• 395
    açıkçası maç hakkında en büyük geniş özet ilk yarı bu kadar gol kaçırdıktan sonra puan kaybetme hissiyatı içime doğmuştu. emre akbaba, diagne, soso artık o golleri atacaksınız. pelkas önüne gelen topu 90 a takıyorsa soso sende cılız gibi vurmayacaksın. emre akbaba kaleciyle karşı karşıya kaldığında artık o topu köşeye yazacaksın. diagne 2 metre boyunla artık o kafa golünü atacaksın veya kale ağzına sakat kalecinin ayağına o topu vurmayacaksın.

    bu maç ne fatih hocaya yazar ne sahada ilk maçına çıkıp 15-20 dakika top oynayan çocuklara yazar, bu maç tamamen ilk yarıda fişi çekemeyen beceriksiz oyuncu grubuna yazar. hocanın yanlış yaptığı şeyler diagne kardeşimize 90 dakika dayanmak, kötü sosoyu 70 den sonra çıkartmamak ve golü bulmuşken hemen aykut kocaman gibi orta saha mı tutayım mantığıyla etebo yeteneksizini oyuna almaktır. takım 7 tane net golü atamıyorsa fatih hoca napsın arkadaşlar anlamıyorum cidden.

    şu maçı 5 farkla kazanamayıp berabere kalmak ciddi anlamda bütün akşamımı mahvetti ve sinirlerimi bozdu. hadi rize deplasmanı olsa anlarım puan kaybı olur eyvallah ama şu maçta 10 kişi rakibine bu kadar pozisyona girip nasıl gol atamıyorsun ve saçma sapan bir gol yiyip bu maçta puan veriyorsun çıldırmamak elde değil.
    gol pozisyonunda topu kafayla taça çevirmek varken olabilecek en kötü yere çeviren donka mı kızayım napayım bilemedim.

    ali yavuz nerede kerem nerede diyorsunuz sonra oynayınca çocuklara kızıyorsunuz. ali yavuz için söylüyorum çocuk belki ilk maçı heyecan yaptı adape olamadı zaten girdiği anda gol yedi takım sonrasında istediği boşlukları bulamamış olabilir lütfen belli bir maç sayısında izlemeden 15 dakikada topçu yargılamayın artık.

    bu maçın telafisi rize deplasman galibiyeti olur ama yüksek ihtimal rize deplasman lanetimiz devam edip puan kaybederiz.
    hocam son olarak sende hakeme sallayıp durma gözünü seveyim istese 90+20 oynansa bu maçta daha gol olmazdı. bu takım bugün beceriksizliğinden puan kaybetti nokta.
  • 398
    "topun canı vardır, isterse gol olur, istemezse gol olmaz" der serbest vuruş ustası cevad prekazi. akla gelmeyecek pozisyonların gol sevinci ile noktalandığını şaşkınlıkla izlemişken, çok nadir de olsa o topun iki kale direğini birleştiren çizgiyi bir türlü geçmek bilmediğine de şahitlik etmişliğimiz vardır. top ağlara küsmüşken, bazen bir file bekçisi de çıkar, kalesine duvar örür, uçan kaçanı tutarsa, bu gece galatasaray-kayserispor maçının ilk devresinde yaşanılan senaryo kaçınılmaz olur.

    alışılagelen onbirinden arda, falcao, babel, omar, belhanda, okan gibi oyuncularından eksik bir kadro ile sahaya çıkmış olmasına rağmen galatasaray, ligin zayıf ekiplerinden kayserispor karşısında yine de favoriydi ve beklenildiği gibi de başladı karşılaşmaya. topun kıymetini bilerek, garanti paslar yaparak rakip kalede pozisyonlar aradılar ve de buldular. öyle bir ilk devre oldu ki, deplasman ekibi maçta daha beş dakika olmadan lennon'ın pasında campanharo ile direği sıyıran vuruşta golü bulsa, belki de galatasaray ilk yarıyı 5-1 önde bitirebilecekti ama "kısmet" bağlanmıştı, lung devleşmişti, 260'a 60 pas yapsan da, kaleyi tutan 7-8 şut atsan da, karşı karşıya kalsan da, iki adımdan kafa vursan da o top bir türlü tabelayı değiştirecek hamleyi yapmadı ilk 45 dakika içinde. o kadar akıl almaz işler oluyordu ki maçta, ayağındaki acı göz yaşı döktürecek şiddette olan lung zorla kalede dururken, diagne'nin iki adımdan vuruşunu bile kurtarıyordu. futbolun tanrılarının vardır mutlaka bir hesabı... belki de bir kaç hafta evvel yine bu sahada oynanan ankaragücü maçında pozisyon bulmadan golü atıp, üç puanı alan galatasaray'a hesap kesiyordu o ilahi kuvvetler...

    galatasaraylı topçuların ilk devre golü bulamamasının en büyük nedeni olarak gördükleri silvio lung ikinci yarı sahaya çıkamamış, yerini ismail çipe'ye bırakmıştı. sadece kalecisi değil, bir de sol beki de hastane yollarında dinleyecekti maçın geri kalanını radyodan deplasman ekibinin. samet aybaba, lung'un çıkmasına üzülmüştür belki ama ismail çipe de rumen meslektaşının bıraktığı yerden devam ettirdi kurtarışlarına. öte yandan yasir'in zorunlu olarak aziz behiç'le yer değiştirmesi hayrına olmuştu kayserililerin, zira yasir ilk devre oldukça dağınık bir görüntü sergilemişken, aziz behiç ise ikinci devre takımı adına en fazla öne çıkan oyunculardan biriydi.
    galatasaray ikinci devre yine sağdan soldan ortalar, uzaktan şutlarla gol için her türlü yolu denerken, hiç beklemediği bir anda muğdat'ın talihsizce bir dokunuşla linnes'i düşürmesiyle penaltı kazandı ve diagne ile öne geçti. penaltıyı ne sahadaki topçular ne de hakem görmüş, sadece muğdat ve linnes'in hissettiği bir "dokunuş" iken var'ın cımbızla çıkarması takdire şayandı ama böyle pozisyonlarda sarı kart çıkması hiç de yakışık kalmıyordu. zaten penaltı ile cezalandırıyorsun, bir de eksik bırakmak niye?

    eksik kalan rakip karşısında, bir de o aranılan golü nihayet bulunca, fatih terim de oyunu daha kontrol etmek, sakatlanan sarrachi'yi riske atmamak, taraftarın çok istediği genç golcüyü sahada görmek için emre taşdemir, ali yavuz kol ve etebo'yu oyuna sürdü de daha onlar sahada yerlerini almadan kayserispor'un maç boyu kaleyi bulan ilk ve tek şutu gol oluyordu. yenilen golde aziz behiç'i kaçıran savunmacılara da kızsak, yoksa ortayı korner yerine ceza sahası önüne asist yaparcasına yollayan donk'a mı içerlesek, bilemedim... yine de campanharo'nun vuruşuna da şapka çıkaralım, değil fatih, muslera olsa çıkaramazdı o sert şutu...

    zaten zorla bulduğu üstünlüğü çok olmadan elinden kaçıran galatasaraylılar, oyunun kalan dakikaları rakibin eksik olduğunu düşünmeden panik bir oyun anlayışına girince, ilk kırk beş dakika yakaladıkları pozisyonları bulmaktan uzaktı ve diagne'nin uçarak vurduğu bir kafa vuruşu dışında kaleciyi heyecanlandıran bir atak yapamayınca, ali sami yen'de hakemin son düdüğü ile puanlar paylaşıldı. unutmadan sami yen'de kaybedilen puanları gördükçe, galatasaray taraftarının takım üzerinde ne kadar büyük bir güç olduğu tescilleniyor, bu geceki maç seyircili olsa, o taraftar o topu kaleye sokacaktı...

    kazanırken kusurlar galibiyetin coşkusuyla görmezden gelinir de, puanlar avuçtan uçunca acı da olsa bazı eksikler insanın yüzüne çarpılıyor. bu gece de fatih terim'in neden belhanda'da, babel'de, arda'da ısrar ettiğini, genç oğulcan, ali yavuz kol ve kerem aktürkoğlu'nu kenarda beklettiğini anlamış olduk. kerem her ne kadar oynadığı kısa sürede biraz ışık saçmış olsa da diğer iki arkadaşı yokları oynadı...

    son olarak, fatih terim'in hakemlerin göstermiş olduğu uzatmalar hakkındaki isyanı o kadar haklı ki... ama istediği kadar isyan etsin, bu değişmeyecek... mancini'nin rize'de yaşadığı şaşkınlıktan bugüne ne değişti ki?

    kaynak ve maçtan fotoğraflar: http://ultrasmovement.blogspot.com/...y1-1kayserispor.html
  • 400
    içimizin acıdığı bir akşam daha, bu şekilde puan kaybı da sadece bizden beklenirdi.

    babel, arda gibi topu ayağına bekleyen oyunculardan oğulcan, emre kılınç ve hatta akbaba gibi daha hareketli oyunculardan kurulu 11'e geçiş yapıldığında oyunumuzda aynı ölçüde hızlandı. feghouli'nin top dağıtımı, donk'un luyindama'dan çok daha yüzdeli uzun topları ile topu ileri daha dengeli çıkardık. özellikle taylan'ın kaptırılan toplarda yaptığı şok pres ile topu kazanma süremiz oldukça kısaydı ama bulduğumuz pozisyonları değerlendiremeyince bu verilerin hepsi istatistik olarak kaldı.

    akbaba'nın, diagne'nin ve hatta soso'nun beceriksizlikleri ile devreye berabere girdik maç 0-0 giderken kayseri takımında golü ha yedim ha yiyeceğim beklentisi vardı, hiç bir karşı koyma yoktu ama maç 1-1'e gelince onlara da iştah ve direnç geldi, kalan sürede iyice kale önüne gömülerek, topu kalelerinden uzak tutmaya çalışarak süreyi bitirdiler. yediğimiz golde fatih'e suç bulmuyorum en büyük hata donk'un topu uzaklaştırdığı yer, o top en kötü kornere atılır ama oraya uzaklaştırılmaz, tabi 10 kişi rakibe ceza sahası etrafını bırakmak da orta sahanın aksamasını gösteriyor.

    fatih hoca maç 1-0 olunca zaten kayseri'nin de pek gelmeye ve oynamaya niyeti yok diye takımı biraz değiştirdi ancak etobo, ali yavuz ve emre taşdemir beklenen katkıyı maalesef veremediler. ali yavuz için biraz daha zamana ihtiyaç var, tabi ki oynayacak, tabi ki hata yapacak ama ilk hatasında onu acımasızca eleştirmek kayıptan başka bir şey yazmaz.

    son sözüm de kerem'e; aldığı kısa süreyi bence iyi değerlendirdi, zaten çok iyi işler yaparak buraya geldi, aldığı sürenin artmasını bekliyorum.
  • 402
    34 haftanın 33ünü kazansak, son maçta puan kaybetsek yine üzülürüm. sonuçta futbol kazanma üzerine kurulu bir oyun ama bu maçta kaybettiğimiz puana üzülmedim açıkçası. sadece yazık oldu diyorum. şu avantajlı fikstürde bu kadar eksik varken nefesimizi rakiplerimizin ensesinde hissettirmek onlar için baskı unsuru olurdu ama şu maçtaki oyundan dolayı ne üzülürüm ne de kimseye kızabilirim. daha önce puan kaybettiğimiz maçlarda üzülmekten öte sinirliydim. misal kasımpaşaspor maçında saçma sapan bir futbol oynadık, alanyaspor maçında son dakikada yediğimiz gole resmen sinirimden güldüm ama bu maç o maçlar kategorisine girmiyor. gayet iyi oynadık, sezonun en iyi futbolunu oynadık belki ama bazen böyle maçları da kaybedebiliyorsunuz.

    bu sezon genel görüş şöyleydi; galatasaray iyi futbol oynuyor ama 11 futbolcuyla. ilk 11deki oyuncuları kenara aldığından itibaren yedekler takımı bambaşka oynatıyor. şablon değişiyor. bu maçta 10 tane eksik olmasına rağmen o şablonu bir şekilde tutturabildik. yavaş yavaş yedek oyuncuların da as oyuncu seviyesine gelmesine sevindim açıkçası. oğulcan da diagne de sonradan giren ali yavuz ve kerem de bir şeyler yapmaya çalıştı. iyi sinyaller bunlar bence. lig gerekenden daha uzun. sürpriz puan kayıpları olacak ama oyun şablonunu tutturursan bir şekilde zirveye oynarsın. eleştirilerin aksine ben takımda gayet ışık gördüm. görmeyenler de beni ikna etmeye çalışabilir özel mesaj yoluyla, yönetim cevap niteliğinde bahanesini göstererek entryleri siliyor çünkü ):

    züğürt tesellisi olarak da son dakikalarda gol yemememiz oldu. geçen sezona hiç benzemiyor bu sezon, en azından bu konuda iyiyiz. zirveyle aramızda fazla puan farkı yok, seyircisiz oynamaya da alışıyoruz. üstelik deplasmanlarda da iyi oynamaya başladık. devre arasına kadar bir şekilde nefesimizi rakiplerin enselerinde hissettirirsek, musleranın dönüşüyle beraber bambaşka bir takım olabiliriz. biraz daha sabretmemiz gerekiyor sadece.

    maçın adamına gelecek olursam: taylan, seni bu oyunla milli takıma almayan filozof çok ayıp ediyor kardeşim. şu formunla avrupadaki tüm milli takımlarda oynarsın hiç abartmıyorum. yürüyedur <3
  • 404
    çok fazla gol kaçırdık. atamayana atarlar bile demedim içimden, her türlü kazanacağımıza inandım. ileri uç oyuncularımız maalesef onca pozisyonda skor üretemediler.

    maç içinde 2 şans buldu rakip ve biri gol oldu. futbol işte. ne var ki her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor. golü yedikten sonra öncesi kadar üretken olamadık, çünkü değişiklikler takımı etkiledi.

    aslına bakarsanız ortada 2 puan dışında kaybedilen bir şey yok. yani başımızı dik tutup yolumuza bakmamız lazım. puan farkı çok değil. sadece bu tip galibiyetler kaçınca bir süre olumsuz etkileniyoruz, insanız ama bu olumsuz etkilenme süremizi ne kadar kısa tutarsak o kadar iyi. unutmak ve önümüze bakmak durumundayız.

    verilmeyen penaltımızı atlamayalım. onca atağı sonlandıramasak da maçın sonunda hakkımız olanı alamamak üzücü. yine de bahsettiğim gibi, bu dahil tüm olumsuzlukları unutup önümüze bakmalıyız. buralara takılıp kalmamızı bekleyenler avucunu yalayacak. bir elektrikle sinirlerimizi yeniden harekete geçirme zamanı.

    maçla ilgili notlarım şunlardır:

    hocanın çıkardığı 11 iyiydi, daha ne olsun? atabilsek 3-5 olacaktı. değişiklikler ise tam yerinde olmadı.

    donk genel olarak iyiydi, tek hatası gole mal oldu. canı sağ olsun. aslan gibi hazır adam, lazım olduğunda al oynasın. penaltıda linnes'e attığı kilit pas muazzamdı. emre akbaba'nın maçın başında kaçırdığı net pozsiyonda attığı pas üst seviye klastı.

    taylan'ın her zamanki gibi maşallahı vardı. bu çocuk başka bir çocuk. yıllarca hizmet edip bayrak adamımız olmasını temenni ediyorum. maşallah.

    oğulcan maça biraz tutuk başladı ama kısa sürede toparlayıp bence iyi mücadele etti. majör bir hatası var. diagne'nin muazzam hareketlerle getirdiği ve pas verdiği pozisyonda vurmak yerine sağda bomboş olan arkadaşına yuvarlasa boş kaleye gol atacaktık. bunu da tecrübesizliğine ve heyecanına veriyorum.

    ali yavuz kol beklediğim etkiyi yapamadı ama kısa sürede genel bir kanıya varmak doğru değil. allah ne verdiyse kapanan anadolu takımlarına karşı, gol lazımken ve orta saha nispeten ilk 11'e göre üretkenliğini kaybetmişken bu kardeşimiz hakkında direkt kanı bildirmek kolaycılık olur. daha fazla etki bekler miydim? evet.

    kerem, işte bu şartlarda ve çok kısa sürede muazzam bir etki bıraktı bende. ribery ilk geldiğinde topu ilk stop edişinde bu adamda değişik bir şey var demiştim. kerem'de de değişik bir şeyler var. bence artık sürekli oynaması gerekiyor. örneğin arda ile 11 başlayacaksak, arda ekonomik oynamak yerine maksimumunu ortaya koyar ve yorulduğunda ikinci yarı çılgın bir dinamizm katabilir kerem oyuna.

    yazdığım gibi, tüm olumsuzlukları unutup başımızı dik tutalım. sırada mühim bir deplasman ve hedef 23 yolunda umutlarımız var.
  • 406
    eğer bu maçtaki iyi oyunumuzu sezon başından itibaren göstermiş olsaydık kimse bu kadar üzülmezdi nazar der geçerdik.

    eğer bu maçtaki iyi oyunumuzu kalan maçlarda da sergileyip galibiyet serisi yaparsak 3-4 maç sonra kimsenin aklına bile gelmez puan kaybı. hatta bazı şeyleri değiştirdiğimiz maç olarak iyi bile hatırlanabilir.

    önemli olan iyi oyunu sürdürebilmek. bizi iyi oynadıkça galibiyetler gelecektir illa ki.
  • 407
    sonucuyla kahreden maç. açıkçası bu kadar pozisyona girip beceriksizlikle puan kaybedilen maçlardansa, kısır futbolla puan kaybedilen maçları tercih ederim. özellikle ilk yarıdaki hucüm aksiyonlarının sonuçlandırılamaması başta emre akbaba olmak üzere atak oyuncularına yazar. ilk yarıda fişi çekemeyince mental olarak direnç kazanan kayseri puan çıkarmayı başardı.

    maç boyunca taylan ve marcao’ya neredeyse hiç baskı yapılmadığını da atlamamak gerekiyor. hatta hiçbir oyuncumuz baskı görmedi. bunu da pek anlayamadım açıkçası. çok rahat pozisyona girmemizi sadece izledi kayseri. 10 kişi kalıp geriye yaslanmaları anlaşılır olsa da 11’e 11’ken rakibi hiç rahatsız etmeden geride beklemekle maçı altın tepside sundular. maalesef fırsatı kaçırmış olduk.
  • 408
    2 puan bıraktığımız maç.

    sezonun en iyi topunu oynadığımız iddiasının nasıl bir zırva olduğunu rakamlarla açıklamak isterim.

    -öncelikle rakibimiz maçta aldığı 7 puanla ligde 18. sırada.
    -bu maça kadar sadece 4 gol atabilmiş bir takım. o 4 golün 1 tanesini penaltıdan bulmuş.
    -arka arkaya 3 maçtır kaybediyor.
    -ligin kaleye en az isabetli şut atan takımı.
    -ligde sadece 2 takımdan puan alabilmişler.
    -ligin kaleye en az isabetli şut atan takımı.
    -topa sahip olma oranında ligin 19. sırada yer alan takımı.

    daha bu istatistikleri çoğaltabilirim. üstelik rakip yaklaşık 30 dakika 10 kişi oynamış, iyi bir ilk yarı çıkaran kalecisi sakatlanarak oyundan çıkmış ve takımımız bir penaltı golüyle öne geçmiştir.

    geçen yıl küme düşmekten yönetmelik gereği kurtulmuş ve bu yıl küme düşmenin en büyük adayı olan takım karşısında üstelik içerde oyun üstünlüğünden bahsedip puan kaybını normalleştiriyorsak eğer galatasaray taraftarı ya vasata kendini alıştırmış, yahut fatih hoca gibi gerçekçi olmayan bahanelere sığınıyor demektir.

    10 korner ve bir o kadar duran top kullanılan maçta bir tane organizasyonumuz yok, oyuna giren oyuncularımız daha önce neredeyse hiç süre almadı yani takımın hocası covid gibi bir durumun olası sonuçlarını düşünerek bu oyuncuları sahaya adapte etmeye çalışmadı ve en önemlisi ise takım zaten iyi gitmiyorken milli maç arasında takımın hocası amerika'ya gitti ve takımın eksikliklerine kafa yormadı.

    kimilerine göre şanssız bir gece geçirmiş ve çok iyi oynamış olabiliriz ama bana kalırsa takım çok kötü durumda. kral çıplak!!

    harç bitti yapı paydos.
  • 409
    özellikle ilk yarıda son derece pozitif oynadığımız ancak anlık bir konsantrasyon kaybından 2 puan kaybettiğimiz karşılaşma.

    çok fazla gol kaçırdık ve bunların birçoğu oyuncularımızın beceriksizliğinden kaynaklanıyor. ancak attığımız 1 golle de kazanabilecekken puan kaybetmemiz nedeniyle yediğimiz gol bize mutlaka ders olmalı. çünkü yediğimiz golün hemen öncesinde 3 oyuncu değişikliği birden yaptık. bunlardan 2 tanesi ise iç kanat forvet gibi oynayan oğulcan çağlayan ve emre akbaba ikilisinin yerine ali yavuz kol ve oghenekaro etebo'nun girmesiydi. gustavo campanharo'nun çektiği şutta, onun önünde şut çekmesini engelleyerek pas yapmaya zorlayacak kişiler de yine oghenekaro etebo ve ali yavuz kol olmalıydı bence. ancak bu oyuncuların oyuna henüz girmiş olmalarından dolayı pozisyon anlamında yerlerini alamamış veya oyuna pozisyon anlamında ısınamamış olmalarından dolayı çok fazla geriye geldiler. işte bu noktada tecrübe devreye giriyor. çünkü 10 kişilik rakibe karşı bu kadar geriye gelmemeleri gerekiyordu. bizim orta ve ileri uç oyuncuları neredeyse ceza sahasına kadar gelince kayserispor da ceza sahasının 20 metre kadar önüne konuşlanmış oldu ve yeni giren oyuncuların pozisyonlarına ısınamamış olmalarından dolayı da şut pozisyonu vererek golü yedik.

    peki ne yapmalıydık? her ne kadar fatih terim'in taktiklerine sonuna kadar saygı duysam ve dün oynattığı oyundan dolayı teşekkürü borç bilsem de 3 oyuncu değişikliğini tek seferde yapmaması gerektiğini düşünüyorum. eğer yapacaksa da, bu tip aynı mevkinin ikisini birden değiştirirken tecrübeli oyuncularla değiştirmesi gerekiyor. ya da 3 farklı mevkinin (örneğin forvet, sol bek, sağ açık gibi) değişmesi gerektiği kanaatindeyim. aksi takdirde anlık bir pozisyon hatası başımıza iş açabiliyor.

    eğer bu maçta yaptığımız 3 oyuncu değişikliği hatasından ders almışsak ve giren genç oyuncularımızı bu hatalara yem etmeden geliştirebilecek isek dünkü 2 puan kaybı benim için kayıp değil kazançtır.
  • 411
    çok iyi oynadığımız ama 2 puanı bıraktığımız bir maçı geride bıraktık.
    bunca eksiğe rağmen özellikle 60 dakika rakibi çok iyi bir şekilde geri ittik. sayısız pozisyona girdik. bu pozisyonların gol olmaması şanssızlık olarak da nitelendirilebilir öz güven eksikliği ve yeterince hazır olmamakla da.

    bu maç özelinde hocamı eleştirmek istemiyorum ama bazı hususları da belirtmek istiyorum.
    1- elde kalan oyunculardan kurulu takımı bu maça mükemmel bir şekilde hazırlamış ve motive etmiş. maç taktiği, oyuncu dizilişi ve oyun planı 10 numara. önce onu söylemek lazım. bu takım 60 dakika tek kale oynadıysa bunu oynatan hocanın hakkını vermek lazım.
    2- hoca oyuncu değişikliği konusunda büyük hata yaptı. rakip 10 kişi diye 3 oyuncu birden çıkarıp takım orta sahasını tümden değiştirmek gerçekten büyük hataydı. emre akbaba sol içte ilk defa başarılı bir form göstermekteydi. feghouli sağ iç ona keza. ne zaman değişiklik oldu emre çıktı, soso sağ kanada gitti. akabinde golü yedik. (etebo'nun %100 hatası var, adamı kaçırdı ve takip etmedi) daha sonra da kurmamız gereken baskıyı kuramadık. çünkü takımın dengesi bozuldu. yani 8 numraların ikisi birden değişmemeliydi.
    3- kenarda oturan oyuncuların özgüven sorunu var hocam. dün oğulcan, diagne ve emre akbabada bu gözlendi. oyuncular özellikle son vuruşlarda sağlıklı karar veremedi. emre kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda tereddüt etti, topu 2 kere kontrol etti. özgüveni yüksek olan bir oyuncu o topa direkt vururdu. oğulcan da öyle.

    5 oyuncu değiştirebildiğimiz sezonda tüm oyuncuların aynı seviyede hazır olmaları gerekiyor hocam. görüyorsun korona var, milli takım var risk çok fazla.
  • 412
    yazık olan maç. iyi oynayıp da puan kaybedeceğimiz son maç olmasını umut ediyorum. her sene illaki böyle maçlar yaşanır. ilk yarıda güzel ama beceriksiz bir futbol oynadık. etobo ve donk'a çok kızgınım. böyle kale önü otobüs maçlarında 60'larda gol atmışsın topu ayağında tut gerekirse tempoyu düşür bitir maçı. ama sen ne yapıyorsun yerdeki topa kafa atıyorsun, alanını boşaltıyorsun dan dun vurmaya çalışıyorsun. her şerde bir hayır vardır diyelim son olmasını umut edelim.
  • 413
    ben dahil herkes iyi oynadığımız konusunda yanılgı içerisinde. ilk yarı kayseri sahaya dahi çıkmamıştı nerdeyse. ne saha yerleşimi ne de oyuncu tercihleri doğru idi. galatasaray oyuncuları ilk defa elini kolunu sallayarak defanstan çıkma şansı elde etti ilk yarıda.
    bunda yeni gelen hocaları samet aybaba'nın çıkardığı ilk 11 in inanılmaz etkisi vardı. hem sağ bek hem sol bek pozisyonu hem de forvet hattında inanılmaz garip bir takım çıkarmıştı.
    ikinci yarıda aziz behiç, miguel lopes ve ilhan parlak girdikten sonra yani olması gereken adamlar sahaya girince 10 kişi kalan rakibe pozisyona dahi giremedik.
    iyi oynadığımızı varsaydığımız maça kadar kayseri ligin ankaragücü ile birlikte en kötü takımı idi. sadece 4 gol atmış son 3 maçını kaybetmişti üstelik. manuel fenandes inanılmaz kötü idi resmen takımı 10 kişi oynattı. üstelik yasir, muğdat da sahada yokları oynayan oyunculardı. forvet oyuncuları alibec facia idi.
    şimdi bizim ya iyi oyun beklentimiz düştü kayseri gibi bir takıma kaçırdığımız golleri iyi oyun saymaya başladık ya da vizyonumuz bu kadar.
    açıkçası ben ilk yarıda oynanan ve kaçan pozisyonların ilk yarıda kayseri'nin sahaya çıkmamasına bağlıyorum. bizim tarafta değişen bir şey yok. zaten kayseri gibi bir takıma 4-5 tane net pozisyona yakalayamıyorsak dükkanı kapatalım.
  • 414
    defansta da, onfansta da 10 üzerinden 8 numara top oynadigimizi dü$ünüyorum. tek eksik skordu. son vuru$lar o kadar cilizdi ki, kaleci lung adeta kayseri efsanesine dönü$tü. futbolda topunun cani vardir derler. çok dogru söylenmi$ bir söz. dün ak$am bir türlü girmek istemedi ve kayseri'nin 90 dakikada 2. ciddi vuru$u gol ile sonuçlandi.

    olur böyle $eyler. ben gelecek adina umutluyum. ali yavuz kol, kerem aktürkoglu, ogulcan gibi futbolculari izleme firstatimiz oldu. gelecek adina umutluyum açikçasi.
  • 416
    geçen sene, ankaragücü maçında rakip 10 kişiyken ve 2-0 galipken 2 puan bıraktığımızda ne hissettiysem, sonucunda bana aynı şeyleri hissettiren maç. bu tür maçlarda bu şekilde kolay puan bırakabilen bir takımın şampiyon olabilmesi çok ama çok zor. karar vermek için biraz erken gibi dursa da benim bu seneden pek umudum kalmadı maalesef.
  • 418
    galatasaray'ın iyi oynadığı karşılaşma. bunun sebebi kayserispor'un ligin en kötü takımlarından birisi olmasıdır. pamuk şeker gibi dağılan bir takım hüviyetindeler. tabii ki önceki senelerde bu tarz kolay rakiplere karşı bile kötü oynayan bir galatasaray olduğu için güzel oynadığımız bu maç coşkuyla karşılandı, "her maça böyle oynayalım be abi! bu puan kayıpları telafi olur.", "böyle oynayın canımı yiyin!" gibi şeyler söylendi. işin kötü tarafı şu ki her maç böyle falan oynamayacağız. örneğin bir hafta sonra bu takım rizespor ile maça çıkacak ve hepimiz takımın hala zayıf olduğunu kabullenecek, aynı tas aynı hamam diyeceğiz. eskiden bu tarz maçlarda gelen bol gollü galibiyetlere, rakip takım yetersizdi bundan dolayı bu kadar rahat oynadık yaklaşımı getirilirdi. çok daha ayağı yere basan bir camia görürdük. ne yazık ki şu an sıradan bir anadolu takımından hallice olduğumuz için bu sonucu teknik heyetinden tutun futbolcularına, taraftarından yönetimine kadar herkes sevinçle karşıladı. eksiklerimiz olmasına rağmen kazanmamız gereken bir maçtı ve çok ciddi bir darbe yedik. ligin uzun olması işimize yarayabilir, yine şampiyon olabiliriz ama artık bu takımın değişim olmadan bir geleceği olduğunu düşünmüyorum. umarım artık şu çok geç kaldığımız yeni yapılanmaya gireriz.
  • 419
    çok gereksiz bir puan kaybıyla noktalandı maalesef. ligin en az gol atan takımına karşı golü bulmuşken, üstelik rakip 10 kişi kalmışken o golü yemeyeceksin.

    puan kaybına rağmen öncelikle pozitiflere bakmak gerekirse, takım olarak özellikle ilk yarıda girdiğimiz yüksek sayıda gol pozisyonu, taylan'ın ortalama üzerinde tutmaya devam ettiği formu ve feghouli'nin içe geçmenin de etkisiyle oyuna daha fazla etki etme gayretini sayabiliriz.

    ancak diğer taraftan negatifler çok; her şeyden önce muhtemelen tüm planlarda 3 puan yazılan bir maçtan, üstelik rakip 10 kişi kaldıktan sonra 1 puan ile dönülmesi, başta fatih ve diagne olmak üzere vasat oyuncu performansları (atanın ve tutanın iyi olacak) ve golü yedikten sonraki -uzatmalarla beraber- 25 dakikada takımın gerekli reaksiyonu gösterememiş olması.

    bir de tabii sadece bu maç özelinde değil, genel olarak fiziksel yetersizliğimiz bizi çok geriye çekiyor. takıma baktığımızda fiziksel özellikleriyle fark yaratan oyuncu neredeyse sayamıyoruz. çok güçlü, çok dayanıklı, çok süratli diyebileceğimiz oyuncumuz yok. sakatlık öncesi luyindama kuvvetiyle (ki sakatlık sonrası henüz o noktaya ulaşamadı), omar dayanıklılığıyla (ki o da bir türlü devamlılık sağlayamadı), saracchi de süratiyle biraz ön plana çıkıyor, ancak çok üst seviyede değiller. geçen sene onyekuru'nun tek başına süratiyle ne kadar fark yarattığını hatırlayalım.
    fiziksel anlamda üst düzey oyuncu bulmakta zorlandığımız takımımızda vasat diyebileceğimiz ise bir çok oyuncu mevcut; ürkek linnes, halı saha temposunda oynayan feghouli, sahada gezinen diagne, kasları tempoya el vermeyen falcao, emeklilikten dönen arda, kuvveti minimal emre akbaba... türkiye liginde bu fizik kaliteyle işimiz çok zor.

    son olarak çok kısa görme şansımız olsa da, kerem oyuna girdikten sonra mantalite olarak sorumluluk almaktan kaçınmayan ve kaleyi düşünen bir profil çizdi, oğulcan'ın ürkekliğinin aksine daha fazla katkı yapabilir gibi göründü.