• 2
    sporda kulüp kültüründen uzaklaşmanın, sahip olunan ekonomik güce rağmen kadro mühendisliğini doğru yapamamanın ceremesini yıllardır çeken ispanyol dev.

    tarihlerinde 2 euroleague şampiyonluğu var. biri 2003 senesinde, diğeriyse 2010 yılında. 2003'teki finalde dejan bodiroga'lı, gregor fucka'lı, sarunas jasikevicius'lu kadroyla italyan benetton treviso'yu nakavt ettiler. 2010'daki finalde ise bu sefer juan carlos navarro'nun önderliğinde yunan olympiakos'u patates edip kupayı barcelona'ya götürdüler. o dönem ispanya'da da fırtına gibi esiyorlardı. ispanya ligi şampiyonlukları, kral kupası kaldırmalar bilmem ne... zaten bu başarılı dönem boyunca avrupa basketbolunun en iyi kulüpleri sıralamasında cska moskova'yla birlikte hep en tepedeydiler.

    barca'nın o dönemki mottosu şu an cska'nın takındığı tavırla kısmen aynıydı, "daima en iyiye sahip ol". hep en iyi oyunculara yöneliyorlardı. bununla birlikte kadro mühendisliği her zaman önemli bir detaydı. kulüp tarihi desen kapı gibi orada. bütün bu kıstaslar bir araya gelince başarı kaçınılmaz oluyor doğal olarak. kısacası tıkır tıkır işleyen bir organizasyon. e peki ne oldu da bu hiyerarşi birden boka sarıp "son yılların daimi kaybedeni"ne dönüştü?

    cevap basit aslında; kulüp kültüründen, "en iyi"den kopuş. özellikle 2013 sonrası barca saçma oyuncu hamlelerinin, uyumsuz oyuncu gruplarının, yüksek maaşlı vasat sporcuların adresi haline geldi. nasıl ki biz ileri uçta umut'tan drogba verimi, orta sahada bilal'den ve jem'den melo performansı beklediysek barca da abuk subuk vasatlardan yeni bodiroga'lar, fucka'lar, saras'lar yaratmaya çalıştı. haliyle ağır çuvallandı. aslında bu durumun bir benzerini efes pilsen de deneyimledi, hala da tecrübe etmeye devam ediyorlar. efes 2007 yazında kendisini efes yapan geleneklerden, altyapı verimliliğinden vazgeçip efes dark adı altındaki bir oluşumun içerisine soktu kendini. sürücü koltuğunda david blatt; muavinler loren woods, rashad wright falan... bir önceki sezonda da horace jenkins tercihi yapılmıştı. aslında seçilen oyuncuların hiçbiri bireysel manada kepaze oyuncular değildi ancak basketbola bakış açıları, spora olan yaklaşımları efes'in kulüp kültürüne o biçim tersti. sonuç? olan efes'e oldu. yıllardır savrula savrula yol almaya çalışan bir yapı haline evrilindi.

    kulüp kültürü denen olgu inşa etmesi uzun yıllar alan zor bir süreç. aynı zamanda bu kültürü kaybetmek de bir o kadar kolay. dolayısıyla vasatlığa kaptırmamak lazım önemli figürleri. vasat başkanlara*, vasat yöneticilere*, vasat çalıştırıcılara, vasat sporculara*...

    entry'e başlarken barca'nın baskoniavari isim sirkülasyonuna, bu sezonki kadro mühendisliği garipliklerine falan değinmeyi planlamıştım aslında ama ne olduysa birden kendimi kulüp kültüründen bahsederken buldum. transfer gündemi arasında farklı lezzetler arayan arkadaşlara selam olsun.