• 2
    parçalı forma ve sarı şortla oynadığımız maçtır. trabzon kadrosunda şota nın olduğu döneme denk gelir. ama trabzon için maalesef ki hagi mizin bizlere uzun yıllar başarı getireceği günlerin başlangıcına da denk geldiğinden trabzonu eli boş geri gönderdiğimiz maçtır. bu maçta galatasarayımız için ve fatih terim için uzun bir maratonun başlangıcı olacak ve başarılar ard arda gelecektir.

    hagi nin attığı gol için;
    http://www.youtube.com/watch?v=JOCCHQdbiNM
  • 3
    mahalle maçlarında herkes maradona olurken ben hagi diye bağırırdım. arkadaşlarım pek anlam veremezdi.(1995) hatta bir tanesi 96 yazında hagi transfer olduktan sonra bağırdığım "şey"in bir insan adı olduğunu yeni anladığını sonradan itiraf edicekti.
    bir avuç ilkokul çocuğu nereden bilsin hagi'yi. benimde bağırdığıma bakmayın sadece özet görüntülerden falan biliyorum oturup bir maçını izlemişliğim yoktu. ama hagi işte ağzımdan hep hagi çıkıyordu.
    transfer olduğunu günü de hiç unutmam. yazlıkta çimlerin üzerinde yine vıcık vıcık terleyinceye kadar maç yapıyoruz. adını tam hatırlamadığım gözlüklü şişman bir arkadaş bisikletiyle hızlıca sahaya dalıp bisikletini bir köşeye fırlattı "olm senin adam gelmiş galatasaraya" diye bağırdı. bir anda maç durdu. ben dahil kimse kimden bahsettiğini anlamamıştı. "hagi olm hagi geldi galatasaray'a" dedi.

    transferi sanki ben bitirmişim gibi galatasaraylı arkadaşlardan tebrikleri kabul ediyordum. maçı bırakmıştık bu kadar büyük bir yıldızın bize gelişini o küçücük beyinlerimizde daha idrak edemiyorduk. mahalle maçında arkadaşlarımıza hava atıcaktık. hagi nin 5 sezon bize yaşatacaklarından bihaberdik.

    fenerli her zaman fenerlidir işte. karşı takımdaki yaşca biraz büyük iki fenerli arkadaşdan biri "hadi len maça devam etmicekseniz bırakalım. neden bu kadar seviniyosunuz ki yaşlı başlı adam o biliyorum ben dedi". üstüne de bana ukalalık yaptığını hatılıyorum. " bu kadar seviniyosun da sanki nası biri olduğunu biliyorsun"
    sonuna kadar haklıydı. ben hagi nin bir maçını bile izlememiştim. ama iki yıldır sokaklarda hagi'ydim işte. çocuğum ya bi savunma yapmam gerektiğini hissettim. "olm bi kere o adam şahane frikik kullanıyor" diyiverdim. o iki fenerli arkadaşın yüzündeki alaycı gülümsemeyi asla unutamam. onlara göre 30 yaşında kariyeri bitmiş bi adamın bizim ligimizde frikikten gol atma şansı yoktu.

    ve hagi'nin ali sami yen'e ilk çıkışı. trabzonspor maçı. erman toroğlu yorumcu. biz yine o mahalleden arkadaşlarla izliyoruz. ben maç boyunca hagi nin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu ne kadar iyi frikik attığını (biraz da kendimi gaza getirdim) anlatıyorum. tam galatasaraylı arkadaşlarıma bile gına gelmişti ki.. gerisini maçı izleyenler hatırlayacaktır. hayatımda en çok sevindiğim gollerden biridir.
    (bu arada hagi ali sami yen 'e ilk monaco ile oynanan hazırlık maçında çıkmıştı sanırım. bu ilk resmi maçıydı.)
  • 7
    http://www.youtube.com/...;amp;feature=related

    videoda da görüldüğü gibi hagi topa vurmuş top barajı geçmiş altıpası geçmiş kaleye girmiş fileye değmiş ve galatasaray seyircisi o an gol olduğunu anlamıştır, bu da 3. ve 4. saniyeye denk gelmektedir, prekazi'den sonra o kadar çok duran top kullanan oyuncuyu özlemişiz ki artık iş umutsuzluğa dönmüş top içeri girdikten sonra inanabilmişiz, zaten prekazi'nin eskişehirspor ile oynana şampiyonluk maçındaki frikiği de aynı kaleye aynı şekilde aynı ayakla(sol) atılmış,aynı şekilde topa vuran kişi top kaleye girmeden sevinmeye başlamış, aynı tribünün önüne doğru koşmuştur.
  • 9
    hiç unutamadığım maç. 9 yaşımdaydım. babamla anneanneme gidiyorduk. yol üzerinde, bir sokağın köşesinde tek katlı ama genişçe bir kahvehane vardı. cine 5 yayını vardı o kahvehanede. biz de tam oradan geçerken içerinin epey kalabalık olduğunu farkettim. dijital casio saatim vardı bir tane. ona baktım ve tam 19:20'ydi*. o ana kadar maçın başladığının farkında değildim. "baba maç başlamış. kaç kaç olduğunu sorup geleyim" dedim babama. "iyi hadi ama takılma bak acelemiz var" diye yanıtladı babam. kahvehaneye koştum. babam arkada kaldı. tam o anda kazanılan serbest vuruşta hagi topun başına geldi. vurdu ve ben tam da o an tanışmış oldum kendisiyle. "baba gol oldu. hagi attı" diye koştum babama. onun yüzünde de hafif bir gülümseme oldu ve "iyi bakalım" diye karşılık verdi. sonra anneanneme geçtik.

    bugün biz de anneannem de hala aynı evlerdeyiz. ben ne zaman anneanneme gitsem hagi ile tanıştığım o köşeden geçerken o anı hatırlarım ve o kahvehaneye bakarım. aslında bakardım demek daha doğru. çünkü yıktılar o kahvehaneyi. yerine çok katlı bir bina diktiler. denizi görüyordu mına koduğum yeri. çakallar kaçırmadılar tabi ki. kahvehanecinin de işine geldi muhtemelen daha çok kazanmak. yıllardı işletiyor o kahvehaneyi. kendisi için belki bir şey ifade etmiyor o köşe. gider başka köşede açar dükkanını ama o köşe bugün 25 yaşına gelmiş bir adamın çocukluk anısıydı. hayatında en çok sevdiği futbolcuyla tanıştığı yerdi o köşe.