• 1
    daha önce de dile getirdiğim ve türk toplumunun en büyük sorunlarından biri olarak gördüğüm durumdur. bu durumu ülkenin hemen her makamına, dalına da cuk oturtabilirsiniz. yine aynı şekilde ülkenin sorunlarının temeline inildiğinde karşımıza çıkacak olan yegane unsur da budur. hatta ileri gideyim, taa 1400'lerden bu yana insanımızın tutulduğu, yaşadığı en büyük felaketlerin baş unsuru, yan dalı olan haddini bilmemek ile birleştiği vakit de koca toplumu çökerten bir gelişimdir bu.

    kavramın ne olduğunun net anlaşılması için henüz başta birkaç örnek vermek istiyorum:

    1) güreş sporunda yıllardır elde edilen başarılar ve başarı normalleşmesi sonucu, artık ikinciliklere üçüncülüklere bile burun kıvrılan bir hale dönüşmemiz. halbuki derecelere tu kaka demeden evvel önceki başarıların olağanüstü olduğu, ekstra başarılar olduğu kabullenilip tekrardan o noktaya çıkmak için belli bir çaba harcayarak plan oluştursak, olduğumuz yerde saymaktansa zirveye tutunabilirdik.

    2) türk futbolunda iki çok net örnek vardır bununla ilgili. birincisi 96-2000 dönemi ve üstüne gelen şampiyonlar ligi başarıları sonrasında şampiyon olan lucescu'nun gönderilerek yerine fatih terim'in getirilmesidir. başarıya nasıl alışılmışsa 14 sene şampiyonluk hasreti çeken ve asla kulübü yıkıp dökmeyen, bir kere bile takımına teknik direktörüne karşı kabalaşmayan taraftar, şampiyon hocayı istemeyerek gönderebiliyor.
    ikinci net örnek de 2011-2014 arası fatih terim'in takımı enkazdan devralarak avrupa'da ilk 8 takım içine soktuğu halde ''lise hocası'' olarak küçümsenerek gönderilip yerine roberto mancini'nin getirilmesidir. çok net hatırlıyorum 2009, 2010, 2011 yıllarında taraftarın ümitlerinin nasıl tükendiğini, artık büyük takım değiliz serzenişlerini, bir iki seneye iflas ederiz öngörülerini... sonra fatih terim toplama takımla iki sene üst üste şampiyon olur, iki kere şampiyonlar ligi grubundan çıkar, bir kez çeyrek final görür, türkiye yerelinde alınabilecek 6 kupanın 4'ünü alır, emirates cup gibi hala avrupa'nın en prestijli bir iki hazırlık turnuvasından birinde birinci olur, tüm ezeli rakiplerinin üzerine basa basa galip gelirken de başarı normalleşir. alınan bir iki kötü skorda terim takımın hakkını vermiyor olur. terim lise hocası olur, terim'in yerine daha iyi bir teknik direktör getirirsek takım uça kaça şampiyon olur falan. sonrasını anlatmayayım, malum.

    yukarıdaki örnekler en kabaca olanları. dediğim gibi belki her yıl onlarca başarı normalleşmesi meydana geliyor ülke sporunda da diğer alanlarda da. ve sürekli şımarıp tüketiyoruz, şımarıp tüketiyoruz. bir döngü haline geldi ve insanlar ne yazık ki değişime alıştı. hani bazı insanlar vardır acı çekmeyi sever, hatta bunu bağımlılık haline getirenler vardır. bu durum da biraz ona benzemeye başladı. artık insanlar bir iki yıl aynı oyuncuyu aynı teknik direktörü görmekten sıkılır hale geldi. evet, başarılı olsa dahi değişimi arar oldu çünkü bünye bağımlı hale geldi. her sene on transfer yapılsın, yeni heyecanlar yaratılsın, senede en az iki teknik direktör görelim, hepsinin oyun stillerini keşfetmeyi deneyelim vesaire.

    bugün tudor özelinde de başarı normalleşmesi vardır. ve tudor dünyanın en kötü teknik direktörü dahi olsa normalleşmenin tartışılabilir bir durum olduğunu düşünmüyorum. hafızaları çok zorlamadan yüzeysel şekilde geriye dönelim:

    - futbol takımına semihler sabriler selçuklar hatta de jonglar wesleyler bir virüs gibi yayılmış.
    - istedikleri hocayı getirir, istemedikleri hocayı götürür olmuşlar.
    - yeri gelmiş maçtan sonra, bu takım böyle oynamaz, şu dizilişle oynamalıyız diye takımın hocasına ahkam kesmişler.
    - yeri gelmiş zam isterim zam isterim diye florya'yı birbirine katmışlar.
    - yeri gelmiş birbirlerinin arkasından kuyu kazmış, yönetimle işbirlikçi olup takım arkadaşlarını teknik direktörlerini satmışlar.
    - takımın hemen her yerine kalitesizlik yayılmış, takım üç kuruşluk anadolu takımlarından bile kalitesiz hale gelmiş.
    - öyle vasıfsız öyle silik tiplere yetki verilmiş ki sittinsene semih'ten selçuk'tan sabri'den kurtulamayız diyerek rezillikleri kabullenmişiz. yeni yapılanmaya gittiğimiz bir süreçte dahi selçuk- semih- sabri gibi vasıfsızları gönderileceklerine dair en ufak ümit taşımadığımızdan yeni yapılanmanın ilk on birine yazmışız.
    - transfer yapmayı bilmeyen beceriksizler yüzünden yaz döneminin başında adem büyük fena oyuncu değil aslında ya demiş, bazılarımız.

    sonra ne olmuş,

    - kadronun neredeyse tüm eksikleri tudor tarafından tespit edilmiş.
    - yıllardır kimselerin göndermeyi bırakın yedeğe atmaya bile cesaret edemediği sabri sarıoğlu, semih kaya gönderilmiş. hakan balta kadro dışı bırakılmış. selçuk inan ilk kez yedeğe hapsedilmiş. yasin yedeğe hapsedilmiş. de jong gibi, chedjou gibi formdan düşen eskilerin yıldızlarına yol verilmiş. kısacası önceki hocaların kadro yazarken izin aldığı oyuncular tek seferde kapı dışı edilmiş. (ve hiçbir galatasaray taraftarı bu oyuncuların yollanmasına ihtimal dahi vermezken yapılmış bunlar)
    - maicon, mariano, fernando, feghouli, gomis, belhanda, ndiaye gibi yaz başında hayal sınırlarımızı aşan futbolcular transfer edilmiş.
    - takım lige zımba gibi girerek önüne geleni tek kale oynayarak ezerek yenmiş. yeri geldiğinde bursaspor ve karabükspor maçlarında olduğu gibi hem geriden gelerek hem de hakemi yenerek maçı çevirmiş. erman toroğlu, ben hayatımda böyle oynayan bir türk takımı görmedim çok acayip, demiş. en irrite edici, en sinsi yorumcular bile galatasaray'ın oynadığı futbola ağzı açık bakakalmış. 2013 yılından sonra ilk kez sosyal medyada aslanın dirilişine dair videolar hazırlanmış. kimselerin şampiyonluk kelimesini ağzına alamadığı bir ortamda herkese ''galatasaray kesin şampiyon olur'' dedirtecek futbolu oynamış, bir takım kurulmuş.

    hatta ileri gideyim, bazı taraftarlarımız igor tudor'un oynattığı futbol için, terim bile böyle tek kale oynatamıyordu tarzında yorumlar yapmış. son 15 yılın en iyi futbol oynatan yabancı hocası denmiş. kimileri doğrudan en iyi futbol oynatan hoca demiş.

    taktiksel olarak da yaptıkları ortada üstelik:
    (bkz: 19 ağustos 2017 osmanlıspor galatasaray maçı/#2231294)
    (bkz: 16 eylül 2017 galatasaray kasımpaşa maçı/#2248933)
    (bkz: 14 ekim 2017 konyaspor galatasaray maçı/#2261950)
    (bkz: 3 kasım 2017 galatasaray gençlerbirliği maçı/#2275062)
    (bkz: igor tudor/#2255985)
    (bkz: igor tudor/#2261990)

    ve şimdi gelinen noktada ezici futbola öyle alıştık, seri galibiyetleri o kadar basit görmeye başladık ki tudor rezalet hoca oldu, takım tudor'a rağmen lider oldu, tudor giderse ancak takım şampiyon olacak oldu. peki hikaye şöyle olsaydı, ligin ilk 5 haftası başakşehir, fenerbahçe, trabzonspor, beşiktaş maçları oynanmış olsa ve ardındaki 10 haftada 9 galibiyet elde edip liderliğe otursak çok hoşunuza giderdi değil mi?

    veya bu derbiler art arda değil de araya serpiştirilmiş olsa falan.

    ben başka bir şey söyleyeyim,

    imparator fatih terim'in 2011-2012 sezonunda ilk 14 haftada topladığı puan 28. (ve 14. haftadan sonra 60 puanlık bölümde sadece 11 puan kaybederek sezonu lider bitirdi çünkü takım zamanla birbirine alıştı.)
    bir sonraki sezon aynı sürede topladığı puansa 26

    hani mesele puansa buyrun. ki fatih terim'i çok severim, galatasaray tarihinin en büyük teknik direktörüdür.

    igor tudor toplama takımla ilk sezonunda fatih terim'den daha fazla puan toplamayı başardı. üstelik fatih terim bu kulübü, tesisleri evi gibi bilir ve tanırken bu adam türkiye'deki 6. ayında galatasaray'ın başına geçti bırakın florya'sını camiasını. ve geldiği gibi de takımını liderliğe oturtup 29 puan topladı. derbiler dışında oynadığı oyunun da daha yanına yaklaşan takım yok.

    derbi demişken, bu konunun facia olduğunu bilmiyor muyuz mu sanılıyor? östersunds maçının facia olduğunu bilmiyor muyuz mu sanılıyor? ancak bardağın dolu tarafını da görmek lazım. mesele budur.

    mesele tamamiyle, şampiyonluğun ş'sinden bahsedilmeyen ortamda, taraftarın bile şampiyonluk beklentisi olmadığı ortamda igor tudor'un beklenmedik şekilde harika top oynatarak tüm bakış açılarını değiştirerek bizlere şampiyonluğu kolaymış gibi göstermesidir. sezon başında hiçbir ankette galatasaray'ın şampiyon olma ihtimali yüzde 20'den fazla değildi. onlarca transfere rağmen değildi çünkü ortada iki sene üst üste şampiyon olan ve mevcut kadrosunu lens, negredo, pepe, medel gibi isimlerle daha da zenginleştirmiş bir beşiktaş, 3-4 yıldır kafaya oynayan hatta geçen sene şampiyonluğu kıl payı kaçırmış başakşehir ve inanılmaz bir taraftar talebiyle takımın başına aykut kocaman'ın getirildiği fenerbahçe varken kimse bize ihtimal vermiyordu.

    adam geldi, çatır çatır yendi karşısına çıkanı. lider oldu. sekiz haftada 22 puan topladı. şampiyonluk normalleşti. başarı normalleşti. tıpkı terim örneğinde olduğu gibi, takımı tudor bu seviyeye çıkartmışken bir anda ''takım tudor'a rağmen lider'' algısı ortaya çıktı.

    sözlükten birkaç entry de alıntılayım arkadaşların affına sığınarak:

    --- alıntı ---

    ben kendisinden çok ümitliyim. kurduğu takım, vizyoner davranışları ve açıklamaları ile gönüllere su serpmiştir. hatta kendisine güvenip uzun süreli bir birliktelik ile geleceğin takımınu oluşturma yoluna bile çıkılabilir.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    alanı ve pas kanallarımızı çok iyi kapatan, oyun kuracak adamlarımıza basan konyaspor'a karşı selçuk inan'ı uzun, havadan paslarından yararlanmak üzere oyuna almıştır ve bence oyunu çok iyi okumuştur. genellikle ataklarımızı bu şekilde yaptık hatta kilidi açan gol de böyle geldi. tebrikler tudor, tebrikler selçuk.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    bilmem bazi arkadaslar farkina vardimi ama bu adam 8 macta 22 puan topladi. son yillarda savunmamiz seri halde sicarken, savunmayi toparladi. kötü giden bursa deplasmanini lehimize cevirip, bugünkü konya deplasmanindada skoru lehimize ceviren hamleyi yapti rodrigues-selcuk hamlesiyle. 2-0‘dan sonrada serdari alip denayeri sola cekerek konyasporun tek hucüm silahi olan sag kanadini durdurdu ve maci rahat rahat bitirdik. bazi arkadaslarda halen atip tutmakta tudor oyunu okuyamiyor, tudor yanlis hamleler yapiyor diye. bildigini yapmaya devam et hocam. haftaya derbide tolgayi oynatki, orta saha üstünlügü bizde olsun, kuslari sahadan silelim. agir konusmak istemiyorum ama halen aramizda hamza diyen futbol cahilleri var. evet futbol cahilleri diyorum. ve o futbol cahilleri gelmis burda ahkam kesiyor. bilmem farkindamisiniz ama son yillarin fatih terim dönemi dahil en dominant galatasarayini izliyoruz. üstelik belhanda‘nin bugün bu kadar vasat kalmasina ragmen. düsününki belhanda‘da gomis gibi ucuyor. her mac en az 4,5 olur ozaman. lütfen elimizdeki degerlere sahip cikalim.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    17-18 sezonunda galatasarayda şampiyon olursa juventus kendisine 1 yıl daha kal avrupa tecrübesi edin diyecektir diye düşünüyorum tabi eğer gerçekten ileride juventus için düşünülüyor ve gelişimi takip ediliyorsa.

    --- alıntı ---

    --- alıntı ---

    fatih hocamın gençliği var tudor da, yürekli, obsesyon düzeyinde çalışkan, disiplinli...
    taktiksel olarak yorumlamak içinde önümüzdeki 6 haftalık dönemi göreceğiz. yürü be hocam, takımı ayağa kaldıran sen, uçuran biz olacağız...

    --- alıntı ---

    hatta şöyle bir entry gördüm: (bkz: #2262981)

    işte durum budur. tudor iyi hocadır kötü hocadır meselesi değil. tudor'un beklenmedik performansı sonrasında,
    başarı normalleşmiştir.

    evet, başarı normalleşmiştir.
  • 2
    hayretle okuduğum başlık.

    anadolu takımlarına karşı alınan galibiyetlerle ne başarısı bu ? hele bir sezon sonunu bekleyelim bu takım nolacak ? avrupa'ya gittiğinde nasıl performans gösterecek.

    2 anadolu takımını yendi diye başarı normalleşmesi falan komik oluyor bunlar. ortada normalleşme veya anormalleşme olması için başarı olması lazım.

    galatasaray terim dahil en dominant futbolu mancini zamanında oynamıştır hem de yabancı sınırlaması ve düşen oyuncu performanslarına rağmen.

    ayrıca semih, selçuk, balta, de jong'un takımdan kesilmesi tudor'un kerameti mi yoksa dursun özbek'in koltuğu kurtarma hamlesi mi ? geçen sene bu isimlerin bazılarında ısrar ediyordu bir ara bu herif seneye de bunları düşünür dedik ama düşünmedi, güzel.

    şu an dünya üzerinde hamza hamzaoğlu haricinde geçen seneki kadronun değişmesini istemeyecek hoca var mı ? bence yok.

    bu oyuncu grubu 3 seneyi rezil rüsva etmiş değişimleri tudor dönemine denk geldi. tudor yerine x de gelse bu kadronun değişmesini isteyecekti. çünkü dursun özbek 3.sezonu rezil etmeye dayanamazdı(sırf koltuğu düşünerek) mesele bundan ibaret.

    40 milyon euro'ya takım kurulmuş ama biz gençlerbirliği ve alanya'yı yendik diye tudor dahiyane hoca oldu.
  • 3
    türkiye'nin en başarılı spor kulübünün son 2.5 yıldır yaşadığı korkunç başarısızlığı kanıksayanlar tarafından içinde bulunduğumuz duruma uyarlanan kavram. "başarı" diye lanse edilen, galatasaray'ın anadolu takımlarını yenmesi.

    jupp derwall'den sonraki tarihinin en kötü aralığını yaşıyor galatasaray. 2010-11 zulmü bile 7-8 ay sürdü, nisan'da tünelin ucundaki ışık göründü. 2.5 yıldır galatasaray taraftarı her gün rezillikte yeni bir boyut açan bir takımla ve teknik/idari yönetimle sınanıyor. iki buçuk yıl.

    bu yaşananlar normal şeyler değil. galatasaray vasat bir takım değil. vasatlığa alışmanız benim problemim değil. galatasaray'ı hep vasatmış gibi göstermenizleyse ciddi manada problemim var. size meydanı boş bırakmayacağım.
  • 7
    başarı normalleşmesinin en basit tanımı; milan'la berabere kaldındığında üzülmektir. galatasaray, köy takımlarını yenip başarısını normalleştiren takım olamaz. sahi 5-1 yenildiğimiz başakşehir maçında golleri çıkartırsak maç ortadaydı değil mi? bak bu fikri cesaret edip buraya yazabilmek bir başarı mesela.
  • 9
    hayatımda gördüğüm en uzun saçmalamalardan birisi bu başlığın ilk girdisi.

    metin sahibi yazarın önce anlatıp sonra bok attığı 'başarı normalleşmesi' olgusu büyük takımların en temel vasıflarından birisidir. real madrid geçmiş yıllarda takımı şampiyon yapan hocayı kötü top oynatıyor diye kovmuştu. bu sene de son iki sezondur kupaları süpüren zidane topun ağzına geldi. bayern münih takımı geçen sezon şampiyon yapan ancelotti'nin biletini alınan kötü sonuçlar ve oynanılan kötü futbol yüzünden daha ilk yarının ortasına gelmeden kesti. barcelona kulüpte çalıştığı üç sezonda 1 ucl 2 la liga 3 copa del rey alan luis enrique'yi gözünün yaşına bakmadan gönderdi. inter, seria a'yı domine eden mancini'yi avrupada başarılı değil diye gönderip yerine mourinho'yu getirdi.

    'başarı normalleşmesi' iyi bir şeydir. umarım galatasaray da bu vasfı kazanır.
  • 11
    vardır böyle bir şey. sadece futbolda değil hemen her alanda,her branşta başarıyı koruyan,istikrarı sağlayan bir daha ki sefer 'bu sefer de başarır' algısı yaratmış olur. örneğin tenis.şimdi federer,nadal gibi sporcular çıktıkları maçta her zaman favoridirler. ve eğer sıradan bir maçta elenip giderlerse o zaman konuşulurlar,şampiyon olduklarında değil.

    keza futbol da öyle. bugün kimse realin barçanın bayernin psgnin şampiyonluğunu 'acaba nasıl oldu' diyerekten konuşmaz. çünkü bu takımlar her zaman şampiyonluğa oynayan takımlardır. buna da büyük takım olma denir. biz de türkiyenin en büyük kulübü olarak -özellike böyle paralar harcanıp güzel bir kadro kurulmuşken- başarıyı bekleriz,çünkü olağan olan budur zaten.

    o yüzden değil tudor,isterse mourinho olsun taraftarın beklentisi her zaman şampiyonluktur. hele hele rakiplerine fark atmışken,en önemli maçlarda sürekli puan kaybedersen işte o zaman 'başarı' kavramı tartışılır,çok da normaldir. el özet,tudoru seversin sevmezsin ama bunu türkiyenin en başarılı futbol kulübüne 'başarı normalleşmesi' adı altında bağdaştıramazsın.
  • 13
    büyük takımlar için var olması oldukça doğal olan durum.

    ancak bu başlık altında ileri sürülen iddia ise kesinlikle doğal değil. zira galatasaray gibi bir takımın 14 hafta sonunda 2. sırada olması ve bu 14 hafta içerisinde güçlü takımlarla deplasmanda oynadığı 3 maçta da sahadan silinmiş olmasını başarı olarak görmek, galatasaray'ın ne kadar büyük bir takım olduğunu anlayamamaktır.

    bu derece büyük bir takımın başına, tudor gibi hajduk split, paok ve karabük dışında teknik direktörlük tecrübesi olmayan birisini layık gören zihniyetten de farklı bir tavır beklenemezdi zaten.
  • 14
    27.02.2017 / galatasaray - beşiktaş: 0-1
    18.03.2017 / trabzonspor - galatasaray: 2-0
    10.04.2017 / medipol başakşehir - galatasaray: 4-0
    23.04.2017 / galatasaray - fenerbahçe: 0-1
    22.10.2017 / galatasaray - fenerbahçe: 0-0
    29.10.2017 / trabzonspor - galatasaray: 2-1
    18.11.2017 / başakşehir - galatasaray: 5-1
    02.12.3017 / beşiktaş - galatasaray 3-0

    östersund maçlarını yazmıyorum bile. adını doğru mu yazdım emin bile değilim.

    neyin başarısıymış hele bir anlatıverin.
  • 16
    vardır böyle bir şey. arkadaşın anlatmak istediğini şöyle anlıyorum. bir takım her zaman başarılı olamaz. başarılı olmak istiyorsanız önce başarısızlığı tatmanız lazım, zafere giden yolda çekilen çile misali. beşiktaş'ın yaptığı gibi. beşiktaş bu takımı bir günde oluşturmadı. sürekli üstüne koyarak ilerledi. ancak biz hemen olsun istiyoruz. takım kendini geliştirmeye çalışırken, yüksek tepkiler vermek yerine daha fazla kenetlenmeliyiz. bu kabul ettiğim bir şey. ancak gelelim diğer kısma:

    1)galatasaray yönetimi uzun vadeli planlarla gelişimci bir yol mu izlemektedir? yoksa günü kurtaracak hamlelerle mi hareket etmektedir?
    bence günü kurtaracak hamleler yapıyorlar. sezon sonundaki seçimi kazanmak için yapıldı bütün bu transferler.
    2)igor tudor, yatırım yapmaya değer bir hoca mıdır? eğer değilse boşuna kürek çekmiş oluruz.
    3)bu kadar para harcadığımız bir sezonda şampiyonluktan başka şansımız var mı? rivayı falan sattık. son kurşunumuzu attık. şampiyon olamazsak mali durumumuz ne hale gelir?
    4)igor tudor'un şimdiye dek olan performansı sezon sonu için umut vadediyor mu?
    küçük takımlar karşısında çok başarılı. oyun anlamında rakibi eziyoruz. burada bir sıkıntı yok. ancak zaten bunun olması lazım. kadro kalitemiz ligin çok üstünde. ama büyük maçlarda bir sorun var. büyük maçlarda pozisyona dahi giremiyoruz. trabzon maçı çok sıkıntılı. başakşehir maçı çok sıkıntılı. büyük maçlara iyi hazırlanamıyor galatasaray. burada tudor'un tecrübesizliğini görüyoruz. tudor daha önce böyle büyük maçlarda hocalık yaptı mı? hayır yapmadı. sıkıntı tudor'un kalitesinde. tudor zamanla bunu aşacaktır. galatasaray'ın buna tahammülü var mı? galatasaray staj yapılacak yer midir?
    değildir.
    beşiktaş maçına gelecek olursak, yenilmemizi anlayabilirim. tudor'un çıkardığı kadroyu da doğru buluyorum. ama yine de yetersizdik. ilk yarıda beraberliğe razı bir görüntü çizdik. hep savunma yaptık. ancak yenilen golden sonra tamamen dağıldık. burada mental bir sorun görülüyor. takım direnç gösteremiyor. ben medya ve taraftar baskısının oyuncular ve tudor üzerinde bir baskı oluşturduğunu düşünüyorum. gol yiyince özgüvenimiz yok oldu ve maç o an bitti. ya lider karakterli oyuncularımız olmalı, ya lider karakterli bir hocamız olmalı ve takımı ateşlemeli, ya da oyuncularımız zamanla bir özgüven inşa etmeliler. bunun için kendilerine güvenmeleri lazım. bunun için de iyi olduklarını bilmeleri lazım. ancak onlar da golü yedikleri an maçı çeviremeyeceklerinden emindiler. sonrası zaten kabus.

    bunun sonunda yapılması gereken nedir?
    fatih terim'in gelme ihtimali varsa bir saniye düşünülmesin. hemen gelsin. ben gelmeyeceğini düşünüyorum. yoksa tudor'la devam etmeliyiz. takımı tanımayan bir hoca getirmek çok kötü bir karar. tudor'la sezon sonuna kadar yarışta oluruz. şampiyon da olabiliriz.
  • 20
    bu konu zaten dört sene önce bir şampiyonlar ligi çeyrek finali maçı öncesi basın toplantısında açıklanmıştı:

    ''bazen gerçekçi olmasa da insan hayal etmediği sürece başarılı olamaz, önce hayal etmeli, ondan sonra da o hayallerini gerçekleştirmek için çaba sarfetmeli. olur veya olmaz. ama bazen de diyorum ki birçok kimseyi de buna biz alıştırdık. hep gözümüz yukarılarda oldu. hep ulaşılmaz denenlere ulaşmak için uğraştık. çok da fazla buna alınamıyorum, birşey diyemiyorum. şu bir gerçek ki, benim tecrübem diyor ki biz burayı geçersek kimse yarı finalden tatmin olmaz.''
  • 21
    kardeşim real'i, manu'yu, bayern'i, galatasaray'ı çalıştırıyorsan başarının normal olarak karşılanmasını göze alacaksın heralde yani. bu kulüpler başarıyı normalleştirmese oldukları yerde sayar, bir gıdım ilerleyemezlerdi. tudor'u savunmayı anlıyorum, hatta ben de hala kalmasından yanayım ama bazı tudor fanlarının adamı savunmak için icat ettiği akılalmaz tabirler harbiden çok komik.