• 106
    günümüz futbol anlayışıdır.

    sadece skoru merak ettiğim için değil oyun alanında olan tüm aksiyonları merak ettiğim için futbol izlerdim, ancak bu aksiyonlar son yıllarda yok oldu ve her maç birbirinin kopyası, sıkıcı ve standart bir hal aldı.

    futbol karakteri olan bir spordu, evet spordu diyorum çünkü bunu kaybetti. belki son bir kaç temsilcisi var ama genel manada futbolun karakteri kayboldu ve robotlaştı.

    kalecilerden başlamak istiyorum. önceden bazı kalecilerin oyun tarzları, giyim tarzları vardı ve değişik karakterlerdi. örneğin josé luis chilavert'i izlemek isterdin çünkü maç içinde frikik olacak ve o kullanacaktı. ya top barajdan dönerse kale boş ve rakip gol atarsa diye tv başında senin de adrenalinin yükselirdi. adamın günümüz orta saha ve forvetlerinin çoğundan fazla golü var. rene higuitayı beklerdin saha da ne çılgınlık yapacak diye, topu alıp orta sahaya kadar adam mı çalımlayacak diye beklerdik. ya da santiago canizares gibi karizması olan rakibi korkutan adamlar vardı yada eşofmanıyla meşhur olan gábor király .

    her kulübün gediklisi bir defans oyuncusu olurdu. kariyerinde bir sürü de hata yapardı ama kimse onları çöp, bidon vs. ilan etmezdi. hatasıyla sevabıyla severdik çünkü kulübe aidiyetin sembolü bu adamlar olurdu. şimdilerde robotik tipler dolu ortalıkta, evet daha az hata yapıyorlar ama katkıları da az. bu günlerde defans oyuncuları iki pas yapınca aaooowww deniyor, fernando hierro, laurent blanc, gheorghe popescu veya siniša mihajlović gibi pasın kitabını yazan stoperler gayet normal oyunculardı ve bu adamların çoğu da harika frikik kullanırdı.

    bek oyuncuları o kadar sıradanlaştı ki artık roberto carlos'u bırak yarısını bile hayal edemiyoruz. 100 m'lik sahayı kullanan, şut, frikik, korner vs. atan bek oyuncusu artık hayalden öte bir durum.

    orta sahalar... ah ahh... mermi gibi şut atan adamları arıyor gözlerim. spikerlerin dilinde geçmişten kalan bir söz var hala "mesafe tanımaksızın topa vurur" diye, nerede ronald koeman nerede clarence seedorf nerede steven gerrard veya tugay kerimoğlu. sürekli koşan ve yanındakine pas vermekten başkaca bir iş yapmayan adamlardan acayip sıkıldım artık. tornadan çıkmış gibi hepsi aynı şekilde oynuyorlar.

    günümüzde orta sahaların neredeyse tamamı istatistiğe oynuyor, risk alan oyuncu yok. pas yüzdesi, koşu mesafesi, rakip alanda top kapma vs. bu rakamlar düzgün geldiyse sorun yok. 50 m top atmak, ara pası vermek, 30 m'den şut atmak, dikine dribling yapmak falan hak getire. bazı dünya yıldızı kabul edilen orta saha oyuncularının elli tane maçını izledim ve hiç heyecanlandığımı hatırlamıyorum.

    10 numara mevki artık tedavülden kalktı gibi, ne bu mevkiyi kullanan hoca var ne de o seviyede yetenekli adam var artık. diego armando maradona, roberto baggio, george hagi, hristo stoiçkov gibi tek başına maçı, sezonu götüren adamlar bitti. sahada hayal edilemeyenleri gerçeğe dönüştüren adamlar geçmişin tozlu raflarında kaldı artık.

    ben ronaldinho izlemek istiyorum. topu ayağına aldığında acaba ne yapacak diye heyecanlanmak istiyorum. defansın içinden geçen, 5 kişiyi peşine takan adam istiyorum. zinedine zidane istiyorum, tekniğiyle, liderliği ile sahayı kontrol eden rakibi baskı altına alan orta saha izlemek kadar keyiflisi var mı? vallahi de ne lionel messi'den ne de ronaldo (cr7)'den gram haz almıyorum. hızlı koş doğru yerde dur ve doğru yere vur olay bitti. (kariyerlerinin başlarında böyle değillerdi )

    her şeyi yapabilen forvetler de bitti artık. güçlü, hızlı, bitirici ve en önemlisi harika tekniği olan ronaldo (el fenomeno) gibi insanı sahaya kilitleyen forvetler de yok. romario gibi 18 civarındaki her topu kaleye sokan tipler de yok, christian vieri gibi yara yara giden forvetler de. özledik be adriano'nun bazukalarını özledik...

    teknik direktörler bile sıradanlaştı, kenarda ingiliz asilzadeleri gibi izliyorlar olanı biteni. ben aksiyon göreceğim ki saha ilgimi çeksin. tamam yılmaz hoca gibi egzajere işlere girsinler demiyorum ama sahanın heyecanını da yaşasınlar bir zahmet.

    hakemlerin bile karakteri vardı, babacandılar. yeri geldiğinde pierluigi collina gibi en yıldız kabul edilen oyuncuya bile basarlardı fırçayı. her şey kuralları motomot uygulamak, kart göstermek değildi, oyunun nabzını elinde tutarlar ve futbolun güzelleşmesine ciddi katkılar sağlarlardı.

    uzattım biraz toparlarsam, ben tornadan çıkmış gibi robotik davranan futbolcular izlemek istemiyorum. yetenekli heyecan veren ve risk alan futbolcular görmek istiyorum. futbol bir temaşa sanatı ise lütfen bunu icra etsinler. kazanmaya odaklı endüstriyel bir bakış açısını asla kabul etmiyorum.

    heyecan, adrenalin, risk, kan (mecazen), ter, gözyaşı, temaşa ve olay istiyorum...

    edit : rene higuita olarak düşünüp carlos valderrama olarak yazmak da ne bileyim fazla melankolinin yan etkileri olsa gerek. ikazından dolayı haz etmem rapidden v2'e teşekkürler.
  • 108
    futbol medyası, saçma sapan taraftar profilleri, kendini amigo sanan gazeteciler, vasıfsız yöneticiler, ne şiş yansın ne kebap tadındaki federasyon ve mhk... özele inersek senelerdir teknik ve idari kadro istikrarı sağlanmasına rağmen bir türlü göremediğimiz dominant ve iyi oyun. sürekli yapılan yanlış transferler, yapılamayan doğru transferler vs...
  • 111
    abonelik tipi taraftar profili. tamamen başarıya endeksli, her zaman değişiklik isteyen, yapıcı olmak yerine yıkıcı olmayı tercih eden, büyük hayaller kurup sabrın s'sini göstermeyen, aldığı 2 forma ve 1 dekoderden dolayı kusursuz hizmet bekleyen müsterimsi yeni zihniyet.

    galatasaray son 30 senede 14, son 10 senede 5, son 3 senede 2 kez şampiyon oldu. domestik rakiplerimizle kıyaslanamayacak avrupa başarılarımız var. ama hala ilk tökezlemede inanılmaz şımarıklıklar, inanılmaz ithamlar. tek tek futbolcu asmalar. eskiden internetin tribüne sirayeti azdı ama zamanla bu da arttı. aklıselimlik azaldı.

    puan kayıpları sonrası eskiden fenerbahceli yakın arkadaşların arama tacizlerinden kaçardık. artık yorulmamak için sosyal medyada galatasaraylı olan yerlerden kaçmak gerekiyor. iyi ve kötü günümüzde çelişkiler yumağı görmek futboldan soğutuyor.

    ve işin kötüsü coğunluk olduğu için artık her karar da bu tiplere göre alınıyor. yönetim onlara yaranmaya çalışıyor, muhabirler şirinlik yapıyor. en yapmaz dediğimiz hoca gidip eleştiri var diye takımın en onemli üç oyuncusunu kesiyor.

    hep başarı ve iyi gün isteyen olmazsa da gemileri yakan seyirciyi memnun etmeye çalışmak ilk öncelik oldukça başarı maşarı gelmeyecek.
  • 113
    takımların tekrar eden problemleridir. mesela yaşlı futbolcuya gereksiz fazla para vermek, plansız programsız oynamak, medyayla ağız dalaşına girmek, hakemlere, onların karşılik veremeyecegini bile bile, söz söylemek, mağlubiyetlerden onları suçlamak, kulüplerin denetlenmesi, iyi futbolcu yetiştirememek.
    bu liste uzar gider, yaklaşık 20 yıldır galatasaray'ı takip ediyorum, 20 yıldır hep aynı sorunlarla boğuşuyoruz, yeter artık arkadaş gerçekten yeter.
  • 114
    kazanmak için oynanmayan futbol maçları. mücadele eden her iki takımın da sadece savunma yaparak rakibi karşılayarak, alan kapatarak hayatımızdan 2 saati çaldığı zevksiz futbol maçları. artık izlediğimiz maçların % 90'ı bu şekilde gerçekleştiriği için futboldan soğudum. eskisi kadar heyecan duymuyorum, bıktım. kitap okuyorum kendimi daha mutlu hissediyorum.
  • 121
    beni futbola bağlayan şey zaten galatasaray'dı. onun da avrupa'da varlık gösterememesi beni iyice soğutmuştu. kendi ligimizde tff'ye, medyaya, tüm galatasaray ve fatih terim düşmanlarına karşı şampiyon oluyoruz, dünyalar bizim oluyor ama avrupa'ya gelince koskoca türkiye şampiyonu tokatlanıp memleketine yollanıyor, zaten artık türkiye'den şl'ye takım yollayabileceğimiz bile meçhul. ligimizde dünyadan izole kendi kendimize yapınıyoruz. bunun hindistan ligiyle, arap ligiyle ne farkı var? en son rangers'a karşı oyun olarak varlık gösteremememiz ve gerrard'ın fatih terim'e karşı ukalaca yaptığı açıklamalar beni tamamıyla soğuttu. açıkçası lig benim umrumda bile değil. galatasaray'ın avrupa'da fark yaratması lazım, yıllardır bu takımın misyonu bu. bunu yapamayınca tat vermiyor. zaten borç gırtlağa dayanmış, döviz de alabildiğine yükseliyorken geleceğe dair umut da beslenemiyor.
  • 125
    ülkemiz için konuşacak olursak; yabanci teknik direktörlere karsi takinilan ırkçı tavır. macar milli takimi iki maçta bizi tarumar etti ama o teknik adam bu ülkede 2 ay kalamaz. senol efendi küme düşürüyor ama ayni akşam bein sports kanalinda seyhan şaşko hanimefendi'nin gülerek kurduğu cümlesi: "böyle şanssızliklar olabilir. cok da elestirip motivasyonu düşürmemek lazim" sayin şaşko acaba yabanci teknik dirwktör olsa ayni cümleyi kurabilecek miydi?
    medyasından hakemine, federasyonundan seyircisine inanilmaz bir cahillik ve dünyadan kopukluk yasaniyor. ben bundan dolayi sogudum ülke futbolundan.