• 2
    aşağıda futbol gazetesinin 11 ekim 1910 tarihli nüshasında galatasary - strugglers mücadelesini anlatan haberi yayınlanmış olan maçtır. işbu girdinin müellifinin niyeti zamane galatasaraylısının o zamanın ruhunu yakalayabilmesidir sevgili galatasaraylılar;

    "şimdi futbol meraklıların kulaklarında topun sadâ-yı âhenkdârı çınlıyor. bu rüyâ-yı nâzeninden tahassül eden zevk-i mesti onların vücud-ı merâk-ı âverlerini garip bir hiss-i harir-i meserretle uyuşturuyordu. artık sıranın “futbol”a gelişi onlar için büyük bir saadet vâsi bir sevinç teşkil ediyordu.

    vaziyetler o kadar tuhaftı ki güya her tarafları dinliyor, güya her biri reg-i asabiyetleri taassub-ı intizar altında eziliyordu. (galatasaray)- “strugglers” oynayacak, acaba hangi taraf ihrâz-ı gâlibiyet edecek. herkeste bu merak âhengli bir tantana ile ağızdan ağıza gidiyordu. bu hisli âvânde oyuncular meydan-ı temâşâya çıkmışlar, fotoğraflarını çektiriyorlardı. bunun bittabii herkes çabuk bitmesini arzu ediyordu. resim alındı. nihayet saha-i cenge atıldılar. oyuna da besmelekeş oldular. ilk önceleri “galatasaray” lâkayd bir betâetle harakete başladı. sonra bir parça canlanır gibi oldu. fakat “strugglers” arka hattının vuruşları “galatasaray” ileri hattının da paslarının birbirine adem-i tatâbuku bu faaliyet-i hayatiyyeyi öldürüyordu. hele o bir hata. bütün oyunun intizâm-ı şekva şevkini bozdu. onu kırarcasına mahvetti. zannedersin geçen sene bir müsabakada idi. yine böyle bir yanlışlık, yine böyle bir –ileri- nin “arkaya” konulması şiddet-i müsâbakayı rahdâr etmişti. fuat bey nasıl arka hattına geçebilirdi. biz bunu gördüğümüz vakit hayretler ettik. yine bir eser-i zuhul olduğunu heman anladık. çünkü fuat bey mütemâdiyen geçiyor, gol tehlikelerini sıklaştırıyordu. “dış sağ”, “dış sol” cidden çok fedakarlıklar yaptılar. fakat bunların o medhul paslarını hiss-i istimâl edecek “ileri” bir “iç” maateassüf yoktu. bunun için de muvaffakiyet olanca şevksizliğiyle söndü, gitti. sonra iş başka zemine döküldü.

    “strugglers” ileri hattı “galatasaray” arka hattının zafiyetinden istifâde etmek istediler. hücumlarını az daha sıklaştırdılar. pek mukâvemet edemiyor idiyse de her halde galatasaray heyet-i umumiyesi’nden hemen hemen farklı değildiler. esâsen galatasaray kulübü’nün bu seneki teşkilatı gâyet zayıftır. eğer bu teşkilat ibka edilecek olursa galatasaray’ın âti-i gâlibiyeti için söz söylemekte herkes tereddüt eder zannederiz. bu ânât müşkkilde idi. bizim fuat bey’in bir hatâ-yı sarihi galatasarayı mağlup etti. herkes “strugglers”i alkışladı. sâhib-i hata artık “arka”yı terk etti. “ileri “hattına, eski oynadığı mevkiye geçti. “strugglers” sevincinden gayret-i muhâcemâtını artırdı. ötekilerde de müteessirâne savletler baş gösterdi. ortaya sağdan, soldan o kadar paslar geldi ki idare edilemedi. nihayet şöyle böyle istirahat düdüğü çaldı. teneffüsler edildi. ikinci mübâreze ön aldı. galatasaray bu sefer iyiden iyiye canlandı. dâima kale önünde dolaşmaya fakat maataassüf bir çok fırsatlar kaçırmaya başladı.

    “orta” o vaziyet-i malûmesiyle karşısındakileri aldatıyordu. bir çok defalar sıkı, metin (şut)lar çekti. muvaffak olamadı.
    (strugglers) hiç umurunda değilmiş gibi hareket ediyor, “arka” hattı kavi olduğu için korkmuyor, bilakis muvaffakiyetinden ümitvar bulunuyordu. arada bir ilerilediler fakat galatasaraylılar da onları fevkalade dûçâr-ı tensîk ettiler. bu hal epey bir müddet geçirdi. her iki tarafın da bir alay hatalar sâdır oldu. derken (strugglers)’dan sağ (arka)nın sıkı bir darbesi topu ileriye yolladı. bu anda (arka)lar da ileri hattına kadar gelmiş bulunuyordu. az bir vakit içinde (iç sağ) topu kaptı. hatta iki kişiyi geçtikten sonra nâil-i maksat oldu. buna tarafdârânı (hurra)larla mukâbele ettiler, alkışladılar. bittabi kendileri de sevindiler. halbuki galatasaray tarafgîrânı me’yûsiyet-i sâbıkalarına bir daha zamme ediyorlardı. bundan sonra galatasaray oyuncularını teşcî’a çalıştılar fakat onlarda zevk-i gâlibiyet çoktan kırılmıştı. mütebâkî on dakika daha devam etti. ne bir eser-i tafavvuk…hiçbir şey görülmedi. bunun üzerine herkesin heyecanı da bütün bütün fazlalaştı idi ki düdük hıtâm-ı müsâbakayı ilan eden sadası bu heyecân-ı umûmiyi teskîne çalışıyordu."