tarafından becerse, kimsenin sesi çıkmaz. bunlarda aynı. ee fenerli taraftardan ne farkın kaldı ?

    takım kötü oynar ama kimse iplemez. özeleştiri özürlü bir takım yazar topluluğu. arda turan taraftarı iplemez "-aga o kaptan yapar öle şeyler" derler, takım arkadaşını dövse "- zaten dövdüğü adam fenerli, fenerlerin mksym" derler.

    (bkz: #364708)
    doğru söyleyenide ofsayt manyağı yaparlar. hiç mi kötü eleştiri yapamayacağız burada ? herkes sizinle aynı fikirde mi olmak zorunda ?

    kendimi ve bir takım yazarları tenzih ederim.
  • 12
    bu aralar teknik heyete, yönetime ve futbolculara karşı çok ağır eleştiriler yöneltenleri mevcut olan gruptur. bu grup da kendi içinde ikiye ayrılır; "bu böyle gitmez, hayatta olmaz, dediklerimin de arkasındayım, a, b ve c gönderilmeli!" gibi fikirlerinden emin ve takıma neşter vurulması taraftarı olanlar, bir de "bu böyle gitmez, hayatta olmaz, ama inşallah yanılırım, ileride bu entryi yemeye hazırım!"cılar...
    asıl mesele bu ikinci grup; sevgili renktaşım, madem entryni yemeye dünden razısın, senden ricam eleştirilerini girerken daha düzeyli ve seviyeli olman, madem dediklerinin %100 arkasında duracak kararlılığa sahip değilsin, hala kafanda bir takım şüpheler, ihtimaller var, "acaba", "ya olursa" diyorsun içten içe, yönetici, oyuncu veya teknik adam olarak galatasaray kulübü için emek verenlere karşı daha saygılı ve edepli yap yorumlarını, istersen yerden yere vur ama mümkünse kişilik haklarına saldırmadan, seviyeyi düşürmeden ve hakaret etmeden... bu dediklerimi kısmen ilk gruba da yöneltiyorum ama fikirlerinde kararlı olmaları argümanları içindeki tüm açık kapıları sonuna kadar kapatmalarını gerektiriyor ve bir yerden sonra münazara tıkanıyor...
    son olarak diyeceğim şudur ki, başarılı olabilmemiz için daha fazla sevgiye ve beraberliğe ihtiyacımız var...
  • 16
    içlerinde öyle isimler vardır ki, resmen insana "bilader tamam sarı kırmızı aşkımız ama futbol konuşmasak da olur." dedirtmektedir. evet çünkü sadece galatasaraylı olmak, sarı kırmızı renklere gönül vermek, futboldan çok iyi anlayacağımız, veya en azından düzgün bir karaktere, toplum genelinin kabul etmiş olduğu belirli ahlaki değerlere sahip olacağımız anlamına-maalesef-gelmiyor.

    şimdi bir kısım yazar var sözlükte, ısrarla bazı şeyleri gözümüze sokmaya çalışıyorlar, hani %90'ımız kör olmuş, gözüne perde inmiş de bir tek bu arkadaşlar biliyor doğruları. bir kere yazılır, iki kere de yazılabilir elbet ama her allahın günü ısrarla bir şeyleri tekrar tekrar yüzümüze vurmanın sebebi ne olabilir? problemli misiniz arkadaşım? bir siz görüyorsunuz da gerçekleri, sözlüğün kalanı gerizekalı falan mı?

    dünya kupası başlamış, ne mutlu bize takımımızda oynayan tüm oyuncular hatrı sayılır süre görev aldı ve görece güzel performans sergiledi. hala yok "elano konusunda ben dediydim işte", yok "rijkaard şuydu buydu", yok "dos santos konusuna gelirsek..." ne kadar çileli bir milletiz yahu, değil mi zaten yürürken bile "sessiz ve kederli" yürüyoruz, hamurumuzda var dert-sıkıntı-keder; normaldir. yaz gelmiş yahu gülün azıcık!

    vuvuzeladır, ömer üründül'dür, kısır futboldur pekala katılıyorum ama ne olursa olsun tarih itibariyle dünyanın en büyük futbol organizasyonu gerçekleşmekte ve "biz" hala geçen sezonki aptal geyiklerde ısrarcıyız... hani işin içinde futbola dair bir yorum, bir analiz, bir tespit de yok. boş laf, kuru gürültü. tadını çıkarın yahu, keyif almaya bakın, gidin bir şey yapın rahatlayın artık ne diyeyim yani. açıkçası bu bağlamda bir kısım yazar beni hayal kırıklığına uğratmıştır. en sade, en içten futbol sohbetlerinde bile "ben dediydim!" aferin bilader, eksik olma...

    neyse, şimdi bir de kendimi ateşe atarak başka bir konuya değinmek istiyorum; ben ve bir takım yazar arkadaş frank rijkaard'ı, elano blumer'i, dos santos'u hatta yeri gelir serdar özkan'ı bile desteklemekte, bu isimlere arka çıkmaktadır. eleştirirken de daha yumuşak davranırlar, sopayla değil izah ederek dertlerini anlatırlar. sayın eli sopalı yazar grubu sözüm sizedir; aptal falan değiliz, ısrarla gözümüze gözümüze soktukça aynı tornadan çıkmış, belki de 10 aydır düzenli olarak girdiğiniz kokuşmuş entrylerinizi, ne biz değişeceğiz, ne de kulüp sizin ısrarlarınıza dayanamayıp dediklerinizi harfiyen yerine getirecek.

    birilerini savunuyorsak, arka çıkıyorsak, eleştirirken de neden-sonuç ilişkisi kurup efendice konuyu bağlamaya çalışıyorsak; futbol aşkımızdandır, galatasaray sevgisindendir, ne olursa olsun sarı kırmızı formayı terleten oyuncularımıza ve kulübe emek veren teknik heyete saygımızdandır,* galatasaraylı duruşundandır ha bir de şu sözlüğü okuyan insanlara salt fikirlerimizi dikte etmek yerine onlara bilgi birikim bakış açısı olarak bir şeyler katma isteğimizdendir. biz de biliyoruz o ithamları, küfürleri, kinayeleri yoksa...

    zannetmiyorum ki bu sözlük ortamında kulüp bünyesindeki isimleri itin g.tüne sokarak yol alalım, bir yerlere gelelim.
  • 18
    kaos hayatı etkileyen başlıca kuvvetlerden biri. hayal gücü, ihtimale dayanak, sınırsız fırsat. kaos, belli bir düzen(!)* içerisinde sözlük içi sağlandığında, katkıları inanılmaz olacaktır. en gereksiz görülen yazardan en derinine, en detaycısından en yüzeyseline ihtiyaç olunan bir bilgi havuzu sözlük. hafıza, zeka, hitabet yeteneği kıyaslanacak bir mecra değil. yazarları iyi ya da kötü şeklinde iki kritere bölmektense, moderasyonun ve sözlük oluşumunun çizdiği çizgiler dahilinde serbest oynatmak verimli ve amaca uygundur. sözlük yapısı itibarı ile zaten ''şekil'' koyacak bir mecra değil. sözlüğün ilgi alanındaki konuların dışında insanların ön plana çıkacağı, çıkarılacağı çok daha gerekli ve büyük erdemleri var. yazar kişi kendini bir blog'a satıp, geleceğinde de ntvspor yorumcusu olmayı güdüyor ise bir takım kaygılar taşıyabilir. herkes beni pohpohlasın. ön plana çıkayım. sembol adam olayım. sonra ver elini şan,şöhret. eyvallah. böyle olsa bile dışa itmek yanlış. her fikirden, her kelimeden sağlanacak yararlar var. moderasyon zaten bu yararlanma çapını genişletmek ve mevcut genişliği sabit kılmak için çalışıyor. en eski bireyinden en yenisine her biri. doğru adımlar atılıyor, yanlış adımlar atılıyor orası başka şekilde tartışılır.

    isim vererek yazar ön plana çıkarmak, beğeni belirtmek dışında sağlıklı değildir. sempati topladığı kadar antipati topluyor. kraldan çok kralcı olmak ise tamamı ile yersizdir. beğenilen yazarı gözden düşürüyor. her yazar, her okur neyin ne olduğunu kişisel yoğunluğu dahilinde seçme hakkına sahip. fasiliteler ile de desteklenmiş, herkese açık şekilde seçimleri üyelere belirtmek de mümkün. işin özü beğendiğiniz yazarı baltalamayın.

    gece kulübüne ferrari ile gidilsin. tamam. sözlük zaten kulübün kapısına senin arabanı çekiyor. sayfa yenilediğinde, on numara oy verdiğinde, istatistiklerde senin arabanı da özelliklerini de insanlara gösteriyor. locada da otur. beğenil. bu da güzel. ama masana 50 tane şişe açıp, maytaplarla dans etme. bir kadeh içkini al. etrafı seyret. senin şeklin zaten yürüyecek dostum. yeter ki sen yada masandaki dilber, ''kapıdaki arabayı gördünüz mü? işte o benim yiauu. saat başı 100 euro benzin atıyorum'' deme,demesin.

    iyisinden kötüsüne, en acı üsluptan en tatlısına sözlük tayfın her renginden parçaları bünyesinde barındırmalı. moderasyon da bu yönde çalışmalar yaptığında desteklenmeli.

    bu en makul ve en pozitif yöntemi bozacaklara istinaden moderasyonun atacağı adımlar için nacizhane bir öneri:

    ''ana vatan'ın kurtuluşu ateşli nutuklarla değil, kılıcın indirdiği zafer darbeleriyle sağlanabilir"
    adolf hitler - mein kampf

    merak edecek ve yadırgayacaklar için zin carla:
    bölüm 1: evet faşist ve şovenistim.
    bölüm 2: bırak moderasyon yardakçılığını, insan sevmem.

    edit: çok tezat adamımdır. ısrar ederim. iyi dans ederim.
  • 19
    içimden yönetime, adnan sezgin ve adnan polat'a ağır küfrediyorum. twitter'da coşuyorum, facebook'ta grup kuruyorum, telefonda bağırıyorum ama sözlüğe gelince hakaretsiz, küfürsüz eleştirilerimi yazıyorum. moderatör oluğum için yazarları uyarıyorum. küfürlü-hakaretli iğrenç yazılar, en az benim içimden geçirdiklerim kadar iğrenç yazılar okuyorum.

    farkında mısınız bilmiyorum ama bu sitede galatasaray ile alakalı ya da alakasız kimseye küfür ve hakaret edemezsiniz. burası galatasaray sözlük. beğenmiyen-eleştiren varsa yazmayabilir veya okumayabilir. kendi tercihlerinize karışmıyoruz fakat burası söz konusu ise küfretmemeyi ve hakaret etmemeyi tercih etmek zorundasınız. koyulan kurallara riayet etmek zorundasınız. ''ben şerefsizlik yapan adama şerefsiz derim'' yok öyle bir şey diyemezsin. kural bu. galatasaray spor kulübüne bağlı kimseye ağzından iğrenç laflar çıkaramazsın. sen dışarıda bile hırsızlık yapana hırsız diyemiyorken, yasalar bunu yasaklamışken burada hiç yapamazsın.

    çok kötü durumdayız, tarihe tanıklık ediyoruz, sinirler çok gerildi eyvallah ama dışarıdan da kimse gelip yatıştırmayacak bizi. kendi kendimizi yatıştıracağız. şimdi herkes hareketlerine dikkat etsin, yazılarını doğru üsluplarla yazsın. aksi takdirde seçeneğiniz çok. küfredebileceğiniz platformlar da mevcut. burası sözük, kahvehane değil. herkes ölçüyü bilmek zorunda. galatasaray sözlük yazarı; galatasaray kültürünü en iyi bilen adamdır. ve buna yakışanı yapar.

    kendinize yakışanı yapın ve öyle hareket edin. burası söz konusu hakaret ve küfürlerden dolayı kapanıp gitse en kral küfürü sebep olan yer. yazdıklarınız uzaya gitmiyor, halihazırda takip eden var. bu siteye gs tv'den, tribündergi'den, milliyet gazetesi'nden, sabah gazetesi'nden, galatasaray kongresinde oy kullanma yetkisi olandan tutun da , tahmin edemeyeceğiniz kişiler var. sizin bir anlık sinirlerinizi okuyorlar. sözlüğü de, kendi adınızı da kirletmeyin.