• 27
    hep söylerim; öykülerin kulübüdür galatasaray. bazen de bu ufak öyküler efsanelere dönüşebilir. örneğin, florya'da küçücük odasına sığdırdığı büyük birikimiyle bir cevat güler kendisini bir anda, bir zamanlar fatih terim'in dizayn ettiği ve florya'nın en üst katında, film çekilmiş büyük camın arkasından futbolcularını izlediği büyük odada bulabilir ve 6 hafta sonra büyük galatasaray'ın başında şampiyonluk yaşayabilir. daha önce hiç adı-sanı duyulmamış bir andres jose fleurquin nou camp'ta 100 bin barça'lıyı susturabilir ya da daha 2-3 hafta önce çanakkale'de 2. ligte forma giyen ve atladığı şehirlerarası otobüsle galatasaray'a gelen mehmet topal bir anda kendisini anfield road'da bulabilir. fakat onlardan bahsetmeyeceğim çünkü konumuz radu niculescu. aslında 2001-2002 sezonu bu öykülerin nasıl bir enfsaneye dönüştüğünün en güzel kanıtlarından. perez'li, erhan namlı'lı, bülent akın'lı, victoria'lı galatasaray'ın yaptıklarından bahsetmeye gerek yok. bu efsanenin içinde küçük, kısacık güzel öykülerden birisidir radu niculescu. kendisi o sezonun 2. yarısından sonra lucescu tarafından galatasaray'a getirilmiş, kimsenin tanımadığı, orta sınıfın bile altında diyeceğimiz kapasitede bir forvetti. forma giydiği ilk maçta ise koskocaman liverpool'un ağlarını havalandırmış, samsun'da belki de o sezonun en kıymetli golünü 90. dakika'da atmış ve son olarak şampiyonluk kupası, kocaeli'nde son dakikada attığı golden sonra gelmişti. hele ki, samsun'da son dakikada attığı golden sonra karşı kale arkasındaki taraftarına koşuşu unutulmaz. dedim ya öykülerin, efsanelerin kulübüdür galatasaray diye. gheorghe hagi nasıl bir efsaneyse galatasaray için, aynı şekilde kendisi için de galatasaray nasıl bir efsaneyse, radu niculescu için de güzel, kısacık bir öykü galatasaray. rakip karşı kıyının takımı, kabı-cilti güzel pahalı romanlara milyarları sayarken o galatasaray'da maç başına 5 bin dolara oynadı. belki de oturup geçmişine baktığında muhtemelen futbol hayatında yaşadığı en güzel 3-4 ayın galatasaray'da olduğunu düşünüyordur. elbette herkesin bir hikayesi vardır fakat radu niculescu'nunkini özel kılan yolunun birgün galatasaray'la kesişmesi. bilmem başka nerede yaşayabilirdi ki bu öyküyü. zor...