• 3
    allem ediyor kallem ediyor ama bir şekilde her başına geçtiği takıma asgari 5-6 genç yetenek kazandırmayı başarıyor.

    fakat taktik bilgisi ve takım ruhu aşılama konusunda yetersiz kaldığını düşünmekteyim. zira takımlarının gidişatını hep bireysel yetenekler ve bireysel yeteneklerin dönem dönem yakaladıkları form grafikleri belirliyor. aynı zamanda orta saha harmanı konsunda iyi bir dönüşüm sağlamayı başarıyor. hüseyin çimşir üzerinde ısrar etmeseydi direk şahane bir kadro kurdu diyecektim trabzonspora ama hala hüseyin hala hüseyin.
  • 7
    turk futbolunun abdullah avci`yla beraber ileriye tasiyabilecek 2 isimden biri... basina gectigi her takimin o güne kadarkı en büyük basarılarına imza attı neredeyse....

    denizli, genclerbirligi, ankaragucu yle guzel isler basardi... ve kendını gosterme fırsatı milli takımda verıldı ona. 2.fatih terim mi geliyordu....fakat o, mantikli ve bir o kadar da gerekli ama bu kadar ani ve sacma bir sekilde yapilmamasi gereken hakan şükür degisiminin altında ezildi....

    sonrasında ona 2. sansi veren vestel manisa yle güzel bir baslangic yaptı ama sonu gelmedi....

    göze hos gelen futbolu oynattı hep, her gittigi takimda yeni isimler kazandirdi türk futboluna, sistemi taktigi,gercek bir scout ekibi olan kaliteli bir hoca..... simdi onunde bugune kadar ki en iyi firsat var....

    trabzonspor gerek taraftariyla, gerek ekonomik gücüyle,gerek büyük takımın olmanın verecegi avantajla onun
    icin bicilmis kaftan... taraftarın sampiyonluga ac olmasi ama onceki yıllardakı basarızlık sebebıyle sabırlı olabılecek olması da onun icin büyük bir avantaj..... bu avantajı kullanmak ise onun elinde...ve su ana kadar cok iyi gidiyor...

    en önemlisi artık hücüm futbolunun yanı sıra defansa * da onem vermesi ve bunda da basarili olmasi..)
  • 10
    turkcell süper lig'in 14. haftasında oynanan kocaelispor karşılaşmasından sonraki açıklaması şu şekildedir :

    trabzonspor teknik direktörü ersun yanal da haftayı 3 puanla kapatmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek trabzonspor'un hedefine doğru bir adım daha ilerlediğini söyledi. oyunda üstün olan tarafın trabzonspor olduğunu ancak bunun skora yansımadığını kaydeden yanal, "oyuna iştahlı başlayan oyuncularımızın ürettiği pozisyonlar fazlaydı ancak maçı baştan koparamadık. oyunda harcadığımız enerjiyi skor olarak geri döndüremedik. çok farklı bir skor bulabilirdik. ama maç kazanma arzusu ve mücadele bizi memnun ediyor. rakibimize kurduğumuz üstünlük sadece skora yansımadı" dedi.

    hakemlerle ilgili bir soru üzerine yanal, "hakemlerle ilgili problemi onları fazla gündeme getirerek biz oluşturuyoruz. hakemlerin biraz daha özgüvenle maç yöneteceği bir ortam oluşturulmalı. çok eleştirilmelerine, çok gündemde tutulmalarına, maçın sonucunu hakeme bağlamaya son vermemiz gerekir" diye konuştu. yanal, transferle ilgili olarak da devre arası için türkiye'den hiçbir oyuncuyla temasa geçmediklerini ifade etti.

    kaynak : iha
  • 15
    (alinti: tarih: 15 kasım 2004... yer: milli takım'ın kamp yaptığı polat renaissance oteli'nin lobisi... milli takım, 2 gün sonra servet'in shevchenko kabusu yaşadığı ukrayna maçına çıkacak.

    vatan spor servisi müdürü ibrahim seten kampı ziyaret ediyor. seten, ersun yanal, zaman zaman menajer can çobanoğlu ve mentör turgay biçer'in de katıldığı sohbet saat 22.00 sularında başlıyor, bittiğinde saatler 2.00'yi gösteriyor. o sıralarda beşiktaş-istanbulspor maçında teşvik primi gönderildiği söylentileri var. seten bu konudaki bilgileri yanal'a anlatıyor. yanal, "bak birader" deyip söze giriyor. "benim başımdan öyle bir şey geçti ki, senin anlattıkların solda sıfır. türkiye'de bu iş bitmiş. sana bunları anlatırım ama bana söz ver, eğer bir gün türkiye'de bu işlerin temizlenmesiyle ilgili bir kamuoyu oluşursa bunu kullan. yoksa bizi kimseye kurban etme."

    ve bizzat yaşadığı teşvik skandalını başlıyor anlatmaya:

    "2000-2001 sezonu... f.bahçe ile g.saray kıran kırana bir şampiyonluk yarışı içinde. g.saray, üst üste 5. şampiyonluğa koşuyor. f.bahçe ise mustafa denizli ile onlara yetişmeye çalışıyor... g.saray puan kaybetmezse de f.bahçe'nin şansı hiç yok... son haftalara girildikçe, bizim gibi [teknik direktörü olduğu agücü'nü kastediyor] takımlarla iki kulübün oynadığı maçlar önem kazandı...

    13 mayıs'ta, yani ligin bitmesine 3 maç kala g.saray ile ali sami yen'de karşılaşacağız. hafta boyunca bana f.bahçe kulübü'nden bizim futbolculara teşvik primi gönderileceği yolunda duyumlar ulaştı... takımı toplayıp sert bir konuşma yaptım:

    ''teşvik primi alanı bu takımda yaşatmam. helal olmayan bir parayı almak, insanın ailesini satmasıyla eş anlam taşır. g.saray'ı yenmek için f.bahçeliler'in sizinle bağlantı kurmaya çalıştığı dedikodusu ayyuka çıktı. sakın bu yollara girmeyin, primi alanı affetmem. hepiniz ayağınızı denk alın.''

    johnson-kennedy bağlantısı

    tabii bu konuşma oldu ama ben hepsini sonradan öğreniyorum, 2 takım futbolcuları kendi aralarında işi pişirmişler. mesela o sırada f.bahçe'de oynayan johnson, a.gücü'nün yabancılarından kennedy ve augustine'le konuşmuş, onlar para konusunda anlaşmışlar. bu ikisi takımdaki diğer yabancılar kaleci da silva ve stoper rogerio'yu da ayarlamışlar. yani zaten 4 oyuncu teşvik primine kendiliğinden 'okey' vermiş. cafer'le ayrı bağlantı kurulmuş, hakan keleş'le ayrı... takım, kendi kendine f.bahçeliler'den teşvik alma konusunda uzlaşma sağlamış.

    ben maçtan önce soyunma odasında yaptığım konuşmada herkesi son defa uyardım. neyse sahaya çıktık, olağanüstü oynadık. hakem bülent uzun da bize yardımcı oldu diyebilirim. [işte burası çok önemli] 10. dakikada faruk ilk golü attı, 1-0 öne geçtik. g.saray ilk yarıda okan buruk kırmızı kartla atılınca 10 kişi kaldı ve paniğe kapıldı. rogerio, 61. dakikada durumu 2-0 yaptı. hasan 63'te skoru 2-1'e getirdi ama yetmedi. biz maçı kazandık, f.bahçe erzurum'u 2-1 yenip büyük avantaj sağladı.

    ne güvenilir taksiymiş ama

    esas bomba maçtan sonra patladı. malzemecimiz 'hocam, bir taksi şoförü bunu size vermemi söyledi f.bahçeti yönetici.. [ismi bizde saklı] yollamış' diyerek soyunma odasına bir çanta getirdi. çantayı açınca beynimden vurulmuşa döndüm. f.bahçeli yöneticilerden birinin bize yolladığı çantanın içinden dolarlar fışkırıyordu. soyunma odasında birden hareketlenme oldu, nerdeyse bıraksam herkes çantanın üstüne atlayıp paraları orada paylaşacak. hepsine çok ağır hakaretler ederek çantayı kapattırdım.

    malzemeciye emanet ettim ve 'hayatımda böyle işlerin içinde olmadım. sizin sayenizde geldiğimiz noktaya bakın. bizim şerefimizin satılık olmaması gerekirdi. ama madem bu para geldi, en azından bunun dağıtımının nasıl olacağını ben belirleyeceğim. herkes duşunu alsın ve benden haber beklesin' deyip kapıyı vurup çıktım.

    neyse, ankara'ya döndük. çantadaki para sayıldı, içinde 300 bin amerikan doları vardı. 3 gün sabahlara kadar uyumadan ne yapacağımı düşündüm. aklımdan parayı alıp federasyona gitmek ve herşeyi anlatmak da geçti. ama cesaret edemedim.

    al parayı, at imzayı!

    sonra 300 bin doları nasıl dağıtacağımın yöntemini buldum. beyaz bir dosya kağıdı aldım. madem böyle bir şerefsizliğin içindeydik, gelen paradan gariban çaycının bile faydalanmasını sağlayacak bir metot geliştirdim. sayfanın başına 'teşvik primi alanlar' diye yazdım ve her futbolcunun adını alt alta sıraladım. ben ve antrenörlerim bu paraya hiç dokunmadık ama malzemeciye, masöre, çaycıya, tesislerdeki bekçiye varıncaya kadar herkesi bu işten nasiplendirmeliydim. futbolcuları teker teker evime çağırdım ve paylarını dağıttım. adam başı 15 bin dolar civarında bir para düşüyordu. parasını her alan, kendi adının yanındaki boşluğa imzasını attı. mesela cafer 'ben o şerejsizin evine gidip para almam. hakkımı yollasın' demiş, onunkini de takım arkadaşlarından biri götürdü. ama yine ona da imzayı attırdım. bu parayı son dolarına kadar dağıttım, sonra da beyaz dosya kağıdını evimde sakladım.

    bu 'beyaz dosya kağıdına imza attırma işi'ni niye yaptım biliyor musun? teşvik primine madem benim dahlim olmadan karıştılar, ben de onları yakacak bir belgeyi elimde sigorta olarak tuttum."

    işte telegol'ün geçen yıl cafer aydın'ı konuşturarak başlattığı teşvik primi skandalının gerçek perde arkası bu...

    300 bin dolarlık teşvik primini yollayan f.bahçeli bir yönetici...

    alan ve aldıkları paranın karşılığında boş bir kağıda imza atan a.güçlü futbolcular...

    ve bu belgeyi o günden beri saklayan teknik direktör ersun yanal...)
  • 16
    arda'nın bacağını futbolcuların deldi de ne oldu be hoca?! yaser yıldız'ın koluyla futbolcuna sırtı dönük, görmeden, istemeden yapmış olduğu hareket sonrası futbolcunun kendini yere atması ne kazandırdı sana? galatasaray eksik kaldı, futbolcun golü attı ya sonrası? bugün hiçbir takım puan kazanmadı, ama rakiplerinin işine en fazla yarayacak olay gerçekleşti, her iki takımda iki puan kaybetti.

    savaş değil, futbol. arena değil, saha. it dalaşı, horoz dövüşü değil insan evladı. takımını güya hazırladın, hırçınlaştırdın da eline ne geçti be hoca!
  • 25
    galatasaray’la kendi sahasında 2-2 berabere kalarak önemli bir avantajını kullanamayan trabzonspor’da teknik direktör ersun yanal, önemli bir avantajı kaybettik, ancak mücadelemiz lig sonuna kadar devam edecek. bu hafta deplasmanda oynayacağımız gaziantepspor maçını kazanarak üç hafta ara verdiğimiz galibiyet serilerine yeniden başlamak istiyoruz.29.haftada deplasmanda oynayacağımız sivasspor maçı şampiyonluk düğümünü çözecektir dedi.

    not: alıntı.