• 2
    galatasaray'ın 2000-2001 sezonunundaki son maçı ve hagi'nin galatasaray formasıyla çıktığı son resmi maç. aynı saatte başlayan samsunspor-fenerbahçe maçında fenerbahçe'nin yenilmesi ve galatasaray'ın 3 farklı galip gelmesiyle şampiyon galatasaray olacaktı. galatasaray trabzonspor'u hagi'nin 2, hasan şaş ve serkan aykut'un birer golüyle 4-0 yendi fakat fenerbahçe de samsunspor'u 3-1 yenince şampiyonluk fener'in oldu.

    (bkz: turkiye birinci ligi 2000 2001 sezonu)
  • 8
    gittiğim ilk galatasaray maçıydı. şampiyon olacağımıza o kadar inanıyorduk ki arabayı süslemiştik bile. devre arası dağıtılan konfetiler de ilk kez galatasaray maçına gelmiş henüz 14 yaşında bir çocuk olan bendenizi oldukça heyecanlandırmıştı. ikinci devrenin başlama düdüğüyle birlikte atılan onlarca konfetinin kapalı altta yer alan benim tüm görüşümü kapatma anını ömür boyu unutabileceğimi sanmıyorum. hagi'nin son maçı olmasının yanı sıra jardel'i de izlemeyi çok istemiştim ama kısmet olmamıştı.

    samsun'dan gelen gol haberi bizi çığrımızdan çıkarsa da daha sonra fenerbahçe'den gelen goller hevesimizi kursağımızda bırakmıştı.
  • 12
    şimdiki bazı teknoloji özürlülerine inat, elimizde radyo ile izlediğimiz maçtır. çünkü 26 mayis 2001 samsunspor fenerbahçe maçından gelecek olası bir samsunspor galibiyeti bizi şampiyon yapacaktı. kaldı ki o maçta ilk golü samsunspor atmıştı ama kısa süre sonra fenerbahçe önce durumu beraberliğe ve ardından galibiyete götürüp şampiyonluğunu ilan etmişti. o zamanlar zaten mucize gibi gözüküyordu. ama kim derdi ki 5 sene sonra ve 9 sene sonra bize o mutluluğu yaşatacağını.

    bu maç aynı zamanda hagi nin vedası gibi çubuklu tosun da galatasaray formasına da vedası anlamına geliyordu. ama biz o sırada hagi ye ağlıyorduk.

    (bkz: tarihte bugün)
  • 13
    --- alıntı ---
    hagi veda etti: 4-0

    romanya futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biriydi. italya ve ispanya’da top koşturmuş ancak istediğini bir türlü elde edememişti. bir başka deyişle futbol olarak sahaya yansıttığı yeteneklerinin manevi anlamda karşılığını bir türlü bulamamıştı.
    1996 yılında galatasaray’a geldiğinde çoğu kimse ona artık devrini kapamış ve fazla yarar sağlamayacak bir futbolcu olarak bakıyordu. 1996 -1997 sezonunun van’daki ilk maçında attığı goller ve ardından istanbul’daki trabzonspor maçında attığı ilk frikik golü onun burada neler yapacağının habercisi gibiydi.
    hagi, oynadığı 4 sezon boyunca şampiyonlukların ve uefa kupası’nın kazanılmasında attığı goller, oynadığı futbol ve sahaya yansıttığı karizmasıyla büyük pay sahibi olmuştu.
    hagi’nin vedası da türkiye’deki 5. sezonunda yine bir trabzonspor maçıyla olmuştu. ali sami yen’e ilk kez bir trabzonspor maçında adım atan hagi, vedasını da yine bir başka trabzonspor maçıyla yapmıştı. 26 mayıs günü oynanan maçta galatasaray sahadan 4-0 galip ayrılmış ve hagi attığı 2 golle bu veda partisini ayrıca süsleyen isim olmuştu. diğer goller ise serkan aykut ve hasan şaş’tan gelmişti.
    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=05-26

    (bkz: tarihte bugün)**
  • 14
    önce tanımı yapıştırayım da ne olur ne olmaz.

    eğer galatasaraylıysan sporda sampiyonluklardan daha önemli değerler vardır sözünü tekrar bizlere hatırlatan maçtır.

    o gün 26 mayıs mıymış ya.

    ve yıl 2001 miş...

    ne çabuk geçiyor yıllar be sözlük. sanki daha dün oynanmıştı o maç.

    profesör'ün ilk maçını da son maçını da (ve tabii aradaki onlarca maçını) canlı izlemiştim. o gün ali sami yen'de hiç kimse şampiyon olamamayı kafanına takmıyor hatta hiç üzülmüyordu. ama 10'un vedasına oradaki binlerce taraftar ile birlikte evrende ki milyonlarca galatasaray'lının gözlerinden yaşlar sessizce süzülüyordu.

    hagi kendine yakışır şekilde vedasını yapmış, maç bitmiş, fener şampiyon olmuş bütün tribünler ı love you hagi diye inliyor. yaklaşık yarım saat 45 dakika statdan kimse ayrılmamıştı.

    o gün ile ilgili sadece hüzünlü anılar yok tabii ki de.

    gidenler bilirler yeni açığın arkasından e-5 geçer. arada 3 - 5 metre mesafe vardır. o gün maça erken girmişiz, hava sıcak girerken 2'şer 3'er tane su almışız elimize yeni açığın en üstüne çıkmışız. stadın duvarına yaslanmış muhabbet etmekteyiz. o da ne e-5 den birbiri ardına fb bayraklı arabalar geçmeye başladı. kimisi el hareketi yapıyor kimisi küfürler ediyor giderken. tabii ki bizde boş durmadık. elimizde ki sularla atıcılık oynamaya başladık. veee beklenen oldu trafik tıkandı hafiften.

    hiç unutmuyorum kongoo, doblo tipi bir araba, içi silme fenerli dolu, yan kapı açık elemanın biri küfürler hakaretler gırla gidiyor. biz stoğumuzu yapmışız, bir koli suyu ayaklarımızın altına almışız. herif tam elini kaldırıp orta parmağını gösterecekti elimdeki bardak suyu öyle bir yapıştırıdım ki kafaya, tam suratının ortasına. sonra bir baktık biraz evvel bize hareket yapmaya çalışan eleman arkasındaki elemanın üstüne sırt üstü uzanmış.

    sonra polisler işe uyandı. ama onlarda çok sallamıyolar sadece oradaki kel bi abiye polis müdürünün uzaktan şöyle dediğini duydum.

    "aloooo... kel arkadaşım sen bari oradan çık kabak gibi belli oluyorsun. senin yüzünden fırça yiyoruz amirden"

    böylece 1. ali sami yen su savaşları zaferle sonuçlanmış oldu.(gbkz:

    bu da böyle bir anımdır sözlük)
  • 17
    hagi'nin benden bu kadar dediği maçtır.

    monaco'ya attığı efsane golü copy paste yapmıştı bu maçta commandante. bize sorsan 40 yaşına kadar oynardı o golün hatrına.

    yeni açığın numaralı tarafında izlemiştim maçı. samsun golü atıca coşmuştuk. 1-1 oldu, sonra 1-2 fener öne geçti. yanlış hatırlamıyorsam devre sonuna doğru bir foto muhabiri tribüne dönerek eliyle 2-2 işareti yapmıştı. biz yine coştuk, aradan bir, iki dakika geçince gerçeği öğrendik tabi hala fener öndeydi, elimizde ne var ne yok bu i.ne muhabire sallamıştık, oda topladı pılını pırtını eski açık tarafına gitti.

    maçta o zaman trabzonsporda oynayan oktay'ın* kaçırdığı boş kaleye bir pozisyon var hala aklımda. maçın başlarında olması lazım. atsaydı zordu işimiz.

    maçta sonra otobüsle eve dönüyoruz. e-5 te yanımızdan geçen fener bayraklı arabalar küfür kıyamet giydiriyolar bize. el hareketleri vs. en sonunda köprü girişine doğru trafik durunca otobüsten inen elemanlar bir arabayı ve içindekileri hafifçe hırpalamışlardı.

    giden şampiyonluk bir yana, bir efsaneye veda etmek bile fazlasıyla zordu. aklıma geldikçe içimi buran bir maçtır.
  • 18
    ali aydın'ın yönettiği; sarı çorap, sarı şort, çubuklu forma ile mücadele ettiğimiz maç. son maçına çıkan üstad hagi 30 metre civarından attığı hayvani golle tribünleri çokça yaptığı gibi ayağa kaldırmış; o zamanlar usta-çırak ilişkisi içinde olduğu çubuklu tosun hagi'yi sırtına alırken maçı anlatan ercan taner de "profesör hagi" lafıyla üstadı selamlamıştır. ilk yarının sonlarında kaleciyi ters köşeye yatırıp skoru 3-0'a getirdiği ve bizi kısa bir süre de olsa liderliğe taşıyan penaltı vuruşu da kariyerindeki son golü olarak kayıtlara geçmiştir.
  • 19
    o'na veda etmek icin gittigim macti. guzel bir mayis gunu, sampiyon olamayacagimizi bile bile gittik maca. simdi geriye bakinca o gunle ilgili aklimda sadece birkac sey kalmis..

    bir kere cok guzel bir mayis havasiydi. sami yen de bir baskaydi hani. eskiydi meskiydi ama arena'ya kiyasla daha bir acik, ferah, daha bir baharlikti. hagi'nin soldan gidip uzaktan guzel bir gol caktigini hatirliyorum. o resim hala kafamda. gidisi ve topun ayaktan kaleye yonelisi.. samsun'dan gelen gol haberini ve sonrasinda insanlarin samsun gol atti diye zirt pirt ayaga kalkmasini hatirliyorum.. macin sonunda ise hagi'ye veda edebilmek bir yana, tam anlamiyla can derdine dusmustuk. yeni acik'in arkasindaki otoyol tarafinda bir yerlerden fenerliler tas atmaya baslayinca kafamizi korumak icin egilip kapanarak izlemistik son dakikalari. gercekten de arkalarimda bir yerlerde oturan bir gencin kafasinin kanadigini gormustum. son olarak da eve gidisimi hatirlarim. sampiyonluk falan umrumda degil, hem o donem basarilara oyle bir doymusuz ki gercekten umrumuzda degil o kadar; varsa yoksa hagi'nin birakmasi. otobuste etiler tarafinda fenerlilerin arasinda kaldik. uzerimde galatasaray formasi, disarida fenerliler mesale yakmis, otobusun icine bakip hareket cekiyorlar. hicbir sey yapmadan oyle bakmistim. kafamda hagi hagi hagi yankilaniyor bu adamlar bize disaridan hareket cekme derdinde. sadece kendi kendime skerler, bi de sizle mi ugrasicam deyip oylece adamlarin kudurmus suratlarina bakmistim.

    ekleme: ha, bak simdi aklima geldi. fenerli aklievvelin biri tam mac cikisi mecidiyekoy'un o sikisik trafiginde etraftaki zaten bunalimda olan galatasaraylilara hooooo sampiyon fenerbahce ya da o cins bir sey soyledi, boyle bir iki el kol yapti da bunun arabasini o sikisik trafikte tekme tokat trafik kazasi gecirmisten beter ettiler. kaporta maporta bildigin bayagi goctu yani. salak herif, sen ne bokuna hareket cekiyosun onca adama. milletin ucan tekmeyle arabaya ucup kaportadan sektikce yeniden ucmasi hala gozumun onunde. havada ucusan sari kirmizi coskulu anlar.
  • 23
    bu maçtan sonra, hiç bir galatasaraylı çocuk okula mutlu gidememiştir. halbuki kağıt üzerinde 4-0 kazanmıştık. ama iş öyle değildi :

    birincisi, o gün şampiyonluk serimiz sona ermişti. ve daha önemli olan ikincisi, hagi futbolu bırakmıştı. sanki futbol o gün tükenmişti. bir daha kimse galatasaray için gol atamayacak, hiç bir zaman maçlardan keyif alamayacaktık. öyle bir buruklukla gitmiştim okula. büyüdükçe haksız olmadığımı görmek daha fazla canımı yakmıştı.
  • 24
    canlı olarak izlediğim ilk galatasaray maçıydı. babam oldum olası futbolla pek ilgilenmezdi, kuzenlerim sayesinde galatasaraylı olmuştum. ısrarlarıma dayanamayan babam beni ve kız kardeşimi bu maça götürmüştü. çok küçüktüm ama çok güzel bir anıydı benim için, hem tuttuğum takımla ilk anım, babamla geçirdiğim keyifli bir zaman, hem de bana büyüdüğümü hissettiren bir deneyim..hepsi bir aradaydı. maç ile ilgili detayları pek hatırlayamıyorum ama ikinci yarının ortalarında küfürlerden bunalan babam artık eve gitmemiz gerektiğini söyledi. bu maç benim için hem bir başlangıç hem de bir mazidir.
  • 25
    üzerinden 16 sene geçmiş olan maç. başladığında çocuktuk, son düdük çaldığında artık büyümüştük. doksanlı yılların başında ya da seksenlerin hemen sonunda doğmuş çocuklar ilk defa ikinciliği tecrübe ediyordu. daha önemlisi hagi'nin veda maçıydı, ömrümüzün en güzel 5 yılını yaşatan o güzel insan artık galatasaray forması ile sahaya çıkmayacaktı. 25. dakikada orta sahadan aldığı topu yaklaşık 30 metre ve hücum yönüne göre çok hafif sol çaprazdan eski açık tarafındaki kaleye sokup son bir selam vermişti. hemen ardından gelen samsunspor'un gol haberi ümitleri doruğa çıkarmış, hasan şaş'ın karakteristik bir yardırma golü ve hemen arkasından kumandan hagi'nin penaltı golü ile bir anda şampiyonluğa ulaştıracak skoru bulmuştuk. ancak samsun'da uzatma dakikalarında revivo'nun klas frikik golü fenerbahçe'yi tekrar birinci sıraya çıkarmıştı. ikinci yarı kapalının hayvani konfeti şovu nedeniyle geç başlamı, 3 dakika sonra serkan aykut skoru tayin eden golü atmıştı. fenerbahçe'nin üstünlük sayısını bulmasının ardından son 20 dakikada veda faslına geçilmiş, maçın son düdüğünün ardından tribündeki binler saha içindeki hagi ile birlikte gözyaşı dökmüştü.

    (bkz: hasta siempre commandante)
    (bkz: tarihte bugün)