• 1
    sporda performansın çok önemli olduğu organizasyon, maç veya turnuvalarda takım veya bireysel spor farketmeksizin (daha çok bireysel sporlarda görülür) sporcu(lar)ın başarısız olmasını ifade eden bir nevi psikolojik tıkanmadır. bu durum kendisini favori bir oyuncunun baskıyı kaldıramayarak çok beklenmedik bir başarısızlık hikayesi yazması gibi kazanmaya çok yakın olan oyuncunun adeta galibiyeti kendi elleriyle rakibine sunması şeklinde de görülebilir. örneklere bakalım ve daha çabuk anlayalım:

    - 90'ların ünlü dekatleti dan o'brien 1991 tokyo atletizm dünya şampiyonasında altın madalya almasına rağmen 1992 barcelona olimpiyatları abd seçmelerinde yaşadığı 'tıkanma' ile elemeleri dahi geçemeyerek olimpiyatlarda mücadele edememişti. 1996 atlanta'da ise bunun üstesinden gelerek olimpiyatlara kaldı ve olmipiyatlarda da altın madalya almayı başardı.

    - nispeten sıcak olduğu için aklıma snooker oyuncusu jimmy white'ın kaybettiği tam 6 tane dünya şampiyonası finali geliyor. 1992 yılında white 14-8 önde iken stephen hendry'nin geri dönüp 18-14 kazanmasına izin vermişti. bu halen dünya şampiyonası finalindeki en büyük dönüş hikayesi olmaya devam ediyor. sadece 2 yıl sonra yine dünya şampiyonası finalinde karar frame'inde jimmy white kaçırdığı siyah ile hem frame'i hem de şampiyonluğu elleriyle hendry'ye teslim etmişti. spor tarihindeki en büyük tıkanmalardan birisidir.

    - 1993 wimbledon kadınlar finali bunun en güzel örneklerinden birisidir. jana novotna ile steffi graf bu finalde karşılaşmışlardır. graf ilk seti tie-break ile aldıktan sonra novotna maçı domine ederek sonraki 12 oyunun 10'unu kazanmış ve setlerde durumu 1-1 yaptığı gibi final setinde de 4-1 ile öne fırlamıştır. kendi servisinde 40-30'daki oyun puanı maçın ve hatta novotna'nın kariyerini değiştirmişti. orada çift hata yapan novotna momentum tamamen kendisinde olmasına rağmen bir anda 'tıkanma' yaşayıp üst üste 5 oyun kaybetmiş ve finali graf kazanmıştı. lezbiyen olan novotna'nın maçın sonunda ingiliz düşesinin kollarındaki ağlaması unutulmazlar arasındadır.

    - yine tenisten örnekle devam ediyorum. roger federer'i çok yakından tanıdığım için birçok 'tıkanma'sına da canlı şahit oldum. ayrıntıya girip tek tek anlatmaya lüzum yok ancak 2008 hamburg masters finali, 2009 avustralya açık finali, 2009 amerika açık finali, 2011 amerika açık yarı finali, 2019 wimbledon finali vb. gibi birçok maçı sayabiliriz. hep federer'in mental açıdan diğer 2'liden geride olduğu söylenirdi. ahlar vahlar arasında kaçırdığı, saçmaladığı ve rakibine teslim ettiği birçok şampiyonluk mevcuttur.

    - hep bireysel sporlardan örnek verdim. futbolda net bir 'tıkanma' diyebileceğim bir maç aklıma gelmedi. belki psg'nin 4-0 kazandığı maçın rövanşında ne yapıp edip 6-1 kaybetmeyi başardığı barcelona eşleşmesi 'tıkanma'ya örnek teşkil edebilir. dahası 1999 şampiyonlar ligi finalinde bayern'in kaybedişi de buna örnek olabilir. lionel messi'nin genel anlamda milli takım forması ile büyük turnuvalardaki yaşadığı problem (penaltı kaçırması vb.) güzel bir örnek sayılabilir. 2005 şampiyonlar ligi finalinde milan'ın 3-0'dan kaybetmesi olabilir. steven gerard'ın ayağının kayarak şampiyonluğun gittiği 2013-14 sezonu olabilir. bunlar gibi örnekler mevcut. fakat takım sporlarında 'tıkanma' durumu çoğu zaman bireysel sporlardaki kadar yaralayıcı olmuyor.

    - hemen çok uzatmadan basketboldan da bir örnek vereyim. 2010 yılındaki playofflarda normal sezonu 61 galibiyetle bitiren lebron james'li cleveland cavaliers'ın boston celtics karşısında yaşadığı bir 'tıkanma'dır. özellikle lebron'un oradaki performansı tıkanmaya verilebilecek güzel bir örnektir. daha iyi bir örnek ise yalnızca 1 sene sonrasındaki nba finalleridir. lebron james'in dallas mavericks karşısındaki finaldeki performansı herkesin malumu. herhalde daha iyi bir örnek olamaz.